T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/117 Esas
KARAR NO: 2019/51
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 06/02/2018
KARAR TARİHİ: 29/01/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı 7.h. Maddesi hükmünün ihlali nedeniyle fazlaya dair talep, beyan ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla 1 yıllık brüt ücreti olan 21.600 TL cezai şart tutarının 5.000 TL 'lik kısmını yasağın ihlal edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal ticari faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Kanunun amir hükümlerine ve yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırı olan dava konusu rekabet yasağının geçersiz olduğundan sebeple mahkemeniz nezdinde görülmekte olan iş bu davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE;
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların bildirdiği delil ve belgeler getirtilerek dosya içerisine alınmış, dosya kapsamında taraf tanıkları da dinlenmekle birlikte bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; taraflar arasında kararlaştırılan rekabet yasağı sözleşmesi çerçevesinde cezai şartın ödenebilmesi için aradaki illiyet bağının bulunması gerektiği, fakat dosya kapsamında davalı işçinin davacı işverenden edindiği bilgilerle davacıya zarar verme olasılığı arasında uygun illiyet bağı kurulamadığı rapor edilmiştir.
İş akdinin devamı süresince işçinin işveren ile rekabet etmemesi, sadakat borcu kapsamında yer alan bir yükümlülük olmakla birlikte, tarafla,r iş ilişkisi devam ederken bazı koşullarla sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. (İŞ HUKUKU, Sarper SÜZEK, Yenilenmiş 9. Baskı, İstanbul 2013, s.350)
6098 Sayılı TBK'nun 444. maddesi uyarınca "fiil ehliyetine sahip olan işçi, işveren karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir işletme de çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletme ile başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir."
Rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini, iş ilişkisi sona erdikten sonra işveren ile rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesi olduğu ifade edilmektedir. TBK m.444/2 hükmü uyarınca "rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir."
Kanunda ifade edildği üzere işçiye hizmet ilişkisi çervesinde yaptığı işler hakkında sunulan bilgi edinme imkanı ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması ancak işverenin önemli bir zarara sebep olacak nitelikte olması halinde geçerlilik kazanacaktır. Bu nedenle, somut olay bakımından davalının işçi olarak davacı işverenin yaptığı işler hakkında sahip olduğu bilgilerin ve bu bilgilerin kullanılmasının davacı işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerekmektedir. Diğer yandan vasıfsız ve alt kademede çalışan işçilerle yapılan rekabet yasağı sözleşmelerinin geçersiz sayılacağı çünkü böyle bir işçinin iş sırlarına nüfuz etmek olanağına sahip bulunmadığı, öğreti ve Yargıtay uygulamalarında açıkça ifade edilmektedir. ( Age, s.353; Yargıtay 9. HD, 10/03/2008, 11865/3993)
Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre "somut olayda, davacı banka da müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davanın ne tür bir ticaret sırra vakıf olduğu ve bu bilgilerin kulanılmasının iş verene önemli bir zarar verip vermediği hususunun açıklığa kavuşturulması için araştırma yapılması gereklidir." (Yargıtay HGK, 22/09/2008, 9-517/566)
Ancak şu hususun da belirtilmesi gerekir ki, rekabet yasağının söz konusu olabilmesi için zararın fiilen ortaya çıkması zorunlu değildir. Hayatın olağan akışına göre önemli bir zarar verme tehlikesinin varlığı yeterli olup, bu çerçevede rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranılması halinde işçinin kararlaştırılan cezai şart tutarını ödemesi gerekecektir. Kaldı ki, TBK m.180/1 uyarınca davacı alacaklının hiçbir zarara uğramamış olsa bile zararı ispatlamak zorunda bulunmaksızın davalı borçludan cezai şartı isteyebilmesi olanaklıdır. (Yargıtay HGK 21/09/2011, 9-508/545) Ancak somut dosya kapsamında elde edilen delil ve belgeler, dinlenen tanık beyanları, getirtilen iş yeri sicil kayıtları, SGK kayıtları, alınan bilirkişi raporu çerçevesinde davalının işe girdiği 2014 yılı başından 2016 Şubat ayında işten ayrılışına kadar "Çağrı Merkezi Görevlisi" olarak çalıştığı, tahsilat ekibi içinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalının, davacı şirket organizasyondaki pozisyonunun hiyerarşik seviyesi dikkate alındığında işletme standart uygulamaların yürütülmesi ve takip aşamasında görev aldığı, davalı ile birlikte aynı pozisyonda 201 personelin çalıştığı, davalının görev tanımı kapsamında yaptığı bir kısım işlerin "portföyleri içeresindeki müşterilere telefon ile ulaşılması, borçlunun hukuksal işlemler ve süreç hakkında bilgilendirilmesi, borçlarına yönelik uygun ödeme planının sunulması ve ödeme sözü alınması, telefon ile ulaşılamayan borçluların tekrar aranması, bu kitleden ulaşılabilenler için tahsilata yönelik sürecin başlatılması, günlük olarak tahsilat kontrolünün sağlanması, ödemelerin işletilmesi, borcu biten hacizli borçlular için haciz fek formlarının hazırlanması ve sürecin protokol ya da ibraname gönderim aşamasına kadar takip edilmesi, yeni başlayan personele çağrı dinleme konusunda destek olunması, işleyiş ve sistem eğitimi verilmesi, takım arkadaşının iş yerinde olmaması durumunda portföyün gelen çağrılarının iş akışını etkilememesi adına cevaplanması" olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar davacı şirketin işletmesine ait standart ve rutin operasyonel işleyişi ile ilgili görev ve işler olduğu, davalının, davacı ... zarara uğratacak yahut sektördeki rekabet şansını azaltacak diğer bir deyimle ilgili piyasada rekabet gücünde bir geriye gidiş yaratacak bir yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da bu hususlara işaret edilerek öğretide ileri sürülen görüşlerden de yararlanılarak davacının işletmesinde kritik olan üretim sırrının tahsilat amaçlı telefon görüşmesi yapan davalı işçide bulunmadığı, piyasada herkes tarafından bilinebilecek olguların sır teşkil etmeyeceği, takip konusu olan borçları devredilen banka borçluları değişkenlik gösterdiğinden ve işçinin çağrı merkezinde bu kişilerle telefon görüşmeleri yapan kişi konumunda olmasından ötürü, davalının davacı işverenin iş ve üretim sırlarına vakıf olduğundan bahsedilemeyeceği ifade edilmiş olup; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının iş ve üretim sırlarına davalı işçinin iş yerinde yapmış olduğu çalışma sırasında vakıf olduğu hususu tespit edilemediğinden davalının, eski işvereni olan davacıyı önemli bir zarara uğratma ihtimali bulunmaması nedeniyle rekabet yasağına aykırı davranış dolayısıyla cezai şart ödeme borcu doğmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 2.725,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davalı tarafça yapılan 34,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ve istek halinde ilgili tarafa iadesine,
6-Alınması gerekli 44,40-TL karar harcının peşin alınan 85,70-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 41,30-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Asliye Ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29/01/2019
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır