T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/396 Esas
KARAR NO : 2026/322
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/05/2026
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf, dava dışı ... isimli şahıstan alacaklı olduğu; İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...sayılı, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...sayılı (... ) dosyalarından alacaklı olduğunu, dava dışı ...'ın kendisine miras yolu ile intikal eden İstanbul Bahçelievler ...Mah. ... Parselde kayıtlı bulunan 2.Kat 6 no'lu meskenin 1/5 hissesini müvekkili ...'e tapuda devir ve temlik etmesinin, İİK 280. Maddesi kapsamında geçersiz olduğunu iddia ederek, Bakırköy ...Asliye Hukuk Mahkemesinin...sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açtığını, dava sürecinde ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, Bakırköy ...Asliye Hukuk Mahkemesi, süreç gereği davalı tarafa ihtiyati haciz koyma yetkisi verdiğini, davalı tarafın da bu ihtiyati haciz kararına istinaden, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından müvekkili ...'in tüm gayrimenkul, menkul ve banka hesaplarına haciz koydurarak tüm ticari işlerini bloke ettiğini, bunun üzerine dosya borcu müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, dolayısıyla davalı tarafın müvekkili hakkındaki açtığı tasarrufun iptali davası tüm sonuçlarıyla birlikte müvekkilinin lehine kesin olarak sonuçlandığını, davalı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak müvekkilinden tahsil ettiği 59.080 TL'sini tarafına geri öedememesi üzerine, davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak borçlu bulunmadığından bahisle takibe itiraz etmiş ve takibin durdurulduğunu, davalının icra takibine yaptığı itiraz, kesinleşen Bakırköy ...Asliye Hukuk Mahkemesinin... E. ... K sayılı kararı kapsamında haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davalı taraf ile...Arabuluculuk Bürosunun... sayılı Arabuluculuk dosyasıyla Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün...sayılı dosyasına yapılan haksız , mesnetsiz ve kötü niyetli itirazın iptaline karar verilmesini, takibin devamına karar verilmesini, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, borçlu olmadığı bir bedeli ödediğini iddia eden davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak başlattığı İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı, asıl borçlu...'nın davalıya borçlu olduğunu, davacının dava dışı borçludan satın aldığı taşınmaza ilişkin tasarrufun iptali davası açıldığını bu davada ihtiyati haciz kararı verildiğini ve asıl alacak için başlatılan takipte uygulanarak davacının tüm malvarlığı ve hesaplarına haciz kaydı işlendiğini belirtmiş, kendisinin haczi kaldırmak için borcu ödemek zorunda kaldığını, ancak tasarrufun iptali davasının lehine sonuçlandığını, bu sebeple ödediği paranın iadesinin gerektiğini iddia etmiştir.
HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Somut olayda üçüncü kişinin, asıl borçlunun borcunu ödemesi söz konusu olup, davacı ile davalı arasında doğrudan hukukî bir ilişki bulunmamaktadır. Yüksek mahkeme içtihatları gereği takiplerde üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan, eldeki olayda da üçüncü kişinin borçlu olmadığından bahisle ödediği bedelin iadesi talebinde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Dolayısıyla davanın nispi ya da mutlak ticari davalardan olmadığı ve mahkememizin görev alanına girmediği anlaşıldığından, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulden REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun tespitine, 2-Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/05/2026 Katip ¸ Hakim ¸ Full & Egal Universal Law Academy