T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/684 Esas
KARAR NO:2025/822
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/04/2025
KARAR TARİHİ:24/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... Şubesi nezdindeki hesabından ... seri no’lu keşide yeri ... olan, 28/02/2025 ödeme tarihli, 759.853,00 TL bedelli adet çeki, dava dışı lehdar ... ... Paz. Ve Servis A.Ş. 'a keşide ettiğini, keşideci müvekkili şirketin, lehdar ... ... Paz. Ve Servis A.Ş. 'ye göndermek üzere ... ... ...'nden 30/10/2024 tarihinde ... barkod numaralı gönderi ile kargoya verdiğini, ancak kargoya verilen çekin, lehdara ulaşmadan çalındığını, ilgili çekin çalındığını anlaşılmasının üzerine dava dışı lehtar ... ... Paz. Ve Servis A.Ş. tarafından .... Aslive Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosya ile çek iptal davası açıldığını ve ödemeden men kararı alındığını, ayrıca müvekkili şirket tarafından çekin çalındığı öğrenilince ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2024/...
Soruşturma Numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ilgili çekin, çalındıktan sonra lehtar ... ... Paz. Ve Servis A.Ş.'nin sahte kaşesi ve sahte imzası ile cirolanarak piyasaya sürdüğünü ve taraflarınca İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Sayılı Değişik İş Dosyası ile ilgili çek bedelinin üzerinden % 20 teminat bedeli yatırılarak; "muhtemelen açılabilecek icra takiplerinin tedbiren durdurulması için" ihtiyati tedbir kararı alındığını, ayrıca, müvekkili şirket tarafından keşide edilen ve çalınan işbu çek yerine dava dışı lehtar ... ... Paz. Ve Servis A.Ş.'ye, ... Bankası ... ... Şubesi nezdindeki hesabından ... seri no’lu keşide yeri ... olan, 28/02/2025 ödeme tarihli, 759.853,00 TL Bedelli yeni bir adet çek keşide edildiğini ve işbu yeni çekin ödendiğini, müvekkili şirketin çek lehtar ya da cirantalarına hiçbir borcu bulunmadığını, arz edilen ve Sayın Mahkemece re'sen nazara alınacak sair hükümler eşliğinde; menfi tespit ve çek istirdat davamızın kabulü ile, öncelikle ihtiyati tedbir kararının devamı ile müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine, müvekkili şirket tarafından keşide edilen ... seri no’lu keşide yeri ... olan, 28/02/2025 ödeme tarihli, 759.853,00 TL Bedelli 1 adet çekin müvekkil şirkete iade edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla menfi tespit davası açılmasına sebebiyet verenler aleyhinde, konusu alacağın %20 aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalılardan tahsili ile müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ile Avukatlık vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılara usulüne uygun olarak tebligat çıkartılmış, ancak süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kargoda çalınan çek sebebiyle menfi tespit ile çek istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı ...-... seri numaralı 28/02/2025 tarihli 759.853TL bedelli çekin keşidecisidir. Davalılar ... ve ... çekin arkasında imzası bulunan cirantalar, diğer Davalı ... ise çekin hamilidir. Davacı, kendi imzasına itiraz etmemekle birlikte lehtar ...’ın imzasının sahte olduğunu ve çekin kargoda çalındığını öne sürerek menfi tespit ve çek istirdadı talebinde bulunmuştur.
Kanunlarımızda kambiyo senetleri olarak poliçe, bono ve çek düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerinin kanunlarımızda öngörülen ve hem uygulamada hem de doktrinde kabul edilen ortak özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan biri TTK md. 724 uyarınca müteselsil sorumluluktur. Senette imzası bulunan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur (Fırat ÖZTAN, Kıymetli Evrak Hukuku, B.19, Turhan Kitabevi, Ankara 2015, s.70; Hasan PULAŞLI, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, B.1, Adalet Yayınevi, Ankara 2011, s.104). Kambiyo senetlerinin ikinci özelliği imzaların istiklâli ilkesidir. TTK md. 677'ye göre, senette sahte, hayali veya herhangi bir sebeple imzalayanı bağlamayan bir imzanın bulunması, diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Dolayısıyla geçerli bir imzası bulunan kişiler, kambiyo senedinin geçersiz olduğunu veya diğer imzaların geçersiz olduğunu öne sürerek sorumluluktan kurtulamaz (ÖZTAN, s.70-71; PULAŞLI, s.105). Kambiyo senetlerinin üçüncü özelliği sebepten soyut olmalarıdır. Bu ilkeye göre, kambiyo senetleri temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Senedin ihtiva ettiği alacak hakkı temel ilişkiden ayrı olarak doğrudan senedin kendisinden kaynaklanmaktadır (ÖZTAN, s.71-72; PULAŞLI, s.105). Son olarak kambiyo senetleri kamu güvenine mazhar senetlerdir. Yani senette yazılı olduğu şekilde hakkın varlığı kabul edilir. İyi niyetli herkes senetteki hakkın varlığına güvenmekte haklıdır. Senette görünüşe güven ilkesinin kabul edilmesi hem hukukî hem de ticari yaşantıda güvenlik ve hız açısından önemlidir (PULAŞLI, s.106).
Yargıtay HGK 2014/19-806 Esas ve 2016/298 Karar sayılı ilamında "İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677 (eTTK 589) maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir." şeklinde, imzasını inkâr etmeyen keşidecinin, lehtarın imzasının sahte olduğu yönündeki def'iyi hamile karşı öne süremeyeceğine ve çekteki sorumluluğunun devam ettiğine hükmetmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 11. HD 2020/4965 Esas ve 2021/2322 Karar sayılı ilamında "...dava konusu bononun keşidecilerinin davacılar olduğu, keşideci imzalarının inkar edilmediği, TTK 677. maddede düzenlenen imzaların istiklali prensibi gereği lehtar imzasının geçersizliğinin davacı keşidecilerin sorumluluğunu etkilemeyeceği, dava konusu bonoda lehtar imzası sahte olsa dahi ciro zincirinde kopukluk bulunduğunun kabul edilemeyeceği, davalının bonoda ciro yoluyla yetkili hamil olduğu, mahkemece davanın esastan reddi gerekirken usulden reddinin yerinde olmasa da davalı tarafın temyizinin bulunmaması nedeniyle bu hususa değinilmekle yetinildiği, davanın reddi kararının sonucu itibariyle yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş..." gerekçesi ile verilen ret kararını onamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi aynı içtihadını 2022/811 Esas ve 2023/294 Karar sayılı ilamı ile de devam ettirmiştir. İstanbul BAM 16. HD 2021/723 Esas ve 2023/194 Karar sayılı ilamında "Kambiyo senetlerinde imzaların istiklali prensibi geçerli olup, çekte keşideci olan asıl davanın davacısı, lehtar cirantanın imzasının sahteliğine dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunamayacaktır." şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm ilkeler ve içtihatlar doğrultusunda, imzaların istiklâli ilkesi uyarınca senette imzası bulunan herkesin kendi imzasından sorumlu olduğu, başkasının imzasının sahteliğine dayanarak menfi tespit talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda somut olayın değerlendirilmesinde dava konusu takibe dayanak çekin ciro zincirinin muntazam olduğu ve ciro zincirinde kopukluk bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde kesintisiz ciro zinciri, hak sahipliğine karine teşkil etmektedir. Davacının iddia ettiği şekilde lehtarın imzasının geçersiz, sahte olduğunun ileri sürülmesi ciro zincirini koparmaz. Yukarıda açıklandığı üzere, imzaların bağımsızlığı ilkesi ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak davacı keşidecinin menfi tespit davası açmasına olanak sağlamaz. Lehtarın imzasının sahteliği, lehtar tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def’idir. Ancak davacı keşideci, kendisine başvuran alacaklıya karşı lehtarın imzasının sahteliği def'ini öne süremez. Aksinin kabulü halinde kambiyo senetlerinin kamu güvenine mazhar olma özelliği ortadan kalkacak olup, senetteki görünüşe güven ilkesi anlamsız hale gelecektir. Böylece kambiyo senetleri ile sağlanan hukukî ve ticari güven ile hız prensibi ortadan kalkacaktır. İmzasını inkâr etmeyen davacı keşidecinin senetten dolayı borçlu olduğu aşikârdır. Lehtarın imzasının sahteliği keşidecinin borcunu ortadan kaldırmayacaktır. Dolayısıyla keşidecinin borçlu olmadığına karar verilmesi halinde, keşidecinin sebepsiz zenginleşmesine neden olunacaktır. Senetteki borcun ödenmesi durumunda senede dayalı borç sona erecek olup; senedin rızası hilafına elinden çıktığını iddia eden lehtarın, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kendisinden sonraki kişilere başvurma hakkı saklı kalacaktır.
Çekin çalınmasına ilişkin davacının yaptığı şikâyet sonucu başlatılan soruşturmada KYOK kararı verilmiş ve verilen KYOK kararı kesinleşmiştir. Dolayısıyla çekin çalındığı ve davalıların bu hırsızlıktan sorumlu olduğu davacı tarafından ispat edilememiştir.
Keşidecinin çekin istirdadı talebinin değerlendirilmesinde, lehtar ile aralarındaki ticari ilişkinin inkâr edilmediği gözetildiğinde istirdat talebinde bulunması gereken tarafın lehtar olduğu, keşidecinin çekin istirdadını talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davacı keşidecinin kendi imzasını kabul ederek, lehtarın imzasının sahteliğine dayanarak menfi tespit talebinde bulunamayacağı, çekin çalındığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Menfi tespit davası reddedildiği için İİK md. 72/4 uyarınca %20 oranında tazminata hükmedilmiş ve tedbir kararı kaldırılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın reddine,
2-İİK md. 72/4 uyarınca Mahkememizin ... D.İş sayılı 06/03/2025 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına,
3-İİK md. 72/4 uyarınca 151.970,60 TL’nin davacıdan alınarak Davalı ...’e verilmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 12.360,99-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... ANONİM ŞİRKETİ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 119.978,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ... ANONİM ŞİRKETİ'ne verilmesine,
7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/11/2025
Katip ...
Hakim ...