T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2021/182
KARAR NO : 2025/481
DAVA : ALACAK (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2019
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından başlayarak 2018 yılı Nisan ayı sonuna kadar davalı firmaların bayisi olarak görev yaptığını, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi gereği her aya ait hesaplama, bayinin hak ettiği alacak, ceza ve kesintilerin hesaplandıkları o ayı takip eden üçüncü ayda bayinin hakedeşinin hesabına aktarıldığını, müvekkilinin bayiliğinin sona ermesini takiben hem 2018 yılı Nisan-Mart ve Şubat aylarına ait hakedişlerini hem de bayisini devretmesi nedeniyle genel olarak alacaklarının taraflarına ödenmesi amacı ile davalı firmalar ile iletişime geçtiğini, karşılıklı süren elektronik posta trafiği ile bire bir ve telefonla yapılan görüşmeler neticesinde yeterli açıklamayı alamayan müvekkilinin davalı firmalardan kendisine ait cari hesap dökümlerinin gönderilmesini talep ettiğini, davalı firmalar tarafından kendisine gönderilen cari hesap dökümlerini inceleyen müvekkilinin bir çok anormalik ve bunlara bağlı olarak kendisinden yapılan mahsup işlemlerini tespit ettiğini, bunlardan ilki müvekkilim konsinye cihazı adı altında 3 adet cep telefon (..., ..., ... model) ve 3 adet tablet (..., ...,... marka) olmak üzere 6 cihaza ait 8.139,44 TL tutarının mahsup edildiği, konuya ilişkin olarak müvekkilinin davalı firmalara verdiği cevapta söz konusu cihazların kendi stoğunda bulunmadığını ve mevcut ise buna ilişkin irsaliye faturalarının kendisine iletilmesini talep ettiğini, davalı firmaların ise sadece irsaliye numarasını belirtmekle yetindiğini, bayiden bu cihazları teslim edildiğine dair bir belge alınmadığı gibi komik bir cevap verildiğini, ... ve ...'un birleşmesinden sonra müvekkilinin sahibi bulunduğu bayinin iç ve dış dekorasyonu ile bayi içerisindeki düzenlemelere ilişkin yenileme çalışmaları gerçekleştirdiğini, bunlara ilişkin olarak cari hesap dökümünde 13.08.2015 tarihli 15.559,58 TL, 17.09.3025 tarihli 60.067,43 TL, 31.12.2015 tarihli 8.114,36 TL ve 24.02.2016 tarihli 27.600,91 TL olmak üzere toplam 111.341,37 TL tutarında kesintinin müvekkiline yansıtıldığını, 08.03.2019 tarihinde müvekkilinin davalı firmalar yetkilisine göndermiş olduğu elektronik postadan da anlaşıldığı üzere 8.114,36 ile 26.700 TL tutarlı kesintilere ait faturaların müvekkiline iletilmediğini, cari hesap dökümünde müvekkilinden yapılan kesintilerin en büyük kalemini cezaların oluşturduğunu, yapmış oldukları işlemlerde mevcut eksiklikten ve yahut daha sonra oluşan şikayetlerden kaynaklanan cezaların bayilere yansıtılması için de belli prosedürün uygulanması gerektiğini, işlemle ilgili olarak bayiye yapılacak bildirim dahilinde savunma istenmeli, savunma ile birlikte durum davalı firmalar bünyesindeki birim tarafından incelendikten sonra ceza kesintisine karar veriildiğini, bu durumun kesilecek cezaya ilişkin fatura ile bayiye bildirilmesi gerektiğini, ancak cari hesap dökümlerinde belirtilen ceza kesintilerine ilişkin de müvekkiline herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi kesinti miktarını gösteren faturalarında gönderilmediğini yine davalı firmalar tarafından müvekkiline 10.387,04 TL tutarındaki kesinti 10.080,00 TL 2015 yılı modem mutabakat kesintisi ve 307,04 TL 'kıyafet kesintisi' olarak adlandırıldığınıı müvekkilinin bahsi geçen modemlere ilişkin gönderimin gerçekleştiğini belirtmekle birlikte buna ilişkin irsaliye ve kargo tutanağını da göndermediklerini, müvekkilinin bayi devrini gerçekleştirdikten sonra 207 adet sim, 203 adet ... ve 17 adet ... mobil olmak üzere kendisinde kalan 427 adet...'ın iadesi amacıyla davalı firmalardan yardım talebinde bulunmasına karşılık 'denkleştirme işlemlerinin sona erdirildiği' gerekçesiyle olumlu bir cevap alamamasına karşın, davalı firmaların alacaklarını hesaplarken iade edilmeyen bu kartları da göstermesi iyi niyetli yaklaşıma sahip olunmadığını gösterdiğini ayrıca davalı firmalar tarafından müvekkiline ait bayide kullanılmak üzere tahsis edilen pos cihazının iade edilmemesine dayanılarak 1.000 TL kesinti yapıldığını, müvekkilinin bayi ile birlikte kullanılmak üzere pos cihazını da yeni bayiye devrettiğini bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; davalarının kabulu ile taleplere yönelik davanın kısmi dava olarak bakılmasına, dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle alacakların davalıdan hükmen tahsiline, tüm hak ve alacaklar yönünden fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımızın saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 12/09/2019 tarih ve ... E.... K.sayılı kararı ile taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 29. Maddesinde sözleşmenin ifasından veya yorumundan doğabilecek her türlü uyuşmazlığın Türk Hukukuna tabi olduğu, uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Merkez Çağlayan Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair 20/04/2015 tarihinde taraflar arasında sözleşme imzalandığı gerekçesi ile davaya bakmak yetkisinin İstanbul Mahkemeleri olduğundan yetkisizlik kararı vererek dosyayı mahkememize göndermiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevabında; Davacı ... ile Müvekkil şirketler arasında 20.04.2015 tarihinde Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, 18.05.2018 tarihli Sonlandırma Protokolü ile 01.05.2018 tarihi itibariyle bayilik faaliyetlerinin sona ermesi hususunda mutabık kalındığını, hesap mutabakatının, 06.02.2019 tarihinde yapılmış olup bu tarihten bu yana davacı tarafından hesap mutabakatına ilişkin hiçbir itirazda bulunulmadığını, TTK.nun 94.meddesine göre cari hesaba göre hazırlanan cetveli alan tarafın, buna 1 ay içinde itiraz etmezse, bakiyeyi kabul etmiş sayılacağını, taleplerin haksız ve kötü niyetli olup reddi gerektiğini, sözleşmenin 22.4. maddesi kapsamında, davacının 6 ayda bir müvekkili şirketler ile hesap mutabakatı yapmakla yükümlü olduğunu ve taraflar arasında farklılık olması halinde, müvekkili şirketlerin kayıtlarının esas alınacağını, müvekkili şirketlerin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafından 3 adet telefon teslim alındığını ancak sözleşmenin sona ermesinden sonra söz konusu cihazların iade edilmediğini, davacı,nın dekorasyon işlemleri nedeniyle, sözleşmenin sona ermesinden sonra da müvekkili şirketlere borçlu olduğunu kabul ettiğini, davacıya uygulanan cezalarır, taraflarca akdedilen ceza sistematiğine uygun olup, her ihlal için savunma alınmasının şart olmadığını, Yargıtay kararları gereğince sözleşme süresince kesilen cezalar yönünden itirazda bulunmayan davacının, sözleşmenin feshi ile birlikte kesilen bu cezalara itiraz edemeyeceğini, cari hesapta yer alan "ödeme denkleştirme"nin kesinti değil, muhasebesel bir kayıt olduğunu, davacı tarafından iade edilmeyen modemler bulunması nedeniyle bu hususta ceza uygulandığını, SİM kart iadelerinin, müvekkil şirketlere değil distribütör firmaya yapılması gerektiğini, davacı tarafından kullanılan POS cihazı iade edilmemiş olup, iade ettiğini iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, taraflar arasındaki cari hesap kayıtlarında farklılık olması halinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 22.4. maddesi kapsamında müvekkili şirketlere ait kayıtların esas alınması gerektiğini belirterek huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; bayilik sözleşmenin sona ermesinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Taraflar arasında 20.04.2015 tarihinde Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 18.05.2018 tarihli Sonlandırma Protokolü ile 01.05.2018 tarihi itibariyle sona erdirildiği, dolayısıyla ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken sorun, bayilik sözleşmesinin sona ermesiyle davacının cari hesaptan ve sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraflar arasında 20.04.2015 tarihli "Bayilik Sözleşmesi" ile sözleşmenin eki olan aynı tarihli "Ortak Kanal Bayi Kurumsal Kimlik Dekorasyon Projesi Prosedürü ve Kuralları'na İlişkin Taahhütname" imzalandığı açıktır ve tartışma konusu değildir.
Davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için talimat mahkemesinden bilirkişi raporu aldırılmak istenmiş ancak davacı taraf ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Her ne kadar davacı vekili 13.03.2023 tarihli dilekçesi ile deprem felaketi yüzünden defterleri ibraz edemediklerini söylemekte ise de mahkememizce talimatımızın 16.03.2022 tarihinde yazıldığı, talimat mahkemesince 15.04.2022 tarihinde defter inceleme günü verilerek inceleme gününün tebliğ edildiği, defterlerin ibraz edilmediği, deprem felaketinin ise 20.02.2023'de olduğu bilindiğinden bu mazereti yerinde görülmemiştir.
Davalıların ayrı ayrı ibraz ettiği ticari defter ve belgeler incelendiğinde, incelemeye ibraz edilen 2015-2016-2017-2018-2019-2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, e-beratların zamanında alındığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Bilirkişi heyetince yapılan incelemede, davalı şirketin defter kayıtlarına göre davacının alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı taraf, sözleşme ilişkisinin sona ermesini müteakip hem 2018 yılı Nisan, Mart ve Şubat aylarına ait hak edişlerinin, hem de bayisini devretmesi nedeniyle genel olarak alacaklarının tarafına ödenmesi amacıyla davalı firmalar ile iletişime geçtiğini, bir sonuç alamaması üzerine ise cari hesap dökümlerini talep ettiğini, cari hesap dökümlerini incelediğinde ise birtakım kesintilerin yapıldığını fark ettiğini, bu kesintilerin haklı sebebe dayanmadığı iddiası ile bakiye alacağın iadesini talep ettiği, yine, davalı şirketlerin, kendisinde birtakım telefonların bulunduğu, yapılan tadilatların gerçekleştirilmiş olması, ödeme denkleştirme, mutabakat ve kıyafet kesintisi, simcart'ların ve pos cihazının iade edilmemiş olması nedeniyle birtakım kesintiler yaptığını iddia ettiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi heyeti, dava konusu alacağın dayanağı olarak gösterilen cezalar, faturalar vb. Muhteviyatların doğru olup olmadığı hususu uzmanlık alanları dışında olduğundan fatura içeriğinde yer alan hususların teknik yönden bir değerlendirmesinin yapılamadığını ancak taraflar arasında akdedilen sözleşme ve Ortak Kanal Bayi Ceza Sistematiği belgeleri incelendiğinde davacı tarafın fatura muhteviyatı ve cezalar vb. kesintileri taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ve Ortak Kanal Bayi Ceza Sistematiği Maddeleri çerçevesinde düzenleme hakkı olduğu hususunu mahkemenin takdirine bıraktıklarını söylemiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 22.4. maddesi uyarınca: "Bayi, Şirketler'in talebi halinde ve her halükarda 6 (altı) ayda bir Şirketlerle hesap mutabakatı yapmakla yükümlüdür. Kayıtlar arasında farklılık olursa Şirketler'in kayıtları esas alınacaktır." hükmü bulunmaktadır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede taraflar arasında 6 ayda bir hesap mutabakatı yapılacağı hususu düzenlenmişken bu düzenlemeye uyulmadığı dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, taraflar arasında huzurdaki dava açılmadan önce yine 2019 yılı şubat mart aylarında sözleşmenin feshinden sonra email yazışmalarının yapıldığı ve davacının söz konusu email yazışmalarında itiraz ettiği hususları gündeme getirdiği bilirkişi heyetince de görülmüştür. Söz konusu email yazışmaları incelendiğinde itirazların ve cevapların bir kısmı teknik incelemeyi gerektirmesi ve konunun uzmanlık alanım dışında olması nedeniyle bilirkişi heyeti kesin bir değerlendirme yapamamıştır. Dava konusu edilen hususlarda kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için konunun teknik uzman tarafından değerlendirilip sonrasında ortaya çıkacak duruma göre mali yönden bir hesaplama ve değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen 18.05.2018 tarihli Sonlandırma Protokolü incelendiğinde ise "taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinin tarafların mutabakatın sonunda karşılıklı olarak sona erdirildiği ve davacının sona erme tarihi itibariyle davalıları ibra ettiği (madde.2) taraflar arasındaki sonlandırmanın 01.05.2018 tarihi itibariyle sona erdirildiği (madde 3.1) sonlandırma protokolünün davacının sözleşmeler kapsamında cari hesap alacakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmelerin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun davalılardan herhangi bir ad altında maddi manevi vb bir tazminat talebinde bulunmayacağına herhangi bir dava açmayacağını ve hususlar ile ilgili olarak davalıları gayri kabulü rücü ve kesin olarak ibra ettiği (madde 3.2)." Hususlarının yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi heyeti, davacının huzurdaki davada talep ettiği kalemlerin cari hesaptan çıkartılması durumunda davacının cari hesap çerçevesinde davalılardan alacaklı duruma geçebileceği hususunda da takdiri mahkemeye bırakmıştır.
Bilirkişi raporunda işaret edildiği üzere eksik araştırma kalmaması bakımından heyete bilgisayar, yazılım ve iletişim sistemlerinde uzman bir bilirkişi eklenerek ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, heyetin 11.10.2024 tarihli ek raporunda; İhtilafa konu cihazların davalı tarafa kargo ile geldiği ancak davalı tarafın ürünleri gönderi ambalajının korunaksız ve yetersiz olması gerekçesiyle ihtirazi kayıt ile teslim aldığı, tabloda güvenlik aparatı yazan satırın, detay açıklaması olmadığı için ne olduğunun bilinmediği, dolayısıyla bu satır (Raporun 12.sayfasındaki tablo) ile ilgili herhangi bir araştırma yapılamadığı, teslim alınan gönderilerin ne durumda olduğu ile ilgili dosya kapsamında bilgi olmadığı, yerinde inceleme için, davalı vekiline ulaşılmaya çalışıldığı ancak uyap üzerindeki dilekçelerinde iletişim bilgilerini yazmadıkları için ulaşılamadığı ve yerinde inceleme yapılamadığı, davalının teslim aldığı ürünlerin neler olduğu ve kaç adet olduğu, dosya eklenen irsaliye belgelerinden anlaşılmadığı, davalı tarafından teslim alınan ürünlerin, kargo teslim sırasında ambalajlamanın korunaksız olduğuna dair çekilmiş herhangi bir görsel olup olmadığı, eğer çekilmiş görseller var ise dosya eklendiği takdirde inceleme yapılabileceği belirtilerek kök raporda ısrar edilmiştir.
Mahkememizce alınan 16.04.2025 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle;
Davalı tarafın, davacı tarafa gönderdiği konsinye ürünlerin tablo halinde bilgisinin olduğu, hangi ürünlerin iade edildiği ve satıldığı bilgisi göründüğü, davacı tarafın, davalı tarafından gönderilen ürünleri onayladığına dair mail yazışması olduğu, bu kapsamda kök raporda belirtilen davalı tarafça davacı adına düzenlenen faturalardan davacının sorumlu olacağı olması nedeniyle davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Öncelikle her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22.4 maddesi çerçevesinde davalıların yasal defterlerinin kesin delil olduğu hususu hüküm altına alınmış ise de 6100 sayılı HMK. nun "Delil Sözleşmesi" başlıklı 193.maddesinin 2.fıkrasında taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğu belirtilmiştir. Delil sözleşmesini taraflar yargılamanın her aşamasında ileri sürebilirler. Taraflarca ileri sürülmese dahi, delil sözleşmesinin mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Delil sözleşmesi temyiz hâlinde Yargıtay tarafından da kendiliğinden göz önünde tutulur. Delil sözleşmesi kesin delil sayıldığından gerek tarafları ve gerekse mahkemeyi bağlayacağından, hâkimin görevinden ötürü resen bu hususu göz önünde bulundurması zorunludur (Emsal; Yargıtay 6.HD.nin 24.10.2023 tarih ve ... E. ... K.ile Yargıtay HGK.nun 21.06.2022 tarih ve ... E. ... K.). Sadece davalı tarafın defter ve belgelerinin esas alınması, davacının ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren bir durum olarak kabul edildiğinden davacı tarafın da defter ve belgelerinin incelenmesi için 16.03.2022 tarihinde ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmıştır. Talimat mahkemesince 15.04.2022 tarihine defter ve belgelerin incelenmesi için gün verilmiş, davacı vekiline usulüne uygun tebligat yapılmış ancak defter ve belgeler ibraz edilmemiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davalıların ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. Bu kayıtlara göre ve özellikle bilgisayar yazılım mühendisi bilirkişinin raporda ekran görüntüleriyle beraber sunulan araştırma ve tespitlerine göre, davacının, raporun 16.sayfasındaki tabloda gösterilen 13.08.2015 tarih ve ... Çeşitli Donanım ve Elektronik Malzeme bedeli açıklamalı 15.559,58.-TL bedelli, 15.10.2015 tarih ve ... nolu 3 Adet Barkod Okuyucu açıklamalı, 534,50.-TL bedelli, 31.12.2015 tarih ve ... nolu Güvenlik Aparatı açıklamalı 8.114,36.-TL bedelli, 28.12.2016 tarih ve ... nolu 30 Adet ... Modem, 90 Adet ... Modem açıklamalı 10.387,04.-TL bedelli olmak üzeri toplam 94.662,91.-TL tutarlı e-arşiv şeklinde düzenlenen faturaların muhteviyatının kendilerine teslim edilmediği iddia edilmekte ise de teknik yönden yapılan incelemelerde söz konusu fatura ve muhteviyatı mal/hizmetlerin mail aracılığı ile davacı tarafça onaylandığı tespit edilmiştir. Bu nedenle raporda da işaret edildiği gibi söz konusu fatura ve muhteviyatlarından davacının sorumlu olacağı mahkememizce de kabul edilmiştir. Davalıların yasal defterlerinin nazara alındığında da davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, davacı tarafın defter kayıtlarını ibraz etmediği, sonlandırma protokolünde davalıların ibra edildiği, mahkememizin 07.07.2025 tarihli celsesinin (5) nolu ara kararının kesin süreye rağmen yerine getirilmediği, böylece davacının alacak iddialarını ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın REDDİNE,
1-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 44,40-TL ve ıslah harcı 1.235,00-TL'nin toplamı 1.279,40-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 664,00-TL harcın KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE DAVACIYA İADESİNE,
2-Davalılar vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALILARA VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE,
5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.07/07/2025
KATİP
HAKİM