T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/499 Esas
KARAR NO:2025/705
DAVA:Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ:11/06/2025
KARAR TARİHİ:16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; .... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya ile müvekkilin davalı ... LTD. ŞTİ. unvanlı iş yerinde 02/12/2002 - 30/09/2005 tarihleri arasında sigortalı olarak hizmet verdiğinin tespiti talebi ile dava açtıklarını, yargılama sırasında davalı şirketin kapanmış olduğunun tespit edildiğini, mahkeme tarafından davalı şirketin ihyası için dava açmak ücrete kendilerine süre verildiğini beyan ederek; davalı şirketin resen terkin işleminin iptali ile İstanbul Ticaret Sicil Memurluğun ... sicil numarasında kayıtlı davalı şirketin resen terkin kararının kaldırılarak ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, gerekçe göstererek tescil talebini reddettiğini, müvekkilinin re’sen terkin işlemini, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğüne ...-0 ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...'nin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu şirketin, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "vergi kaydının terkin edildiği/adresinin tespit edilemediği" ve "5174 Sayılı Kanun kapsamında olduğunun (m. 10)" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığının, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, bu ihtara rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketin ticaret sicilinden terkin edileceği hususunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte 29/04/2013 tarihli 8309 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, müvekkili tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın, dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilinin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsedilemeyeceğini, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçtiğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrası uyarınca, müvekkilinin, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, ihya (ek tasfiye) talebine dayanak teşkil eden davanın, re'sen terkin işleminden sonraki bir tarihte ikâme edildiğini, müvekkili aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun, başlı başına müvekkili Müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmeyeceğini, gerek re'sen terkin işlemlerinin kanuna uygun olması gerekse de geçici madde 7/2'ye aykırı bir durum bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olduğundan da bahsedilemeyeceğini beyan ederek; davanın reddine, sayın mahkemenizce davanın kabulüne kanaat getirilmesi halinde ise dava konusu şirketin, anılan dava dosyası kapsamında ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
...'ne TK 35 maddesine göre tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava dosyasının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açıldığı, 2025/490 Karar sayılı 12/06/2025 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevdi edildiği anlaşıldı.
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde, .... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından gönderilen davalı ... aleyhine ihya davası açmak üzere süre verildiğine ilişkin yazının bir suretini sunmuş olduğu görüldü.
.... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde davacı ... tarafından davalı ... aleyhine, müvekkilinin 02/12/2002 - 30/09/2005 tarihleri artasında davalı iş yerinde sigortalı olarak çalıştığının tespiti talebi ile açılan davada davacı vekiline ... aleyhine ihya davası açmak üzere süre verildiği anlaşıldı.
Dava, TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince resen ticaret sicil kayıtlarından terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
...'ne yazılan yazıya verilen cevapta ...'nin tüm sicil dosyasının gönderildiği, şirketin, 31/07/2013 tarihinde sicil kaydının resen silindiğinin, kayıtlı son adresinin Fatih / İstanbul olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; İhyası istenen şirketin dava tarihi itibariyle Ticaret Sicilinde kayıtlı bulunan şirket merkezinin Fatih / İstanbul olduğu ve mahkememizin yargı yetkisi içinde bulunduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde T.T.K.nun 547/1. maddesi hükmü gereğince mahkememiz kesin yetkilidir. Ayrıca davacının derdest İş Mahkemesi dosyası ile de işbu davayı açmakta hukuki menfaati vardır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Şirket tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkin ile sona ereceği, tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, derdest .... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası için haklı nedenle dava açıldığı anlaşılmakla davanın kabulü ile ...'nin (Ticaret Sicil No: ...-0) .... İş Mahkemesi'nin 2025/499 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davalı bu davada yasal hasımdır. TTK'nın geçici 7. maddesi ile belirli koşullarda ticari şirketlerin sicilden terkin edilmesi için gerekli işlemlerin yapılması hususunda davalıya görev verilmiştir. Somut olayda, davalının terkin işleminin kusurlu olduğu iddiasıyla bir ihya talebi yoktur. İhya talebi, iş mahkemesindeki davaya devam edebilmek için yapılmıştır. Bu nedenle, yasal hasım olan davanın yargılama giderlerinden sorumluluğunu gerektiren bir durum yoktur.
Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2866 Esas, 2024/4419 Karar ve 29.03.2024 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” cümlesi eklenmiş olup anılan Kanun'un 23. maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün değilir.
Davalı ... açısından açılan dava açısından; dava, tüzel kişiliği bulunmayan şirkete karşı yöneltilmiş olmakla HMK'nın 114/1-d maddesinde düzenlenen ve dava şartı olan taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-İhyası Talep Olunan İhyası Talep Olunan ...'nin (TİCARET SİCİL NO: ...-0) .... İş Mahkemesi'nin 2025/499 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere İHYASINA,
2-... aleyhine açılan davanın usulden reddine,
3-Tasfiye memuru olarak Metin Salık'ın atanmasına,
4-Şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin karar kesinleştiğinde ticaret sicilde tescil ve ilanına,
5-Tasfiye memuruna ücret atanmasına yer olmadığına,
6-Yeterince harç alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ...'nün yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçtan sorumlu tutulmamasına,
9-Davacı vekilince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır