T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/707 Esas
KARAR NO: 2019/180
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/06/2016
KARAR TARİHİ: 05/03/2019
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 2012 den itibaren Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesinin 28/02/2016 tarihinde fesih edildiğini, davalının erken fesih nedeniyle 29.343,89 TL bedelli faturayı cezai şart olarak gönderdiğini, müvekkilince bu faturanın iade edildiğini, sözleşmende erken fesih ile ilgili bir cezai şart bulunmadığını, davalı taraf müvekkilinin ... Bankası ... şubesi hesabından doğrudan borçlanma sisteminden faturayı tahsil ettiğini, davalının ispatlanmış bir zararı olmadığını belirterek 29.343,89 TL'nin haksız iktisap tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;taraflar arasındaki sözleşmede fesih usulünün belirlenmiş olduğunu, sözleşmenin haksız şekilde fesih edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE;
Dava, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklı davalı ... tedarik şirketi tarafından davacıya verilen elektrik enerjisi kapsamında sözleşmenin kararlaştırılan süreden önce davacı tarafından feshi nedeniyle erken fesih tazminatı olarak tahakkuk ettirilen faturaya dayalı tahsilatın haksız olduğundan bahisle iadesi ilişkindir.
Tarafların bildirdiği delil ve belgeler getirtilerek dosya içerisine alınmış, dosya kapsamında davalının ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Davacı vekili duruşmadaki beyanında: Dava dilekçemizi tekrar ederiz, dava dilekçesinde bildirdiğimiz ve talep sonucu olarak gösterdiğimiz 29.343,89TL'lik faturaya dayalı alacağımız yönünden davaya devam ediyoruz, cevaba cevap dilekçesinde talep ettiğimiz 1015,51TL'lik faiz alacağımız ile BSMV alacaklarımız yönünden davayı takip etmiyoruz, bu yönden davayı kısmen geri alıyoruz, demiştir.
Davalı vekili duruşmadaki beyanında: Davanın kısmen geri alınmasına muvafakat ediyoruz, ancak kısmen geri alınan dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi halinde lehimize vekalet ücreti takdir edilmesini talep ederiz, cevap ve 2. Cevap dilekçelerimizi tekrar ederiz, demiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan kök raporda sonuç olarak; sözleşme erken fesih tazminat bedeli adı altında davacıdan tahsil edilen ve dava konusu olan bedelle ilgili olarak bu bedeli talep etme hakkının olup olmadığı hususunun hukukçu tarafından değerlendirilmesi gerektiği, davalının sözleşme kapsamında dava konusu bedeli talep etmesinde haklılılığının görülmesi halinde 2012/09 - 2016/02 dönemlerindeki faturaların dosyada bulunmaması nedeniyle hesaplaması yapılamayan dava konusu bedelin, faturaların mahkemece temini ardından dava konusu olan bedelin hesaplamasının yapılacağı rapor edilmiştir.
Davalı vekilinin 28/08/2018 tarihli dilekçesinde;
"...müvekkilin, davacının sözleşmeyi erken ve usulüne uygun olmaksızın feshetmesi nedeniyle güvence bedelini irat kaydetmesinin sebebi mahrum kaldığı kardır.. Zira müvekkil, davacıya sözleşme sona erene dek elektrik satışı yapabileceği düşüncesi ile bir fiyat vermiş, sözleşme süresinin maliyet hesabını dikkate alarak fiyat vermiştir.
Müvekkilin zararı hesaplanırken davacı, haksız biçimde çıkış yapmasa idi normal süresinde sona erecek olan sözleşme süresince elde edeceği kazanç, davacının geriye dönük tüketim oranlarına göre hesaplanmıştır.
Mahrum kalınan kar kavramı doğası gereği bu bedel farazi olmak zorundadır ve kesin biçimde belirlenmesi mümkün değildir..." şeklinde ifade etmişlerdir.
Bilirkişi heyetinden alınan ek raporda sonuç olarak; davalının davacıdan tahsil ettiği, ve dava konusu olan toplam 29.343,89-TL tutarındaki alınan bu bedele ait faturada, işin mahiyetinin sözleşme erken fesih tazminatı olarak adlandırıldığı, davalı yanın cezai şart olarak düzenlediği ve sonradan içeriğini dava aşamasında 28/08/2018 tarihli dilekçesinde (bilirkişi kök raporuna yönelik beyan dilekçesi) görüldüğü gibi mahrum kalınan kâr olarak adlandırdığı, ayrıca faturadaki cezai şart hesaplama şeklinin davacının geriye dönük tüketim oranlarına göre yapıldığını ifade ettiği, böyle bir hesaplama şeklinin olamayacağı gibi taraflar arasında imzalanan sözleşmede sözleşmenin sona erdirilmesinde uygulanacak erken fesih tazminatı ile bu fesih tazminatının nasıl hesaplanacağı ile ilgili hükmün bulunmadığı, ayrıca sözleşmede mahrum kalınan kârın talep edilebileceği yönünde de bir düzenlemenin bulunmaması nedeniyle davalı tarafından davacıdan ... (doğrudan borçlanma sistemi) sisteminden tahsil edilen ve dava konusu olan erken fesih tazminatına ait cezai şart hesabının yapılmasının mümkün olmadığı rapor edilmiştir.
Davalının davacıdan tahsil ettiği fatura bedelinin ikinci cevap dilekçesinde belirtildiği üzere; sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle sözleşme sona erinceye kadar tüketiciye sağlanan farazi indirim miktarının toplamının fatura edilerek tüketiciye yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacının tüketici niteliğinde olmaması nedeniyle 6502 sayılı Kanun ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliğinin somut uyuşmazlık bakımından uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Davalı taraf, sözleşmenin feshi nedeni ile uğradığı zararların tazmini maksadıyla fatura düzenleyip davacıya tebliğ etmiş ise de fatura bedeli olan zararın davalıya ait sözleşmenin davacı tarafından haksız fesih nedeni ile oluşan bir zarar olup olmadığının zararın varlığı ve miktarının davalı tarafça kanıtlanması gerekmektedir. Davalı taraf, davacıyı bu sözleşme ile bağlı kılmak amacıyla belli bir indirim oranı uygulayarak sözleşmeyi devam ettirdiğine göre söz konusu faturaya dayalı tahsilatın sözleşmenin haksız fesih nedeni ile oluşan müspet zararların ve bu kapsamda ifade edilebilecek fiili zararlar ile yoksun kalınan kâr olduğuna hükmetmek olanaklı gözükmemektedir. Davalı taraf tedarikçi olarak davacı serbest abonenin belli bir süre boyunca -ki bu süre sözleşme ile bir yıl olarak belirlenmiştir- elektrik enerjisi tedarik etmesi nedeni ile indirim uygulamaktadır. Fakat bu indirim tutarının sözleşmenin erken feshi nedeniyle yansıtılacağına dair bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle davacıdan tahsil edilen fatura bedelinin 6098 sayılı TBK m.179/3'de belirtilen dönme cezası niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, fatura bedelinin cezai şart (ceza koşulu) olarak tahsil edildiğini ileri sürmüş ise de, sözleşme hükümleri, tarafların yazılı ve sözlü beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde kabul edilmesi olanaklı gözükmemektedir. Diğer yandan, dava konusu tahsilatın TBK m.177'de belirtilen bağlanma parası (pey akçesi) yahut TBK m.178'de belirtilen cayma parası (pişmanlık akçesi) olarak kabulü de olanaklı gözükmemektedir.
Davalı tarafın cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi ile bilirkişi raporuna yönelik beyan dilekçeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava konusu faturaya dayalı olarak davacıdan tahsil edilen bedelin, davacıya belirli bir süre boyunca sözleşme hükümleri ile bağlı kalmasının karşılığı olarak yapılmış olan iskonto tutarının geri alınması ve sözleşmenin olağan sona erme süresine kadar yapılacak olan ve fakat farazi nitelikte olan iskonto tutarının tahsili istemine ilişkin olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davalı tedarikçinin davacıdan bu iskonto tutarını geri isteyebilmesi yahut sözleşmenin olağan sona erme tarihine kadar uygulanacak iskonto tutarını talep edilebilmesi için bunun sözleşme ile kararlaştırılmış olması şarttır. Sözleşmede buna dair kararlaştırılan bir ödeme taahhütü bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığına göre davalının, davacıdan böyle bir iskonto tutarını tahsil yoluna gitmesi kanun veya sözleşmeye dayalı olmayıp sebepsiz zenginleşme oluşturacaktır. Bu sebeplerden ötürü davalının davacıdan tahsil etmiş olduğu fatura bedeli üzerinden olmak üzere ve tahsilat tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatine varılarak davacının dava dilekçesinde talep ettiği 29.343,89-TL'lik fatura bedeli üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının cevaba cevap dilekçesinde talep ettiği faiz alacağı ve buna bağlı BSMV alacağı yönünden; davacının davasının geri alması, davalının, davanın geri alınmasına açıkça muvafakat etmesi nedeni ile 6100 sayılı HMK'nun m.123 uyarınca esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş, geri alınan dava yönünden taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti de takdir olunmayarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının cevaba cevap dilekçesinde talep ettiği 1.015,51-TL'lik faiz alacağı ile BSMV alacağı yönünden davacının davasının geri alması, davalının açık rızası bulunması nedeni ile bu tutar yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davacının dava dilekçesinde talep ettiği 29.343,89-TL'lik faturaya dayalı alacak yönünden davanın kabulü ile; alacağın haksız iktisap tarihi olan 11/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 3.527,27-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan ilk dava açma gideri 534,63-TL, posta ve tebligat masrafı 83,00-TL, bilirkişi ücreti 1.400,00- TL olmak üzere toplam 2.017,63-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
6-Alınması gerekli 2.004,48-TL karar ve ilam harcından 501,13-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.503,35-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Davalı tarafından yatırılan delil avansından yargılama sırasında yapılan masraflardan geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Asliye Ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/03/2019
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır