T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/286 Esas
KARAR NO : 2025/836
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2020
KARAR TARİHİ : 05/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan ürün üretiminde kullanılmak üzere, ‘...’, ‘...’ ve ‘...’ satın aldığını, müvekkilinin bu ürünleri bir araya getirdiğini ve ürünün dolum işlemini yaparak ..., ... ve ...’da bulunan müşterilerine sattığını, müvekkilinin davalıdan satın aldığı ‘pistonların ayıplı çıkması sonucu faturaya
konu ürünü meydana getiren diğer parçalarda zayi olduğu’ ve müvekkilinin büyük çaplı maddi ve manevi zarara uğradığını, bu durum haber alınır alınmaz gerekli incelemeler yapıldıktan sonra davalıya yazılı ve sözlü olarak defalarca kez bildirildiğini, davalı tarafından müvekkiline gönderilen maillerde ürünün ayıplı olduğunu kabul ettiğini, ilk olarak müşterisi Nikolov tarafından yapılan ihbar üzerine ürünlerin incelendiği ve davalı şirkete 12/10/2018 tarihinde mail gönderildiğini, davalı çalışanlarından ... tarafından ...'ya gönderilen 15.10.2018 tarihli mailde ‘Kırılma ile ilgili olarak 2016 yılında yaşanan sorunun tekrarlanmıştır.' şeklinde mail yazarak davaya konu ürünlerin ayıplı olduğunu kabul ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli çabalarının sonuçsuz kaldığını, ayıplı ürünün tespitinden sonra müvekkilinin daveti ile Bulgaristan’da davalı yetkililerinden ... ile yapılan toplantıda davalının yetkilileri tarafından ürün örnekleri incelendiği, ikinci kez yine ...’da inceleme amaçlı davalı yetkililerinden ... müvekkilinin fabrikasını ziyaret ettiğini, müvekkilinin davalıdan konuya ilişkin yazılı olarak ayıbın davalının kusurundan kaynaklandığına dair yazılı bilgi istemiş olsa da bu durum davalı tarafından ret edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalı tarafa 03.01.2019 tarihinde e-posta ile resmi bir şikayet bildirimini yaptığını, sonrasında 09.01.2019 tarihinde ise aynı bildirimi posta yolu ile gönderdiğini, e-mail yazışmalarının hatanın davalıdan kaynaklandığının göstergesi olduğunu, fakat davalının zarar miktarı ve ödeme konusunda müvekkili ile anlaşamadığını, stokta kalan kusurlu pistonların bedeli, lojistik ve diğer hesaplanan maliyetlerle toplamınınn 35.681,41 EUR olduğunu, müvekkilinin ayıplı maldan kaynaklı uğradığı zararlar listesi;
1.Stoktaki (müşteriye gönderilmemiş) ayıplı piston maliyetleri,
2.Müşterilere tedarik edilen ayıplı pistonlardan dolayı ürünlerin değiştirilmesi için yapılan maliyetler, 3.Ayıplı maldan kaynaklı arızalı ürünleri hurdaya ayırmanın maliyeti, 4.Yunanistan’da müşteriye teslim edilen ayıplı pistonlu ürünlerin maliyeti, 5.Suudi Arabistan’da müşteriye teslim edilen ayıplı pistonlu ürünlerin maliyeti,
6.Zararın tazmin için yapılan diğer maliyetler (inceleme vb.) şeklinde olduğunu, müvekkilinin bu ayıplı ürünlerden kaynaklı maddi ve manevi büyük zarara uğradığını, bu zararlara ilişkin müvekkili tarafından yapılan maliyet hesaplamasında; a.Stoktaki (müşteriye gönderilmemiş) ayıplı piston maliyetleri 10.609,75 BGN (5.424,68 EUR) olduğunu, müvekkilinin elinde 6.804 adet ...’ kaldığını, b.Müşterilere tedarik edilen ayıplı pistonlardan dolayı ürünlerin değiştirilmesi için
yapılan maliyetlerin 23.758,05 BGN (12.147,30 EUR) olduğunu, ayıplı pistonların kullanıldığı tüm ürünlerin müvekkilinin tesisine geri gönderildiği ve bu ürünlerin yerine müşterilere toplamda 11.058 adet yeni ürün gönderildiğini, (11.058 pcs. EndProducts – Silicones ‘Flexseal’ olarak belirtilmiş), c.Ayıplı pistonlardan kaynaklı kullanılamaz haldeki ürünleri hurdaya ayırmanın maliyetinin 23.257,60 BGN (11.891,42 EUR) olduğunu, (1 kg için birim fiyat 3,95 BGN’dir), ....’da müşteriye teslim edilen arızalı pistonlu ürünlerin maliyetinin 609,84BGN (311,81 EUR) olduğunu, Yunanistan’daki müvekkilinin müşterisi tarafından elinde bulunan 264 adet ayıplı pistonlu kullanılamaz mal ile ilgili bildirim yapıldığını, e.Suudi Arabistan’da müşteriye teslim edilen arızalı pistonlu ürünlerin maliyetinin 6.660,80 BGN (3.405,61 EUR) olduğunu, ...’daki müvekkilinin müşterisi tarafından elinde bulunan 32.040 adet ayıplı pistonlu kullanılmaz mal ile ilgili bildirim yapıldığını, f. Zararın tazmin için müvekkili tarafından yapılan harcamaların 4.890,75 BGN (2.500,60 EUR) olduğunu, ayıplı pistonlardan kaynaklı ürünlerde oluşan zararın tespitinin ve incelemesinin yapılması için hasarlarla ilgili taleplerin alınması hazırlanması ve tartışılması ile ilgili ... şirketinden Danışmanlık hizmetinin alınması maliyeti olduğunu, pistonlardaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, ayıbın sonradan kullanımla ortaya çıkan bir ayıp olduğundan müvekkilinin ürünü müşterilerine satmasından sonra onlardan gelen şikayetler üzerine tespit edebildiğini, üretimden kaynaklı bir hata olduğunu, pistonun zayıf ve kırılgan materyalden yapıldığını, süresi içinde ayıbın bildirdiğini, fakat
davalının tavrı oyalamaktan öteye geçmediğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla ayıplı çıkan malın bedeli olan 35.681,41 Euro.nun ayıbın ortaya çıktığı ve satıcıya başvuru tarihi olan 12/10/2018 tarihinden itibaren işlemiş olan ve işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap : Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden satın almış olduğu ürünleri saklama ve kullanım koşullarına aykırı olarak sakladığı ve kullandığını, problemin davacı şirketin ürünü hatalı olarak muhafaza etmesinden kaynaklandığını, davacının ürünü müvekkilinden 2017 Nisan ayında satın aldığını, ürünün ayıplı olduğuna ilişkin bildirimi 2018 yılı Ekim ayında yaptığını, bu hususta müvekkilinin ürünlerinde herhangi bir hata olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte aradan 1 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen müvekkilinin ticari ilişkisinin sürdürülebilirliğini adına davacı şirkete ilk olarak Kalite Kontrol Müdürünü gönderdiğini, sonradan ise bir ziyaret gerçekleştirdiğini, bu ziyaret sırasında davacı şirketin ürünlere uygun muhafaza koşullarını sağlamadığını, kullanım ömürlerine uygun kullanmadığını, ürünlerin depoda bekletildiğinin tespit edildiğini, resimlerden görüleceği üzere, pistonların dış alanda yağmurdan ıslandığını, her türlü hava muhalefetine ve dışsal etkilere maruz kalacak şekilde ve tamamen korunaksız bir şekilde muhafaza edildiğini, davacının satın aldığı ve dolumunu yapacak olduğu pistonların muhafaza şartlarına uygun olarak saklanması ve kullanması gerektiğinin açık olduğunu, müvekkilinin yaptığı ziyaretler sırasında tekraren ürünlerin depolama şartlarını hatırlattığını, ürünleri için ideal sıcaklığın +5 ile +35 olması gerektiği anlatıldığını, pistonların ideal saklama süresinin 1 yıl olduğu ifade edildiğini, ürünlerin izlenebilirliği hakkında bilgi verildiğini, kalite sistem belgeleri ve kontrol metotları hakkında bilgi verildiğini, davacı şirkete problem yaşanan ürüne ilişkin olarak kartuş dolum tarihi sorulduğunu, davacı şirket yetkilisi istenen işbu bilgiyi tarafları ile paylaşmadığını, dolayısıyla ürünlerin raf ömrü içinde kullanılıp kullanılmadığının, problemin bu sebeple yaşanıp yaşanmadığının tespitinin yapılmasına davacının bizzat izin vermediğini, sözü edilen kırılmaların davacı şirketin yaptığı dolum sırasında değil, dolu olarak satılan ve davacının kendi müşterisinden gelen şikayetlerle fark edildiğini, dolayısıyla davacı şirketin ve müşterisi olan üçüncü kişi şirketlerin muhafaza ve saklama koşullarına da uygun davranıp davranmadığının tespiti gerektiğini, müvekkilinin ürünlerinde hata olmadığı gibi iddia olunduğu gibi hatanın müvekkilince kabul edildiği iddiasınında gerçek olmadığını, müvekkilinin davacı şirket ile olan ticari ilişkisinin sürdürebilirliğinin devamı için problemin ne olduğunun tespiti ve probleme çözüm odaklı yaklaşmayı denediğini, bu sebeple bahsi geçen ziyaretleri gerçekleştirdiğini, müvekkilinin herhangi bir sorun olma ihtimaline karşı yaklaşıma açık olduğunu, hatanın kaynağının tam olarak tespit edilmesine kadar geçen sürede dahi derhal sorunu çözmeye mağduriyeti gidermeye yönelik davrandığını, davacının gözden geçirme, test etme, üretime başlamadan önce malı kontrol etme yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, ürünü dışarıda beklettiğini ve muhafaza etmediğini, bu durumda malın ayıplı olduğu iddiasında bulunamayacağını, huzurdaki davada ise satış tarihinden üzerinden 1 yıldan daha uzun bir süre geçmiş olduğunu, davalı tarafça ürünün raf ömrü bittikten sonra kullanıldığını, ayıptan veya ayıba ilişkin sorumluluktan bahsedilmesine imkan olmadığını, davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Tercüme evrakları, fatura suretleri, zarar listesi mektubu, ayıp dokümanları, ürün resimleri, mail yazışmaları, ürünlerin saklama koşullarına ilişkin resimler, satış faturaları celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, Mali Müşavir ..., Metalurji ve Malzeme Yüksek Mühendisi ... ve Kimya Mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 02/11/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Davalı ... tarafından davacıya gönderilen e-posta içeriğinden, satışı yapılan emtiaların ayıplı olduğunun kabul edildiği, oluştuğu iddia edilen zararın yarısının karşılanması teklifinden en az 17.840,70 Euro zararında davalının kabulünde olduğu, mamulün üretilirken enjeksiyon sıcaklığı, soğutma süresi ve içine eklenen çapak miktarı bilinmemesi, kalıbın cidar ölçüsünün de olması gerekenden düşük olduğunun tespit edilmesi sebepleriyle kalıbın çarpılmış olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Mesaj içeri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, oluştuğu iddia edilen zarara ilişkin kendileri tarafından herhangi bir hesaplama ve değerlendirme yapılmadan zararın yarsının karşılanması teklifini, oluşan zararın tamamının davalı İz Baskı’nın kabulünde olduğu şeklinde bir değerlendirme de yapılabileceği, gerçek zararın tespitinin, davacı tarafından yukarıda belirlenen hususların dayanak belgeler ile açıklanması ile mümkün olabileceği kanaatine varılmıştır ..."
Dosya, ek rapor alınmak üzere Metalurji ve Malzeme Yüksek Mühendisi ... ve Kimya Mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 25/10/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incclenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve değerlendirmeler sonucu; Mamulün kırılan dairenin çevre yeri ölçüldüğünde cidar ölçüsü 1,1-1,15-1,4 olduğu görülmektedir. Burada mamulün kalıbında çarpılma olduğu görülmektedir. ... malzeme darbelere karşı dayanıklı bir malzemedir fakat kalıbın fazla kullanımına bağlı olarak malzeme cidar ölçülerinde küçülme/büzülme görülehilmekte ve kalıbın içinde çarpılma meydana gelmesi sonucu malzeme cidar ölçüsünde farklılıkların ortaya çıkmasını meydana getirebilir ve üretilen malzeme böylelikle kullanım esnasında ince olan kısımdan kırılmanın gerçekleşti görüş ve kanaatlerine ulaşılmış olup ..."
Dosya, yeniden rapor alınmak üzere Makine Mühendisi ..., Akademisyen Metalurji Mühendisi ... ve Metalurji Mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 15/04/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Davalı şirket tarafından davacı şirkete satılan pistonların ayıplı olup olmadığı, Dava konusu ürünlerin üretimlerinden sonra davacıda bir yıl kadar depolandığı ve raf ömrü bitiminde kullanıldığı, eskimiş ve yaşlanmış emtianın yeni gibi kullanıldığı, Davalı tarafından 10.04.2017 tarihli 020822 nolu invoice fatura düzenlenmiş olduğu, teknik şartnameye kulanım süresi 12 ay olması gerektiği görüldü. Davaya konu ürünlerin ayıp ihbarı maksimum kullanım süresi içinden 6 ay süre geçtiği geçmiş olduğu görüldü. Ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, Davalı beyanında ayıplı olduğu iddia edilen ürünü Müvekkil Şirketten 2017 yılı Nisan ayında satın almış olup, ürünün ayıplı olduğuna ilişkin bildirimi 2018 yılı Ekim ayında yapmıştır. Davacı tarafından ayıp ihbarı 12.10.2018 tarihinde e posta yolu ile 1128 adet ürün kullanılamaz ürün bulunduğunu belirledik şeklinde olduğu, 26.07.2018 tarihinde Suudi Arabistan’daki müşterisi 32040 adet flexseal pistonlarla ilgili sorunları bildirmiş olduğundan ayıp ihbarı süresinde yapılmamış olduğu görülmektedir. Ürünlerin saklama ve muhafaza koşullarına aykırı olarak saklanıp saklanmadığı, Dava konusu ürünlere ait resimler üzerinden değerlendirme yapıldığında, resim tarihleri hakkında bilgi olmadığından bir grup resimlere göre ürünleri saklama koşullarının uygun olmadığı, diğer grup resimlerine göre uygun istiflenmiş koliler paletler üzerinde olduğu görülmektedir. Resimlerin hangisi ... tarihli ... nolu invoice fatura ve 25.10.2018 tarihli 120.750 adet 115 koli 845,25 kg, ... ile gönderilmiş ürün olduğu kararı sayın mahkemeye ait olduğu kanısı oluşmuştur. Davacı tarafından .... tarih ... fatura nolu ... şirketine 32040 adet fatura kesilmiş olduğu ve 04.10.2018 tarihinde ... şirketine ... fatura nolu fatura kesilmiş olduğu görüldü. Davaya konu ürünlerin 12 ay olan kullanma süreleri değerlendirilecek olursa ...ve ...’a gönderilmiş olan ürünlerin kullanım miatlarının dolmuş olduğu görüldü. Ayrıca her iki ülkede davaya konu ürünlerin saklamama koşulları hakkında bilgi olmadığı görüldü. Dava konusu ürünlerin davacıda depoda
saklama sırasında yaşlanmayı hızlandırıcı ilave kötü koşullara maruz kaldığına dair somut kanıtları bulunmadığı, Dava konusu olan mamul ise ... kodlu ... ile "... “ olduğu, ... ürün şartnamesinde pistonların etkin kullanım ömürlerinin bir yıl olduğunun belirtildiği, bir yılı aşkın süre sonunda pistonların özelliklerini yitirebileceği, Ürünlerin ilk üretiminde ayıplı olduğu veya olmadığına dair somut veriler bulunmadığı, 15.10.2018 tarihli ... tarafından gönderilen mailde, ..., etiket bilgilerine bakıldığında müşterimizin elinde bir yıllık piston olduğu anlaşılmaktadır. Bir yılı dolmuş piston teknik özellikleri nedeniyle kullanılmaması gerekmektedir. Kırılma ile ilgili olarak 2016 yılında yaşanan sorun tekrarlanmıştır. Muhtemelen müşteri eski pistonları 2017 yılında kullandığından sorun 2018 yılına taşınmıştır. Eğer mümkün is eyerinde kontrol yaparak müşterimize yardımcı olabiliriz Şeklinde beyan olduğu, Dava konusu piston kırılmaları, dolumu gerçekleştirilmiş pistonların Yunanistan ve Suudi Arabistan’daki şirketlerin ayıp ihbarı ile ortaya çıkmış olduğu görülmektedir. Dolayısıyla davacı şirketin ve müşterisi olan üçüncü kişi şirketlerin muhafaza ve saklama koşullarına da uygun olup olmadığı hakkında bilgi olmadığı görüldü. Raf ve kullanım ömrü biten pistonları kullanmada asli kusurun davacıda olduğu kararı sayın mahkemeye ait olmak üzere arz ederiz..."
Dosya, ek rapor alınmak üzere Akademisyen Makine Mühendisi..., Akademisyen Metalurji Mühendisi ... ve Metalurji Mühendisi...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 14/11/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "... • Davaya konu ürünlerin üretim sonrasında sahip oldukları fiziksel ve mukavemet özelliklerinin bilinmediği; • Karar sayın mahkemeye ait olmak üzere, davacı vekili dilekçesinde belirttiği itiraz konuları değerlendirme kısmında belirtildiği gibi teknik şartname ve kullanma
koşulları’nın uygulanmamasından kaynaklanmış olabileceği görüş ve kanaatine varıldığı ..."
Dosya, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için Polimer Ve Plastik Malzemeler Uzmanı Makine Mühendisi ..., Kalite Yönetimi, Kalite Kontrol Ve Genel Metalürji Konusunda Uzman Metalürji Ve Malzeme Mühendisi Bilirkişi ... ile Malzeme Seçimi Ve Uygulamaları Uzmanı Akademisyen ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 10/09/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "... 1.Davacı şirkete satılan pistonların üretimden kaynaklı ayıp olduğuna dair hiçbir kesin ve fiziki delilin olmadığı,
2.Ürünün, üretim hattının ve ham maddenin günümüzde incelenmesinin ilgili dava konusunu aydınlatacak bilgi sağlayamayacağını, 3.Üretim hattı kontrol mühendislerinin üretim hattı ile ilgili raporların arşivlerden elde edilmesinin davayı aydınlatma konusunda yararlı olacağını 4. Aynı üretim hattı ve ham maddeyle yapılan farklı üretimlerde aynı ayıbın olması gerektiği dolayısıyla farklı firmalardan şikayet olup olmadığının aydınlatılmasının gerektiği, 5.Davacı firmanın, davalı firmadan aldığı ürününün dolumu hangi koşullarda olduğu da bilinmemesinden ötürü şüpheli bir işlem olup olmadığının bilinmediği, 6.Ürünlerin saklama koşullarına dair net ve maddi delil olmadığı için ürünlerin saklama ve muhafaza koşullarına aykırı olarak saklanıp saklanmadığı kesin olarak bilinemeyeceği, 7.Açık olarak teknik şartnamede yer alan son kullanma tarihinin geçmesinden sonra ayıbın bildirilmesinden ötürü hukuki olarak değerlendirilmede teknik olarak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, 8.Ürünün 12 ay içinde tüketilmesi gerekirken ürünün satın alındıktan bir süre sonra doldurularak dava dışı üçüncü şahıs-firmaya satılması ile geçen süreler ve nakliye süreci düşünüldüğünde imal edilirken belirtilen ürünün son kullanma tarihinin geçmiş olmasına neden olduğu, 9.Ayıp konusundaki verilerde bulunan belirsizlikler nedeniyle, kusur atfına ilişkin dağılım, nispet yapılamadığından bu davaya konu maddi değerlendirmede yapılamayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır.10. Ancak;• Beyana göre, davalıdan davacıya Nisan 2017’de ürünün satışı yapılmıştır. 28.12.2018 ve 06.01.2019 tarihinde dava dışı üçüncü firmalar tarafından ürünün ayıplı olduğu tespit edildiği dolayısıyla hukuki açıdan değerlendirilmese de teknik açıdan şartnameye göre ürünün ayıp ihbar süresinin geçtiği görüş ve kanaatlerine vardığımızı ..."
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan ve malın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu iddiasına dayalı, ayıplı mal satışı sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Akdi ilişkinin varlığı noktasında çekişme yoktur.
Tarafların ticari şirket ve tacir oldukları, uyuşmazlığın ticari satımdan kaynaklandığı, iddianın ileri sürülüş biçimine göre malın üretimden kaynaklı ayıplı olduğunun belirtildiği, 6102 s. TTK m. 23/1-c. uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli; açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda Türk Borçlar Kanununun 223/2. maddesinin uygulanacağı, somut olayda satın alınan piston, kartuş ve enjektörlerin davacı tarafça bir araya getirilerek dolumu yapıldıktan sonra kendi müşterilerine satıldığı, olaydaki ayıp şikayetlerinin davacının müşterilerinden gelen ihbarlarla ortaya çıktığı, bilirkişi raporları uyarınca pistonlardaki gözle görülemeyen kırılma ve sızdırmazlık sorunun açık ayıp değil gizli ayıp niteliğinde olduğu, kullanım ile ortaya çıktığı, 6098 s. TBK m.223/2. göre satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmesi, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı, nitekim somut olayda müşterilerinden gelen şikayetler üzerine davacının ayıp ihbarını mail yoluyla derhal davalı satıcıya ihbar ettiği, gizli ayıba ilişkin ayıp ihbarının derhal yapılması karşısında süresinde olduğu, ayrıca 6102 s. TTK m.18/3. göre tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı, davacı tarafından ayıp ihbarı anılan yöntemler dışında her ne kadar mail yoluyla yapılsa da, ayıp ihbarı sonrasında davalının anılan Yasa hükmündeki şekle ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, esasen 6762 s. e.TTK'dan farklı olarak 6102 s. TTK m.18/3.hükmünün ispat şartı olduğu, davalı satıcının ayıp ihbarı sonrasında satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı noktasında harekete geçerek kalite kontrol müdürü ve kalite kontrol memurunu davacının Bulgaristan ülkesinde bulunan fabrikasında inceleme yaptırdığı, bu halde ayıp ihbarının şekle uygun yapılmadığı savunmasının TMK m.2. uyarınca dürüstlük ilkesine de aykırılık teşkil edeceği, sonuç olarak davacı tarafından ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapıldığından davalının aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemiş, davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davacı, davalıdan piston, kartuş ve enjektör satın aldığını, sonra bu ürünleri bir araya getirerek- imal ederek dolum işlemi yaptıktan sonra kendi müşterilerine sattığını, müşterilerinden gelen şikayetler üzerine satın alınan pistonun üretimden kaynaklı ve gizli ayıplı olduğunu iddia ederken; davalı satılan pistonun üretimden kaynaklı ayıplı olmadığını, davacının satın aldığı ürünleri hatalı olarak muhafaza ettiğini, saklama koşullarına uymadığını ve 2017 yılı Nisan ayında satılan ürünlerin - pistonların 1 yıllık kullanım ömrü bittikten sonra dolum yapılarak 2018 yılı Ekim ayında satışını gerçekleştirerek raf ömrüne uygun kullanılmadığını savunmaktadır.
Ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin davalı tarafça satışının 2017 yılı Nisan ayında yapıldığı, ayıp ihbarının ise davacı tarafça 2018 yılı Ekim ayında yapıldığı, ayıbın (piston kırılmasının) davacı şirketin dolum yaptığı esnada değil daha sonrasında dolu olarak satılan ürünlerin müşterilerden gelen şikayetlerle ortaya çıktığı ve yapıldığı sabittir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı pistonların üretimden kaynaklı ayıplı olduğunun davalı çalışanı ... tarafından gönderilen 15/10/2018 tarihli mailde kabul edildiğini ileri sürmüştür. Dava dilekçesinde bahsi geçen mailin yalnızca "kırılma ile ilgili olarak 2016 yılında yaşanan sorun tekrarlanmıştır" kısmının alıntılandığı, halbuki dosya içerisine getirtilen ve Türkçe tercümesi yaptırılan 15/10/2018 tarihli mailde "etiket bilgilerine bakıldığında müşterimizin elinde bir yıllık piston olduğu anlaşılmaktadır. Bir yılı doldurmuş bir pistonun teknik özellikler nedeni ile aslında kullanılmaması gerekmektedir. kırılma ile ilgili olarak 2016 yılında yaşanan sorun tekrarlanmıştır ... Eğer mümkün ise yerinde kontrol yaparak müşterimize yardımcı olabiliriz" denildiği, bu mail içeriğinden satılan pistonların üretimden kaynaklı olarak ayıplı olduğunun kabul edildiği noktasında herhangi bir açıklama ve ifadenin yer almadığı, bilakis mail içeriğinin tüm metni uyarınca pistonların bir yıllık raf ömrünü tamamladıktan sonra kullanıldığı, aslında bu şekilde kullanılmaması gerektiği, müşteri memnuniyeti adına yerinde kontrol yapılmasının uygun olduğu belirtilerek ayıp iddiasının kabul edilmediği anlaşılmış, nitekim somut olayda davalı şirketin satılan ürünleri incelemek için toplantı kararlaştırdıkları, 02/12/2019 tarihinde davalı şirket çalışanı ... tarafından Bulgaristan'da inceleme yapıldığı ve ikinci kez davalı şirket çalışanı ... tarafından yine davacının fabrikasını ziyaret ederek ürünleri incelediği, neticede davalının pistonların üretimden kaynaklı ayıplı olduklarını kabul etmedikleri, hatta davacı tarafın bu konuda yazılı bir belge verilmesi talebinin yine davalı tarafından kabul edilmediği, buradan hareketle davacının iddiasının aksine mail yazışmaları ile davalının ürünlerin - pistonun ayıplı olduğunu kabul ettiğine ilişkin beyanlarının dosya kapsamı ile örtüşmediği ve ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Tarafların uzun yıllardır süre gelen ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının ayıbı kabul etmemekle birlikte süregelen bu ticari ilişkinin bozulmaması adına davacının talebi üzerine yeni piston gönderdiği ve zararın yarısının ödemeyi teklif ettiği, ancak davacı tarafından yeni pistonların teslim alınmakla birlikte zararın yarısının ödenmesine ilişkin teklifin de kabul edilmediği tespit edilmiştir.
Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değeri belirlenen parasal sınırı geçtiği takdirde senetle ispatlaması gerektiği (HMK m.200/1), eldeki davada davacı satışı yapılan ürünün - pistonun ayıplı olması sebebiyle uğranılan zararın (35.681,41 Euro) tazmini talep ettiği, anılan Yasa hükmü uyarınca parasal sınır ve tutar nazara alındığında davada senetle ispat zorunluluğu kuralının geçerli olduğu, ancak davacının ayıp noktasında delil olarak davalı tarafça gönderilen mail yazışmalarına dayanıldığı, mail yazışmalarının kesin delillerden olmadığı, bununla birlikte elektronik verilerin e-posta, mail vs. HMK 199. maddesi uyarınca belge niteliğinde olduğu ve HMK 202.maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiği, dolayısıyla senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu işbu davada mail yazışmalarının kesin delil olmadığından tek başına uyuşmazlık konusu (ayıp) vakıayı ispat edemediği, davacının HMK 202/1. maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı olan mail yazışmaları uyarınca tanık dinletmesinin mümkün olduğu, davacının duruşmadaki beyanlarında bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edildiği, çekişmeli olan vakıanın pistonun üretimden kaynaklı ve gizli ayıplı olduğu iddiası nazara alındığında meselenin tanık beyanları ile çözüme kavuşturulmasının da esasen mümkün görülmediği, bu çerçevede çözümü uzmanlık ve teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
I. Bilirkişi Kurulu 31/10/2022 tarihli kök raporunda mail yazışmaları ile ayıbın davalı tarafından kabul edildiğini, zarar miktarının davacı tarafça belgeler sunulduktan sonra yapılabileceğini, 25/10/2023 tarihli ek raporda mamulün kalıbında çarpılma olduğunu ince kısmından kırılma gerçekleştiğini ifade etmiştir. Kök raporda teknik bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yalnızca mail yazışmalarının esas alınarak rapor düzenlenmesi, mail yazışmaların kesin delil olmaması, ancak yazılı delil başlangıcı olabileceği, ayıp noktasındaki tespitin teknik bilgi ve bulgulara dayanması gerekliliği, ek raporda ise mamulün kalıbında çarpılma olduğu belirtilmekle birlikte üretilen malzemenin kullanımı sırasında ince kısımlarından kırıldığı ifade edilerek başkaca bir açıklamaya yer verilmediğinde üretimden kaynaklı mı yoksa üretilen malzemenin daha sonra bir araya getirilerek dolum işlemleri sırasında kullanımı sebebiyle mi ayıbın oluştuğu, ayıbın türü, kimin - neden sorumlu olduğu noktasında gerekçe içermediği ve ayrıca davalı savunmaları kapsamında bilimsel hiçbir mütalaa - açıklama bulunmadığından denetime elverişli görülmemiştir.
II. Bilirkişi Kurulu 14/05/2024 tarihli kök raporunda ürünlerin daha ilk üretimde ayıplı olup olmadığına ilişkin dosyada hiçbir somut veri bulunmadığını, ürünlerin saklama ve muhafaza koşullarına ilişkin ise taraflarca resimlerin sunulduğu,resimlerin tarihleri hakkında bilgi olmadığı, bir grup resimlerde ürünlerin saklama koşullarının uygun olmadığı, bir grup resimlerde ise aksine uygun istiflenmiş şekilde paletlerin üzerinde oldukları ancak taraflarca sunulan resimlerden hangisinin 10/04/2017 tarihli ya da 25/10/2018 tarihli faturaya konu ürünler olduğunun tespit edilemediği, bununla birlikte somut olayda davacıya hem teknik şartname hem de mail yazışmaları uyarınca bildirildiği üzere satılan ürünlerin kullanım ömrünün 1 yıl olduğu, davacı tarafça dolumu yapılarak Suudi Arabistan ve Yunanistan'a satılan ürünlerin bir yıl raf ömrü dolmuş - kullanım miatları bitmiş ürünler olduğu, davacı tarafça satın alınan ürünlerin bir yıl kadar depolandığı ve raf ömrü bitiminde kullanılarak - imal edilip dolum yapılarak satışı gerçekleştirildiğinden asli kusurun davacıda olduğu, 14/11/2024 tarihli ek raporunda davalı tarafından yapılan üretim sonrasında ürünleri mukavemeti değerleri ve fiziksel özelliklerini belirlemek için test yapılmadığını, zamana bağlı olarak bu özelliklerin çevresel faktörler ve saklanma koşullarına bağlı olarak değişebileceği, ilk bilirkişi raporunda açıklanan tespitler bulunmamasına ve test yapılmamış olmasına rağmen sunulan mütalaanın teknik bilgi içermediği, kök rapordaki görüş uyarınca ayıbın raf ömrü biten ürünlerin dolumu yapılması ve satılmasının neden olduğu ifade edilmiştir. İşbu kök ve ek rapor esasen gerekçeli ve denetime elverişli bir mütalaa içermektedir, ancak I. Bilirkişi Kurulu ile II. Bilirkişi Kurulu raporları arasında çelişki meydana geldiğinden ve çelişkili raporla göre hüküm tesis edilemeyeceğinden çelişkinin giderilmesi için farklı bir kuruldan yeniden rapor alınması yoluna gidilmiştir.
III. Bilirkişi Kurulu 18/07/2025 tarihli raporunda davacı şirkete satılan pistonların üretimden kaynaklı ayıplı olduğu noktasında dosyada hiçbir kesin ve fiziki delil bulunmadığını, 2017 yılı Nisan ayında üretilen ürünlerin artık günümüz tarihi itibariyle incelenmesinin malzemenin zamana, saklama koşullarına ve kullanım ömrüne bağlı olarak değişeceğinden dosyayı aydınlatacak bilgi sağlamayacağı, ürünlerin satışından sonra üretimden kaynaklı olarak ayıbı ortaya çıkarabilecek herhangi bir muayene, test yapılmadığı ve rapor alınmadığı, ürünlerin saklama koşullarının tam olarak bilinmediği, bununla birlikte davacı tarafça ürünler bir araya getirilerek imal edildiği ve dolum yapıldığı sırada ayıba konu şikayetlere rastlanmadığı, davacı tarafça bu yönde var olan - kayda geçen bir şikayet bulunmadığı, dosya kapsamında ayıp şikayetlerinin davacının müşterileri tarafından yapıldığı, satın alınan ürünlerin 12 ay raf ömrüne rağmen kullanım ömrü dolduktan süre imal edilmesi - dolumunun yapılması ve satışının yapılmasının ayıbın ortaya çıkmasına neden olduğu ifade edilmiştir. Gerekçeli ve denetime elverişli bir mütalaanın bulunduğu rapora itibar edilmiştir. Öte yandan II. ve III. Bilirkişi raporları birbiri ile örtüşmüş, çelişkiler de giderilmiştir.
Bu aşamada, davacı vekili, bilirkişi raporları uyarınca satın alınan pistonların üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu iddiasını ispatlayamadığından, tam aksine satın alınan ürünlerin raf / kullanım ömrü bittikten sonra bir araya getirilmesi ve dolumunun yapılması sebebiyle ayıbın meydana geldiği, davalının bu şekilde ürünleri kendi müşterilerine sattığı, davacının sorumlu tutulamayacağı, ayıbın meydana gelmesinde davalının kusurlu ve sorumlu olduğu tespit edildikten sonra iddiasının değiştirerek ürünlerin bir yıllık raf ömrü noktasında bilgilerinin olmadığını ileri sürmüştür. Öncelikle, iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında dayanılan yeni vakıanın dinlenmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki bu yeni vakıanın da doğru ve gerçek olmadığı, zira davacı vekilinin 14/10/2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde "müvekkilimiz şirket uzun yıllardır bu nitelikte malların üretimini ve alımını yapmaktadır, bu nedenle dava konusu ürünlerin depolama şart ve kullanım koşulları konusunda bilgi sahibi olmayacağından bahsedilemez, müvekkil şirket sektörde ürünün yaygın üretimini yapan şirket " şeklinde açıklamaları mevcut olup, ürünlerin kullanım koşulları hakkında bilgi sahibi olduğu açıktır.
Bu çerçevede, davalının üretiminden sonra satın alınan ürünler için davacı tarafça herhangi bir muayene / test işlemi yapılmadığı ve rapor alınmadığı, malın- pistonun üretimden kaynaklı ve gizli ayıplı olduğu noktasında dosyada somut bir delil bulunmadığı, 2017 yılı Nisan ayında üretilerek davacıya satışı yapılan pistonların ve ürünlerin artık günümüz tarihi itibariyle ayıplı olup olmadığı ürünün özellikleri, nitelikleri, raf ömürleri, zaman ve saklama koşullarına bağlı olarak değişeceğinden satış tarihine (2017 yılı Nisan) dönülerek dosyaya katkı sağlayacak bir bilginin elde edilmesinin de açıklanan nedenlerle mümkün olmadığı, malın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu iddiasın davacı tarafça ispatlanamadığı, satın alınan ürünlerin bir araya getirilerek imali ve dolumu sırasında davacı tarafça herhangi bir ayıp şikayeti ve ihbarının da yapılmadığı, Suudi Arabistan ve Yunanistan'a davacı tarafça satımı yapılan ürünlerin 12 aylık raf ömürleri bitmiş ürünler olduğu, satın alınan ürünlerin teknik şartname ve mail yazışmalarında davacının bilgisi üzere 12 aylık kullanım ömrüne sahip olduğu, ancak davacının ürünleri bir yıl kadar depoladıktan sonra ve raf ömrü bitince imal ve dolumunu gerçekleştirdiği ve satışını yaptığı, alınan bilirkişi raporları uyarınca ürünlerdeki ayıba bu durumun neden olduğu tespit edildiğinden raf ömrü dolan malzeme için üretim yapan davacının sorumlu olduğu sonucuna varılmış, malın üretimden kaynaklı ayıplı olduğu iddiası davacı tarafça ispatlanamdığından davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 4.687,10 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 4.071,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/12/2025
Katip ...
Hakim ...