T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/725 Esas
KARAR NO : 2026/310
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/07/2025
KARAR TARİHİ : 04/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin İstasyon Mahallesi ... Sokak No:.. Gebze/Kocaeli adresindeki işyerine İstanbul ...İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyadan yazılan talimat ile Gebze ...Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasından 13/08/2024 tarihinde hacze gelinmiş olduğunu, hacze gelinen dosyada ...Şirketinin borçlu olduğunu, alacaklı şirketin ise davalı ... Yönetim Anonim Şirketi olduğunu, haciz sırasında alacaklı vekilinin talebi üzerine evrak araştırması yapılmış, bazı belgeler gerekçe gösterilerek, haciz tutanağında yer alan davacı müvekkili şirkete ait mallara haciz konulmuş olduğunu, davacı müvekkili şirket tarafından gerekçe olarak sunulan belgelerle ilgili olarak gerekli açıklamalar yapılmasına rağmen icra memuru tarafından bu açıklamalar dikkate alınmamış ve istihkak iddiası tutanağa geçirilerek haciz işlemine son verilmiş olduğunu, akabinde taraflarınca İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında istihkak davası ikame edilmiş olduğunu, aynı zamanda icra dosyasına vekalet ve beyan sunulmuş, ancak icra dairesi beyanını dosyaya eklememiş ve dosyaya taraflarını dahil etmemiş olduğunu, icra dosyasına istihkak iddia eden ... Makineleri Liman Vinçleri İmalat Bakım Onarım Sanayi Tic. A.Ş. Vekili olarak vekaletname ve dilekçe sunmalarına rağmen dosyaya eklenmelerinin sağlanmadığını, akabinde yokluklarında icra dairesi tarafından istihkak iddiası ile ilgili olarak İİK 97. Madde kapsamında takibin taliki veya devamı hususunda karar vermesi için dosya İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmiş olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak iddiasında bulunan taraf dosyaya eklenmemiş, taraf vekili de dosyaya eklenmemiş, yokluklarında karar verilmiş olduğunu, takibin devamına yönelik olarak verilen karar ise, dosyada vekil olarak Av. ... vekaleti olmasına rağmen asile tebliğ edilmiş, tebliğin yapıldığı aynı gün olan 03.10.2024 tarihinde ise alacaklı tarafça haczedilen malların muhafazası için müvekkiline ait işyerine hacze gelinmiş, haciz sırasında müvekkili, istihkak davası ikame ettiklerini, takibin devamına ilişkin kararın tarafına henüz tebliğ edildiğini beyan etmesine rağmen icra memuru işlem yapmaya devam etmiş, bu kez, borcu ve hacizi kabul etmemekle birlikte, müvekkil şirketin iş yaptığı makinelerin hacizle muhafaza altına alınma riski ortaya çıkması nedeniyle, borcu haciz baskı ile de olsa tutanağa geçirmek suretiyle İİK 111. Maddesinde yer alan taksitle ödeme taahhüdünde bulunmak isteyen müvekkili şirket yetkilisinin bu talebi icra memuru tarafından hukuka aykırı olarak reddedilmiş olduğunu, İcra İflas Kanununun 111. Maddesinin 1. Fıkrası hükmü uyarınca bu taahhüt icra memurunun takdirinde yer almadığı gibi alacaklının muvafakatine de bağlı olmadığı, ancak, icra memuruna bu husus açıkça yasal dayanağı ile birlikte ... Hukuk Bürosu çalışanı... tarafından telefonda belirtilmesine rağmen icra memuru, ödeme taahhüdünü kabul veya reddetme yetkisini talimat icra dairesinde bulunmadığı, bu talebi olumlu karşılamayacağı ve hacze devam edeceği sözlü olarak beyan edilmiş, bu duruma telefon ile olay yerine bağlanan ...ve müvekkili şirket çalışanı ...'ın bizzat şahit olduğu, durumun iş yaptığı makinelerin haczine ve muhafazasına doğru gittiğini gören müvekkili şirket yetkilisi ... makinelerinin haczedilmesini önlemek için manevi cebir ve haciz baskısı ile alacaklı vekili ile protokol imzalamak zorunda kalmış olduğunu, alacaklı vekili, haciz tutanağına herhangi bir beyan yazılmaması, harici bir protokol düzenlenmesi halinde ödemeleri kabul edebileceğini beyan etmiş olduğu, kendisini bu hususta mecbur hisseden müvekkili şirket yetkilisi alacaklı vekili ile protokol imzalamak zorunda kalmış olduğunu, Alacaklı ile müvekkili şirket yetkilisi arasında imzalanan protokol mevcut olduğunu, protokol ile, müvekkili şirket, borçlu olmadığı bir parayı haciz ve muhafaza tehdidi altında 60.000,00 TL nakit ve 250.000,00 TL çek ile ödemek durumunda kalmış olduğunu, icra memuru ise yaşanan bu olayların hiçbirini tutanağa geçirmeksizin hacze son verildiğine dair 03.10.2024 tarihli haciz tutanağı tanzim ettiği, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, dava konusu mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş olduğunu, hata, hile ve korkutma sonucu imzalanan protokolün geçersiz olduğu ve istirdat talebinin kabul edilmesi gerektiği yönünde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/693 Esas, 2024/444 18.9.2024 tarihli kararında bu tür olaya uygulanması gereken hukuka yönelik açıklamalara yer verildiğini, mevcut olayda da, davalı şirket, davacı müvekkili şirketin borçlu olmadığı dosyada, asıl borçlu şirketten tahsil kabiliyeti olmadığını düşüncesiyle, borçlu olmayan ve borçlu ile ilişkisi bulunmayan müvekkili şirket işyerine hacze gelmiş olduğunu, borçlu asıl şirketle doğrudan ilişkisi bulunmamasına rağmen müvekkili şirkette haciz yapmış, akabinde istihkak davası açılmış olmasına rağmen, istihkak davasında ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olmasından faydalanan davalı şirket, yukarıda izah ettiğimiz üzere, İİK. 97 maddesi gereği alınan takibin devamı kararı üzerine, kararın müvekkili şirket vekiline tebliğ edilmesi gerekirken vekile tebliğ edilmeden, müvekkili şirket yetkilisine tebliğ edildiği aynı gün müvekkili şirkete, şirketin iş yaptığı makinelerin haciz ve muhafazası için 03.10.2024 tarihinde davacı müvekkili şirkete hacze gelmiş olduğunu, yine yukarıda ayrıntıları ile izah ettiği üzere, hacizli mallar muhafaza edilmek istenmiş, müvekkili şirket yetkilisi ve hukuk bürosu çalışanının taksitlendirme talepleri hukuka aykırı olarak reddedilmiş, saatlerce süren baskı ve haciz ve muhafaza tehdidi altında, işlerinin aksamaması için davacı müvekkili şirket yetkilisi, davalı alacaklı varlık yönetim şirketi vekili ile protokol imzalamak zorunda kalmış olduğunu, haciz sürecinde yaşananlar, muhafaza baskısı, haczin uzun sürmesi konularında haciz tutanağında da imzası bulunan polis ... sicil numaralı polis memurunun tanık olarak dinlenmesini talep ettiğini, ayrıca, söz konusu hacze gelindiğinde ve haciz mahallinden ayrıldığı zaman dilimlerini gösteren kamera kayıtları da dava dilekçesine ekleneceğini, tüm bu açıklamalar ışığında söz konusu protokolün TBK 38. Maddesinde hüküm altına alınan korkutma altında imzalatıldığı açık olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin iradesi sakatlanarak yapılan protokolün geçersi olduğunu, dolayısıyla söz konusu protokolün feshi ile protokol çerçevesinde yapılan ödemelerin de istirdadına karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/693 Esas, 2024/444 18.9.2024 tarihli kararında benzer şekilde değerlendirme yapılmış olduğunu, uyuşmazlığın çözümü için ticari dava şartı arabuluculuk yoluna başvurmuş,...Arabuluculuk Bürosunun ...Esas sayılı dosyasında arabulculuk başvurusu anlaşamama ile sonuçlanmış olduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında davanın kabulü ile, 03.10.2024 tarihli protokolün feshi ile ödenen bedellerin istirdadına karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, 03.10.2024 tarihli protokolün feshine, davacı müvekkilinin borçlu olmadığı halde manevi cebir ve baskı altında ödemek zorunda kaldığı 60.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 03.10.2024 tarihinden, 06.12.2024 vade tarihli 250.000,00 TL miktarlı çek bedelinin de ödendiği tarih olan 06.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, 03/10/2024 tarihli Protokolün haciz baskısı ve manevi cebir altında imzalandığı, hata,hile ve korku ile imzalanan protokolün geçersiz olduğu ve istirdat talebinin kabul edilmesi gerektiği ileri sürülerek, 03/10/2024 tarihli Protokolün geçersizliğine ve tarafımıza ödenen paranın istirdatına karar verilmesi talepli işbu davanın ikame edildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup davanın tarafınca kabulünün mümkün olmadığını, işbu davanın, TBK 39.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olup; davanın süre yönünden reddi gerektiğini, istirdat davası borçlu tarafından açılabilecek bir dava olup; icra dosyasında 3.kişi konumunda olan davacının işbu davayı açmakta taraf ehliyeti bulunmadığını, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafın korku ve irade sakatlığına ilişkin iddialarını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının haciz baskısı ve tehdidi altında tarafıyla Protokol imzaladığı ve bu protokol kapsamında ödemeler yaptığı iddiasına karşı, haczin 03/10/20024 tarihinde yapılmış olması sebebi ile haciz tehdidinin en geç 04/10/2024 tarihinde ortadan kalktığının kabulünün gerektiğini, bu itibarla TBK 39.maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde açılmayan davanın reddinin gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, davacı tarafın, ödemiş olduğu parayı ancak borçlu aleyhine açacağı bir dava ile ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceğini, davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın imzaladığı protokol kapsamında icra dosya borçlusu şirketin borcu üstlendiğini ve bu kapsamda borçlu adına ödeme yapmış olmakla, ödediği parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ve ancak borçludan talep edebileceğini, zira izah ettiği üzere icra dosya borçlusu olmayan davacının istirdat davası açması mümkün olmadığı gibi, yapılan ödemeler borçlu adına yapılmış olmakla ancak borçluya karşı açılacak bir dava ile talep edilebileceğini, davacı tarafın, icra tehdidi ve baskısı altında protokolü imzaladığı ve ödeme yaptığı iddialarını ispata yarar hiçbir delil dosya kapsamında mevcut olmadığını, davacı tarafından, kendilerine ait iş yerinde tarafınca borçlu adına haciz işlemi yapılmak istendiğini, bu haciz işlemini engellemek amacıyla şirket yetkilisinin manevi cebir ve baskı ile tarafıyla protokol imzalamak zorunda kaldıklarını, işbu protokol kapsamında borçlu olmadıkları bir parayı ödemek zorunda kaldıklarını, bu bağlamda 60.000,00 TL nakit ve 250.000,00 TL çek ile ödeme yapmak zorunda kaldıklarının iddia edildiğini, işbu sözleşme, davacı şirket yetkilisi tarafından hür iradesi ile imzalanmış olup; davacının iddialarının hiçbir somut dayanağı bulunmadığını, davacı tarafın tacir olması sebebi ile basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunmakta olup; iradesinin sakatlandığını ileri sürmesi mümkün olmadığını, davacı tarafın, dava dışı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde kendisine ait iş yerine hacze gelindiğini, haciz baskısı ve tehdidi altında kalması sebebi ile sırf haczi engellemek amacıyla tarafımızla protokol imzaladığı, haciz korkusu sebebi ile iradesinin sakatlandığı ileri sürüldüğünü, davacı ile borçlular arasında alacaklıdan mal kaçırma kastıyla muvazaalı işlemler yapıldığı icra dosyası kapsamı ile açıkça ortada olduğunu, öncelikle yasada belirtilen hak düşürücü süre içerisinde açılmayan işbu davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, davacının icra dosya borçlusu olmaması sebebi ile İİK 72/7. maddesi gereği istirdat davası açma hakkı bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhinde %20 den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Türkiye ... Bankası, Türkiye... Bankası A.Şne müzekkere yazılarak, çek bilgileri sorulmuş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
...Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına müzekkere yazılarak, Mahkememiz dava dışı ...TİC.LTD.ŞTİ (VKN:..)'nin, sicil dosyasının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Ticaret Odası Başkanlığına müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ...TİCARET ANONİM ŞİRKETİ (VKN:..)'nin, sicil dosyasının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
İstanbul ... İHMye müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
İstanbul ... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, ...esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, ... talimat sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, haciz baskısı ve manevi cebir altında imzalanan sözleşmenin iptali ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalının 03/10/2024 tarihinde haciz işlemi için işyerine geldiğini, kendisinin borçlu olmamasına rağmen haciz baskısı ve manevi cebir altında sözleşme imzaladığını ve toplamda 310.000 TL ödediğini beyan etmiş, ödediği bedelin iadesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki 03/10/2024 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin hukuki niteliğinin TBK md. 201 uyarınca borca katılma sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Borca katılma sözleşmeleri Kanun’da “mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Bu sözleşme ile birlikte borca katılan, borçlu ile birlikte müteselsil olarak sorumlu olur. Dava konusu sözleşmenin alacaklısının davalı şirket olduğu, borca katılanların davacı şirket ile ... olduğu ve asıl borçlunun ... şirketi olduğu görülmüştür.
Davacı, imzaladığı bu borca katılma sözleşmesinin haciz baskısı ve manevi cebir altında imzalatıldığını bu sebeple geçerli olmadığını iddia etmiştir. Davacının bu iddiası irade sakatlığı hallerine dayanmaktadır. Dosya kapsamındaki evraklar ile icra dosyasında yer alan haciz tutanağının incelenmesinde haczin polis eşliğinde yapıldığı, icra memurunun tutanağına baskı veya cebre ilişkin bir husus yansıtmadığı görülmüştür. Davacının polis memurunun tanık olarak dinlenmesi talebi, usulüne uygun olarak tanık listesi sunulmadığından ve kamera kayıtlarının incelenmesi talebi davacının kendi işyerine ait kamera görüntülerini delil sunma süresi içinde sunmamış olması sebebiyle mahkememizce kabul edilmemiştir. Tanık olarak bildirilen kişilerden ... şirketin yetkilisi olması sebebiyle ve diğer iki tanık resmi belge niteliğindeki senede karşı tanıkla ispat yasağı uyarınca mahkememizce tanık dinlenmemiştir. Haciz tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli bir resmî belge olduğu gözetilerek, haciz tutanağına itibar edilmiş ve başka bir delil sunulmadığından davacının irade sakatlığı iddiasını ispatlayamadığı, bu iddianın borçtan kurtulmaya yönelik soyut bir iddia olduğu kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamında celp edilen ticaret odası kayıtlarından davacı şirket temsilcisi ...nun dava dışı borçlu ... Temizlik şirketinin eski temsilcisi olduğu, ...’nun davacı şirket ile 03/10/2024 tarihli sözleşme ile birlikte borca katıldığı görülmüştür. Davacı şirket temsilcisinin şahsen borca katıldığı ve borçlu şirketin eski temsilcisi olması sebebiyle borca katılma sözleşmesi akdedilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı şirket borcun 60.000 TL’lik kısmını 03/10/2024 tarihinde banka kanalıyla ödemiştir. Kalan 250.000 TL için ise dava dışı ... ileri tarihli çek (06/12/2024) vermiştir. Çekin arkasında ciranta olarak davacı şirketin bulunmasına rağmen, ciro silsilesine göre davacı şirketin çeki önce ..’na verdiği, çekin davalıya ... tarafından devredildiği ve çek ile ödemenin ...tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davacının çek bedelinin iadesini isteme hakkı bulunmamaktadır. Zira davacı çeki dava dışı ...’na ciro yoluyla devrettiğinden çek üzerindeki alacak ve hakları devretmiştir. Çek bedelinin iadesi ancak diğer borca katılan... tarafından talep edilebilir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, 03/10/2024 tarihli sözleşmenin irade sakatlığı sebebiyle iptali talebinin irade sakatlığı halinin ispatlanamaması ve 60.000 TL’nin iadesi talebinin sözleşmenin geçerli olması sebebiyle yerinde olmaması, 250.000 TL’lik çek yönünden çeki davalıya Ali Rıza Nasıroğlu’nun şahsen cirolaması ile ödeme yapan kişinin davacı şirket olmaması sebebiyle iade talep edebilecek kişinin davacı olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 5.294,03 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 4.562,03 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 49.600,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/05/2026 Katip ¸ Hakim ¸ Full & Egal Universal Law Academy