T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/862 Esas
KARAR NO : 2026/284
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/11/2025
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ayıplı eksik ve yanıltıcı hizmet sunması, davalının simsarlık/aracılık hizmeti sunmuş olduğu kiralanan taşınmazın altyapı uygunluğunun bulunmaması, üçüncü kişi ile akdedilen sözleşmede sahte imza kullanılması; aydınlatma yükümlülüğünün ağır ihlali ve güven sarsılması nedeniyle hizmet bedeli olan 350.000 TL + 70.000 TL KDV iadesi istemli olup HMK 107. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile, 22/08/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi birlikte şimdilik 1000 TL maddi ve 10.000 TL Manevi tazminat talepli dava açtıklarını, davalı ...Ş. (...) tarafından sunulan hizmetin ayıplı hizmet olduğunun tespiti ile, Davalıya ödenen 350.000 TL + KDV hizmet bedelinin arabuluculuk son tutanağının imzalandığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacıya iadesine, müvekkilinin ayıplı hizmet nedeniyle uğradığı tüm maddi zararların bilirkişi marifetiyle hesaplanarak şimdilik HMK 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak olmak üzere fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile 1000 TL maddi tazminatın arabuluculuk son tutanağının imzalandığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Davalının sahte imzalı sözleşmeye aracılık etmesi, ağır kusurlu davranışı ve ticari itibarı zedelemesi nedeniyle müvekkili lehine 10.000 TL manevi tazminatın arabuluculuk soe davacı lehine 10.000 TL manevi tazminatın arabuluculuk son tutanağının imzalandığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın belirsiz alacak ve faize ilişkin taleplerinin tamamen hatalı olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin yine kendisi tarafından sunulan dekontlar ile bilinebilir olduğu görülmekte olup davacının haksız taleplerinin belirsiz alacak olacak talep edemeyeceğini, aracılık ilişkisi, davacının talebi üzerine belirli bir taşınmaza ilişkin olarak kurulmuş olup müvekkil şirket tarafından, davacı adına davacıya uygun bir yer seçimi yapılmamıştır. davaya konu taşınmazı kendisine uygun bularak aracılık etmesi için kiraya vereninin aracısı müvekkil şirkete ulaşanın davacı olduğunu, müvekkil şirket tarafından sunulan aracılık hizmeti, hukuki kapsamı ve sınırları içinde kusursuz şekilde ifa edildiğini, ancak davacı, müvekkili şirketin sorumluluk kapsamını hukuka aykırı şekilde genişletmekte ve bu yolla haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davaya konu taşınmazın kira ilanında yalnızca kiralık işyeri olduğu, metrekare ve bölüm/oda sayısı bildirilmiş, ilanda taşınmazın "catering" faaliyetine uygun olduğu gibi bir ibare yer aldığını, hal böyle iken davacının yanıltıldığı iddiasına itibar etmenin imkansız olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının, kiralama sürecinde basiretli tacir olarak kendi değerlendirmesini yaptığı, keşif ve maliyet çalışmaları sonucunda bilinçli bir ticari tercih kullandığı ve taşınmazı fiilen teslim almış olmasına rağmen sonradan bu tercihin mali sonuçlarına katlanmak istemediğini, davacının tek amacı basiretli bir tacir olarak üstlenmesi beklenen kendi yükümlülüklerinden kurtulmak, kendi yetersiz bütçe tercihlerinin sorumluluğunu aracı müvekkil şirket üzerine yıkmak olduğunu, davacı taraf, ticari faaliyetinin niteliği gereği basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğunun bilinci ile uyuşmazlıkta 6502 sayılı tüketici hukukunu düzenleyen kanun hükümlerine sığınmaya çalıştığını, ancak basiretli bir tacirin, üstelik de ticari işinin TKHK hükümlerince nitelendirilemeyeceği, uyuşmazlıkta bu hükümlerin uygulama bulmayacağını, taşınmazın paydaş bilgisi, müvekkilimizin aracılık hizmetine kusur isnat edilmesine elverişli olmadığı gibi, kira sözleşmesinin kendiliğinden geçersizliği sonucunu da doğurmadığını, davacının kiracılığını sürdürmesine hukuken engel olduğuna ilişkin hiçbir somut delil sunulamadığını, bununla birlikte herhalükarda davacının iddialarının muhatabı kiraya veren olup bu bakımdan müvekkil şirket yönünden husumet yokluğu bulunduğunu, davacı tarafın, müvekkil şirket danışmanı tarafından sahte olarak imza edildiğini iddia ettiği ve bağlantı yaratma çabasıyla dava dilekçesinde yer verdiği dokümanın kendisine mail ile iletildiğini, ilgili dokümanın mail yoluyla iletildiği varsamında evrak aslı bulunmadığından fotokopi bir belgede sahtecilik yönünden imza incelemesi yapılması mümkün görülmediğini, bu nedenle hukuki ve cezai sonuç doğurmaya el verişli olmaması sebebiyle işbu dava bakımından söz konusu dokümanın belirleyici değerinin bulunmadığını, tüm bu açıklanan nedenler ile, davacının davasının usul ve esas yönünden tüm talepler bakımından reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/... soruşturma sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık konusunun, davalının ayıplı ve yanıltıcı aracılık hizmeti sunması, kiralanan taşınmazın altyapı uygunsuzluğu ve aydınlatma yükümlülüğünün ihlali nedeniyle hizmet bedelinin iadesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu belirlenmiştir.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Davanın ticari dava olmadığı ve davaya Sulh Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği kanaatine varıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (emsal ve alıntı Yargıtay 23. HD' nin 2016/5383 esas, 2020/1248 karar sayılı kararı)
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/04/2026 Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy