T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/184
KARAR NO: 2019/643
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/02/2017
KARAR TARİHİ: 18/07/2019
Mahkememizde görülmekte olan alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle;davacının tasfiye halinde ... Ltd.Şirketinin ortağı olduğunu, davalıların da bu şirketin ortakları olduğunu, davalıların şirkete ait malları çok düşük bedelle satması sebebiyle kazançtan mahrum kaldıklarını,böylece örtülü kazanç elde edildiğini, TTK. 553 madde gereğince bundan sorumlu olduklarını,müvekkilinin de zarara uğradığını, aynı zamanda davalılardan ...'un şirketten borç para aldığını,yerine koymadığını belirterek düşük bedelli mal satışı sebebiyle şimdilik 2000TL ve şirketten alınan paranın iade edilmemesi sebebiyle 3000TL tazminatın davalılardan tahsili ile hisse oranında müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;şirketin tasfiye halinde olduğunu, tasfiye hususunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının ancak tespit edilmesi halinde zararın şirkete ödenmesine karar verilmesini talep edebileceğini, düşük bedelli mal satılmasının söz konusu olmadığını, ortaklardan birinin borç alması halinde bu durumun tasfiye aşamasında nazara alınacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dava, limited şirket yöneticileri hakkında açılmış sorumluluk davasıdır.
Tarafların şirket ortağı konumunda oldukları,davalıların yönetim kurulu üyesi konumunda bulundukları tartışmasızdır.
Taraflar arasında tartışma konusu olan husus, dayanılan vakıalar karşısında davalıların yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarına yönelik davanın kabulünün gerekip gerekmekmediği noktasındadır.
6102 sayılı TTK m.555 hükmüne göre "Şirketin uğradığı zararın tazminini,şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir.Pay sahipleri tazminatın ancak şirketin ödenmesini isteyebilirler."Bu hüküm gözetildiğinde pay sahibinin davacı olduğu dosyalar açısından, iddiaya konu zararın doğrudan veya dolaylı zarar olup olmadığı aktif sıfatının tespiti açısından önem arz eder.Buna göre 6102 sayılıTTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır.
Somut olay açısından davacıların iddialarına konu olan zarara ilişkin vakıa,davalıların yönetim kurulu üyesi olarak temsilcisi oldukları başka şirketlere fahiş tutarda düşük mal satımına yol açmak suretiyle Tasfiye Halinde ... İhracat Ltd.Şti'nin kaynaklarının yok olmasına,şirketin kazançtan mahrum kalmasına yol açtıkları iddiası ile yine ... Ltd.Şti'nin ortağı ve yetkilisi olan davalının şirketten borç para çektiği halde bu bedeli yerine koymadığı iddialarına dayanmaktadır.
Dayanılan vakıalar karşısında öncelikle bu zarar kalemlerinin davacı açısından doğrudan zarar veya dolaylı zarar teşkil edip etmediği ele alınmalıdır.
İddia olunan zarar nedenleri ve zarar kalemleri, şirketin zararından bağımsız olarak,davalı yönetim kurulu üyesi gerçek kişilerin davranışları sonucunda ortaya çıkan ve ortaklık zarar görmeksizin davacı pay sahibinin doğrudan zarar görmesine yol açan nitelik taşımamaktadır.
Bir başka deyişle iddia olunan zarar kalemleri, bizatihi şirketin uğramış olduğu bir zarar olmakla doğrudan zarar niteliği taşımaktadır. Elbette,"bu zarar kalemi şirketin mal varlığında meydana geldiği zaman şirket için doğrudan,ortaklar ve alacaklılar için ise dolayısıyla zarar teşkil eder."(Prof.Dr.Necla Akdağ Güney,Anonim Şirket Yönetim Kurulu,İkinci baskı,İstanbul,2016,Sayfa.330) İddia olunan zarar kalemleri şirketin malvarlığını doğrudan, davacıları ise dolaylı olarak ilgilendirmektedir.
Hal böyle olunca somut davada davalı yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davasında, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olduğu iddia olunan eylemler,ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Bu tür davalarda, hükmolunacak tazminatın 6102 sayılı TTK m.555 hükmüne göre şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.Ne var ki davacı,açıklanan bu duruma rağmen iddia olunan zarar kalemlerinin şirkete verilmesi amacıyla değil davacı asile ödenmesi amacı ile talepte bulunmuştur.
Davacı açısından dolaylı zarar niteliğindeki bu kalemlere ilişkin tazminatın,dava dışı limited şirkete verilmesinin davacı tarafından talep olunması gerektiği halde,davacının tazminatın kendisine verilmesini talep etmesi karşısında davacının aktif sıfatının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının aktif sıfat yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının aktif sıfat yokluğundan reddine,
2-Dava açıldığında alınan 170,78 TL harçtan,alınması gereken 44,40TL maktu red harcından mahsubu ile kalan 126,38 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemece kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır