T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/581 Esas
KARAR NO: 2024/6
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/10/2020
KARAR TARİHİ: 09/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) ve Hakem Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dava: Asıl dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlunun, müvekkiline olan borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ... 20.İcra Müdürlüğü'nün... Esas numaralı dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçluya gönderilen ödeme emrinin 05/09/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın borcu kabul etmediğini ve itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuğa gidildiğini ancak anlaşma sağlanmadığını, davacı ve davalı şirketler arasında, 29/02/2020-24/08/2020 tarihleri arasında gerçekleşen yaş sebze alım satımına dayalı olan ticari ilişkinin e-faturalarda sabit olduğunu, cari hesapta biriken ödemeleri verdiğini, ... çekleri ile karşılandığını, çeklerin alacağın bir kısmını karşıladığını, 401.275,68-TL için müvekkili şirkete ayrıca ödeme yapılmadığını, takip konusu alacağın likit fatura alacağı olduğunu beyanla icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dava cevap: Asıl dava davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu tüm talepler bakımından zaman aşımı definde bulunduklarını, davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, davacının müvekkilinden alacaklı olduğu iddiasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili şirketin banka hesaplarında bloke olması nediyle davacıya yapmış olduğu nakit ve çek karşılığı ödemeleri kendi hesaplarından yapamadığını, çalışanları olan ... ve oğlu ...'ın adına kayıtlı banka hesaplarında üzerinde açıklamalar ile birlikte birlikte ödemelerin yapıldığını, davacı şirketin yetkili müdürü ve ortağı olan ... adına kayıtlı hesaplara müteaddit defa EFT suretiyle ödemeler yapıldığını beyanla davanın usulden akdi takdirde esastan reddini, davacı aleyhine asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına ve asıl alacağın %10 undan aşağı olmamak üzere para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava: Birleşen dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı adına ... Ticaret İl Müdürlüğü Hal Hakem Heyetine 02/10/2020 tarih ve ... dosya nolu başvuruya istinaden Hal Hakem Heyetinin ... tarihli ve... sayılı kararıyla başvurunun esasına girmeden, yapmış bulunduğu başvurunun mükerrer tahsilat doğurabileceği düşüncesiyle şekil yönünden reddedildiğini, hal hakem heyetinin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ve kaldırılması gerektiğini, davacı şirket ve davalı şirket arasında yaş sebze alım satımına ilişkin olarak ticari ilişkinin mevcut olduğunu ve söz konusu bu ilişkinin kesilen e-faturalarla sabit olduğunu, davacının, borçluya yaş sebze temin ettiğini, borçlunun da cari hesapta biriken bakiye için ödemeleri vermiş olduğu banka çekleri ile karşıladığını, ancak bu çeklerin alacağın bir kısmını karşıladığını, işbu uyuşmazlığa konu 401.275,68-TL için davacı şirkete ayrıca bir ödeme yapılmadığını, işbu nedenle davacıya ait üretici alacak hakkının ödenmesi için ... tarihli ... sayılı ... Ticaret İl Hakem Heyetine sorumlu olduğu parasal sınır üzerinden alacaklı olduklarına dair karar verilmesi ve borçlu hakkında borcun tahsili için ... Hal Müdürlüğündeki 2020 teminatlarının çözülerek kendilerine ödenmesi yönünde karar vermesi için hal hakem heyetine başvuruda bulunulduğunu, ancak hal hakem heyetinin başvuru tarihi itibariyle karar vermeye yetkili olduğu miktarın 117.394,36-TL olması nedeniyle 401.275,68-TL cari hesap alacağı için de ... 20.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını beyanla hal hakem heyetinin kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ve kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava cevap: Birleşen dava davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, dava konusu tüm talepler bakımından zaman aşımı definde bulunduklarını, davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, davalıdan alacaklı olduğu iddiasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının alacağı olduğuna dair somut hiçbir delil, bilgi veya belge sunamadığını, ayrıca davacının, davalıya herhangi bir ürün teslim etmediğini, bu hususta somut hiçbir delil sunmadığını, davacının cari hesap ekstreleri ile faturaya dayanmış ise de, davacının tek taraflı ve keyfi olarak tutmuş olduğu kayıtlarının tek başına iddianın kanıtı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının haksız ve kötü niyetli hareket ettiğini, haksız ve dayanaksız alacak iddiasıyla icra takibi başlattığını, takibe vaki itiraz sebebiyle itirazın iptali davasını açtığını, ancak bununla yetinmeyerek derdest olan başvurusu ile mükerrer olacak şekilde ... Hal Hakem Heyeti Başkanlığına başvurduğunu, ancak Hal Hakem Heyetinin usul ve yasaya uygun kararıyla başvurunun reddine karar verildiğini, tüm bu hususlar nazara alındığında davacının Hal Hakem Heyeti Başkanlığına başvurması ve eldeki davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, iddiaların aksine davalının davacıdan alacaklı konumda olduğunu, davalının kendisine mal göndermesi karşılığında davacının çek, avans, çek ve nakit ödeme ile ödemelerde bulunmuş olmasına rağmen, davacının davalıya mal teslim etmediği gibi kendisine verilen nakit avansları ve çekleri de iade etmediğini beyanla usul ve yasaya uygun olan hal hakem heyeti kararının kaldırılmasına dair açılan haksız davanın reddini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası aslı,
... tarafından hazırlanan 11/04/2022 tarihli bilirkişi raporu,
... tarafından hazırlanan 16/09/2022 tarihli bilirkişi raporu,
... tarafından hazırlanan 28/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Asıl dava, cari hesap alacağından kaynaklı yürütülen icra takibine dayalı itirazın iptali, birleşen dava hal hakem heyeti kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 01/09/2020 tarihinde, 401.275,68-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının cari hesaptan kaynaklanan alacak olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 05/09/2020 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 09/09/2020 tarihli itirazı ile takibin durduğu, davalı tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, taraflara buna ilişkin tebligat yapılmadığı, eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde olan 20/10/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir. Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini ispatla mükelleftir. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmamakla birlikte faturanın kabul edilerek ticari deftere kaydedilmiş olması ve faturayla ilgili olarak Vergi Dairesi'ne BA-BS bildirimi verilmesi faturaya konu malın teslim edildiğine veya hizmetin gerçekleştirildiğine karine teşkil etmektedir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.). Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, talimat yoluyla alınan 11/04/2022 tarihli bilirkişi raporu ile, nakliye gideri olarak gösterilen makbuz toplamı 254.750,00-TL'nin faturalara yansıtılmadığından davalının alacak yazamayacağı, diğer sunulan dekontların bazılarının tarihinin belli olmadığı, dava dışı ... hesabına gönderildiği ve ... hesaplarından ... hesabına gönderildiği, ödemelerin bazılarının tarihlerinin de belli olmadığı, davacı alacaklı şirket hesabına girmediği, davacı şirketin borcu gibi cari hesapta işlem yapıldığı ve davalının kendi cari hesabında 94.502,27-TL borçlu göründüğü, davacının usulüne uygun tutulmuş davacı şirket adına işlem gören tüm alacak faturaları ve ödenen meblağların kayıtlara geçtiğinden davacı şirketin 383.275,67-TL alacaklı olduğu kanaatinin bildirildiği; Mahkememizce alınan 16/09/2022 tarihli kök ve 28/07/2023 tarihli ek raporlarda ise, davalı tarafça sahibi lehine delil niteliği bulunan yasal defterlere göre davacının 01/09/2020 takip tarihi itibari ile herhangi bir alacağını olmadığı, davacı ile davalı arasındaki hesap farkının 477.777,94-TL olduğu, farklılığın davalı tarafça davacı hesabına kaydedilen ödemelerin davacı hesaplarında kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalının kayıtlarında yer alan ancak davacı kayıtlarında yer almayan 3.kişi ödemeleri ve davalı defterinde “navlun” ödemesi olarak kaydedilen tutarların dikkate alınmaması durumunda davacının 01/09/2020 takip tarihi itibari ile davalı taraftan 383.275,67-TL alacağının olduğu, takip miktarı ile karşılaştırıldığında 18.000,01-TL fazla talebin olduğu, fazlalığın davacının defterinde kayıtlı olan alacaktan fazlasını talep etmesinden kaynaklandığı, 3.kişiler aracılığı ile yapılan ödemelerin davacıya yapılan ödeme olarak kabul edilmesi durumunda mahsup edilmesi gerektiği, faturaların içeriğindeki malların navlun dahil olduğuna dair ispat edici vesaik sunulması halinde söz konusu tutarların davacıya takibe konu alacak için ödendiğine kanaat getirilmesi durumunda davalı tarafça yapılan navlun ödemesi adı altındaki 257.868,00-TL'nin davacı ile ilgili hesaplanan 383.275,67-TL'lik asıl alacaktan mahsup edilmesi gerektiği kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Navlun açıklaması ile davacı hesabına 257.868,00-TL'lik 92 adet kayıt yapıldığı ancak davacının teslimlerine ait faturalarda yaş sebze mal bedeli dışında navlun hizmet bedeline ait herhangi bir ifade bulunmadığı, her ne kadar söz konusu makbuzlarda davacının kaşe ve imzası olsa da söz konusu ödemelerin malın taşınması için ödenen navluna ilişkin olduğu, davalının navlun ödemesi olarak defterlerine kaydettiği ve davacı defterlerinde ise kayıtlı olmadığı, bu itibarla 257.868,00-TL'lik ödemenin davalı hesabından düşülmemesi gerektiği, ayrıca dosyaya sunulan dekontların 274.800,00-TL'lik kısmında 3.kişilerin 3.kişilere bankalar aracılığı ile yapılan ödemeler olduğu, söz konusu ödemelerin davacı şirket tarafından kabul edilmediği gibi davacı defterlerinde de kayıtlı olmadığı nazara alındığında davacının hesabından mahsup edilmemesi gerektiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının davacının 383.275,67-TL alacağını doğruladığı ve kayıtların birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmakla, asıl dava bakımından davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 20.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline ve takibin 383.275,67-TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2021/6380 Esas, 2022/5655 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan cari hesaba dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davanın ise, aynı alacağın tahsiline yönelik başvuru neticesinde verilen Hal Hakem Heyetinin 18/01/2021 tarihli ve 2021/03 sayılı kararının kaldırılmasına ilişkin olduğu, Hal Hakem Heyetinin başvurunun esasına girmeden, yapılan başvurunun mükerrer tahsilat doğurabileceği düşüncesiyle şekil yönünden reddedildiği, bu itibarla Mahkememizce de asıl davada alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verildiği, öyleyse hal hakem heyetinin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmakla takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
A)Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 383.275,67-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (383.275,67-TL) üzerinden %20 oranında hesaplanan 76.655,13-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (383.275,67-TL) üzerinden alınması gereken 26.181,56-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.846,41-TL'nin mahsubu ile eksik olan 21.335,15-TL harcın asıl dava davalısından alınarak hazineye irat kaydına,
4-Asıl dava davacısı tarafından yatırılan 4.846,41-TL peşin harcın asıl dava davalısından alınarak asıl dava davacısına verilmesine,
5-Asıl dava davacısı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 59.491,35-TL vekalet ücretinin asıl dava davalısından alınarak asıl dava davacısına verilmesine,
6-Asıl dava davalısı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin asıl dava davacısından alınarak asıl dava davalısına verilmesine,
B)Birleşen davanın REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının birleşen dava davacısından alınarak hazineye irat kaydına,
2-Birleşen dava davalısı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin birleşen dava davacısından alınarak birleşen dava davalısına verilmesine,
C)ORTAK HÜKÜMLER:
1-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 3.773,80-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 3.604,52-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
2-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.537,25-TL yargılama giderinin davanın red oranına göre hesaplanan 68,96-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına,
3-Yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflardan geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve E-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı asıl dava yönünden gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği, birleşen dava yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıklanmak suretiyle açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2024
Katip ...
Hakim ...