T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/985 Esas
KARAR NO : 2025/168
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/11/2017
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... arasında 21.8.2015 tarihinde müvekkile verilen acentelik vekâletnamesi ile davalı ... şirketinin acentesi olarak aracılık etmeye başladığını, davalının taraflarına gönderdiği ihtarname ile acentelik sözleşmesinin herhangi bir sebebe dayanmaksızın haksız olarak feshedildiğini, müvekkili tarafından 11.11.2016 tarihine kadar aracılık edilen sigorta sözleşmelerinden ciddi miktarda prim ve komisyon elde ettiğini, davalı şirketin müvekkil şirket aracılığıyla kazandığı müşteriler ve acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra müvekkil şirketin aracılık ettiği işlemlerden elde edeceği gelirler için denkleştirme tazminatı ödenmesinin gerektiğini belirterek arz edilen sebeplerle, şimdilik 1.000 TL denkleştirme tazminatının fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin olağan fesih hakkını kullandığını:, davacının portföy tazminat talep hakkının mevcut olmadığını, olağan fesihte TTK 121. maddesi ile belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin 3 ay önceden ihbarda bulunmak suretiyle hiçbir gerekçe gösterilmeksizin fesih edilebileceğinin düzentendiğini, bununla birlikte bahse konu acentelik sözleşmesinin 29. maddesinde: “İşbu acentelik sözleşmesinin 21.08.2015 tarihinden itibaren süresiz olarak yapıldığını, taraflardan her birinin, 3 ay evvel noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü bir mektupla feshi İhbar etmek kaydıyla sözleşmeyi her zaman fesih edebilir” denildiğini, müvekkili şirketin olağan fesih hakkını kullanmadığı kabul edilse dahi, portföy geliştirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen acentenin, acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davacının portföy gellştirme borcunu yerine getirmediğini, sözleşmede belirtildiği üzere müvekkil şirket tarafından yapıları ihtarlara rağmen makul süre içerisinde beklenen düzeye çıkarılamaması nedeni ile acentelik sözleşmesinin haktı nedenlerle feshedildiğini, davalı tarafa 2015 yılı prim üretiminin 40.287,00 TL olduğunu ve üretim ortalamasının çok altında seyrettiğine ilişkin uyarı yazısının gönderildiğini, davacı ile aynı bölgede faaliyet gösteren aracılık firmalarının verilerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, davacının kendi oluşturduğu müşteri portföyünden müvekkil şirketin haksız kazanç sağladığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının yeni müşteriler bulduğunu ve bu yeni müşteriler sayesinde acentelik sözleşmesinin sone ermesinden sonra müvekkili sigorta şirketinin “önemli menfaatler” elde ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının son yıllara ait poliçe sayısı ve içe numaraları ile acentelik feshinden sonra doğrudan veya başka acenteler vasıtasıyla yenilenen poliçe bilgileri, prim tutarları ve komisyon oranlarının ibraz edildiğini, bu kayıtlara göre acentenin feshinden sonra az sayıda poliçenin yenilendiğini, davacı tarafın portföy geliştirme borcuna aykırı hareket etmesinin yanında usulsüz işlemlerde bulunduğunun da tespitinin yapıldığını ve bu işlemlerin sonlandırılması için davacıya 04.05.2016 tarihinde uyarı yazısı gönderildiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderinin ve vekâlet ücretinin davacı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Taraflar arasında akdedilen 21/08/2015 tarihli acentelik sözleşmesi, ... 2. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi, ticaret sicil kayıtları, benzer acentelerin poliçe üretim ortalamaları, 04/05/2016 tarihli ihtarname, poliçe üretim sayıları, fesih ihbarnamesi, ticari defter ve belgeler, mail yazışmaları celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, Sigortacı SMMM bilirkişi ..., Sigorta Tahkim Heyeti bilirkişi ... ve SMMM bilirkişi ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 07/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... 1.Davalı ... Şirketinin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TTK ve HMK çerçevesinde usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, dolayısıyla ticari defterlerinin şirketlerin lehine delil olabilme niteliğini taşıyabileceği, 2.Davalı ... tarafından 11.11.2016 tarihinde gerçekleştirilen feshin TTK'nun 121/1 maddesi ve Acentelik Sögleşmesinin 29. Maddesi hükmüne uygun olarak” 3 ay önceden ihbarda bulunmak” suretiyle yapıldığı görülmektedir. Ancak Acenteye verilen hedeflerin gerçekleştirilememesi, portföyün verimli olmaması gibi hallerin “acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması” kapsamında değerlendirilmeyeceği ve bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olamayacağı ve bunların gerekçe gösterilmek suretiyle acentenin denkleştirme talebinin yok sayılamayacağı, (TTK'nun 122 maddenin 4, Fıkrasına göre “denkleştirme talebinden önceden vazgeçilemeyeceği, 3.Yapılan açıklamalar, mevcut veriler ve sistem üzerinden elde edilen üretim sonuçları çerçevesinde; davacı acentenin, Denkleştirme /Portföy Tazminatı istemine ilişkin TTK 122/1 maddesinin (a) fıkrasına göre acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra yenilenen poliçeler üzerinden davalı ... şirketinin kayda değer oranda(% 15,64) bir menfaat elde ettiğinin söylenebileceği ve TTK.122/1.c fıkrasındaki “Somut olayın özellik ve şartları değerlendirilldiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. hüküm kapsamında hakkaniyete uygunluk yönünde kanaat hâsıl olması sebebiyle davacı/acentenin denkleştirme talebinde bulunabileceği, 4.Davacı / Acentenin, Denkleştirme/Portföy Tazminatı isteminin, Sayın Mahkeme tarafından uygun görülmesi halinde, Portföy Tazminatı tutarının Üst sınırınınlen fazla) 41.905.448 TL olarak hesaplandığı, bu konudaki nihai kararın sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde tespit edilmiştir.
Dosya, yapılan itirazlar nedeniyle ek rapor alınmak üzere Sigortacı SMMM bilirkişi ..., Sigorta Tahkim Heyeti bilirkişi ... ve SMMM bilirkişi ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 20/02/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ve sonuç olarak; "... 1.Kök raporda ifade edilen görüşlerimizi değiştirebilecek önemli bir hususun bulunmadığı, dolayısıyla kök raporda belirtilen görüşlerimizi koruduğumuzu, 2.Acentenin, Denkleştirme/Portföy Tazminatı tutarı, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Üst sınır olaraklen fazla) — 41.905,â8 TL olarak hesaplandığı, mahkemenin hesaplanan denkleştirme tutarının daha azına da hükmedebileceği, bu konudaki nihai kararın sayin mahkemenin takdirinde olduğu, 3.Hakkaniyet çerçevesinde acentenin iş hacmi ve/ veya müşteri potansiyeli dikkate alınarak, davalı tarafın denkleştirme tutarında indirim yapılması yönündeki talebinin sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde tespit edilmiştir.
Dosya, Sigorta Uzmanı bilirkişi ..., Sigorta Hukuku Uzmanı bilirkişi... ve Emekli Vergi Denetmeni Mali Müşavir bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 20/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Dava dosyasında bulunan 07.11.2018 tarihli kök rapor ve 20.02.2019 tarihli ek raporda hesap edilen Denkleştirme Tazminatının azami 41.905,48 TL olabileceği hususuna katılım gösterdiğin izi, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin ... E. ve...K. sayılı ilamına istinaden heyetimizin hassas ve hakkaniyetli bir hesaplama yapabilmesi açısından; Davacı Acentenin, acente sözleşmesinin yürürlükte olduğu tarihte, kendisi aracılığı ile davalı tarafından sigortalanan Sigortalı menfaatlerin ve/veya Sigortalıların, Acente Sözleşmesini başlangıcının asgari 1 yıl öncesinde (21.08.2014 ) ve acente feshinden sonra asgari 1 yıl sonrasına kadar (11.11.2017), hangi sigorta şirketinden - hangi acentelik / sigorta brokerliğinden sigortaya devam ettiğini gösterir listenin net primleri gösterecek şekilde ve poliçe bazında “Bakanlık tarafından belirlenen sigortalara ilişkin, poliçe, zeyil, hasar kayıtlarının sigorta şirketleri tarafından elektronik ortamdan transfer edilerek toplandığı Bilgi Merkezi konumunda olan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” nden elektronik ortamda Saygıdeğer Mahkemece celp olunmasını takiben yapılacak inceleme ile, Sayın Mahkeme'ye ek rapor ile detay tespit sunulabileceği, yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar da göz önüne alındığında, hesap edilen tazminat miktarından indirim yapılması ve/veya yükseltilmesi ile ilgili tüm taleplerin Sayın Mahkeme taktirinde olduğu, görüşlerine varılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir.
Dosya, yapılan itirazlar nedeniyle ek rapor alınmak üzere Sigorta Uzmanı bilirkişi ..., Sigorta Hukuku Uzmanı bilirkişi ... ve Emekli Vergi Denetmeni Mali Müşavir bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 21/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Hesap incelemesi sonuçlarının işbu rapor bölüm 2’de belirtilmiş olduğu, Hukuki değerlendirmelere ilişkin nihai takdir Saygıdeğer Mahkemeye ait olduğundan davacının acentelik sözleşmesinin haklı veyahut haksız olarak feshedildiği yönünde görüş bildirilmesinin mümkün olmadığı, SBM verilerinin talebimiz ile örtüşmediği, Davalı Sigortacının verilerinden ve Yerinde İnceleme Analizlerinden yola çıkarak Acentelik Süresinin 30.08.2015 – 11.11.2016 (439 gün - yaklaşık 1 YIL ve 2,5 AY ) olduğu,
Acentenin çalıştığı 82 müşterinin, 48’i ile (%59’u ile) davalı sigortacının acente kuruluşundan önce çalıştığı – yani portföyünde müşteri olduğu, Acentenin katkısı ile davalı ile çalışmaya başlayan müşteri sayısı 34 olup, bunun 7’si ile yani %21’i ile davalı Sigortacı acente feshi sonrası çalışmaya devam ettiği – (Sonuç % 21), Acente feshinden sonra, acente katkısı ile portföye dahil olan müşterilerden davalı Sigortacının direk kaynaklardan yapmış olduğu üretim miktarının 23.791 TL ve komisyon miktarının 3.723,50 TL olduğu tespit edildiği, Davacı acentenin feshinden sonra, davacı Acentenin katkısı ile davalı Sigortacının portföyünden dahil olan müşterilerden önemli bir kazanç elde etmediği, Sonucuna varılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir.
Dosya, yapılan itirazlar nedeniyle 2.kez ek rapor alınmak üzere Sigorta Uzmanı bilirkişi ..., Sigorta Hukuku Uzmanı bilirkişi ... ve SBMM Genel Muhasebe ve Şirketler Muhasebesi Uzmanı bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 29/02/2024 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Davacı tarafın itiraz dilekçesinde yer verdiği ek listeler incelenmiş olup, üretimin listesindeki majör üretimin “İnşaat Sigortası”, İnşaat Sigortasına bağlı olarak düzenlenen Makine Kırılması Sigortası ve İşveren Mali Mesuliyet Sigortası Poliçe/lerinden oluştuğu, minör düzeyde üretime denk düşen birtakım senelik mesleki sorumluluk ve zorunlu sigortalardan oluştuğu tespit edilmiştir. Majör üretimi oluşturan İnşaat Sigortaları ve ona bağlı düzenlenen poliçelerin, proje bazlı poliçeler olduğu, bu poliçelerin yenilenmesi mümkün olmadığından ve fesih sonrasında davalı Sigortacının biten bu projelere tekrar İnşaat Sigortası yapmasının mümkün olmamasından dolayı ilave bir kazanç elde edemeyeceği dolayısı ile Kök ve Ek raporda yapılan inceleme ve değerlendirmeler baki kalmak kaydı ile; aşağıda belirtilen kök rapor sonuçlarımızı değiştirecek türden bir bulguya rastlanmamıştır. 1-Acentelik Süresinin 30.08.2015 – 11.11.2016 ( 439 gün - yaklaşık 1 YIL ve 2,5 AY ) olduğu, 2-Acentenin çalıştığı 82 müşterinin, 48’i ile (%59’u ile) davalı sigortacının acente kuruluşundan önce çalıştığı – yani portföyünde müşteri olduğu, 3-Acentenin katkısı ile davalı ile çalışmaya başlayan müşteri sayısı 34 olup, bunun 7’si ile yani %21’i ile davalı Sigortacı acente feshi sonrası çalışmaya devam ettiği – (Sonuç % 21), 4-Acente feshinden sonra, acente katkısı ile portföye dahil olan müşterilerden davalı Sigortacının direk kaynaklardan yapmış olduğu üretim miktarının 23.791 TL ve komisyon miktarının 3.723,50 TL olduğu tespit edildiği, 5-Davacı acentenin feshinden sonra, davacı Acentenin katkısı ile davalı Sigortacının portföyünden dahil olan müşterilerden önemli bir kazanç elde etmediği, sonucuna varılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir.
Dosya, yapılan itirazlar nedeniyle 3.kez ek rapor alınmak üzere Sigorta Uzmanı bilirkişi ..., Sigorta Hukuku Uzmanı bilirkişi ... ve SBMM Genel Muhasebe ve Şirketler Muhasebesi Uzmanı bilirkişi...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 21/10/2024 tarihli bilirkişi 3.ek raporunda özetle ve sonuç olarak; "... İşbu dördüncü ek raporda ise; Davacı tarafın da dava dosyasına işbu ek rapor ve ikinci kez yerinde inceleme açısından eklemiş olduğu poliçe listeleri ve teferruatı üzerinden 26.09.2024 tarihinde Bilirkişi ... ve Bilirkişi ... tarafından davalı adresinde yapılan inceleme sonucu aşağıda bulunmakta olup, ilgili incelemeye yer ve saat bilgileri paylaşılmasına rağmen davacı ve/veya davacı vekili katılım göstermemiştir. Yapılan incelemede, Sayın Mahkemenin “03/07/2023 tarihli itiraz dilekçesinde bahsedilen poliçelere yönelik mutlak suretle değerlendirme yapılıp mütalaa tanzim edilmesi” “talimatı doğrultusunda ve davacı vekilinin dava dosyasına sunduğu 54 poliçelik liste ve eklinde yer alan poliçeler dikkate alınarak yapılan yerinde incelemede, bir önceki incelememizde tespit edilen tazminat tutarına ilave olarak, acente fesih tarihi olan 11.11.2016 tarihi sonrasındaki 12 ay boyunca, ... numaralı inşaat poliçesinin zeyil ile süresinin uzatıldığı ve 388,07 TL acente komisyonu hesap edildiği, ... numaralı inşaat poliçesine acente fesih tarihi sonrasında yapılan zeyilnameler ile 2.395,20 TL acente komisyonu hesap edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda acente fesih tarihi sonrasında işbu poliçelerden hesap edilen ilave komisyon tutarının davacı tarafa ödendiğinin ispat yükü davalı sigortada olup, dava dosyasına bu belgelerin eklenmesi ile başkaca eksiklik kalmayacaktır. Majör üretimi oluşturan İnşaat Sigortaları ve ona bağlı düzenlenen poliçelerin, proje bazlı poliçeler olduğu, bu poliçelerin yenilenmesi mümkün olmadığı sonucunda bir değişikliğe gidilmemiştir. Sonuç olarak, eğer fesih sonrası 2.395,20 TL’nin Davalı tarafından, davacı tarafa ödendiğinin ispat edilmesi durumunda toplam portföy tazminatının önceki raporumuzda tespit etmiş olduğumuz şekilde 3.723,50 TL olarak hesap edildiği, eğer ödenmemiş ise toplam tazminat tutarının (2.395,20 TL + 3.723,50 TL ) 6.118,70 TL olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Heyetimizce hazırlanan raporumuzda yapılan değerlendirmelerin, yukarıdaki izahata göre, her bir bilirkişinin diğerinden müstakil uzmanlık alanı çerçevesinde yaptığı bir inceleme olduğunu belirtir, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre bu konuda hukuki değerlendirmenin ve takdirlerin 6100 sayılı HMK’ nın 266/c.2 hükmü uyarınca Sayın Mahkemeye ait olduğu ..." şeklinde tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin 15/04/2019 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle; 20.02.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda denkleştirme bedeli üst sınırının 41.905,48 TL olacağının ifade edildiğini, bilirkişi raporunda belirtilen bedel üzerinden talep artırım yapılmasını talep ettiklerini, yargılamalarda bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olması olduğunu, davanın açılmasında haklı durumda bulunan tarafın, yargılama giderlerinden olan karşı tarafın vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun görülmediğini, davada, alacak taraflarınca tarafımızca belirlenebilir olmadığından, davanın açılmasına da davalının sebebiyet verdiğini, talep artırım dilekçesi doğrultusunda öncelikle indirim yapılmaksızın denkleştirme bedeline hükmedilmesini, takdiri indirim yapılması halinde ise taraflarının kusuru olmadığından, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, davayı 40.905,48 TL arttırdıklarını ve toplam dava değerinin 41.905,48 TL olduğunu, bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.
Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. TTK 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanununun 23/16. maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesinin, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir;
1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması,
2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi,
3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması,
4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması (Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Mahkemece öncelikle bu dört koşulun somut olay özelinde gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmesi gerekmektedir.
Yasal düzenlemelere bakıldığında:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez.
Sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse acente denkleştirme isteminde bulunamaz (TTK 122/3).
Davacı, acentelik sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, acente olarak verimliliğinin yüksek olduğunu vefeshi gerektirecek kusurlu bir davranışının bulunmadığı ileri sürmüştür.
Davalı, portföyü geliştirme borcu uyarınca davacı acentenin kendisinin taahhüt ettiği poliçe üretim miktarlarının gerçekleşmediğini, benzer durumdaki acentelerin üretim ortalamalarının dahi çok altında kaldığını, yapılan uyarı ve ihtara rağmen durumun düzelmediğini, bu nedenle taraflarca imzalanan ve kabul edilen acentelik sözleşmesinin 12.maddesi uyarınca sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, haklı fesih sebebiyle davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini, ayrıca önemli menfaat elde edilme koşulunun da bulunmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlığın temeli, acentelik sözleşmesinin haklı / haksız nedenlerle feshedilip edilmediği ve denkleştirme tazminatına yönelik olarak Kanunda (TTK m.122 ve 5684 s. K. m.23) belirtilen koşulların tümüyle oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ...Ltd. Şti. ... ilinde 28/06/2013 tarihinde sigorta acentesi olarak kurulduğunu belirterek davalı ... şirketinin acentesi olmak için 31/07/2015 tarihinde davalı ... A.Ş.ye form doldurarak yazılı başvuruda bulunduğu, davacı ... acentesinin yazılı başvuruda trafik (150.000), kasko (250.000), ferdi kaza (20.000), konut paket (20.000), Dask (5.000), sınai - ticari yangın (50.000), mühendislik proje (400.000), sorumluluk (50.000) sigortaları olmak üzere 1 yıl içinde toplam 945.000 adet poliçe üretim hedefi ve taahhüdünde bulunduğu, yazılı başvurunun davalı ... tarafından poliçe üretim taahhütleri sebebiyle olumlu karşılandığı ve kabul edildiği belirlenmiştir.
Bu suretle, taraflar arasında 21/08/2015 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalanmıştır.
Acentenin Yükümlülükleri kapsamında Portföyü Geliştirme Borcunun düzenlendiği Acentelik Sözleşmesinin 12. maddesi "Acente, mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini artırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorundadır. Acentenin üretiminin benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen / taahhüt edilen düzeye çıkaramaması, acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturur" şeklinde düzenlenmiştir.
Taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı tartışmasızdır.
Diğer taraftan, her iki taraf ticari şirket / tacir olup, sözleşmede kararlaştırılan hususlarla bağlıdır.
Bu bakımdan, sözleşmenin 12.maddesinin taraflarca mutabık kalınarak kabul edildiği ve davalı ... için haklı fesih sebebi olduğu noktasında duraksama yoktur.
Davacı ... ile aynı il aynı ilçede benzer tarihlerde acentelik sözleşmesi kapsamında faaliyet sürdüren (... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti.) benzer durumdaki sigorta acentelerinin, davacı üretimi ile kıyaslandığında davacının ortalama poliçe üretim miktarlarının çok altında kaldığı tespit edilmiştir.
Hem davacı tarafından acentelik sözleşmesi kurulmadan önce yazılı başvuruda taahhüt edilen poliçe üretim (945.000) hedeflerinin gerçekleşmemesi hem de davalı şirket tarafından yapılan performans incelemelerinde davacının 2015 yılında yalnızca 40.287 adet poliçe üretiminde bulunması sebebiyle taahhüt edilen üretim ortalamasının çok altında faaliyet gösterildiğinden davalı ... acentelik sözleşmesinin 12. maddesinde yer alan portföyü geliştirme borcu kapsamında davacıya portföyün çeşitlendirilmesi, risk seçimi, üretim artırımı yapılması için 04/05/2016 tarihli ihtarnameyi göndermiştir.
Ne var ki, davacıya gönderilen ihtarnameye ve uyarılara rağmen makul süre içinde poliçe üretiminin taahhüt edilen düzeye çıkarılamadığı, acente verimliliği kontrol edildiğinde benzer durumdaki acentelerin üretim ortalamalarının çok altında seyir ettiği, davacı tarafından taahhüt edilen üretim hedefinin çok uzağında kalındığı tespit edilmekle, işbu gerekçelere dayanılarak ... 2. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 3 ay önceden feshinin ihbar edildiği, akabinde davalı ... A.Ş. ... 2. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle de acentelik sözleşmesi feshedilmiştir.
Taraflarca imzalanan acentelik sözleşmenin portföy geliştirme borcuna ilişkin 12. maddesinde acentenin mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini artırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olduğu ve ayrıca acentenin üretimini benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağı düzenlenmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi ekinde davacı acente ile aynı il ve ilçede faaliyetini sürdüren başka beş acentenin üretim dokümanlarını sunmuş, 2015 ve 2016 yılında davacının bu acentelere göre daha az oranda prim ürettiği, bu acentelerin üretim verileri artarken davacının üretiminin ortalama üretim miktarlarının ve davacı tarafça taahhüt edilen poliçe üretim sayılarının altında kaldığı belirtilmiştir. Ayrıca, 04/05/2016 tarihli yazıda yıllık üretim hedefine ulaşılamamasının yanı sıra üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından olduğu belirtilerek acenteden risk seçimine özen gösterilerek portföyün çeşitlendirilmesi sureti ile üretim hedefine ulaşmasının beklendiği nazara alındığında davacının sözleşmenin feshine kadar geçen süre içerisinde uyarı yazısında belirtilen hususları yerine getiremediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, acentenin üretiminin benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmediği de ispat edilmemiştir. Sözleşmenin 12. maddesinde acentenin, benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/ taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağı düzenlenmiş olup, davacıya gönderilen uyarı yazısından sonra üretimin yükseltilememesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin davalı ... tarafından haklı olarak feshedildiğinin kabulü gerekir. O halde, acentelik sözleşmesi davalı ... şirketince haklı olarak feshedildiğinden davacının denkleştirme tazminatı isteme hakkı bulunmamaktadır.
Konuya ilişkin birebir emsal nitelikte olan kararlar da mevcuttur.
YARGITAY 11. HD. ...ESAS ...KARAR sayılı ilamında: "... taraflarca imzalanan 26/02/2015 tarihli acentelik sözleşmenin portföy geliştirme borcuna ilişkin 12. maddesinde acentenin mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini artırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olduğu ve ayrıca acentenin üretimini benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağının düzenlendiği, davacıya gönderilen uyarı yazısından sonra üretimin yükseltilememesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin sigorta şirketince haklı olarak feshedildiğinin kabulü gerektiği, davacı acentenin portföyünde mevcut olup da sonradan başka acenteler tarafından tanzim edilen, davacı acentenin feshinden sonraki bir yıl içinde davacının portföye önceden kazandırdığı müşterilerinden sadece iki tanesi için üç adet poliçe düzenlendiği, bu durumda 6102 sayılı TTK'nın 122/1. ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddelerinde yer alan "sigorta şirketinin, sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi" kriterinin gerçekleşmediği, tüm bunların yanı sıra somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, davacıya denkleştirme tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun olduğunu gösteren dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar vermek gerekmiştir..."
İSTANBUL BAM 14. HD. ... ESAS. ... KARAR sayılı ilamında:
"...Mahkemece, feshin haklı sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 03.05.2011 tarihli ve belirsiz süreli acentelik sözleşmesi imzalanmış olup acentelik sözleşmesinin ''Portföyü Geliştirme Borcu'' başlıklı 11. maddesinde; ''Acente, mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini arttırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorundadır. Acentenin üretiminin benzer durumdaki acentenin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen /taahhüt edilen düzeye çıkaramaması, acentenin sözleşmenin feshi bakımından haklı neden oluşturur.'' denilmiş, 27. maddede ise; ''...Taraflardan her biri 3 ay evvel noter aracılığı ile veya iade taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Ancak, acente yasal düzenlemelere bu sözleşme hükümlerine ve şirketçe verilecek emir ve talimata uymazsa ve/veya diğer herhangi bir haklı sebep varsa şirket sözleşmeyi 3 aylık ihbar süresi aranmaksızın derhal feshedebilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Bu sözleşmenin, davalı tarafından, ... 2.Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 11.10.2017 tarihi itibariyle feshedileceği bildirilmiş olup fesih sebebi olarak davacının ''Şirketimizce yapılan acente performans değerlendirme çalışması kapsamında acenteliğinizin son iki yıllık verileri gözden geçirilmiş olup, prim üretiminizin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğu ve üretim hedefinden uzak seyrettiği, ayrıca teknik zarar kaydedildiği görülmüştür.'' gerekçesine dayanılmıştır.
Somut olayda, davalı ... şirketince davalıya gönderilen performans değerlendirilmesi konulu 12/06/2015 tarihli yazıda acentenin yıllık üretim hedefine ulaşılamadığı, üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğunun görüldüğü, teknik zarar kaydedildiği bildirerek belirtilen hususlar dikkate alındığında acentelinin risk seçimine özen göstermesi, portföyün çeşitlendirilmesi sureti ile üretim hedefine ulaşılmasının beklendiği ihtar edilmiştir. Davalı ... şirketince davacıya gönderilen performans değerlendirilmesi konulu 20.01.2017 tarihli yazıda ise, üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğunun görüldüğü, teknik zarar kaydedildiği bildirerek belirtilen hususlar dikkate alındığında acentenin risk seçimine özen göstermesi, portföyün çeşitlendirilmesi ihtar edilmiş, ardından 12.07.2017 tarihli fesih yazısı ile ... 2. Noterliğinin... tarihli ve ... yevmiye nolu fesih bildirimi ile, üretim hedefinden uzak seyrettiği, davalı ... şirketinin prim üretim miktarı ve prim üretiminin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğu ve ayrıca teknik zarar kaydedildiği gerekçesiyle acentelik sözleşmesi, sözleşmenin süresi başlıklı maddesi uyarınca 11.10.2017 tarihi itibariyle feshedilmiştir.
Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanununun 23/16. maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesinin, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre portföy tazminatı talep edebilmenin ilk şartı, acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, yani sözleşmenin müvekkilce haksız şekilde feshedilmesidir. Bu nedenle öncelikle feshin haklı olup olmadığının ortaya konulması gerekir.
Somut olayda, taraflarca imzalanan acentelik sözleşmenin portföy geliştirme borcuna ilişkin 11. maddesinde acentenin mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini artırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olduğu ve ayrıca acentenin üretimini benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağı düzenlenmiştir.
Davalı vekilince cevap dilekçesinde davacı acente ile aynı il ve ilçede faaliyetini sürdüren başka iki acentenin üretim dokümanlarını sunulmuş, alınan bilirkişi raporunda 2012,2013,2014 ve 2015 yıllarında davacının bu acentelere göre daha az oranda prim ürettiği, bu acentelerin üretim verileri artarken davacının üretiminin düşüş gösterdiği belirtilmiştir. Zira 12/06/2015 tarihli yazıda yıllık üretim hedefine ulaşılamamasının yanı sıra üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından olduğunu belirtilerek acenteden risk seçimine özen gösterilerek portföyün çeşitlendirilmesi sureti ile üretim hedefine ulaşmasının beklendiği nazara alındığında davacının sözleşmenin feshine kadar geçen süre içerisinde uyarı yazısında belirtilen hususları yerine getiremediği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça, acentenin üretiminin benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmediği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Sözleşmenin 11.maddesinde acentenin, benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağı düzenlenmiş olup, davacıya gönderilen uyarı yazısından sonra üretimin yükseltilememesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin sigorta şirketince haklı olarak feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu tespitlere göre sözleşme sigorta şirketince haklı olarak feshedildiğinden davacının denkleştirme/portföy tazminatı isteme hakkı bulunmadığından, ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.
Davacı taraf müşterilerine, davalı tarafından gönderilen 23.11.2017 gönderdiği tarihli yazı nedeniyle gelir kaybına uğradığını da ileri sürmüştür. Ancak söz konusu yazıda davalı, davacı acente ile acentelik ilişkisinin bittiğini müşterilere bildirerek prim borçlarının kendisine ödenmesi gerektiğini belirtmiş olup davacının ticari itibarını zedeleyecek bir ibare içermediği anlaşıldığından gelir kaybı tazmini talebi de yerinde görülmemiştir. Bu sebeple mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin reddedilmesi de yerinde olmuştur. ..."
İSTANBUL BAM 43. HD. ...ESAS ...KARAR sayılı ilamında:
"...Davacı, davalı ile arasındaki 04.04.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin 17.11.2017 tarihinde haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek, denkleştirme tazminatı talebinde bulunmuş ve bu talebini yasal süresi içinde belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürmüştür. Davalı ise, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin yasa ve sözleşmeye uygun şekilde süre verilerek ve haklı şekilde feshedildiğini, davacı acentenin üretim hedeflerinin gerçekleşmesi konusunda hiç bir çaba göstermediğini, üretimini çalıştığı diğer şirketlere kaydırarak kendi adlarına düzenlediği poliçeleri düzenli ve bilinçli bir şekilde azaltarak üretimin düşmesine neden olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatı alacağı şartlarının oluşmadığını savunmuştur.
Davalı tarafça davacı acenteye 08/05/2017 tarihinde branş bazında hedef belirleme yazısının gönderildiği, 20/06/2017 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderilen yazıda mayıs sonu itibariyle belirlenmiş hedeflere branş bazında ulaşılamadığı ve yeterli çaba gösterilmediğinin iletildiği ve aynı yazıda 2017 temmuz ayı sonuna kadar hedeflerin tutturulması için çaba gösterilmesi hedeflere ulaşılamaması halinde acentelik ilişkisinin gözden geçirileceğinin bildirildiği görülmüştür.
Yine davalı tarafça 14/08/2017 tarihinde gönderilen noter ihtarnamesinde acentelik sözleşmesinin bu ihtarnamenin tebliğden itibaren geçecek 3 ayın sonunda fesih edileceği bildirilmiş ve akabinde 17/11/2017 tarihli azilnamesi ile acentenin hedefleri gerçekleştiremediği, uyarılara rağmen iyileşme olmadığı gerekçesi ile sözleşme feshedilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesine göre, Sözleşmenin Feshi “Bu sözleşme ACENTE'nin sözleşme hükümlerine veya ilgili mevzuat ve teamüllere uygun olarak ... tarafından verilen karar, direktif ve genelgelere uymaması halinde, önceden ihbara gerek kalmaksızın her zaman ... tarafından feshedilebilir."
Sözleşmenin 23. Maddesi gereğince, Sözleşmenin gerek ... gerekse ACENTE tarafından feshi halinde tebligatları, "TTK 20.Maddesi gereğince noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü mektupla yapmak zorundadırlar. Her ne sebeple olur ise olsun sözleşmenin gerek ACENTE gerek ... tarafından feshi halinde, ACENTE, ...'dan herhangi bir nam altında hiçbir hak ve tazminat talep edemez, fesih sonrasında ... bir satış kaynağını doğrudan ACENTE'nin müşterisine yönlendiremez. ACENTE'nin portföyünde bulunan müşterilerin çalışma taleplerini ... serbesti piyasa koşulları içinde değerlendirebilir. ACENTE sözleşme şartlarına, ... tarafından verilen emir ve talimata, Sigortacılık mevzuatı ve Yönetmelikler hükümlerine ve çıkacak sair kanun hükümlerine, diğer mevzuata ve ilgili mercilerin emir ve talimatına riayet etmediği takdirde derhal ve hiçbir merasime gerek kalmaksızın sözleşmeyi feshetmeye yetkilidir. ACENTE bu suretle fesihten dolayı da AXA'dan herhangi bir sekilde tazminat talep edemez. "düzenlemesi mevcuttur.
Portföy tazminatı talep edebilmenin ilk şartı, acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, yani sözleşmenin müvekkilce haksız şekilde feshedilmesidir. Somut olayda, acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini davalı ... ispatla yükümlüdür. Davalı tarafça, ''bildirilen hedeflerin gerçekleştirilememesi'' ve çalışmasını başka sigorta şirketlerine kaydırması sözleşmenin fesih nedeni olarak ileri sürülmüş ve bu fesih sebebinin haklı sebep olduğu savunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda acentenin yıllara göre ve branş bazındaki faaliyetleri incelenmiş ve yine gerek davalı ve gerekse acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerinden elde ettiği komisyon gelirleri tespit edilmiştir. Buna göre davacı acentenin 2013-2014-2015 ve 2016 yıllarındaki komisyon durumunun yatay seyir ettiği, 2017 yılında ise düşüş gösterdiği ve özellikle 2016 yılından itibaren sözleşme yaptığı diğer sigorta şirketleri ile çalışmayı arttırması nedeniyle davalı ... şirketinin üretiminde düşüş meydana geldiği görülmüştür. Davalı ... şirketince davacı acenteye gerekli ihtar ve uyarılar yapılmasına rağmen de durumun düzelmediği tablo ve grafiklerden anlaşılmıştır. Ayrıca her ne kadar davacı vekilince istinaf dilekçesinde ilk derece yargılamasında bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi değerlendirilip ek rapor alınmadan karar verildiği belirtilmiş ise de incelemeye konu dosyada dilekçeye rastlanmamıştır. Bilirkişi raporunun ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu görülmekle davacı vekilinin eksik incelemeye dayalı olduğuna dair istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Bu durumda davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı sebeple fesh ettiğinin kabulü gerekir. Buna göre kusurlu olan davacı acente davalı tarafından haklı nedenle feshedilen sözleşme nedeniyle denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağından mahkemenin davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik görülmemiştir...."
Mahkememizce yukarıda açıklanan gerekçe, varılan kabul / sonuç ile emsal ilamlar uyarınca davalı tarafından acentelik sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiği, bu suretle 5684 s. Kanunun 23/16. ve 6102 s. TTK 122/3. maddesi uyarınca davacı taraf denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğinden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin asıl gerekçesi ve kabulü, davalı ... tarafından acentelik sözleşmesinin haklı nedenlerle (acentelik sözleşmesinin 12.maddesi) feshedilmiş olmasıdır.
Bununla birlikte somut olayda önemli menfaat elde edilme koşulunun da bulunmadığı sonucuna varılmış, ilave gerekçe olarak esas alınmıştır.
Bilindiği üzere; davacı acentenin denkleştirme tazminatını hak kazanabilmesi için "acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması" şartı tek başına yeterli değildir. Bu şartın yanı sıra; hem 6102 sayılı TTK' nın 122. maddesi hem de 5684 sayılı Kanunun 23/16.maddesi uyarınca davalı ... şirketinin sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi de gerekmektedir. Kanunda gösterilen şartlar kümülatif şekilde belirlenmiş olup, bütün şartların tek tek ve birlikte sağlanmış olması zorunludur. Diğer bir deyişle, Kanunda gösterilen şartlardan herhangi birinin bulunmaması halinde davacı acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanamayaccaktır.
Bu aşamada, mahkememizce bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.
I. Bilirkişi kurulu 07/11/2018 tarihli kök ve 20/02/2019 tarihli ek raporda (II. Bilirkişi kurulu 28/10/2021 tarihli kök raporu inceleme gerçekleştirilmeden I. Bilirkişi kurulunun görüşü esas aldığından) acentelik sözleşmesinin 12. maddesinin taraflarca mutabık kalınarak sözleşmenin haklı nedenle fesih sebebi olarak kabul edildiği halde gerekçesiz ve dayanaksız olarak tazminatın düşmeyeceğini beyan ettiğinden, yine önemli menfaat elde edilme koşuluna yönelik davalı savunmaları dahi tartışılmadan doğrudan prim tutarları üzerinden tazminat hesabında bulunulduğundan, itiraz üzerine alınan ek raporda bu sefer %10 - %30 oranı arasında neye istinaden dahi olduğu belirtilmeden hakkaniyet indirim yapılabileceği belirtildiğinden, taraflarca itiraza uğrayan, müphem, çelişkili, gerekçesiz ve denetime elverişsiz kök ve ek raporlara itibar edilmemiştir. II. Bilirkişi kurulu 02/06/2023 tarihli ek raporda ( ve itirazlar üzerine alınan 29/02/2024 tarihli ikinci ek rapor, 21/10/2024 tarihli üçüncü ek raporda) davacı tarafından sunulan kayıt ve tablolar ile davalı ... şirketinin kayıtları üzerinde yerince incelme yapmış, davacı acentenin katkısı ile davalı ... ile çalışan müşteri sayısının 34 olduğunu, ancak acentelik sözleşmesinin feshinden sonra bu müşterilerden yalnızca 7 tanesinin davalı ... ile çalışmaya devam ettiğini, acentenin portföyünden davalının önemli bir menfaat elde etmediğini belirtmişlerdir. Önemli menfaat elde edilmediği noktasında belirtilen raporlarda ise denetlenebilir veriler bulunmaktadır. Ayrıca, acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı ... ile yalnızca 7 müşterinin çalışmaya devam ettiği, bu müşteriler adına trafik ve kasko poliçeleri tanzim edildiği, yani sigortacının sözleşme yapmayı ret edemeyeceği ve fiyat odaklı zorunlu trafik sigortası ve kasko poliçelerine aracılık ettiği, bu bağlamda acentenin portföyünün sigorta şirketi bakımından ekonomik bir değer arz etmediği sonucuna varılmıştır.
Bu çerçevede, taraflarca imzalanan 21/08/2015 tarihli acentelik sözleşmenin portföy geliştirme borcuna ilişkin 12. maddesinde acentenin mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini artırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olduğu ve ayrıca acentenin üretimini benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağının düzenlendiği, davacıya gönderilen uyarı yazısından sonra üretimin yükseltilememesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin sigorta şirketince haklı olarak feshedildiğinin kabulü gerektiği (birebir emsal bkz. YARGITAY 11. HD. ...ESAS ...KARAR; İSTANBUL BAM 14. HD. ... ESAS. ... KARAR; İSTANBUL BAM 43. HD. ... ESAS ... KARAR
), asıl bu gerekçeye ilaveten; acentelik sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin portföyünde mevcut olup da sonradan başka acenteler tarafından tanzim edilen davacının kazandırdığı müşterilerinden sadece yedi tanesinin ve sigortacının sözleşme yapmayı ret edemeyeceği ve fiyat odaklı olan trafik ve kasko poliçeleri düzenlenmiş olup bu durumda 6102 sayılı TTK'nın 122/1. ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddelerinde yer alan "sigorta şirketinin, sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi" kriterinin de gerçekleşmediği, tüm bunların yanı sıra somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde davacıya denkleştirme tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun olduğunu gösteren herhangi bir delil de bulunmadığından davacının denkleştirme tazminatına ilişkin davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 31,40 TL ve 698,60 TL tamamlama harcının mahsubu ile fazladan alınan 114,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (41.905,48 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1.4. maddesi uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
26/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır