T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/931 Esas
KARAR NO : 2026/319
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 16/12/2025
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait İstanbul ili ... ilçesindeki “... İstasyonu” ile ... ili ... ilçesinde bulunan “... İstasyonu” üzerinde davalı şirket ile akaryakıt bayilik ilişkisi bulunduğunu, ... istasyonuna ilişkin ilişkinin 2007 yılında başladığını ve 22.08.2013 tarihinde haklı fesih bildirimi ile sona erdiğini, davalı şirket tarafından 26.12.2012 tarihinde “kullanılmayan intifa bedeli” açıklamasıyla 2.498.816,38 TL tutarında cari hesap dışı fatura düzenlendiğini, bu faturanın hukuki dayanağının bulunmadığını, miktarının ihtilaflı olduğunu ve süresi içerisinde noter ihtarnamesi ile faturaya itiraz edildiğini, müvekkili ...’daki taşınmaz üzerinde davalı lehine tesis edilen intifa hakkının daha sonra bedelsiz olarak terkin edildiğini, davalı tarafından tahsil edilen bedelin likit ve muaccel bir alacağa mahsup edilemeyeceğini, bu kapsamda, davalının 21.08.2013 tarihinde teminatlardan tahsil ettiği 2.190.000 TL’nin hukuki sebep olmaksızın elde edildiği ve sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu, müvekkili ayrıca Rekabet Kurumu’nun dikey anlaşmalara ilişkin düzenlemeleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2025 tarihli kararına dayanarak, intifa bakiyesi alacağının likit kabul edilemeyeceğini ve davalının tek taraflı mahsup işlemi yapamayacağını, tüm bu açıklanan nedenler ile, müvekkili davalının sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle 2.190.000 TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Tapuda ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Bulvarı Mevkii, Ada: 2557, Parsel: 1 olarak kayıtlı ve ... Mahallesi ... Bulv. 94/1 ... adresinde mukim Akaryakıt İstasyonu için 17.08.2007 tarihli İntifa Hakkı Tesisi ve Yatırım Hakkındaki Protokol akdedildiğini, söz konusu İntifa Protokolü ile müvekkil şirket lehine tapuda tesis edilecek olan 16 yıllık intifa bedeli karşılığında taşınmazdaki hisse payları oranında müvekkil şirket tarafından 2.900.000 USD + KDV ödenmesi kararlaştırılmıştır. Akabinde ise müvekkil şirket lehine 02.10.2007 tarih ve ... yevmiye numarası ile intifa hakkı tapuya tesis edildiğini, İntifa hakkının tapuya tesis edilmesinin ardından da müvekkil şirket tarafından işbu intifa bedeli 17.08.2007 tarihli protokolün 4. maddesi uyarınca taşınmazın malikleri olan Davalılara tapu kaydındaki hisse payları oranında ödendiğini, bunun üzerine Danıştay nezdinde yürütmeyi durdurma talepli olarak, gerekli tüm iptal davaları açılmışsa da istemlerinin reddedildiğini, bu nedenlerden ötürü, taraflar arasındaki İntifa Sözleşmesi’nin Rekabet Kurulu Kararlarında Grup Muafiyeti kapsamında öngörülen süreyi aşan kısmının ifası hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini, bu doğrultuda Kurul Kararı ve Duyuru’daki süreyi aşan kısımla ilgili olarak rekabet etmeme yasağı ve sözleşmeyi ifa zorunluluğu ortadan kalkmış olup, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, buna mukabil taraflar arasında münakit 17.08.2007 tarihli İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol uyarınca İntifa Hakkı’nın süresi sonuna kadar ifa edileceği inancıyla ve İntifa bedeli olarak verilmiş bulunan tutarın; İntifa Hakkı’nın ifa edilmeyecek olan süresinin toplam süreye olan oranı mantığıyla yapılacak hesaplama neticesinde bulunacak kısmını, ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak ticari reeskont faiziyle beraber talep edildiğini, 17.08.2007 tarihli İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol de kararlaştırıldığı üzere, tesis edilen İntifa Hakkı’nın ilerleyen zamanlarda ifasının hukuken ya da fiilen imkansız hale gelmesi ve talep halinde, istasyona intifa bedeli olarak ödenen tutarın kullanılmayan döneme isabet eden süreye ve kıstelyevm usulü ile hesaplanacak tutarın müvekkil şirkete iadesi edilmesi gerektiği de kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin alacağı Mahkeme Kararı ile tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/11-364 Esas ve 2025/414 Karar sayılı Bozma İlamı'nda da müvekkil şirketin alacağının bulunduğu kabul edilerek, sadece tapudaki bedelsiz terkin işleminden sonra bir alacağın talep edilemeyeceği fakat bu terkin işlemi öncesinde banka teminat mektubunun nakde çevrilerek alacağın tahsil edilmesi nedeniyle bu alacağın tahsilinde haklı olunduğu açıkça tespit edildiğini, ayrıca huzurdaki dava zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı ise dava şartı zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle huzurdaki davanın işin esasına daha girilmeden dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, tüm bu açıklanan nedenler ile hukuka aykırı davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık konusunun, alacak cari hesap veya ticari kredi sözleşmesi kapsamında yapılan ödemelerin hukuki dayanağının bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda sebepsiz zenginleşme oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu belirlenmiştir.
HMK'nun 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir." hükmü amirdir. Yine aynı madde uyarınca eksikliğin giderilmesinin mümkün olması halinde davacıya kesin süre verileceği hüküm altına alınmıştır.
TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir.
05/04/2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde "6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1.maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir.
Arabuluculuğa ilişkin esaslar ise, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkememizce düzenlenen 17/12/2025 tarihli tensip tutanağı ile davacıya, arabuluculuk son tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin sunulması hususunda 1 haftalık kesin süre verildiği, tutanağın davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak verilen kesin süre içerisinde dosyaya beyanda bulunmadığı, arabuluculuğa başvurulduğuna dair herhangi bir evrak sunmamış olduğu, bu haliyle dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasının yapılan incelemesinden; dava Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) talebine ilişkin olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu, dava tarihinin 16/12/2025 olduğu, dava açıldıktan sonra zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılması tamamlanabilir bir dava şartı olmadığından bu haliyle davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı açıkça anlaşıldığından; açılan davanın Arabuluculuk Kanununun 18/A-2. maddesi ile HMK'nun 115/2. maddesi hükmü gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 37.399,73 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 36.667,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne (madde 7/2) göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara İADESİNE,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy