T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/445
KARAR NO : 2026/414
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/07/2019
KARAR TARİHİ : 13/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın ... yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, diğer davacının ...'nin yayın hakkı sahibi olduğunu, ... 07.04.2019 tarihli nüshasında... adresinde ".." başlığıyla yayınlanan yayının davacıların haklarını ve itibarlarını zedeleyen, hakaret, iftira içeren davacıları yasa dışı bir örgüte üye olmakla suçlayan ifadeler barındırdığını, dava konusu yayın ile davacılara karşı dayanağı olmayan ve doğru olmayan ithamlarda bulunulduğunu, davacı ...'ın "..." olarak nitelendirilen yasa dışı örgütün başı olmakla yönetim kurulu başkan vekilliği yaptığı kurumlardan olan diğer davacının ise örgütün yayın örgütü olmakla itham edildiğini, yazıda "..." denilerek davacıların yasa dışı bir örgütün üyesi olmakla ağır bir şekilde itham edildiğini, dava konusu yayın ile küçük düşürülen iftiraya uğrayan ve hakkında sansasyon yaratmak ve aleyhinde kamuoyu oluşturmak amacı ile isnatlarda bulunularak davacıların haklarının ve itibarının ağır surette ihlal edildiğinin açık olduğunu, bu nedenle söz konusu ifadeler nedeniyle her bir davacı için ayrı ayrı 100.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu ifadelerin hukuka aykırılığının tespiti ve masrafı davalılardan alınmak suretiyle kararın bir gün pazar gazetesi'nde ve tirajı en yüksek ulusal iki gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava konusu makalenin ... tarafından 07/04/2019 tarihli ...'nde ve gazetenin internet sitesinde yayınlandığını, davalının yerel seçim sonuçlarını kişisel olarak kendi görüşleri çerçevesinde değerlendirdiğini ve yayınlandığını, makale bir bütün olarak ele alındığında davalının sadece davacılara yönelik değil genel olarak siyasi iktidar lehine haber yayan medya ve basın kuruluşlarını ifade ettiğini, makalede geçen pelikancıların yasa dışı bir örgüt olarak yer aldığına dair hiçbir ibare olmadığını, tazminat gerektirecek nitelikte bir haksız fiilden söz edebilmek için kişilik haklarına saldıran bir yayın eyleminin varlığının, yayının hukuka aykırılığı ve yayın eyleminin zarar verici niteliğinin birlikte açıkça görülmesi gerektiğini, dava konusu makalede bu unsurların olmadığını, makalenin varlığı dışında, hukuka aykırı veya zarar verici niteliğinin söz konusu olmadığını, basının kamusal bir görev icra ettiğini, basının haber vermek, incelemek, eleştirmek, yorumlamak türünden eylemlerinin, hakkın/görevin icrası niteliğinde olduğunu ve bu açıdan hukuka uygun olduğunu, basının belirtilen görevini icrasının anayasal güvence altında olduğunu, yayın eyleminin hukuka uygun olduğunu, dava konusu yazının basın özgürlüğü sınırları içinde tamamen gazetecilik ilkelerine uygun olarak verildiğini, haberin, hukuka uygunluk sınırları içerisinde olduğunu ve "haber verme/eleştirme hakkı" kişi veya kurumlar açısından en olumsuz inanç ve sonuçların dahi açıklanabilmesi olanağını ifade ettiğini, talep edilen manevi tazminatın son derece yüksek bir miktar olduğunu, bir öğretim üyesinin yazmış olduğu eleştirel bir makale nedeniyle ve bunu yayınlayan basın organının 200.000 TL bedel ödemek durumunda bırakılmasının, kişilik hakkının ihlali olarak nitelendirilemeyeceğini, bu durumun bir zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Evrensel Gazetesinin 07.04.2019 tarihli nüshası, internet sitesinde yayınlanan yazı, sosyal ve ekonomik durum araştırma yazları cevapları, mirasçılık belgesi celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarının ihlali sebebiyle açılan manevi tazminat ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile Kanunda sayılan işlerden kaynaklanan davaların, ticari dava olduğu belirtilmiştir. TTK'nın m.5/1. uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme, ticaret mahkemeleridir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, şu durumda, tacirler arası haksız fiilden kaynaklanan eldeki ticari davada, tarafların tacir olmaları, uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmesinden kaynaklanması sebebiyle davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekeceğinden davalıların görev dava şartı itirazının reddine karar verilmiş (İSTANBUL BAM 4. HD. ... E. ...K; İSTANBUL BAM 4. HD. ... E. ... K; İSTANBUL BAM 4. HD. ... E. ... K), dava esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davacılar, ... 07.04.2019 tarihli nüshasında yayınlanan yayınla kişilik haklarını ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
Davalılar, yayının, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında eleştiri hakkı olduğunu savunmuşlardır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından, öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir:"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...."
AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.. 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir."
TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir:“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”
Anılan Anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için Kanunlar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir.
Dava konusu yayının bütününde yerel seçim sonuçlarının değerlendirildiği, yerel seçimlerde medya ve basın organlarının etkisinin de kaleme alındığı, ancak yayın içeriğinde konu ile bütünlük teşkil etmeyen ve eleştiri sınırları aşan "..." ifadelerinin bulunduğu, bu ifadelerin yazı bütünü ile bağdaşmadığı, davacı yayın kurulu ile "grubun başında ... var" aktarımı ile hemen öncesinde yer alan pelikancı ibaresi ile davacıları yasa dışı bir grubun yahut örgütün içerisinde yer aldıkları, diğer davacı ...'ın da bu yasa dışı grubun başındaki kişi olarak lanse edildiği, yerel seçim sonuçlarını değerlendiren yayın içeriği ile davacılar hakkında kullanılan ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, gerçekliğe ilişkin hiçbir somut bilgi bulunmayan yayında davacıların yasa dışı bir yapılanmanın üyesi ve başındaki kişi olarak tanımlandığı ve bu suretle davacılara somut olgu isnadında bulunulduğu, kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, doğrulanmamış ve/veya yanlış bilgilerin yayılmasında kamunun haber alma hakkı bulunduğunun kabul edilemeyeceği (AYM; Enver Kaya (3), B. No: ..., 06.09.2023), haberde kamu yararı ve toplumsal ilginin bulunmadığı ve kullanılan sözlerin ifade - basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan eleştirinin gerçek olan olgular üzerinden yapılacağı, yayındaki iddiaların gerçekliği kanıtlanmadığından eleştiriden söz edilemeyeceği, bu itibarla eleştiri hakkının sınırlarının da aşıldığı, yayında yasa dışı grup ve örgüt vurgusu yapılarak davacıların kişisel şeref ve haysiyetine saldırı teşkil edecek ifadeler bulunduğundan basın yoluyla kişilik haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminat fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmez. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde, Hâkimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Açıklanan ilkeler nazara alınarak yayında kullanılan ifadeler, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi, 2019 yılı / olay tarihinde paranın alım gücü hep birlikte değerlendirildiğinde, davacılar lehine ayrı ayrı 10.000'er TL manevi tazminata hükmedilmiş, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebi reddedilmiş, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Nitekim, dava konusu yayın tarihinde aynı ifadelerin kullanıldığı aynı davacılar tarafından açılan manevi tazminat davalarının bulunduğu, söz gelimi İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. ... K. sayılı kararı ile davacının kişilik hakları ihlal edildiğinden ilk derece mahkemesince 100.000 TL manevi tazminat talebinin 10.000 TL.sinin kısmen kabulü şeklinde karar verildiği, bu dosyanın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek onama kararı ile kesinleştiği tespit edilmiştir. (Aynı yönde işbu emsal karar için bkz. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ ... E.... K.)
Diğer taraftan; kararın yayınlanması talebi açısından, 6098 sayılı TBK m.58/2.de kişilik hakkının zedelenmesi durumunda hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir giderim biçimi kararlaştırabileceği veya tazminata ekleyebileceği, saldırıyı kınayan bir karar verebileceği ve bu kararın yayınlanmasına hükmedilebileceği düzenlenmiştir. Ancak, somut olayda, davaya konu yazının yayın tarihinden bu yana geçen süre sebebiyle güncelliğini yitirmesi ve yazı içeriği dikkate alındığında, sadece manevi tazminata hükmedilmesi ile yetinilmiştir. Davacıların yayın talebinin, güncelliğini yitirmesi ve olay tarihinden itibaren geçen süre dikkate alınarak hukuki yarar kalmadığından reddine yayın talebinin reddedilmiş (İSTANBUL BAM 4. HD. ... E. ... K.) aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1-Davacı ... için 10.000 TL, davacı ... A.Ş. için 10.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 07/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
2-Davacıların yayın talebinin, güncelliğini yitirmesi ve olay tarihinden itibaren geçen süre dikkate alınarak hukuki yarar kalmadığından reddine,
3-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 1.366,20 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 3.415,50 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.049,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacılara iadesine,
4-Davacılar tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.366,20 TL peşin harç, 213,60 TL posta, tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.579,80 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 157,98 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı ... A.Ş. (ihtiyari dava arkadaşı / ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiği takdiri) yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebi bakımından kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1.4. ve 13/2. maddesi uyarınca belirlenen 10.000TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı ... (ihtiyari dava arkadaşı / ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiği takdiri) yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebi bakımından kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1.4. ve 13/2. maddesi uyarınca belirlenen 10.000TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebi bakımından reddedilen edilen dava değeri (180.000 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/1,2,4. ve 13/1. maddeleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminatın Hâkimin takdir yetkisi kapsamında belirlendiği, davanın sonunda talebin hangi oranda ve miktarda haklı bulunacağının davacıların bilmesi ve öngörmesinin mümkün olmadığı, manevi tazminat miktarının Hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih ve... E. ...K. sayılı kararı ile 6100 s. HMK 326/2. maddesinin "manevi tazminat davaları" yönünden mahkemeye erişim hakkı (Anayasa m.13) ile hak arama hürriyetine (Anayasa m.36) aykırılık sebebiyle iptaline karar verilmiş olup reddedilen manevi tazminat için davalılar lehine herhangi bir vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre;
a-) 132,00 TL'sinin davalılardan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
b-) 1.188,00 TL'sinin davacılardan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
9-HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı asil ... ve diğer davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/05/2026
Katip ...
Hakim ...
Full & Egal Universal Law Academy