T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/621 Esas
KARAR NO:2025/631
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:25/08/2025
KARAR TARİHİ:29/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.09.2023 tarihinde, meydana gelen sel su baskını/ yağış sonrası davalı ...'nin alt yapı ve teknik donanım yetersizliği nedeniyle biriken sel suları, "..." adresinde bulunan dava dışı sigortalı işletmeye sirayet ederek muhtelif emtialarda hasara sebebiyet verdiğini, bunun üzerine sigortalının zararı müvekkili şirket tarafından tazmin edilmiş olup söz konusu tazminatın sorumluluğu bulunan davalıdan TTK 1472. Madde kapsamında rücuen tazmini için öncelikle arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş, ne var ki anlaşma sağlanamadığını, Dava dışı sigortalı ...Ve Tic Ltd Şti 'nin kiracı bulunduğu işyeri 18/03/2023 - 18/03/2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı “Ticari İşyerim Paket Sigorta Poliçesi ” ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketi 127.668,71 TL tutarındaki sigorta tazminatını ödeyerek, TTK 1472. ve devamı maddeleri uyarınca sigortalısı yerine geçerek haklarına halef olduğunu bu doğrultuda müvekkili şirket sigortalı iş yerinin gerçek zararını bağımsız ve tarafsızca tanzim edilen ekspertiz raporu doğrultusunda tazmin etmiş olduğundan sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalı yandan rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğunu, bunun dışında müvekkili şirket bir yandan sigortalının haklarına halef olarak ve bir yandan da sigortalı tarafından imzalanan ibraname/temlikname vasıtasıyla Türk Borçlar Kanunu’ndaki alacağın devri hükümlerine dayanarak işbu davayı açtığını, 05.09.2023 tarihinde meydana gelen sel/seylap sonucunda hasarların meydana geldiği, Mahalde yapılan kontrollerde 05.09.2023 tarihinde meydana gelen yoğun yağışlar nedeni ile geri tepen suların sigortalı işyerinde hasara sebebiyet verdiği tespit edildiği, ekspertiz incelemesinde laminat parkelerde, kapılarda pis su sirayetine bağlı hasarlar tespit edildiği, ekspertiz incelemesi ile tespit edildiğini, bu aşamada ekspertiz raporları kesin delil olmamakla birlikte, ekspertiz raporlarının hukuki niteliği hususunda Danıştay 8. Daire’ nin E. 2011/2237 Esas ve 2011/2623 Karar sayılı 11.5.2011 tarihinde verdiği karar ile; eksper raporlarının tarafsız ve bağımsız biçimde tesis edildiği ve hukuken geçerli belge niteliğini haiz olduğunu ve yargılamada hükme esas alınabilecek kuvvetli delil niteliğinde olduğu Mahkemenin de takdirinde olduğu, bu durumda ekspertiz raporu objektif, tarafsız ve bağımsız bir şekilde tazminat yükümlüğünü ortaya koyduğundan müvekkili sigorta şirketince aynı tutar üzerinden ödenen sigorta tazminatını davalı yana rücu hakkını haiz olduğunu, hizmet kurusu, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin hiç işlememesi, kötü işlemesi veya geç işlememesi sonucu ortaya çıkan ve idarenin ortaya çıkan zararı ödemesini öngören bir sorumluluk türü olduğu, meydana gelen olay dolayısıyla da davalı idarenin gerekli ve yeterli altyapı ve drenaj sistemini yapmayarak yaptıysa da gerekli bakım ve denetimi yapmayarak sorumlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketi 127.668,71 TL tutarındaki sigorta bedelini ödeyerek, TTK 1472. ve devamı maddeleri uyarınca sigortalısı yerine geçen ve haklarına halef olduğunu, bu doğrultu da müvekkili şirket sigortalı aracın gerçek zararını bağımsız ve tarafsızca tanzim edilen ekspertiz raporu ve tahkim kararı doğrultusunda belirlenen hasar bedelini tazmin etmiş olduğundan sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalı yandan rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler ile, davanın kabulüne, davalı ...' den şimdilik 127.668,71 TL'nin, 25.09.2023 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olup, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolu idare mahkemeleridir. dolayısıyla, işbu davanın İstanbul İdare Mahkemelerinde açılması gerektiğini, görülen davada adli yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle Mahkemenin görevsizliğinden davanın reddine karar verilmesini, dava ehliyetinin tespiti açısından poliçe kapsamının detaylı incelenmesi gerektiğini, davacının dosyaya sunduğu beyanlarında belirtildiği üzere dava konusu zararın meydana geldiği mahalin, ana veya arterde kalıp kalmadığının tespit edilmesiyle belirleneceği üzere; yağmur sularının tahliyesinden sorumlu olan İBB veya İlçe Belediyesi olan ... Belediyesinin sorumluluk alanında olduğundan müvekkili idareye husumetin yöneltilmesi haksız ve dayanaksız olduğu,
bu davada husumet yöneltilecek esas idare İlçe Belediyesi veya İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğu, müvekkili idarenin işbu davada hasım olmamasının gerektiği, zira yağmur suyu kanallarının yapım, bakım ve işletmesi ana arterlerde İBB, diğer cadde ve sokaklarda ise İlçe Belediyelerinin uhdesinde olduğu, yağmur suları için alıcı ve akıcı ortam oluşturmak yağmur sularını çevreye zarar vermeyecek biçimde yollardan, bu alıcı ve akıcı mecralara tahliye etmek görev ve yetkisi münhasıran belediyelere ait olduğu, müvekkili idare sadece içme suyu temininden ve atık suların tahliyesinden sorumludur yağmur sularının uzaklaştırılmasından sorumlu olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, davacının zararı mücbir sebepten kaynaklanması nedeniyle meydana gelen zarar ile mücbir sebep kaynaklı illiyet bağının kesildiği bu durumun göz önünde bulundurularak davanını reddine karar verilmesini, davaya konu olayın meydana geldiği 05.09.2023 tarihinde İstanbul İlinde felaket yaşandığı, söz konusu tarihte İstanbul'un bazı ilçelerinde metrekareye yaklaşık 125-150 kg yağış düştüğünü, bir anda gerçekleşen ve metrekareye düşen 125-150 kg yağışın oluşturacağı felaketi önlemek imkansız olacaktır. söz konusu ilçelerin yeraltını tamamen yağmur suyu gideri ile kaplanmış olsa bile, yaşanan felaketle başa çıkılması imkansız olduğunu, dava konusu olayın yaşandığı tarihte hemen hemen tüm haber kanalları, tüm haber siteleri, İstanbul ' da yaşanan sel felaketini konu edinmiştir. söz konusu sel felaketinin mücbir sebep olduğu, Mahkemece, Meteoroloji Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, söz konusu olay tarihi olan 05.09.2023 tarihinde istanbul ... bölgesine ne kadar yağış düştüğü, olay tarihinde düşen yağışın ortalamanın altında - üstünde olup olmadığı, yıllara göre aynı tarihlerde İstanbul ... İlçesine ne kadar yağış düştüğünün istenmesini, davacı davasını hasar dosyasına ve ekspertiz raporuna dayandırmakta ise de söz konusu rapor, sigorta eksperleri yönetmeliğine uygun olarak hazırlanmamış ve tek taraflı oluşturulmuştur bu nedenle ekspertiz raporunun tek başına huzurdaki davaya dayanak edilerek izafe edilmesinin taraflarınca mümkün olmadığını, tüm bu açıklanan nedenler ile, davanın öncelikle, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan, husumet yokluğu, zamanaşımı nedeniyle usulden reddine; davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaleten davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, su baskını sebebiyle zarar gören sigortalıya ödenen tazminatın, kusurlu olduğu iddia edilen davalı idareden rücu istemine ilişkindir.
Davacı, husumeti ...’ye yöneltmiştir. Davalının sorumluluğu hizmet kusuruna dayanmaktadır. Davalının hukuki konumu itibariyle yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. HMK md. 114’te dava şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının b bendi “yargı yolunun caiz olması” şeklindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden özetilmesi gereken unsurlardır. Bunlardan birinin eksik olması halinde davanın usulden reddine karar verilir.
Somut olayda davalı taraf ... olup, ... kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ...’nin kamu hizmeti görürken vermiş olduğu zararlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir. Hizmet kusuruna ilişkin açılacak tam yargı davalarında ise idari yargı yoluna gidilmesi gerekir. Bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 05/02/2024 tarihli 2023/545 E. ve 2024/40 K. sayılı ilamda “17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.
19. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucuya 4.600,00 TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın HMK. Madde 114/1-b ve 115/2 uyarınca yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.564,87-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere karar verildi. 29/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır