T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/125
KARAR NO: 2024/76
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 06/08/2012
KARAR TARİHİ: 29/01/2024
İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/361 E. 2016/124 K. sayılı dosyasının Yargıtay 17. HD. tarafından görev nedeniyle bozulması sonrası, İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/313 E. 2019/559 K. sayılı ve 17/12/2019 tarihli görevsizlik kararı nedeniyle ve usulüne uygun olarak Mahkememize gönderilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların desteği ...'nun 02.06.2012 tarihinde seyir halinde iken araç içerisinde yanma kokusu hissetmesi üzerine birlikte seyahat ettiği ... ile birlikte araçtan indiğini, aracın bagajından işaret levhası çıkarmak için ...'nun aracın arka kısmına yöneldiğini, bu sırada ... plakalı aracın sürücüsü davalı ...'in emniyet şeridinde duran araca arkadan çarpması neticesinde davacıların desteğinin hayatını kaybettiğini, soruşturma evresinde yapılan keşif ve alınan kaza tutanaklarında alkollü araç kullanan davalı sürücü ...'in tam kusurlu bulunduğunu, desteğin ölümünden önce inşaat işlerini anahtar teslimi götürü usulle aldığını, bu işlerde fiilen de çalıştığını, desteğin alçı, kartonpiyer, sıva ve fayans ustası olduğunu, aylık gelirinin 3.500.-TL - 4.000.-TL civarında olduğunu, davacılardan ... adına kayıtlı ... plakalı aracın kazada pert olduğunu, aracın değerinin 18.000.-TL civarında olduğunu, kazadan sonra pert olan aracın parka çekilmesi nedeniyle çekici ve park ücreti ödendiğini, dava konusu kaza nedeniyle davacıların maddi ve manevi olarak zarara uğradığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ...'nun vefatı nedeniyle desteğinin yitiren davacıların her biri için 2.000.-TL olmak üzere 10.000.-TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketleri yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, ayrıca davacı eşi ... için 100.000.-TL, kızı ..., oğlu ..., annesi ...a ve babası ... herbiri için ayrı ayrı 50.000.-TL olmak üzere toplam 300.000.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... Ltd.Şti. ve ...'dan tahsiline, kazada pert olan aracın hasar bedeli için 10.000.-TL, çekici ve park ücreti olarak 500.-TL'nin ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle ; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde ... nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğun sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacıların araç hasarına ilişkin olarak aracın hurdasını davalı şirkete bırakmaları halinde aracın 2. el piyasa bedeli olan 15.500.-TL'sinin ödenebileceğini, davacının aracın hurdasını almak istemesi halinde hurda bedeli olan 8.060.-TL'sinin tenzil edilmesinden sonra bakiye 7.440.-TL'sinin ödenebileceğini, çekici ve park ücretinin ise trafik poliçesinin teminatı kapsamı dışında kaldığını, manevi tazminat taleplerinden davalı şirketin sorumluluğun olmadığını savunmuştur.
Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle ; dava konusu kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlunun ... plakalı aracın sürücüsü olduğunu, otoyolda aracını tedbirsizce durdurarak bu kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... A.Ş). vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 14.06.2011 - 2012 tarihleri arasında ... nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe teminatının 200.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, dava konusu olayda davalı şirket tarafından sigortalanmış aracın sürücüsüne herhangi bir kusurun atfedilmediğini, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın sürücüsü davalı ...'in % 100 kusurlu olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesi sunmadığından inkâr eden durumundadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kısmi dava olarak açılan tazminat davasında davacıların dava dilekçesine ve akabinde ıslah dilekçelerine konu olan talepleri karşısında taraflara atfedilen kusurun ne olduğu, buna göre destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin kabulünün gerekip gerekmediği, kabulü gerekmekte ise hangi tarihten itibaren ve hangi faiz türünün uygulanması gerektiği, geçici ödeme miktarının hangi davacı yönünden hangi miktarda ve ne şekilde mahsubunun yapılması, ne şekilde bu miktarlara faiz yürütülmesi gerektiği, davacı ... yönünden araç hasar bedeli ile çekici ve park ücretine dair talebinin kabulünün gerekip gerekmediği, gerekirse hangi davalılar yönünden gerektiği, hangi tarihten itibaren hangi faiz türünün uygulanması gerektiği, yargılama aşamasında davalı ... Sigorta A.Ş. ile davacılar arasında ödemeye dayalı ibra nedeniyle yapılan feragatın davacılara ve diğer davalılara etkisinin ne olduğu, yine manevi tazminatın kabulünün gerekip gerekmediği, hangi miktarda takdir olması gerektiği, takdir gerekmekte ise bu miktarlara hangi tarihten itibaren ne tür faiz uygulanması gerektiği, talepler ile ilgili zamanaşımı definin kabulünü gerektirir hal olup olmadığı, buna göre taraflar lehine hangi oranda yargılama giderlerine hükmolunması gerektiği noktalarında toplanmaktadır.
Dava yönünden zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Ne var ki 14/09/2023 tarihli duruşma tutanağının (6) nolu ara kararında belirtildiği üzere, "olay tarihinin 2012, ıslah tarihinin ise 2022 olması ve ölüm nedeniyle uzamış ceza zamanaşımının ise on beş yıl olması karşısında ıslaha yönelik zamanaşımı definin reddine" dair karar oluşturulmuştur. Esasen aynı gerekçe dava dilekçesine ve ıslah dilekçesine yönelik zamanaşımı defi savunmasının red gerekçesidir.
Yargılama aşamasında görevsiz mahkemece, desteğin mali ve sosyal durumu araştırılmış ise de murisin gelirine dair araştırma Yargıtay uygulaması çerçevesinde Mahkememizce dahi ayrıca ve eksiksiz olarak yeniden araştırılmış, ilgili tüm kurumlardan gerekli belgeler celbedilmiştir.
Tazminat davasına esas trafik kazası sonucunda davacıların murisi ...'nun kusursuz olduğu, kazaya yol açan davalı ...'in ise asli ve tam kusurlu olduğu tespit edilmiş, bu haliyle ceza mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi) gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir.
Ne var ki kesinleşen ceza mahkemesi kararı, ceza mahkemesi atanan kararında esas alınan ATK rapor içeriği, ayrıca mahkememizce yargılama aşamasında İTÜ'den akademisyen bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde tek ve asli kusurlu ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'dır. Zaten adı geçen davalı tarafından, emniyet şeridinde durmakta bulunan araca çarpılması suretiyle davacıların murisinin vefat etmesine yol açılmış olması karşısında ve KTK ve ilgili Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında aksi düşünülemez.
Davacıların murisinin meydana gelen trafik kazası sonucunda vefat ettiği, murisin kusursuz olduğu, davalı sürücü ...'in tam ve asli kusurlu olduğu, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesine konu edilen destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının her bir davacı yönünden davacılar vekili tarafından tek tek açıklandığı anlaşılmakla davacıların objektif dava yığılmasına konu olabilecek şekilde dava açmasında hiçbir engel yoktur. O halde taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi zorunludur.
Buna göre:
a)Davadaki görevsizlik kararı öncesi destekten yoksun kalma tazminat miktarı hesaplanmıştır. Buna mukabil aradan geçen uzun süre karşısında Yargıtay uygulaması gereği hükme en yakın tarih dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminat miktarının hesaplanması gerektiğinden bu konuda mahkememizce atanan aktüer bilirkişi marifeti ile hesaplama yaptırılmış, aktüer bilirkişi 08/03/2022 tarihli raporunu sunmuştur. Böylelikle Yargıtay uygulaması gereği ve mevcut talepler çerçevesinde yeni ve güncel değerlere göre hesaplama yapılması sağlanmıştır.
Ayrıca ve özellikle Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 2019-40E 2020/40K.sayılı iptal karar içeriği çerçevesinde "Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6425 E. 2021/2044 K.sayılı ilamında belirtildiği üzere"Somut olayda; hükme esas alınan 16/05/2019 aktüerya raporunda, destek ve davacı hak sahipleri için muhtemel bakiye ömür süreleri, PMF 1931 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmek suretiyle tazminat hesabı yapıldığı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliği nedeniyle, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'nun kullanılması gerektiği, ancak Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 E.- 2020/40 K.sayılı kararı gereği, destek tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, uygulanmasının mümkün olmadığının Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve akabinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesince de kabul olunduğu, açıklanan tüm bu nedenlerle; davacılar ile desteğin muhtemel bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapıldığı ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre yargılamaya yön verilmesi", bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin 2020 tarihli iptal kararı sonrası davacının rapora karşı itirazları dikkate alınarak davacılar lehine hesaplanacak bir miktar olup olmadığının tespiti amacına dönük olmak üzere 16/05/2019 tarihli raporu aktüer bilirkişiden ek rapor alınması gerektiği dikkate alınarak, hesaplama yapan hesap bilirkişinin 16/05/2019 tarihli raporu ve yukarıda belirtilen ara karar ile Yargıtay 17 HD ve Yargıtay 4 H.D.'nin AYM nin iptal kararı sonrası uygulamaları dikkate alındığında adı geçen rapordaki her bir davacı yönünden talep edilebilecek tazminatın yeniden hesaplanması" gerekmektedir. Aktüer bilirkişi mahkememizce hükme esas alınmış olan 21 sayfadan ibaret 08/03/2022 tarihli raporunda bu çerçevede hesaplama yapmıştır. Buna göre tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmış, hesaplamalarda da progresif rant yöntemi olarak adlandırılan hesaplama yöntemi dikkate alınarak bilmeyen devrede hesaplamanın yapıldığı tarihte bilinen son gelir miktarı esas alınarak, her yılın toplam geliri %10 oranında arttırılmak ve yine %10 oranında indirilmek suretiyle gerekli hesaplamalar AYM kararına uygun olarak gerçekleştirilmiştir.
Aktüer bilirkişi münferiden hazırlamış olduğu 08/03/2022 tarihli raporunda, rapor tanzim tarihi itibariyle hesaplama yapılmıştır. Bu hesaplamaya göre hesap bilirkişisi, rapor tarihi itibariyle, destekten yoksun kalma zararının hesaplanması aşamasında müteveffanın eşine destek olması, müteveffanın çocuklarına bakma görevi ve çocuklarının ihtiyaç çağından çıkmaları, müteveffanın anne ve babasına destek olması, AYM ilamı çerçevesinde yaşam tablosu ve hesaplama tarzı, mevcut hak sahipleri, destek süreleri, geride kalan eşin yeniden evlenme şansı, ödenen tazminatlar ile ibranameleri tek tek dikkate almıştır. Buna göre müteveffanın eşi yönünden bilinen dönem zarar hesabı, aktif dönem zarar hesabı, pasif dönem zarar hesabı, destek süresiyle orantılı maddi tazminat ve dağıtım cetveli çerçevesinde eş ...'ya ilişkin ödenebilir tazminat tutarı hesaplanmıştır. Öte yandan müteveffanın çocukları olan davacılar ile müteveffanın ana ve babası yönünden ise bilinen dönem zarar hesabı, aktif dönem zarar hesabı, destek süresiyle orantılı maddi tazminat ve buna göre dağıtım oranları tek tek hesaplanmıştır.
Bu noktada aktüer bilirkişisi, sigorta şirketinden gelen ve cevabi yazıya konu olan, yargılama sırasında tedbiren ödenen 20.000,00-TL asıl alacak ve yargılama sırasında alınan rapora istinaden mahsuben ödenen 203.845,00-TL asıl alacak olmak üzere ödenen toplam 223.845,00-TL toplam ödeme miktarlarını dikkate almıştır. Söz konusu ödemeler, ödenebilir toplam destekten yoksun kalma tazminat tutarındaki rakamlardan orantılı şekilde düşülmüştür. Bu düşüm sonucunda ise her bir davacı için yargılama sırasında destekten yoksun kalma tazminat tutarına mahsuben ödenen miktar tek tek dağıtılmıştır. Ayrıca seçenekli olması açısından ve yargılama sırasında ödeme yapılmış olmasına rağmen destekten yoksun kalma tazminat tutarına mahsuben güncellenmiş değerler dahi tek tek belirlenmiştir. Buna göre aktüer bilirkişi, seçenekli olarak hazırlamış olduğu raporda yargılama sırasında ödenen tazminatı güncelleme yapılmak suretiyle düşmüş, ayrıca yargılama sırasında ödenen tazminatı ise "güncelleme yapılmaksızın" düşmüştür.
Somut olayda, davanın 06/08/2012 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında ve 07/12/2015 tarihinde" ibraname ve temlikname" belgesi düzenlendiği, gerek mahkememizce verilen tedbir kararı gereği ve gerekse tedbir dışında olmak üzere 20.000,00-TL+203.845,00-TL: 223.845,00-TL asıl alacak bedeli tutarında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizi hesaplanıp güncelleştirilerek hesaplanan maddi tazminattan mahsup yapıldığı gibi ayrıca bilirkişi, hükme esas alınan 08/03/2022 tarihli raporunda güncelleme yapmaksızın yine ödenen miktarları mahsup etmiş, bu şekilde seçenekli hesap yapmıştır. Aslında davalı sigorta şirketi tarafından, dava açıldıktan sonra bu ödeme yapılmıştır. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemelere faiz uygulanarak güncelleme yapılması noktasındaki bilirkişi hesabının Yargıtay uygulaması gereği esas alınabilmesi mümkün değildir. Buna göre yargılama aşamasında "asıl alacak için yapılan ödemelerin faiz uygulanmaksızın hesaplanan tazminattan mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi" gerekir. Nitekim Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Zaten aktüer bilirkişi bu yönde de seçenekli hesap yapmıştır.
Ne var ki davacılar vekili, yargılama sırasında ödenen tazminatların güncelleme yapılmaksızın mahsubu yapılan miktarı değil ödenen tazminatların güncellenmiş değerlerinin mahsup olunması sonrası ödenebilir tazminat tutarlarını tercih etmek suretiyle ve her bir davacı yönünden bu rakamlar çerçevesinde ıslah dilekçesini sunmuştur. Aktüer bilirkişinin 08/03/2022 tarihli raporuna göre ve davacılar vekilinin ıslah dilekçesine konu olan talebe göre, davacı eş ... için 285.684,45-TL, davacı kız ... için 41.727,65-TL, davacı oğul ... için 27.983,06-TL, davacı baba ... için 51.418,15-TL, davacı anne ... için 129.608,66-TL olmak üzere destekten yoksun kalma tazminat miktarları açıklanmıştır.
Hesap bilirkişisinin sunmuş olduğu ve yukarıda açıklanan 08/03/2022 tarihli rapora itibar edilmesine engel, gerekçeli ve kabul edilebilir bir itirazın olmadığı, esasen yapılan hesaplama yönteminin Yargıtay tarafından benimsenen ve yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde olduğu, raporun celbedilen kayıt ve belge içerikleri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle aksi yöndeki itirazların ise Yargıtay uygulaması dikkate alındığında dikkate alınabilmesi ise mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda davacılar vekilinin 30/11/2022 tarihli ve ıslah niteliğindeki dilekçesinin usulen dikkate alınması zorunludur. 6100 sayılı HMK m.26 hükmü uyarınca taleple bağlılık esas olduğundan bu miktardan daha fazlasının dikkate alınabilmesi ise usulen mümkün bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle açıklanan hüküm karşısında hakim, tarafların talep sonuçlarına bağlı olduğundan ondan fazlasına veya ondan başka bir şeye karar veremez. Bu noktada istisnai bir durum ise mevcut değildir. Mahkememizce 23/03/2023 tarihli dilekçe değil davayı ıslah ettiklerine dair 30/11/2022 tarihli dilekçe hükme esas alınmıştır. Sonuçta ıslah kural olarak bir defa yapılabilir.
Esasen davacılar vekili sunduğu ıslah dilekçesinde, yargılama sırasında tedbiren geçici ödenen ve ayrıca tedbir dışında ödenen toplam rakamlar ile ilgili her bir davacı yönünden mahsubu yapılan miktarları benimsemiş, bu benimsemeye göre her bir davacı yönünden geçici ödemenin yüzdesel olarak dağıtımını da benimsemiştir. Bu benimseme sonrası tedbiren ödenen geçici miktarlarının hangi davacı için hangi miktarda kabul olunduğu noktasında başkaca beyana itibar olunabilmesi mümkün değildir. Zira davacı ıslah dilekçesi ile 20.000,00-TL tedbiren geçici ödemeyi hangi miktarda hangi davacı için kabul ettiğini 30/11/2022 tarihli dilekçe ile benimsemiştir. Adı geçen bilirkişi raporundaki tabloda yer alan dağıtım oranları dikkate alındığında tedbiren ödenen toplam 20.000,00-TL rakamını %67'sinin eş ...'ya, %13'ünün kız ...'a, %11'nin oğul ...'e, %4'nin baba ...'e, %5'inin anne ...'ya isabet ettiği mahkememizce tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından hesaplanan ve her bir davacıya isabet eden miktarların, yargılama sırasında tedbiren ve tedbir dışı nedenlerle ödenen asıl alacak miktarı ile orantılanması ile bu oranların bulunabileceği açıktır.
Bu yapılan oranlamaya göre ise güncelleme yapılmayan seçenek dikkate alındığında davacı eş için 13.400,00-TL, kız Yağmur için 2.600,00-TL, oğul ... için 2.200,00-TL, baba ... için 800,00-TL, anne ... için 1.000,00-TL geçici ödeme yapıldığı hesaplanmıştır. Zaten davacılar vekili bu rakamı, 30/11/2022 tarihli ve davayı ıslah ettiklerine dair ilk dilekçe ile benimsemiştir.
Sonuç olarak işlemiş dönem, işleyecek aktif devre zararının hesaplanması, işleyecek pasif devre zararının hesaplanması, toplam zarar, evlenme şansı indirimi, kusur indirimi, tazminattan yapılacak indirimler, limit kontrolü başlıkları altında yapılan hesaplamalar sonucunda ve HMK m.26 hükmü uyarınca taleple bağlılık esas olduğundan davacı eş ... için 285.684,45-TL, davacı kız ... için 41.727,65-TL, davacı oğul ... için 27.983,06-TL, davacı baba ... için 51.418,15-TL, davacı anne ... için 129.608,66-TL olmak olmak üzere destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin miktarlar belirtilmiştir. Burada ifade etmek gerekir ki söz konusu olan tüm bu miktarlar her bir davacı yönünden "tedbiren ve geçici olarak ödenmiş rakamlar dahi mahsup edilerek bulunmuş" net rakamlardır. Ne var ki tedbiren ödenen, mahsubu bilirkişi tarafından yapılan bu geçici ödeme miktarlarına ise yine kaza tarihinden başlayıp söz konusu geçici ödeme ile ilgili icra takibinin yapıldığı 30/05/2014 tarihine kadar her bir davacı için yasal faize hükmedilmelidir. Bir başka deyişle belirtilen geçici ödeme miktarları ile ilgili aktüer raporunda düşüm yapıldığından ve bu çerçevede talep vuku bulunduğundan tekrardan geçici ödemeye konu miktar talep edilemeyecektir. Yargıtay uygulamaları da gözetildiğinde, davacının mahsup yaparak belirlediği ıslah dilekçesine konu miktarlar hükme esas rakamlardır. Zira ödenen rakamların mahsubu yapılarak hükme konu olması mevcut talep ile sağlanmıştır. Davacının düşmüş olduğu bu rakamların Yargıtay uygulaması gözetildiğinde ayrıca Mahkememizce düşümünün yapılması ise gerekmemektir. Belirtmek gerekir ki tedbiren geçici ödemeye konu olan miktarlar ile ilgili yapılan takipte, takip tarihinden itibaren zaten faiz talep edilmiş, bu kısım takip konusu yapılmış ve ödeme dahi yapılmıştır. Bu nedenle geçici ödeme miktarları ile ilgili kaza tarihinden başlayıp takip tarihine kadar olan zaman dilimi ile sınırlı olarak yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Belirtilen tazminat miktarları ile ilgili davacılar vekili dava dilekçesinde aleyhine dava açmış olduğu davalılardan bu miktarın müştereken ve müteselsilen olunmasını talep etmiştir.
Yerleşik Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere "2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü mevcuttur. Bu nedenle%100 kusurlu davalı gerçek kişi sürücü davalı ... ile kaza tarihi itibariyle işleten durumundaki davalı ...Tic. Ltd. Şti., bu sıfatları nedeni ile en son hesaplanan, mahkememizce itibar olunan, talep olunan destekten yoksun kalma tazminat miktarlarından müştereken ve müteselsilen sorumludur. Kazaya karışan aracın olay tarihinde kayden maliki olan bu şirketin işleten sıfatını ortadan kaldırır bir halin varlığının anlaşılamadığı ise açıktır.
Anılan düzenlemeler dikkate alındığında, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... A.Ş.)'nin zorunlu sigortasını yapmış olduğu ... plaka sayılı aracın davacıların murisinin vefat etmesine yol açabilecek herhangi bir kusurun varlığı saptanamamıştır. Zaten ilgili aracın sürücüsü ile ilgili herhangi bir ceza davası ve buna bağlı olarak herhangi bir mahkumiyet hükmü de söz konusu değildir.
Buna göre davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... A.Ş).'nin sorumluluğu ile ilgili genel değerlendirme yapılması gerekmektedir. Adı geçen davalı sigorta şirketinin kazaya karışan ... plaka sayılı aracın ZMMS yapan şirket olması nedeniyle sorumluluğuna dayanılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklindedir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür.
Ne var ki somut olayda yukarıda açıklandığı üzere adı geçen araç sürücüsünün iddia olunan zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusurun varlığı ispatlanamadığı gibi tüm zarara yol açan tek ve asli kusurlu diğer araç sürücüsü ... ve işleten ... Şirketi'dir. Bu nedenle davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... A.Ş).'den herhangi bir destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi mümkün değildir.
Öte yandan kazaya yol açan aracın sigortasını yapan davalı ... Sigorta A.Ş.'nin dahi sorumluluğu irdelenmelidir.
Davacıların, desteklerinden yoksun kaldıkları iddiası ile açtığı davada, ıslah dilekçesi ile birlikte her bir davacı yönünden ayrı ayrı maddi tazminat talep edilmiştir. Mahkememizce hükme esas alınan aktüer raporunda belirtilen miktarlar ise açıklanan nedenlerle mahkememizce benimsenmiştir. Ancak davalı ... sigorta A.Ş. tarafından dosyaya sunulan ve davacılar tarafından dahi varlığı tartışmasız kabul olunan, yargılama aşamasında dosyaya kazandırılan 07/12/2015 tarihli "ibraname ve temlikname" başlıklı belgede, eldeki davaya konu destekten yoksun kalma tazminat miktarı ve çekici ve park ücreti miktarları yönünden ayrı ayrı sulh görüşmeleri yapılmış, bu görüşmeler sonucunda mutabık kalınan tutar üzerinden davacılar vekili tüm davacılar yönünden ve bu kalemler ile ilgili maddi zararlarından dolayı davalı sigorta şirketinden hiçbir alacaklarının kalmayacağını, her nam altında olursa olsun hiçbir talepte bulunmayacaklarını, maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi yönünden feragat ettiklerini, diğer davalılar yönünden ise ödenen miktar kadar, ... sigorta A.Ş. (eski unvan: ... Sigorta A.Ş.) yönünden ise tamamen davadan feragat ettiklerini, ödenen miktar kadar alacaklarını bu şekilde temlik ettiklerini açıklamışlardır.
Davacılar, tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. Davaya konu "kaza tarihi itibariyle" yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği açıktır.
Somut olayda; davacılar vekili tarafından, zarardan müteselsilen sorumlu olan araç maliki, sürücü ve trafik sigortacısına karşı dava açılmış, dava devam ederken davacılar vekili davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ni borçtan tamamen "tam olarak ibra etmiş", varlığı tartışmasız 07/12/2015 tarihli belge ile davacılar vekili "ibra ve temlik" nedeni ile davadan feragat ettiğini imzalı ve kendisine atfedilen belge ile açıklamıştır.
Esasen davanın açıldığı tarih itibariyle davacılar vekilinin sunmuş olduğu vekaletnamelerde de, sulh ve ibra noktasında davacılar vekilinin açık yetkisinin bulunduğu ise tartışmasızdır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında, davacılar tarafından varlığı tartışmasız kabul edilen, dosyada bulunan 07/12/2015 tarihli "ibraname ve temlikname" içeriği karşısında adı geçen şirket yönünden davanın mevcut ödeme karşısında reddine karar verilmiştir. Buna mukabil söz konusu "ibraname ve temlikname" belge içeriği karşısında diğer davalıların sorumluluğunu mutlak anlamda ortadan kaldırıcı bir içerik taşımadığı anlaşılmaktadır. Asliye hukuk mahkemesinde ise bu husular ele alınmamıştır.
Adı geçen belge içeriğinden anlaşılacağı üzere bu "ibraname ve temlikname" belgesi diğer davalılar yönünden ve sadece ödenen miktar ile sınırlı olmak üzere ancak diğer davalılara sirayet edebilecektir. Bir başka deyişle diğer davalıların sorumlulukları, ödenen miktarlar haricinde devam edecektir. Bu halde davalı ... Sigorta A.Ş. (eski unvan: ... Sigorta A.Ş.)'ye yönelik destekten yoksun kalma tazminat talebinin, mevcut "ödemeye dayalı" "ibraname ve temlikname" karşısında reddi gerekmektedir. Ancak söz konusu "ibraname ve temlikname" ödemeye de dayandığından davalı ... Sigorta A.Ş. (eski unvan: ... Sigorta A.Ş.) lehine herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyecektir. (Yargıtay 17. HD. 2016/5120 E. 2019/1495 K. yine aynı dairenin 2015/4339 E. 2015/7469 K. sayılı ve benzeri kararlarından hareket edilmiştir.)
Bu davada hükmedilen tazminat miktarları yönünden, Yargıtay uygulaması nedeni ile sürücü ve işleten ile ilgili ise haksız fiil tarihinden itibaren temerrüt faizi işleyecektir. Hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatlarından, geçici ödemelerin hangi davacı yönünden hangi tutar çerçevesinde ve ne şekilde mahsup yapıldığı ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Zaten tedbiren geçici ödemeyi esas alan TBK m.76 uyarınca geçici ödemenin hükmedilen tazminattan mahsup edilmesi, hükme esas alınan raporda tam olarak sağlanmıştır. Bu nedenle mahsubu yapılarak hükmedilen destekten yoksun kalma tazminat kalemleri açısından, her bir davacı yönünden ayrı ayrı belirtilen, geçici ödeme miktarlarına kaza tarihinden başlayıp bu miktarlar ile ilgili takibin yapıldığı ana kadar yasal faiz işletilmesi, her bir davacı lehine işletilen faizlerin sürücü ve işleten tarafından ödenmesi noktasında hüküm oluşturulmuştur. Öte yandan tedbiren ödenen miktar için takip tarihi sonrası zaten faiz talep edildiğinden temerrüt tarihinden takip tarihine kadar da yasal faiz işletilmesine hükmedilmiştir. Esasen Yargıtay uygulaması bu yöndedir. (Yargıtay 3.HD'nin 2016/21447E. 2018/5561K.sayılı kararından hareket edilmiştir)
b)Asıl dosyadaki davacılardan ...'ın araç hasar bedeli ve çekici ve park ücretleri yönünden ise ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Mahkememizce oluşturulan 09/06/2022 tarihli ara kararda:
"Mahkememizce oluşturulan 25/02/2021 tarihli duruşmadaki bilirkişi ...' ın görevlendirilmesine dair ara kararın icra edilmemiş olması, davacı vekilinin bu yönde açık itirazının mevcut olması karışsında,
25/02/2021 tarihli ara kararda belirtildiği üzere;
Davacıların dava dilekçelerine konu olan ... plaka sayılı aracın markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutunun incelenmesi,
Kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihindeki hasarlı aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, hasar bedelinin, ekonomik değil ise bu hususun araştırılması,
Bu araştırma yapılırken özellikle aracın tamir masrafının, kaza tarihindeki rayiç değerinin %50'sini aşmasının söz konusu olup olmadığının gerekçeli şekilde dikkate alınarak araştırmanın yapılması, %50'yi aşması durumunda aracın tamirinin ekonomik olmadığının ve buna göre aracın perte ayrılmasının uygun olup olmadığının kalem kalem, denetime elverişli ve gerekçeli şekilde saptanması,
Akabinde aracın kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi,
Belirlenen rayiç değerden hurda bedeli indirilmek suretiyle kazanılmış haklar da gözetilerek gerçek zarar yönünden ayrıntılı, denetime elverişli şekilde rapor tanzim olunması,
Buna göre zarar miktarından davacıların murisine isabet eden kusur var ise gerekli incelemenin yapılması,
Yine bu çerçevede tarafların mevcut beyanları, tarafların somutlaştırmış oldukları tüm deliller, dosya kapsamı, özellikle olaya ilişkin ... 1.Ağır ceza Mahkemesinin ... E. ... K.sayılı ilam içeriği dikkate alındığında gerek Adli Tıp Kurumu 02/11/2012 tarihli ve gerek İTÜ öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulunun 08/06/2013 tarihli raporlarına göre davacıların murisi ...' nun kusursuz sürücünün ise asli kusurlu olduğu da dikkate alınarak davacıların murisinin kusur durumunun dikkate alınması,
Amacı ile İTÜ Makine Mühendisliği Fakültesi'nden ...'ın atandığının bildirilmesine,"
şeklinde görevlendirme yapılmıştır.
İTÜ'den makine mühendisi bilirkişi hazırlamış olduğu 30/09/2021 tarihli raporda davalı sürücü ...'in %100 asli kusurlu olduğu, ... Sigorta Anonim Şirketi (... A.Ş).'nin lehine trafik sigortası yaptığı ...'nun kusursuz olduğu, davacıların murisinin ise kusursuz olduğunu zaten daha önce açıklamıştır. Bu şekilde görüşünü beyan etmiş olan İTÜ'den akademisyen bilirkişinin sunmuş olduğu 26/06/2022 tarihli ek raporunda ve ara karar içeriğine uygun şekilde yapmış olduğu incelemede, zarar talebine esas olan aracın tamirinin ekonomik olmadığı, pert-total olduğu, talep edebilecek araç hasar zararının 7.440,00-TL olduğu, otopark ve çekici ücretini ise 710,00-TL olduğu yönünde görüşünü açıklamıştır.
Adı geçen raporun tebliğ olunmasına rağmen rapora yönelik gerekçeli herhangi bir itirazın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki rapor ara karar içeriğine uygun ve İTÜ'den ehil makine mühendisi bilirkişi marifetiyle hazırlanmıştır. Bu yön itibariyle söz konusu rapor içeriğine itibar etmeye engel ve gerekçeli bir itiraz bulunmamaktadır.
Dava dilekçesine göre kısmi dava açan davacılar dava dilekçesinde 10.000,00 TL araç hasar bedeli ve 500,00-TL çekici ve park ücreti talep etmiştir. Buna göre davacı ... yönünden ispatlanan 7.440,00-TL araç hasar bedelinin yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan ve sorumluluğa dair hüküm ve gerekçe karşısında davalı sürücü ... ve işleten ... Şirketi'nden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi gerekmektedir. Davacı ... dava dilekçesinde 500,00-TL çekici ve park ücreti talep etmiş ve ıslah sunmuştur. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri Yargıtay uygulaması dikkate alındığında davacılar vekilinin 07/12/2015 tarihli "ibraname ve temlikname" başlıklı belge ile 710,00-TL çekici ve park ücretine ilişkin zararın davalı ... Sigorta A.Ş. (eski unvan: ... Sigorta A.Ş.) tarafından fazlasıyla karşılandığı belirtilmiştir. Yine davacılar vekili tarafından imzalanan "temlikname ve ibraname" içeriği karşısında, davacılar vekili diğer davalılardan yönünden dahi ödenen miktar kadar alacağının kalmadığını, esasen bu miktar ile ilgili olan hakkını davalı sigorta şirketine temlik ettiğini dahi açıklamıştır. Böylelikle davalı sürücü ... ve işleten şirket aleyhine bu kalem yönünden açılan dava ödeme ile konusuz hale gelmiştir.
Adı geçen belge içeriğinden anlaşılacağı üzere bu "ibraname ve temlikname" belgesi karşısında artık davacı ...'ın araç hasar bedeli ile park ve kurtarıcı ücretlerine ilişkin davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açmış olduğu davanın ibra ve temlik nedeniyle artık reddi gerekir. Zira bu red, Yargıtay uygulamasında da kabul olunduğu üzere adı geçen davalı sigorta şirketi lehine yapılmış "tam bir ibra" dan kaynaklanmaktadır. Davacı vekili dahi 22/01/2024 tarihli dilekçesinde araç hasarı ile çekici ve park ücretlerine ilişkin olarak adı geçen davalıdan talebi olmadığı açıklamıştır. Hatta davacı vekili, araç hasar bedeli ile ilgili sadece sürücü ve işleten yönünden davaya devam ettiği açıklamıştır. HMK m.26 hükmü uyarınca davacının bu talebi ile bağlılık esastır. Bu çerçevede bu miktarlar ile ilgili adı geçen davalı sigorta şirketi aleyhine herhangi bir hüküm oluşturulmamıştır. Ne var ki mevcut ödeme nedeniyle verilen "ibraname ve temlikname" nedeniyle adı geçen davalı sigorta şirketi lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti Yargıtay uygulaması dahi gözetilerek takdir olunmamıştır.
Aynı davacının aynı kalemlere ilişkin araç hasar bedeli ve çekici ve park ücreti talebi davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... A.Ş.) yönünden mevcut ise de adı geçen sigorta şirketinin sigortaladığı aracın kusuru dışındaki nedenlerle zarar oluştuğundan bu davalı yönünden bu taleplerin reddi gerekir.
Sonuç olarak park ve kurtarıcı ücretlerine ilişkin ödeme miktarı diğer sürücü ve işletene sirayet ettiğinden ve ödenen miktar karşısında sürücü ve işleten yönünden bu kalem ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm oluşturulmuştur.
c)Davacılar vekili eş, çocuk ve ayrıca ana ve babası yönünden, miras bırakanlarının uğradığı kaza nedeniyle ayrıca manevi tazminat talep etmiştir. Bu durumda 6098 sayılı TBK.m.51 hükmü uyarınca davacının talebinin değerlendirilmesi gerekir. Zira adı geçen hükümde de belirtildiği üzere "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirler." Bir başka deyişle davacılar vekilinin talebi çerçevesinde adı geçen kanun hükmünde de belirtildiği üzere kusurun ağırlığı dikkate alınarak ve mevcut dosya kapsamı çerçevesinde manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi hukuka uygun olacaktır.
Yargıtay 17.HD'sinin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere "H.G.K’nun 2010/4-77 E, 2010/82K.sayılı kararında da belirtildiği üzere, “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Maddede belirtilen kişilik haklarına, kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruhsal bütünlüğü gibi varlıkların tümü girmektedir. Kişinin duygu yaşantısı ve düşünce dünyası da kişisel varlıklar olup, yasa tarafından korunmuştur. Duygu yaşantısı da ruhsal uyum ve denge, ruhsal sükun, yakınlarla olan gönül bağlılığı, aile birliği kişisel varlıklardır. Manevi acılar verdirilmek yolu ile de ruhsal varlıklara saldırılmış olur. Kişisel değerlere saldırı yolu ile kişiye manevi acılar verdirmek kişinin ruhi varlığına ve sonuçta kişilik hakkına saldırıyı ortaya koyar".
BK 47.madde de düzenlenen “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” hükmünden de anlaşılacağı üzere cismani zarara uğrayan kimseye manevi tazminat verilebilecektir. Doktrinde ve yerleşik içtihatlarda da belirtildiği gibi cismani zarar kavramına ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin de girdiği, bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda onun ana babası gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa bu durumda yansıma yolu ile değil doğrudan doğruya zarara maruz kalmasının söz konusu olduğu, çocuklarının yaralanması nedeniyle ana babanın manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 26.4.1995 Tarih, 1995/11-122 esas, 430 Karar sayılı ilamında da belirtilmiştir. "
Yargıtay uygulamalarında belirtildiği üzere manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Meydana gelen kaza sonucunda manevi tazminat talep eden davacıların murisi, davalı ...'in sürücü olduğu, davalı ... Şirketi'nin işleten olduğu ... plaka sayılı aracın yapmış olduğu kaza sonucunda vefat etmiştir. Gerek söz konusu olaya ilişkin kesinleşen ceza mahkemesi karar içeriği gerek bu karara esas olan rapor içeriği gerek mahkememizce atanan İTÜ'den ... tarafından hazırlanan 30/09/2021 tarihli rapor içeriği dikkate alındığında söz konusu kazanın ... plaka sayılı aracın emniyet şeridinde ve park halinde bulunan davacılara ait aracın arka kısmından çarpması suretiyle oluştuğu, davalı sürücünün %100 kusuru ile kazanın meydana geldiği belirlenmiştir.
Daha önemlisi adı geçen aracın sürücüsü ...'in kaza esnasında "aşırı alkollü" bulunduğu, bu alkol oranın 1.43 promil seviyesinde olduğu teknik olarak saptanmıştır.
Bu kaza sonucunda davacıların murisinin otopsi raporuna göre, genel beden tramvasına bağlı kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanması sonucu ve gelişen iç kanama sonucunda hayatını kaybettiği dahi ceza dosya içeriğine göre sabittir.
Elbetteki sürücünün kabul edilemez kusuru nedeniyle meydana gelen olay sonucunda, davacı eş ..., davacı çocuklar ... ve ..., ana ve baba olan ... ve ... beklenmeyen acılara maruz kalmıştır. Adı geçen davacıların bu olayı uzun süre hatırlarından çıkarmalarının hayatın olağan akışı içinde mümkün bulunmaması karşısında, bu vefat olayının manevi tazminat talep eden davacı eş, çocuklar, ana ve baba üzerinde manevi zarar oluşturacağı, hayatın olağan akışı içinde ispatı gerekmeyen bir husustur.
Meydana gelen trafik kazası sonucunda davacıların murisi olan ...'nun henüz 30 yaşında ve gençlik yıllarında hayatını kaybetmesi karşısında, davacı olan eş ...'nun henüz 24 yaşında ve çok genç bir yaşta dul kaldığı, davacı küçüklerin ise çok küçük yaşta ve babaları ile evlat baba ilişkisi yaşama imkanı bulamadığı dönemde babalarını kaybetmeleri nedeniyle babalarından mahrum kaldığı, davacıların murisi ...'nun genç yaşta vefatının evlat acısı yaşayan anne ve baba üzerinde aynı şekilde manevi üzüntü yarattığı ve yaşadıkları dönemde evlatlarından mahrum kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumun manevi tazminat talep eden davacılar üzerinden ayrıca mutlak anlamda elem ve üzüntüyü arttıracağı açıktır. Böylelikle bu trafik kazası sonucunda davacı eş ... çok genç yaşta hayat arkadaşını, davacı çocuklar çok küçük yaşta babalarını, davacı anne ve baba ise yaşadıkları dönemde evlatlarını, olay esnasında alkol kullanan davalı sürücünün %100 kusuruna bağlı olarak kaybetmişlerdir.
Kazanın meydana geldiği tarih 2012 yılı olup hüküm verildiği ana kadar özellikle son üç yıl içindeki enflasyon oranlarının faiz oranlarının çok çok üzerinde gerçekleşmiş olması ve paranın alım gücü dahi dikkate alındığında, bu durum dahi hükmedilmesi gereken manevi tazminatın takdirinde davacılar lehine etkilidir.
Ayrıca tarafların mali ve sosyal durumları, davacı sayısı ve arada gerçekleşen ekonomik değişiklikler dikkate alındığında olaydan en çok etkilendiği kabul edilen davacı eş ... için 30.000,00-TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Öte yandan açıklanan nedenlerle davacı kız ... için 20.000-TL manevi tazminat, davacı oğul ... için 20.000-TL, davacı baba ... için 20.000-TL, davacı anne ... için takdir edilen 20.000-TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Bu tazminatların, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren ve dava dilekçesindeki talep gereği işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile -tahsilde tekerrür olmamak üzere-adı geçen davacılara ayrı ayrı ödemesine hükmedilmiştir. Kaldı ki olay tarihi, tazminata etkili açıklanan hususlar dikkate alındığında ilgili emsal Yargıtay uygulamaları açısından bu miktar makul olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 17.HD 2018/8926E. 2019/12124K.sayılı; Yargıtay 4.HD 2021/23949E. 2021/10686K.sayılı, yine Yargıtay 17. HD. 2019/4786 E. 2021/2241 K. sayılı yine aynı dairenin 2019/5487 E. 2021/1035 K. sayılı ve benzer kararları)
Öte yandan bu şekilde manevi tazminat talep eden davacılar lehine takdir edilen manevi tazminatın, yukarıda açıklanan sorumluluğa dair genel hükümler ve tüm gerekçeler karşısında davalı sürücü ve işleten şirketten, kaza tarihinden itibaren ve yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili gerekir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacıların objektif dava yığılmasına konu talepleri ile ilgili ve her bir davacı ve her bir davalı yönünden aşağıdaki karar oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I.MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN
A)Destekten yoksun kalma tazminatı yönünden,
1-Davacı eş ... için 285.684,45-TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; ayrıca asıl borçtan mahsubu yapılan ve tedbiren ise ödendiği anlaşılan 13.400,00-TL geçici ödemenin kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden başlayıp bu ödeme ile ilgili icra takibinin yapıldığı 30/05/2014 tarihine kadar tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte-bu takip ile ödeme tarihi arasındaki dönem için yasal faiz talep ve tahsili yapılmıştır.-davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
2-Davacı kız ... için 41.727,65-TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; ayrıca asıl borçtan mahsubu yapılan ve tedbiren ise ödendiği anlaşılan 2.600,00-TL geçici ödemenin kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden başlayıp bu ödeme ile ilgili icra takibinin yapıldığı 30/05/2014 tarihine kadar tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte-bu takip ile ödeme tarihi arasındaki dönem için yasal faiz talep ve tahsili yapılmıştır.-davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
3-Davacı oğul ... için 27.983,06-TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; ayrıca asıl borçtan mahsubu yapılan ve tedbiren ise ödendiği anlaşılan 2.200,00-TL geçici ödemenin kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden başlayıp bu ödeme ile ilgili icra takibinin yapıldığı 30/05/2014 tarihine kadar tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte-bu takip ile ödeme tarihi arasındaki dönem için yasal faiz talep ve tahsili yapılmıştır.-davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
4-Davacı anne ... için 129.608,66-TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; ayrıca asıl borçtan mahsubu yapılan ve tedbiren ise ödendiği anlaşılan 1.000-TL geçici ödemenin kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden başlayıp bu ödeme ile ilgili icra takibinin yapıldığı 30/05/2014 tarihine kadar tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte-bu takip ile ödeme tarihi arasındaki dönem için yasal faiz talep ve tahsili yapılmıştır.-davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
5-Davacı baba ... için 54.418,15-TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; ayrıca asıl borçtan mahsubu yapılan ve tedbiren ise ödendiği anlaşılan 800,00-TL geçici ödemenin kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden başlayıp bu ödeme ile ilgili icra takibinin yapıldığı 30/05/2014 tarihine kadar tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte-bu takip ile ödeme tarihi arasındaki dönem için yasal faiz talep ve tahsili yapılmıştır.-davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
6-Davacılar eş ..., davacı kız ..., davacı oğul ..., davacı anne ... ,baba ... tarafından davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (eski ünvan ... Sigorta A.Ş) aleyhine açmış olduğu davanın "ödemeye dayalı feragat nedeniyle yapılan ibra karşısında reddine,
7-Davacılar eş ..., davacı kız ..., davacı oğul ..., davacı anne ..., davacı baba ... tarafından davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... Anonim Şirketi) aleyhine açılan ve ıslaha konu edilmeyen talebin sübut bulmadığından reddine,
B)Araç Hasar Bedeli ile Çekici Ve Park Ücreti Yönünden;
Davacı ... yönünden 7.440,00-TL araç hasar bedelinin, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine;
Davacı ... yönünden ıslah ile 710,00-TL çekici ve park ücret bedelinin, yargılama sırasında davalı müteselsil sorumlu ... Sigorta Anonim Şirketi (eski ünvan ... Sigorta A.Ş) tarafından ödenmiş olduğundan ve bu kalem ile ilgili davalılar ... ve ... Şirketi aleyhine açılan dava bu kalem yönünden konusuz kaldığından bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı ...'ın, araç hasar bedeli ile park ve kurtarıcı ücretlerine ilişkin alacağı yönünden davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (eski ünvan ... Sigorta A.Ş) aleyhine açmış olduğu davanın "ödemeye dayalı ibra" nedeniyle yapılan "feragat"karşısında reddine,
Davacı ... yönünden araç hasar bedeli ile ilgili davanın sübut bulmaması nedeniyle; davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... Şirketi) aleyhine açılan davanın reddine; dava tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi haklı olmakla birlikte park ve kurtarıcı ücretlerine ilişkin ödemenin sigorta şirketinden tahsil olunmuş olması nedeniyle ise davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... Anonim Şirketi) aleyhine açılan ve ıslaha konu olmayan talep ile ilgili ise ödeme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
Bu suretle maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
II. MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
Davacı eş ... için takdir edilen 30.000-TL manevi tazminat, davacı kız ... için takdir edilen 20.000-TL manevi tazminat, davacı oğul ... için takdir edilen 20.000-TL, davacı baba ... için takdir edilen 20.000-TL, davacı anne ... için takdir edilen 20.000-TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 02/06/2012 tarihinden itibaren ve dava dilekçesindeki talep gereği işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile -tahsilde tekerrür olmamak üzere-adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine,
Bu suretle manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
III-)Harç ve Vekalet Ücreti Yönünden;
a)Maddi Tazminat Yönünden;
492 sayılı Harçlar Kanuna göre hükmolunan tedbir dahil alınan 566.861,97-TL miktar üzerinden alınması gereken 38.722,34-TL ilam harcından, maddi tazminat talebine ilişkin olarak en başta alınan 870,48-TL harç ile 1.718,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 36.133,86-TL ilam harcının -... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile
hazineye gelir kaydına,
Açılan maddi tazminat davası nedeniyle davanın başında yapılan 870,48 TL peşin harcın, 21,15 başvuru harcı ile 1.718,00-TL ıslah harcının toplamı olan 2.609,63-TL 'nin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen -tahsilde tekerrür olmamak üzere- tahsili ile davacılara verilmesine,
Davacı eş ... vekille temsil edildiğinden tedbir dahil 299.084,45-TL üzerinden yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 46.862,67-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı eş ...'ya verilmesine,
Davacı ... vekille temsil edildiğinden tedbir dahil 44.327,65-TL üzerinden yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,
Davacı ... vekille temsil edildiğinden tedbir dahil 30.183,06-TL üzerinden yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,
Davacı anne ... vekille temsil edildiğinden tedbir dahil 130.608,66-TL üzerinden yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 20.897,39-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı anne ...'ya verilmesine,
Davacı ... vekille temsil edildiğinden tedbir dahil 55.218,15-TL üzerinden yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,
Davacı ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m.13 hükmü gereğince maddi tazminat yönünden kabul olunan 7.440,00-TL araç hasarı miktarı ile dava tarihi itibariyle haklı olduğu alaşılan 710,00-TL toplamı üzerinden hesaplanan 8.150,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davalı ... Şirketi vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m.13 hükmü gereğince kısmen red olan araç hasar bedeli üzerinden hesaplanan 2.560,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi (... Anonim Şirket) vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m.13 hükmü gereğince dava dilekçesinde talep olunan destekten yoksun kalma tazminatı talebinin her bir davacı yönünden ayrı ayrı red olunan kısımları nedeniyle davacı eş ...'dan 2.000,00-TL, davacı kız ...'dan 2.000,00-TL, davacı oğlu ...'dan 2.000,00-TL, davacı baba ...'dan 2.000,00-TL, davacı anne ...'dan 2.000,00-TL'nin ayrı ayrı ve yine davacı ...'ın dava dilekçesinde talep olunan ve farklı nedenle adı geçen sigorta şirketinden haksız olarak talep olunan 500,00 TL çekici park ücreti ile araç hasar bedeli olan 10.000,00 TL'nin toplamı üzerinden hesaplanan 10.500,00 TL vekalet ücretinin ise davacı ...'dan tahsili davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne (... Anonim Şirketi) verilmesine,
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi aleyhine davacılar tarafından açılan tüm maddi tazminat talebi ile ilgili red kararı ödemeye nedeniyle düzenlenen "ibraname ve temliknameye" dayalı olmakla Yargıtay uygulaması gereği davalı ... Sigorta Anonim Şirketi lehine vekalet ücreti takdir olunmamasına,
b)Manevi Tazminat Yönünden;
492 sayılı Harçlar Kanuna göre manevi tazminat nedeniyle davacı eş ... için takdir edilen 30.000-TL manevi tazminat, davacı kız ... için takdir edilen 20.000-TL manevi tazminat, davacı oğul ... için takdir edilen 20.000-TL, davacı baba ... için takdir edilen 20.000-TL, davacı anne ... için takdir edilen 20.000-TL manevi tazminat olmak üzere 110.000,00 TL üzerinden alınması gereken 7.514,10-TL ilam harcından, manevi tazminat talebine ilişkin olarak davanın başında alınan 59,52-TL peşin harç ve 157,58-TL tamamlama harcının mahsubu ile kalan bakiye 7.297,00-TL harcın -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı eş ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince manevi tazminat yönünden kısmen kabul olunan toplam miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı eş ...'ya verilmesine,
Davacı ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince manevi tazminat yönünden kısmen kabul olunan toplam miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,
Davacı ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince manevi tazminat yönünden kısmen kabul olunan toplam miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,
Davacı ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince manevi tazminat yönünden kısmen kabul olunan toplam miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen davacı ...'ya verilmesine,
Davacı anne ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince manevi tazminat yönünden kısmen kabul olunan toplam miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı anne ...'ya verilmesine,
Davalı ... Şirketi vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m.13 hükmü gereğince manevi tazminat talebinin kısmen red olunan miktarı karşısında davacı eş ...'dan 17.900,00-TL, davacı kız ...'dan 17.900,00-TL, davacı oğul ...'dan 17.900,00-TL, davacı baba ...'dan 17.900,00-TL, davacı anne ...'dan 17.900,00-TL ayrı ayrı alınarak toplam 89.500,00-TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
IV)Diğer Yargılama Giderleri Yönünden;
Davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat talepleri nedeniyle harcanan 2.700,00-TL bilirkişi ücreti, 1.553,35-TL posta ve tebligat gideri toplamı olan 4.253,35-TL'nin harca esas değer dikkate alındığında %77,11 kabul oranına isabet eden 3.279,75-TL'nin ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile 1.576,24-TL'sini davacı eş ...'ya, 308,29-TL'sinin davacı kız ...'ya, 239,74-TL'sinin davacı oğul ...'ya, 371,59-TL'sinin davacı baba ...'ya, 747,12-TL'sinin davacı anne ...'ya, 36,77-TL'sinin davacı ...'a hükmolunan miktarlar çerçevesinde verilmesine,
Davalı ... Şirketi tarafından yargılama nedeniyle harcanan 100,00-TL posta ve tebligat giderinin harca esas değer dikkate alındığında %22,89 red oranına isabet eden 22,89-TL'nin davacılardan alınarak hükmolunan miktarlar çerçevesinde davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi aleyhine davacılar tarafından açılan tüm maddi tazminat talebi ile ilgili red kararı ödemeye nedeniyle düzenlenen "ibraname ve temliknameye" dayalı olmakla Yargıtay uygulaması gereği davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin harcamış olduğu yargılama giderleriyle ilgili davacılar aleyhine hüküm oluşturulmamasına,
Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair davacılar vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29/01/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip