T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/345 Esas
KARAR NO:2026/309
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/04/2026
KARAR TARİHİ:30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ikame edilen icra takibine konu çekin; ... tarafından keşide edilmiş, 25/12/2024 tarihli ve 2.000.000 TL bedelli bir çek olup, lehtarı ... olduğunu, takibe konu çek üzerindeki ciro silsilesi incelendiğinde; lehtar ...’nun çeki müvekkili ...’e ciro ettiği, müvekkilinin ise çeki tekrar lehtar ...’ya ciro ettiği açıkça görüldüğünü, bu durumun hukuk tekniği açısından bir "Geriye Ciro" (Dönüş Cirosu) işlemi olduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2021/6329 E. ve 2021/9560 K. sayılı ilamı uyarınca; çekin ilk ciranta (lehtar) tarafından ciro edildikten sonra, ikinci ciranta tarafından tekrar ilk cirantaya ciro edilmesi halinde, ikinci (ara) cirantanın sorumluluğunın kalmadığını, zira ilk ciranta çeki geriye ciro yoluyla devralmakla, senedi ciro etmeden önceki hukuki durumuna geri dönmüş sayılacağını, bu aşamada, ara ciranta konumunda olan müvekkilinin sorumluluk zinciri içinde yer alması ve aleyhine takip yapılması hukuken mümkün olmadığını, ilk ciranta (...), çeki yeniden tedavüle çıkarmış olsa dahi, müvekkilinin (ara cirantanın) sorumluluğu bu "dönüş cirosu" ile sona erdiğini, takibe konu çekin ...'ya geriye cirosunun araç satışı karşılığı ödeme amacını taşımakta olup taraflar arasında borç ilişkisinin sona erdiğini, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; takibe konu çek üzerinde müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olup müvekkili aleyhine yürütülen icra takibi hem geriye ciro hem de borç ilişkisinin sona ermesi nedeniyle hukuken dayanaktan yoksun olup müvekkilinin borcu bulunmadığını, müvekkilinin ...’in mevcut ekonomik ve sosyal durumu, huzurdaki davanın yargılama giderlerini ve harçlarını karşılama gücünden tamamen yoksun olduğunu, müvekkilinin içinde bulunduğu mali imkansızlıklar sunulan delillerle sabit olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. ve devamı maddeleri uyarınca adli yardım talebinde bulunma zorunluluğu hasıl olduğunu, ayrıca müvekkili adına kayıtlı görünen 7 araç ve 1 motosiklet gerçekte müvekkilinin fiilî tasarrufunda olmadığını, söz konusu araçlar geçici kullanım amacıyla üçüncü kişilere teslim edildiğini, ancak iade edilmemeleri nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2026/... Soruşturma sayılı dosyası kapsamında şikâyette bulunulduğunu, araçların halen üçüncü kişilerin fiilî hâkimiyetinde bulunmakta olup, müvekkilinin bu araçları kullanma, satma, devretme veya bunlardan gelir elde etme imkânı bulunmadığını, adli yardım talebinin kabulü ile, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, ... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyasında yürütülen icra takibinin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini, davalı hakkında kötüniyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, ... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı dosyasında yürütülen kambiyo takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte kanunda öngörülen şekilde arabuluculuk son tutanağını dosyaya ibraz etmemiştir. Davacı tarafa usulüne uygun olarak bir haftalık kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonucu ihtar edilmiş ancak, Davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının aslı veya onaylı bir örneğinin dosyaya sunmadığı anlaşılmıştır.
TTK md. 5/A hükmü “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklindedir. Hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere menfi tespit davası açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun’un 18/A/2 maddesi “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindedir. Bu maddeye göre, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesinde sunulmaması halinde davacıya bir haftalık kesin süre verilir.
Somut olayda davacı taraf arabuluculuk sürecine ilişkin son oturum tutanağını dava dilekçesi ile birlikte ibraz etmemiştir. Bunun üzerine yukarıda açıklanan yasa maddelerine uygun olarak davacıya muhtıra ile kesin süre verilmiş ancak usul ve yasaya uygun olarak mahkememizce yapılan ihtara rağmen eksiklik giderilmemiştir.
7036 sayılı Kanunda öngörülen belgenin dosyaya ibraz yükümlülüğü taraf ve vekillerine aittir. Bu doğrultuda eldeki davada re'sen araştırma ilkesi değil, taraflarca getirme ilkesi egemendir. Dolayısıyla arabuluculuk anlaşamama belgesini araştırma mükellefiyetinin hakime yüklenmesi de yerinde olmayacaktır. Aksi halin kabulünde UYAP sistemi üzerinden ulaşılabilecek her türlü bilgi ve belgenin hakimlerce toplanması sonucu ortaya çıkar ki bu durumunda mevcut yargılama sistemi ile bağdaşmayacağı açıktır. Kaldı ki, davacı dava dilekçesinde arabuluculuk yoluna ilişkin hiçbir açıklama yapmamış, dosya/başvuru numarası bildirmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının, dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının aslını ya da onaylı örneğini sunmaması, mahkememizce verilen kesin süre içinde de bu eksikliği yerine getirmemesi sebebiyle arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Dava adli yardım talepli açıldığından daha önce suçüstü ödeneğinden karşılanan 15,00 TL tebligat ücreti ve 17,40 TL KEP ücreti ile ileride karar tebliği için suçüstü ödeneğinden karşılanacak olan 280,00 TL tebligat ücreti olmak üzere toplam 312,40 TL'nin davacıdan alınarak, hazineye irat kaydına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2026 Katip ...
Hakim ...
Full & Egal Universal Law Academy