T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/343 Esas
KARAR NO:2024/634
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/06/2019
KARAR TARİHİ:02/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ:11/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın alacaklısı olduğu ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile müvekkili şirketin " ..." adresinde 05.06.2017 tarihinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkili söz konusu icra dosyasının borçlusu olmadığını ve borçluyla herhangi bir ilgisi bulunmadığını haciz esnasında icra memurlarına beyan etmiş olmasına rağmen davalı vekili tarafından haciz ve muhafaza talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket menkul mallarının haczedilmeye başlandığını, müvekkili şirketin haciz ve muhafaza tehdidi altında ve kesinlikle borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile haciz tarihinde, ihtirazi kayıt ile davalı vekili Av. ...'a alt ... Bankası A.Ş ... no.lu hesabına, '' .... İcra ... Esas haciz ve muhafaza baskısı altında, her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla '' açıklamasıyla, 200.000,00-TL ödeme yaptığını, davalı vekili tarafından talep edilen hacizlerin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin borçlularla hiçbir bağının olmadığını, haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğu, müvekkilinin istihkak iddiasının yerinde olduğu hususların bir çok mahkeme kararı ile açıklığa kavuştuğunu, müvekkili şirket tarafından ihtirazi kayıt ile yapılan 200.000,00-TL ödemenin iade edilmesi için davalıya .... Noterliği ... Yevmiye numaralı 07.12.2017 tarihli ihtarname keşide edildiğini, bu ihtarnamenin davalıya 11.12.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, iş bu nedenle müvekkili şirketin davalıdan olan alacağına istinaden ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu tarafından icra dosyasına itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazlarının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, itirazın iptali ve takibin devamına yönelik huzurdaki davayı açtıklarını, itirazın iptali davası açabilmek için yasal zorunluluk haline getirilen arabuluculuğa başvurulduğunu,... Arabuluculuk Bürosu ... Numaralı arabuluculuk dosyasında, arabuluculuk görüşmesine konu ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya alacağı ve ferileri konusunda anlaşma sağlanamadığını, neticede arabuluculuk süreci anlaşamama şeklinde sona erdiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı-borçlu tarafın ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptali ve takibin devamına, davalı-borçlu taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere itra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı-borçlu taraf üzerinde bırakılmasına karar talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurda davanın davacı tarafından, ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu edilen ve davacının müvekkili bankanın alacaklısı olduğu ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu ödemenin iadesi için açmış olduğu haksız ve hukuka aykırı icra takibine karşı itirazlarımızın iptali istemine ilişkin olduğunu, takip tarihi itibariyle müvekkili bankanın davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takip tarihi itibariyle kesinleşen bir alacak talebine dayanmayan icra takibi ve devamında açılan davanın yersiz olduğunu, icra müdürlüğünce yapılan haciz işlemlerinde davacı ile borçlu ... Ltd. Şti. arasında organik bağ olduğunun tespit edildiğini, istihkak dava dosyaları muhteviyatından da görüleceği üzere; birbirinden farklı adreslerde gerçekleştirilen farklı tarihlerdeki fiili hacizlerde birbirinden habersiz, borçlu firmanın farklı şube farklı çalışanları, dava dışı borçlu ...'ün iş yerlerinin ... ... tarafından kiralandığını ve borçlu şrketin işçilerin davacı için çalışmakta olduğunun ikrar edilmesi, borçluya ait birçok ve sayısal olarak ciddi miktarda belge ve evrakın üçüncü kişinin işyerlerinde bulunması, bunların bir kısmının da devrinden sonraki tarihlere ilişkin olması nedeniyle icra müdürlüğü tarafından haciz işlemleri ilgili mahallerde yapıldığını, istihkak iddiasında bulunan 3.kişi nezdinde çalışanların beyan verilmesinin gizlenmeye çalışıldığını ve yönetici seviyesinde bir durum olduğunu, haciz tutanaklarından da açıkça görüleceği üzere üçüncü kişi davacı ... 'a ait olduğu iddia edilen iş yerlerinde gerçekleştirilen hacizlerde, ... çalışanı olduğu tartışmasız ...'nın beyanlarına göre üçüncü kişi davacı ... dava dışı borçlu ...'e ait iş yerlerini, kira ilişkilerini, çalışanlarını, işletmesini devraldığını, bu beyanların üçüncü kişi davacı ... çalışanlarının beyanları olduğunu, istihkak iddiasına ilişkin yargılamada her türlü delil kullanılabileceğinden haciz mahalinde beyanda bulunan ve bu beyanları haciz tutanağında yer alan üçüncü kişi davacı ... çalışanlarının beyanlarının değerlendirme dışı bırakılması ve dikkate alınmaması mümkün olmadığını, İİK M.8/son maddesinin açık olduğunu, dava dışı borçlu şirket ... ...'in 29.08.2021 yılına kadar münferiden yetkilisi olduğu ticaret odası bilgilerinden anlaşılan ... 'nın istihkak iddia eden üçüncü kişi davacı ...'nin yönetim kurulu eski üyesi ve genel müdürü olduğununda tespit edildiğini, dava dışı borçlu şirketin şuan ki temsilcisinin, daha önce de istihkak iddia eden şirketin temsilcisi olduğunu, bunun ve yukarıda belirtilen yönetici seviyesinde çalışanlarında istihkak iddia eden şirkette istihdam edilmesi yönetim seviyesinde de bir birliktelik olduğunu gösterir nitelikte olduğunu, somut uyuşmazlıkta, münferit tek bir vakıadan ziyade birden fazla farklı zamanlarda, farklı mekan ve kişiler aracılığıyla elde edilen, borçlu ile üçüncü kişinin birlikte hareket ettiğine gösteren, yoğun, sürekli, birlikte vakıa ve delillerin mevcut olduğunu, bunların afaki ve soyut iddiaların ötesinde, somut beyan, bilgi, belge ve icra tutanakları ile tespit edildiğini, bu hususların yorum yoluyla varılan sonuçlar olmadığını, somut delillere ve icra tutanaklarına, bizzat üçüncü kişinin yönetici ve çalışanlarının beyanları ile yansımış durumda olduğunu, dava dışı borçlu ile üçüncü kişi davacı ... ... arasında doğrudan bayi ilişkisinin mevcut olduğunu, üçüncü kişinin borçlunun durumundan tamamen habersiz olduğunun imkansız olduğunu, kendi veya çalışanlarının beyanlarınında zaten bu durumun bilindiğini gösterdiğini, İİK m. 280/3.maddesinde ifadesi gereği, borçlu ile istihkak iddia edenin alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile hareket ettiklerinin yasal karine olduğunu, bahsedilen devir işleminin danışıklı ve alacaklıyı ızrar kastıyla gerçekleştirildiğini, alacaklı-Bankanın haklarının etkilenemeyeceğini, tüm dosya izah edilen hususlar ile beraber değerlendirilerek, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ve zarara uğratmak kastı ile mal varlığını 3.kişiye devrettiğini, 3.kişinin borçlunun ızrar kastını bildiğini, nitekim borçlunun yetkilisinin, 3.kişinin yönetim kurulu eski üyesi olduğunu, her iki şirketin ticaret sicilde kayıtlı şube adreserinin aynı olduğunu, her haciz mahallinde borçluya ait ve özellikle devir tarihinden sonraya ait evraklar bulunduğunu birlikte değerlendirilerek dava dışı borçlu şirket ile 3. Kişi ... ...'in uzunca bir süre aynı kişi tarafından sevk ve idare edildiğinin tüm dosyalar içeriği ile sabit olduğunu, Yargıtay'ın istihkak davasında temel amacın maddi hukuktaki durumdan çok icra takibinde hacizli mal üzerinde icra takibinin yürütülüp yürütülemeyeceğini tespit olduğunu benimsediğini, bu nedenle söz konusu istihkak davaları derdest iken işbu iddiaların yargılama mercilerince halli söz konusu olmadan müvekkiline icra takip işlemleri başlatmasında tamamen kötüniyetli davrandıklarını, icra müdürlüğünce müvekkili bankanın borçlusu dava dışı ... Ltd Şit’ye ait işyerlerinde yapılan işlemler gereğince haczedilen malların ... ... Ltd.Şti.'ne ait olduğunun tespit edildiğini, davacı ... ... ise işbu haciz işlemi sırasında borca karşılık olarak ödeme yaptığın, davacının haciz işlemleri sırasında mahallerde bulunan menkullerin maliki olduklarından bahis ile beyanda bulunmuş olup söz konusu iddiaları icra hukuk mahkemesi nezdinde yargıya taşındığını, huzurdaki davanın konusu olan takip işlemleri davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak başlatıldığını, müvekkili bankanın kötüniyeti bulunmadığını, haksız ve hukuka aykırı olan kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili bankaya hukuka aykırı olarak haksız olarak icra takibinde bulunan davacı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, daha önceden de detaylı şekilde edildiği üzere; müvekkili dava dışı kredi borçlusu ... Ltd. Şti. hakkında başlatmış olduğu takip işlemleri kapsamında söz konusu şirketin ticari adreslerinde usule uygun olarak haciz işlemleri gerçekleştiğini, söz konusu işyerlerini borçludan devralan ve icra müdürlüğü tarafından yapılan inceleme ile aynı iştigal konusunda, aynı işçiler ve yöneticiler ile işbu mahallerde faaliyet gösterdiği tespit edilen davacı 3.kişi şirketin faaliyet gösterdiği adreslerdeki menkullerin kredi borçlusuna ait olduğu farklı icra müdürlüklerinin farklı icra memurları tarafından sabit olan mahallerde hukuka uygun olarak haciz işlemleri gerçekleştirildiğini, bu nedenle müvekkilinin yasal haklarını aramakta muhtariyeti mevcut olduğunu, söz konusu haciz işlemleri hakkında herhangi bir kötüniyetin mevcut olmadığını, kaldı ki; icra mahkemelerinde görülmekte olan davalar neticesinde de uyuşmazlığın istihkak iddaları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, davacının müvekkili banka aleyhine yapmış olduğu kötüniyetli icra takibi nedeniyle İİK 67 nci maddesi gereğince %20 den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemesi gerektiğini, arz ve izah edilen ayrıca re’sen takdir edilecek nedenlerle; haksız davanın reddi, davacı aleyhine %20 den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatı hükmedilmesi ile vekalet ve yargılama giderlerinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası, ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin...-... Esas sayılı dosyaları, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı dosyaları, ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Kaar sayılı dosyası, ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi'nin ... sayılı ilamı, Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2018/145159 Esas - 2018/20085 Karar sayılı ilamı, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası, ticari arabuluculuk son tutanağı, ....Noteri'nin ... yevmiye numaralı ve 07/12/2017 tarihli ihtarnamesi celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, icra dosyasının tarafı olmadığı halde cebri icra, haciz ve muhafaza baskısı altında ödenilen paranın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak iadesi istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, takip alacaklısının ... A.Ş., takip borçlularının ..., ..., ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... Ve Tic. A.Ş., ... Ve Tic Ltd. Şti., ... A.Ş., ...Paz. San. Ve Tic. A.Ş. oldukları, takip alacaklısının 06/06/2016 tanzim tarihli 03/05/2017 vade tarihli ve 11.250.000,00 TL bedelli bononun tahsili için borçlular hakkında ilamsız icra takibinde bulunduğu, icra dosyasından sabit olduğu üzere davacı ... ... ... ...Tic. A.Ş. nin icra takibinin tarafı olmadığı tespit edilmiştir.
Takip alacaklısı olan davalı ... A.Ş. takip borçluları olan dava dışı şahıslar hakkında icra takibi kesinleştiği halde haciz işlemlerinden sonuç alamamış, hasılı takip borçlularından alacağını tahsil edememiş, bu durum üzerine icra dosyasının tarafı olmadığı halde davacı şirket hakkında takip borçluları ile arasında organik bağ bulunduğu iddiasını ileri sürerek haciz isteminde bulunmuştur. .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasında davalı takip alacaklısı ... A.Ş. vekilinin talebi doğrultusunda 05/06/2017 tarihinde davacı şirket hakkında haciz işlemleri yapılmış, haciz tutanağında liste halinde belirtilen mallar haczedilmiş ve muhafaza altına alınmış, muhafaza işlemleri yapıldığı sırada davacı vekili yapılan haczin hukuka aykırı olduğunu, haciz işlemini kabul etmediklerini, icra dosyasının borçluları ile aralarında organik bağ bulunmadığını beyan etmiş, haciz tutanağına derc etmiştir. Mevcut beyanlara rağmen davalı vekili muhafaza yapılması ve malların kaldırılmasını istemiş, davacı vekili yapılan haciz ve muhafaza işleminin cebri icra baskısı altında yapıldığını, kesinlikle borcu kabul anlamına gelmemek şartı ile -ihtirazı kayıtla - banka havalesi yoluyla bir kısım ödeme yapılacağını, ancak bu ödemenin ihtirazı kayıt ile her türlü istihkak, şikayet ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını yine haciz tutanağına şerh / kayıt düştükten sonra cebri icra baskısı altında ve davalı vekilinin yönlendirmesi sonucunda davalı ... A.Ş. vekili Av. ... hesabına hacizle aynı gün 05/06/2017 tarihinde banka havalesi yoluyla haricen 200.000 TL ödeme yapmıştır. Davacı, işbu banka dekontuna açıklama kısmına ".... İcra Müdürlüğü ... E. haciz ve muhafaza baskısı altında her türlü dava ve şikayet hakları saklı kalmak" üzere ihtirazı kayıtla ödeme yaptığını ayrıca yazmıştır. Vaki ödeme sebebiyle, davalı tarafından muhafaza işleminden vazgeçilmiştir.
Davacı hacizlerin kaldırılması istemiyle İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak davaları açmıştır. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, davacının "..." adresinde 05/06/2017 tarihinde haciz işlemi yapılmış olup, dava konusu haciz işlemi ile ilgili olarak .... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dava dosyası açılmıştır. İcra Hukuk Mahkemesince, aynı davacı ve aynı davalıya ilişkin olarak farlı tarihte ve farklı adreslerde yapılan haciz işlemleri ile ilgili açılmış istihkak davaları (... E.) bulunduğundan, dava konusu haciz işlemleri ile ilgili açılan ...E. sayılı istihkak davası / dosya, aynı mahkemenin... Esas sayılı dosyasında birleştirilerek görülmüştür. Davalı takip alacaklısı, tüm dosyalarda, davacının icra dosyasının tarafı olmamakla birlikte davacı ile takip borçluları olan şahıslar arasında organik bağ bulunduğunu savunmuştur. .... İcra Hukuk Mahkemesi birleşen dosya ...E. ... K. sayılı kararı ile, davacı ile dava dışı takip borçluları arasında organik veya fiili bağ bulunmadığı, davalı takip alacaklısının organik bağ ve muvazaa savunmasını ispatlayamadığını gerekçe göstererek istihkak davasının kabulüne karar vermiştir.
İşbu karar takip alacaklısı davalı tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2019/831 E. 2020/2 K. sayılı istinaf kararı ile aynen:
"..... İcra Mahkemesinin ... nolu dosyası ile aynı davacı tarafından 06/06/2017 tarihinde "..." adresinde yapılan haciz sonrasında İcra Müdürlüğü tarafından İİK 96-97 maddeleri gereğince taraflarına süre verilmesi işleminin iptali istenilmiş, mahkemece şikayetin kabulü ile işlemin kaldırılarak İİK 99. maddesi uyarınca işlem yapılmasına karar verilmiş, dairemizin 2017/2322 Esas 2018/938 Karar nolu ilamı ile alacaklı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemiz kararı temyiz edilmiş, Yargıtay 8. H.D.nin 12.12.2018 tarih 2018/14159 E. 2018/20085 K. nolu ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
Davacı şirket vekili müvekkili ile borçlu şirket arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, taraflar arasındaki ihtilaf nedeniyle bayilik ilişkisine son verildiğini, ardından borçlu şirketin mağazalarını boşalttığını, müvekkili şirketin satışını gerçekleştirdiği markaların zarar görmemesi için bazı mağazaların "kira ve iş sözleşmelerinin" devralındığı işlemin şirket devri mahiyetinde olmadığını iddia etmiş olup, bu iddia ve ibraz edilen kayıtlar haciz mahallerinde borçlu şirket çalışanlarının bulunması ve aynı mahallerin daha önce borçlu şubesi olduğu hususundaki iddianın sebebini açıklamaktadır. Yine davacı şirket yabancı menşeli olup, Türkiye'de pazarlama ve satış işlemine başladığında borçlu şirket yetkilisi ...'nın bir dönem şirket yönetiminde çalışmasının organik bağın bulunduğunu göstermeyeceğini iddia etmiş olup, iddiası yerindedir. Aynı adresin daha önce borçlu şirket şubesi olması ve kira kontratlarının devralınması nedeni ile elektrik, telefon, internet faturaları bulunması da şirketler arasında bağlantı bulunduğunu göstermez.
Borçlu şirketin Ticaret Sicil kaydına göre tek ortağı ... şirket ortağı olmayıp dışarıdan yönetici olarak atanmıştır. Davacı şirket Yönetim Kurulu ... ve eski yönetici ...bir dönem yönetici olarak çalışmış, işinden ayrılmıştır. Davacı şirket haciz yapılan mağazaları borçlu şirketten alt kiracı olarak devralmış kiralayan tarafından kiralananın devir işlemine onay verilmiştir. Haczedilen menkuller davacı şirket tarafından pazarlaması ve satışı yapılan ... vb. markalara ait ürünler olup, bu malların davacı şirket tarafından haciz mahalline sevk edildiği sevk irsaliyeleri ile sabittir.
Mahkemenin "davacı ... A.Ş.'nin dava konusu haciz işleminin uygulandığı mağazayı diğer davalı takip borçlusu ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den 01.07.2015 tarihi itibariyle kira sözleşmesi ile devraldığı, takip dayanağı senedin tanzim tarihinin kiralama ve devir işlemlerinden sonra 06.06.2016 tarihli olduğu, davacı şirketin 1993, borçlu şirketin 2003 yılında kurulduğu, iki şirketin yöneticileri ve ortaklarının farklı kişiler olduğu, davacı şirketin haciz mahallinde bulunan mağazadan 18 Ocak 2017- 24 Mayıs 2017 tarihleri arasında 20 defa mal sevkettiği ve sevkedilen mal miktarının yaklaşık 2500 adet olmasına karşın bu malların borçlu şirkete ait olduğunu gösteren bilgi ya da belge bulunmadığı, eşyaların tamamının haciz yapılan satış mağazasına davacı tarafından kira sözleşmesinin devrinden sonra gönderildiği hususları gözetildiğinde, DAVACI ŞİRKETLE TAKİP BORÇLUSU ŞİRKET ARASINDA ORGANİK BAĞ OLMADIĞI SONUCUNA VARILARAK DAVACININ İDDİASINDA HAKLI OLDUĞU" ŞEKLİNDEKİ GEREKÇESİ YERİNDEDİR.
Ayrıca .... İcra Mahkemesinin 29.06.2017 T. ...., Dairemizin 16.05.2018 T. ... K., Yargıtay 8. H.D.nin 12.12.2018 tarih 2018/14159 E. 2018/20085 K. nolu ilamları gereğince mülkiyet karinesi 3. kişi yararına olup, yasal karinenin aksi alacaklı tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanamamıştır...." "denilerek davacı ile dava dışı takip borçluları arasında organik bağ bulunmadığının tespit edildiği, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, bahsi geçen istinaf ilamı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ 2021/6972 E. 2022/2186 K. sayılı ilamı ile;
"Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
1- Birleşen .... İcra Hukuk Mahkemesi’ nin ...E sayılı dosyasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28/02/2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01/01/2020 tarihinden itibaren yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası'na, 01/01/2021 tarihinden itibaren yetmiş sekiz bin altı yüz otuz Türk Lirası'na, 01/01/2022 tarihinden itibaren de yüz yedi bin doksan Türk Lirası'na çıkarılmıştır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmadığından anılan dosya açısından davalı alacaklının temyiz talebinin reddi gerekmiştir." şeklinde karar verilmekle, dava konusu haciz işlemi ile ilgili açılan istihkak davası temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Tekrar hatırlatmakta gerekir ise; dava konusu haciz işlemi .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, davacının "..." adresinde 05/06/2017 tarihinde yapılan haciz işlemi yapılmış olup, dava konusu haciz işlemi ile ilgili olarak .... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı istihkak dava dosyası açılmıştır. Esasen, bu husus tarafların dilekçeleri ile zaten beyan edilmiş olup, tartışmasızdır. Bu suretle, dava konusu haciz işlemine yönelik istihkak davası temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu haciz işlemi ile ilgisi bulunmayan ve farklı tarih ve adreslerde gerçekleştirilen başkaca haciz işlemleri ile ilgili olarak görülen .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin... Esas ve birleşen ... Esas sayılı dosyasına ilişkin temyiz itirazlarının ise sair sebeplerle kabulüne ve bu dosyaların bozulmasına karar verilmiştir. Her ne kadar diğer dosyalar (... E.) mahkememiz dava dosyası bakımından ilgisiz olsa da (yine bozma ilamı içeriğin istihkak davaları yönünden farklı bir kabul ve gerekçe içermese de); Mahkememizce acele edilmemiş, dosyaların sonuçlanması beklenmiştir. Bozma sonrası dosya .... İcra Hukuk Mahkemesinde 2022/582 E. numarası almış, ancak mahkeme bölünmesi, tevzi dağılımı ve yeni mahkeme kurulması sebebiyle dosya .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası haline gelmiştir.
.... İcra Hukuk Mahkemesi ... E. (ayrıca birleşen .... İcra Hukuk Mahkemesi ... E. ve birleşen .... İcra Hukuk Mahkemesi ...E.) ... K. s. kararı ile, " .... birleşen .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak ise Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin, kesinlik sınırını geçmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmadığından anılan dosya açısından davalı alacaklının temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: 3- Birleşen dava .... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası bakımından verilen karar karar kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına" şeklinde mahkememizdeki davaya konu haciz işlemi bakımından açılan ...E. sayılı istihkak davasındaki sonuç yine vurgulandıktan sonra, diğer dava dosyaları yönünden yargılama devam olunmuş, bozma ilamı çerçevesinde kararlar verilmiştir. İşbu kararların davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ 2024/1029 E. 2024/2888 K. sayılı ilamı sonucunda temyiz incelemesinden geçerek 25/03/2024 tarihinde kesinleşmiştir.
Diğer taraftan; .... İcra Hukuk Mahkemesi -diğer dosyalar- ... E. (devir öncesi eski... E.) ve birleşen .... İcra Hukuk Mahkemesi ... E. sayılı dosyalar bakımından dahi gerekçesinde "...davacı ... Anonim Şirketi'nin dava konusu haciz işleminin uygulandığı mağazayı diğer davalı takip borçlusu ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den 01.07.2015 tarihi itibariyle kira sözleşmesi ile devraldığını, buna karşın takip dayanağı senedin tanzim tarihinin ise kiralama ve devir işlemlerinden sonra 06.06.2016 tarihi olduğu, ...'nin 1993 yılında kurulduğu, ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise 2003 yılında kurulduğu, iki şirketin yöneticilerinin ve ortaklarının farklı kişiler olduğu, ...'nin Haciz mahallinde bulunan mağazadan 18 Ocak 2017- 24 Mayıs 2017 tarihleri arasında 20 defa mal sevkettiği ve sevkedilen mal miktarının yaklaşık 2500 adet olmasına karşın bu malların borçlu ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait olduğunu gösteren bilgi ya da belgenin bulunmadığı hususları tespit edilmiş olup eşyaların tamamının haciz işleminin tatbik edildiği satış mağazasına davacı tarafından kira sözleşmesinin devrinden sonra gönderildiği hususları gözetildiğinde, davacı şirketle takip borçlusu şirket arasında organik bağ olmadığı..." şeklinde yine davacı ile dava dışı takip borçluları arasında organik bağ bulunmadığı tespit edilmiştir.
İcra Mahkemesinde görülen istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen İSTİHKAK DAVASINA (...E.) ilişkin karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmektedir.
Diğer söyleyişle, icra mahkemesinin istihkak davasına ilişkin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğinden, mahkeme kararında kabul edilen ve altı çizilerek vurgulanan davacı ile takip borçluları arasında organik bağ bulunmadığı tespiti artık mahkememiz için de kesin hükme bağlanmış bir vakıa olarak eldeki dosya bakımından kesin ve güçlü delil mahiyetinde ve bağlayıcı niteliktedir. (bkz. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16 .HD. 2023/1176 E. 2024/1180 K.).
Davacı, icra dosyasının tarafı olmadığı halde cebri icra, haciz ve muhafaza baskısı altında ödemiş olduğu parayı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalılardan iadesini talep etmektedir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2022/3-80 E. 2022/107 K. sayılı ilamında;
(Davanın hukuki niteliği ve husumet noktasında ayrıntılı bilginin yanı sıra eldeki uyuşmazlık için de emsal teşkil etmektedir. Mutlaka nazara alınmalıdır. )
"... Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davalının, dava dışı üçüncü kişiden olan alacağı için davacıya yönelttiği haciz tehdidi altında, davacının dosya borcunu yatırması nedeniyle zenginleşenin alacaklı olan davalı mı yoksa dava dışı borçlu mu olduğu, buradan varılacak sonuca göre sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanılarak açılan davanın davalıya mı yoksa davanın İİK’nın 72. maddesinden kaynaklanan istirdat davası olduğu değerlendirilerek dava dışı borçluya karşı mı açılması gerektiği noktalarında toplanmaktadır..."
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı borçlu ... San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, anılan borçlu şirketin adresine ödeme emrinin tebliğ olduğu ancak alınan ihtiyatî haciz kararı üzerine haciz işlemi için borçluya ait olduğu iddiasıyla davacı şirketin adresine gelindiği, haciz tutanağında “mahalde borçlu firmaya ait emareye rastlanmadığı” kaydının yazıldığı, davacı vekilinin borçlu firma ile organik bağlarının bulunmadığını beyan etmesine rağmen alacaklı davalı vekilinin tüm cezai ve hukukî tazmin sorumluluğunun kendisine ait olmak üzere haciz işleminin yapılmasını talep etmesi üzerine davacı şirket vekilinin borç miktarını haciz tehdidi altında ve ihtirazî kayıtla yatırması üzerine alacaklı davalının hacizden vazgeçtiği anlaşılmaktadır.
30. Davacı şirket ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile icra dosyasında borçlu şirket olan ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunmadığına ilişkin kesinleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.02.2015 tarihli ve .... sayılı kararı bulunmaktadır ve bu karar kuvvetli delil mahiyetindedir. Bu durumun aksi ispat olunmadığından davacı şirketin icra dosyasına, kendisiyle ilgisi bulunmayan asıl borçlu şirketin borcunu ödemiş olduğu açıktır.
31. Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmaktadır. Kaldı ki, dosya kapsamı itibariyle, hacze gelinen adresin dahi asıl borçlu şirkete ait olmadığı, davacı şirkete ait olduğu, ödeme emri tebligatının dahi bu adrese yapılmadığı görülmektedir. Tüm bunlara rağmen, asıl borçluyla ilgisi bulunmayan davacının adresine gelinerek malları haczedilmeye çalışılmış, bunun üzerine davacı vekili haczi engellemek adına dosya borcunu ihtirazî kayıtla ödemek durumunda kalmıştır.
32. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilmelidir.
33. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü açısından sebepsiz zenginleşenin kim olduğunun tespiti önem kazanmaktadır.
34. Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da, yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacı ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ve bu hususu da haciz tutanağında açıkça belirterek yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir...." şeklinde durum açıklanmıştır.
Bu çerçevede, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacının takip borçlusu olmadığı, davalının (takip alacaklısının) takip borçlusu olmadığı halde davacının adresinde haciz işlemleri yaptığı, davacının haciz işlemi ve muhafaza tedbirleri sebebiyle cebri icra baskısı altında borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığı ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmekle, eldeki sebepsiz zenginleşme davasında davacının, davalıya yaptığı bu ödemeyi geri istediğinden hukuki yararının ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan (Yargıtay 19. HD. 2016/13776 E. 2017/8077 K.) davalının yargılama sürecinde hukuki yarar ve aktif husumet dava şartı itirazları reddedilmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili savunmalarının temelini, davacı ile takip borçluları olan şahıslar arasında organik bağ bulunduğu vakıasına dayandırmıştır.
Ne var ki, yukarıda kapsamlı olarak ifade edildiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden istihkak davası neticesinde, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen mahkeme kararı uyarınca davacı ile takip borçluları olan şahıslar arasında organik veya fiili herhangi bir bağ bulunmadığı sübuta ermiştir. Hasılı, davalı bu yöne ilişkin - organik bağ savunmasını - ispatlayamamıştır.
Nihayetinde, davacının, icra dosyasının tarafı olmadığı halde cebri icra, haciz ve muhafaza baskısı altında ödemiş olduğu parayı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı ... A.Ş. den iadesini talep edebileceği kanaatine ve sonucuna varılmıştır.
Bu aşamada belirtmek gerekir ki, davacı .... Noterliğinin 07/12/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile TBK. sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödediği 200.000,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 gün içerisinde geri ödenmesi ihtar ve talep etmiş, işbu ihtarname 11/12/2017 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, mehil süresi dikkate alındığında davalının takip öncesinde 13/12/2017 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmıştır. Temerrüt tarihi olan 13/12/2017 ile 01/06/2018 takip tarihi arasında Mahkememizce yapılan avans faizi hesabı uyarınca ayrıca davacının 9.082,19 TL işlemiş faize hak kazandığı belirlenmiş, hesaplanan işlemiz tutarının takip talebi ile aynen uyumlu olduğu görülmüştür.
Yapılan açıklamalar karşısında; icra dosyasındaki mevcut haciz tutanağı, işbu haciz tutanağına davacı tarafından haciz işlemenin muhafaza tehdidi altında yapıldığını belirten açık ve olumsuz şerhi, davacı vekilinin haciz tutanağına tüm istihkak, şikayet ve dava hakları saklı kalmak üzere ihtirazı kayıtla bir kısım ödeme yapılacağını beyan etmesi / tutanağa geçirmesi, mevcut ödemenin banka dekontuna dahi haciz muhafaza baskısı altında şikayet ve dava hakları saklı kalmak üzere ve ihtirazı kayıtlı yapıldığının dekontun açıklamalar kısmına dahi yazılması, şikayet ve istihkak davaları, dilekçelerde ileri sürülen sair hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının icra dosyasına cebri icra tehdidi altında ve ihtirazi kayıtla ödemede bulunduğu, ihtirazi kayıtla yapılan ödemenin, üçüncü kişi olan davacının, borçlunun borcunu ödeme niyetiyle hareket etmediğini ortaya koyduğu, icra takibinin dava dışı borçlu aleyhine yapıldığı, davacı ile dava dışı takip borçluları arasındaki organik veya fiili bağın tespit edilmediği ve bu hususun davalı tarafından ispat da edilemediği, bu nedenle davacının yaptığı ödeme ile davalının sebepsiz zenginleştiği, davacının ödediği bedelin davalının mal varlığına dahil olduğu, bu çerçevede sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödediği bedelin iadesini davalıdan talep edebileceği sonucuna ve kanaatine varılmakla davanın kabulüne, ayrıca alacağın banka havalesine dayanması likit ve muayyen bir alacak olması sebebiyle İİK 67.maddesindeki yasal koşulların bulunduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına da karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KABULÜ ile,
1-Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında ve aynen DEVAMINA,
2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın (209.082,19 TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Kabul edilen dava değeri (209.082,19 TL) üzerinden alınması gereken 14.282,40 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 2.525,20 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 11.757,20 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 2.525,20 TL peşin harç, 112,50 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.637,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (209.082,19 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi gereğince belirlenen 33.362,33 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya VERİLMESİNE,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır