T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/96 Esas
KARAR NO : 2026/490
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/02/2025
KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile, kasko şirketi ve müvekkili firma arasında 10.11.2023 başlama tarihli ... numaralı kasko poliçesi kapsamında Kasko Poliçesi akdedilmiş olup müvekkilinin bu poliçenin sigortalı tarafı olduğunu, müvekkiline ait ... plakalı aracın, şirket yetkilisi ...'ün uzun yıllardır arkadaşı olan ...'ın sevk ve idaresindeyken kaza meydana geldiğini, müvekkili firmanın yetkilisi arkadaşının kaza günü ihtiyacının olması sebebiyle dostane bir şekilde aracı kendisine verdiğini, şirket yetkilisinin söz konusu aracı kiralama amacıyla vermediğini, kazayı yapan ...'la 20 seneye dayanan uzun bir dostluğunun olduğu gösteren birlikte çekilmiş fotoğraflarının dilekçe ekinde sunulduğunu, 10.10.2024 tarihinde saat 21:45 sıralarında, ...'ın aracı kullanırken E-80 otoyolu Zincirlikuyu mevkünde trafik yoğunluğu nedeniyle ... plakalı araca arkadan çarpmak suretiyle maddi hasarlı bir trafik kazasına karıştığını, müvekkili firmanın kasko poliçesi kapsamında hasarın tazmini için ...Sigorta A.Ş.'ye başvurduğunu, ancak sigorta şirketinin aracı “Firmanın faaliyetinde kiralama olduğu için” faaliyeti kapsamında kullanıldığı iddiasıyla tazminat talebini reddettiğini, müvekkili ... Sistem Bilişim Teknolojileri Ticaret Limited Şirketi'nin ...Ticaret Odası kayıtlarında ve şirket kayıtlarında da açıkça görüleceği üzere telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösterdiğini, Müvekkili firmanın ticari faaliyetleri arasında araç kiralama hizmetinin hiçbir zaman bulunmadığını, söz konusu aracın dostane bir yardım amacıyla geçici süreyle verilmesinin ticari kiralama faaliyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğini, sigorta şirketinin soyut ve hiçbir somut delile dayanmayan iddialarla, aracın kiralama faaliyeti kapsamında kullanıldığını öne sürerek tazminat talebini reddettiğini, müvekkili şirketin tamir masraflarını kendi kaynaklarından karşılamak zorunda kaldığını ve şu ana kadar yaklaşık 182.312,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin tüm masraflarının taraflarınca tespiti mümkün olmadığından dolayı dava sürecinde araçla ilgili tüm zarar kalemleri ek masraflar ve faiz hesaplamalarının bilirkişi marifetiyle netleşeceğinden, fazlaya ilişkin hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını, açıkladıkları nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 182.312,02 TL tazminatın, öncelikle sigorta şirketine 22.10.2024 tarihinde gönderilen e-posta ile davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; bu taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde, temerrüt tarihi olarak arabuluculuk başvuru tarihi veya en geç dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı sigortaya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada zamanaşımı dolmuş olup bu bakımdan davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının alacakları zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmayıp davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddi gerektiğini, davacı yanın talep etmiş olduğu ekspertiz ücreti ile hasarın ekspertiz tarafından tespit edildiği anlaşılmakta olup davanın belirsiz alacak davası olarak açılması kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin sadece gerçek zarardan sorumlu olduğunu,
davacı vekilince başvuru dosyasına hiçbir onarım faturası sunulmaması gerçek zararın ispatlanamadığını gösterdiğini, trafik poliçesi mevzuatımız gereği gerçek zarara yönelik teminat sağlamakta olup; işbu varsayımsal (normatif) zararın poliçe teminatına girmediği izahtan vareste olduğunu, başvuran tarafın ilgili hasardan doğan zararları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu aynen tazmin ilkesi ışığında müvekkilinin şirketçe karşılandığından ve ortada artık gerçek bir zarar kalmadığından huzurdaki başvurunun reddi gerektiğini,
hasar onarım hususundaki başvuru talepleri haksız olduğunu,
davayı kabul mahiyetine gelmemek kaydıyla davacı tarafın taleplerinin genel şartlar kapsamı dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile ; müvekkili şirketin ancak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabilir
dava konusu olay ticari bir ilişkiden kaynaklanmayıp, haksız fiil neticesinde meydana geldiğini, bu nedenle ticari temerrüt faizi istemi yerinde olmadığını, huzurdaki haksız ve mesnetsiz başvurunun usulden ve esastan reddine karar verilmesini, faiz talebinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
...Sigorta A.Şne müzekkere yazılarak, 10.10.2024 tarihinde Davacı ...LİMİTED ŞİRKETİne ait ... plakalı araç ile, ... TC Kimlik numaralı ...’ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı araçlar arasında meydana gelen trafik kazasına ilişkin olarak hasar dosyasının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
...Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı... Bilişim Teknolojileri Ticaret Limited Şirketi (VKN:..)'nin sicil kayıtlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 13/05/2026 tarihinde sigorta uzmanı, makine mühendisi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 20/10/2025 tarihli celse de davacı tanığı ..., ... dinlenilmiştir.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesi uyarınca davacıya ait araçta meydana gelen zararın tazmini talebine ilişkindir.
Davacıya ait ... plakalı araç davalı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalıdır. 10/10/2024 tarihinde davacı aracın karıştığı trafik kazası sonucu araç hasara uğramıştır. Davacı, kasko poliçesi kapsamında zararının giderilmesini istemiş, ancak davalı sigorta şirketi aracın kiralandığından bahisle müşterek sigorta uygulanarak tazminat hesabı yapmıştır. Davacı ise, bu hesaplamayı kabul etmemiş ve eldeki dava açılmıştır.
TTK md. 1401’de sigorta sözleşmeleri, “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmaktadır. Sigorta priminin tamamının ya da ilk taksitinin ödenmesi ile birlikte sigorta sözleşmesi kapsamında sigortacının rizikoyu üstlendiği kabul edilmektedir. Tarafların hak ve yükümlülükleri ile sigorta sözleşmesinin genel ve özel şartları poliçe ile belirlenir. TTK md. 1427 uyarınca, taraflar arasında aynen ödemeye ilişkin bir anlaşma bulunmadığı takdirde sigorta tazminatı nakden ödenir. Sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, belgelerin sigortacıya verilmesinden ve sigortacının araştırmasının tamamlanmasından sonra muaccel olur. Bu süre herhalde TTK md. 1446 uyarınca yapılan ihbardan sonra kırkbeş gündür. Borcun muaccel olması ile birlikte ayrıca bir ihtara gerek kalmadan sigortacı temerrüde düşer. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 32. maddesine göre, sigortacı iyi niyet kurallarına aykırı olarak sigorta tazminatının ödenmesini geciktiremez. Sigortacının tazminat ödeme borcunun karşılığında sigortalının esas yükümlülüğü primleri ödemektir.
Rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte sigortalı, durumu hemen ve en kısa sürede sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortalıya bu yükümlülüğün yüklenmesindeki amaç, sigortacının rizikodan doğan hasarı tespit etmesi ve zararın büyümesi için gereken önlemleri alması için olanak sigortacıya imkân tanınmasıdır. İhbarın şekli konusunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, tarafların tacir olduğu durumlarda TTK md. 18/III’ün uygulanması gerekir. İhbarın geç yapılması halinde, bu gecikme zararın ve tazminatın artmasına sebep olduysa, kusur durumuna göre, tazminattan indirim yapılabilir. TTK md. 1446’ya göre, sigortacının rizikonun gerçekleştiğini fiilen öğrenmesi gerekir, ihbar yapılmasa beli fiilen durum biliniyorsa, tazminattan indirim yapılmaz. Rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte sigortalı, gereken bilgi ve belgeleri sigortacıya vermekle ve sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle yükümlüdür. Yine sigortalı, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasının önlenmesi ve sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için gereken önlemleri almak zorundadır. Bu hususta sigortalının, sigortacının talimatlarına uygun davranması gerekir. Bu yükümlülüğe aykırı davranılması sebebiyle sigortacı olumsuz bir duruma düşerse, kusur durumuna göre tazminattan indirim yapılabilir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki asıl ihtilaf konusu aracın kiralanıp kiralanmadığı ve buna bağlı olarak müşterek sigorta uygulamasının doğru olup olmadığıdır. Davalı sigorta şirketi davacı şirketin ticaret sicildeki faaliyet alanında araç kiralama işinin yazılı olduğunu ve kazayı yapan üçüncü kişinin davacının aile bireylerinden olmadığını ileri sürmektedir. Davacı ise, kaza yapan sürücünün arkadaşı olduğunu, aracı emanet olarak kendisine verdiğini, kiralama faaliyetinde bulunmadığını iddia etmektedir. İddia ve savunmaların niteliğine göre ispat yükünün değerlendirilmesinde, aracın kiralandığı vakıasının davalı sigorta şirketi tarafından ispatlanması gerekir. Davalı sigorta şirketi yalnızca sürücünün üçüncü bir kişi olması ile davacı şirketin faaliyet alanında araç kiralama işinin yazdığını öne sürmüş, kira ilişkisine ilişkin başka bir delil ibraz etmemiştir. Davacının sunmuş olduğu deliller ve dinlenen tanık anlatımları karşısında, davalının kiralama vakıasını ispat edemediği, aracın davacı şirket yetkilisi tarafından arkadaşına emanet olarak verildiği ve aralarında kira ilişkisi bulunmadığı, aralarında maddi bir menfaat ilişkisi olmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla sigorta şirketinin müşterek sigorta uygulaması hatalıdır.
Mahkememizce alanında uzman bilirkişiden alınan rapor uyarınca, kaza sebebiyle araçta meydana gelen zararın 199.458,89 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı ise, ödeme belgelerini sunarak 182.312,02 TL talep etmiştir. Davacı dava açmadan önce sigorta şirketine başvurduğunu iddia etmiş, ancak bir adet telefon ekran görüntüsü dışında temerrüde ilişkin bir belge ibraz etmemiştir. Sunulan ekran görüntüsünden başvurunun içeriği ve tam tarihi anlaşılamadığından davalının dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Açıklanan sebeplerle, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1- Davanın kabulüne, 182.312,02 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 12.453,73 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.113,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.340,27 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 3.113,46 TL peşin/nisbi harcı, 16.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 990,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 20.718,86 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06.07.2026
Katip
¸
Hakim
¸