T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/451
KARAR NO : 2024/718
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 29/06/2015
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan banka dışındaki diğer kredi kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerden kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... T.A.Ş.'den döviz kredisi kullandığını, borcun geri ödenmediğini, hesabın kat edildiğini, daha sonra ... tarafından BK 162.madde gereğince alacağın kuruma temlik edildiğini, borcun halen ödenmediğini, ... 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 16.03.2015 tarihinde 4.185.079,33.-TL toplam takip tutarı üzerinden takibe geçildiğini, davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağı bedelini ...'a ödeyerek devraldığını, davacının ...'ın batık kredilerini bankaya ödediğini, Danıştay tarafından ... ile ilgili verilen kararın ... hakkında değil BDDK hakkında olduğunu, ...'nin söz konusu davada taraf olmadığını, dolayısıyla müvekkili hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceğini, alacağı temlik edenin hukuki durumunun sonradan değişmesinin bedeli ödenerek sahip olunan hakkı ortadan kaldırmayacağını, alacağın temlikinin sebepten mücerret bir hak devri olduğunu, davadaki zamanaşımının yirmi yıl olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu edilen icra takibinin iptal edildiğini, davacının bu davayı açmak konusunda aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, daha önce açılan davalarda davacının tasarruf yetkisinin bulunmadığının kabul edildiğini, alacağın temlikinin sebebe bağlı olduğunu, ... tarafından daha önce aynı kredi sözleşmesine dayanılarak takip yapıldığını, mükerrer takip söz konusu olduğunu, genel zamanaşımının dolduğunu, müvekkilinin borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkememizce oluşturulan 04/10/2018 tarih ve ...E. ...K.sayılı kararında:
"DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.
Açılan davada, ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali istenmektedir
DAVANIN DAYANAĞI OLAN 09.10.2001 TARİHLİ ALACAK TEMLİK SÖZLEŞMESİ:
Bu temlik sözleşmesi incelendiğinde; temlik edenin ... T.A.Ş., Temellük edenin ... olduğu, temlik konusunun davalı şirketin kredi borcu olduğu, ... 4. İcra Müdürlüğünün ... esas ve ... 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyalarına konu alacağın devredilmiş olduğunun açıkça ifade edildiği görülmektedir.
DAVA KONUSU KAT İHTARI:
Dava dilekçesinde ekli ... yevmiye sayılı kat ihtarı, 30.03.2001 tarihli olup ... 11. Noterliği tarafından borçlu davalıya gönderilmiştir. Bu kat ihtarında 264.539, 36.-DEM ve 1.199.257.682.-TL' nin ödenmesi istenmiştir.
... 4. İcra Müdürlüğünün .. esas sayılı takip dosyasının örneği dosyada mevcuttur. Bu takip talebi incelendiğinde aynen dava dilekçesinin ekinde yer alan ihtarnamede yazılı tutarın yani 264.539, 36.-DEM ve 1.199.257.682.-TL'nin tahsilinin istendiği açıkça görülmektedir.
Davacı temlik aldığı alacak ile ilgili olarak belirtilen şekilde daha önce ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi başlatıldığı halde bu kez mükerrer olarak ... 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibini başlatmıştır. (Ancak bu kez DEM cinsi alacağı TL'ye çevirmiş ve toplam tutar üzerinden takip başlatmıştır) Bu durum takip talebinde belirtilmiş ve takip dayanağının ... tarihli ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarı olduğu bildirilmiştir. ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin konusu ile ... 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine konu alacağın aynı alacak olduğu bilirkişi raporu ile de teyit edilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi ... tarihli ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarında talep edilen tutar 264.539, 36.-DEM ve 1.199.257.682.-TL'dir. Başka bir ifadeyle; davamızın dayanağı ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile ... 4.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin konusu aynıdır. Esas itibariyle bu durum, davacı tarafından da 10.07.2018 tarihli dilekçe ile kabul edilmiş, ".... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının ...'ya gönderildiği, imha edildiği, takipten düştüğü, düşmenin üzerinden 10 yıl geçtiği, yenilenmediği, o takibin hukuki bir kıymetinin kalmadığı, bu nedenle mükerrerlikten söz edilemeyeceği..." ifade edilmiştir.
Öncelikle herhangi bir sebeple icra dosyasının kaybolmuş, imha edilmiş olması alacaklıya yeni bir icra takip talebinde bulunma hakkı vermez. Bu durumdaki icra takip dosyasının, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılarak Muamelelere Dair Kanun hükümleri gereğince ihyası mümkündür. Öte yandan belirli bir süre geçmesi ile icra dosyasının hukuki geçerliliğinin ortadan kalktığını ortaya konan bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle davamıza konu icra takibinin mükerrer bir takip olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İtirazın iptali davaları, sıkı sıkıya icra takibine bağlı dava türlerindendir. Böyle bir davanın dinlenebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak başlatılmış icra takibinin varlığı gerekir. Oysa somut olayda dava dayanağı mükerrer bir icra takibidir. Bu nedenle somut olay bakımından dava şartının varlığından söz edilemez. Nitekim Emsal yargı kararları da aynı doğrultudadır;
"...İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. İtirazın iptali davasının dava şartlarından birisi geçerli bir icra takibinin mevcut olmasıdır. Diğer yandan İİK.'nın 68/1 maddesi "alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz" hükmünü içermektedir. Somut olayda davacı taraf önce (...) İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 18/05/2011 tarihinde ilamsız icra takibi yapmış, takip borçlunun 13/06/2011 tarihli itiraz dilekçesi ile durdurulmuştur. Alacaklı davacı itiraz üzerine 13/06/2011 tarihinde duran takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan 27/12/2012 tarihinde (...)İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibini başlatmış ve itiraz üzerinde görülmekte olan itirazın iptali davasını açmıştır. Yukarıda açıklanan yasa hükmü ve ilk takibe karşı dava açılmadığı gözetildiğinde mükerrer takip bulunması dava şartı olduğundan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir....(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ... sayılı, 06/12/2017 günlü kararı)
Sonuç olarak dava konusu icra takibinin mükerrer olduğu, dava şartının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir."
şeklinde açıklanan gerekçeyle hüküm oluşturulmuştur.
Mahkememizce verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yollarına başvurmuştur.
Bu başvuru sonucunda İstanbul BAM 43.HD'nin ...E. ...K.sayılı kararında:
"Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve bankadan temlik alınan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar karşı, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık yönüyle re'sen yapılmıştır.
Davalı vekilince, dava ve takip konusu alacağın daha önce ... 4.İcra müdürlüğünün ... E sayılı ve ... 14. İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyaları ile takip konusu yapıldığı ve davaya esas icra takibinin mükerrer takip olduğu ileri sürülmüştür.
Mükerrer takip nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilebilmesi için daha önce aynı alacak için yapılan ve borçlunun itirazı ile durdurulmuş ilamsız bir icra takibinin bulunması ve alacaklının önceki takibe devam ederek itirazın iptali davası açmak yerine aynı alacak için yeni bir icra takibine girişmiş olması gerekir.
Somut olayda, dava konusu alacağın tahsili amacıyla daha önce ... A.Ş tarafından davalıya karşı ... 4.İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı tartışmasızdır. Dosyaya celbedilen ... 4. İcra Müdürlüğünün esas defteri fotokopisine göre, ... E sayılı takip tarihinin 08/08/2001 olduğu ve işlemsiz bırakılması nedeniyle takibin 11/12/2002 tarihinde düştüğü ve gelen yazı cevabından, 09/07/2012 tarihinde Seka'ya gönderilerek imha edildiği, öncesinde icra takibine itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiği veya takibin devamına yönelik itirazın kaldırılması ya da iptaline ilişkin dava açıldığı yönünde dosya içerisinde herhangi delilin bulunmadığı esasen bu hususun taraflar arasında da ihtilafsız olduğu, icra takibinin düşmesinden sonra yenilendiğine ilişkin bir belge veya delil de ibraz edilmediği gibi bu yönde bir iddianın da ileri sürülmediği anlaşıldığından davacı tarafından, bankadan 09/10/2001 tarihli sözleşmeye temlik alınan alacak için yeni bir takip yapılabileceği ve düşen takip dolayısıyla derdestliğin söz konusu olmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle davaya esas icra takibinin daha önce yapılan ... 4. İcra müdürlüğünün ...E sayılı icra takip dosyasına dayalı olarak mükerrer takip olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi davalı vekilinin mükerrer takip olarak bildirdiği diğer ....İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının akıbetinin araştırılmamış olması da doğru değildir. Nitekim davalı vekili tarafından ... 14. İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasındaki takip talebi ve itiraz dilekçesi ibraz edilmiş olup, yaptırılan bilirkişi incelemesiyle iş bu takibe konu alacağın davaya esas icra takibine konu alacak ile aynı alacak olduğu saptanmıştır. Hal böyle olunca, anılan icra dosyasının akıbetinin araştırılıp, mükerrer takip olup olmadığı tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden HMK 353(1)a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı şirketin ihyası ile birlikte atanan tasfiye memurunun hüküm tarihinden ve kararın tebliğinden sonra 13/07/2019 tarihinde vefat etmesi nedeniyle vekili ile vekalet ilişkisinin sona erdiği de nazara alınarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iade edilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur."
şeklinde karar oluşturulmuştur.
Öncelikle yeni tasfiye memurlarının ismi belirlenmiş, BAM kararına uygun olarak sunulan vekâletname ile eksiklik giderilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı içeriği karşısında karar içeriği çerçevesinde mükerrer bir takip olup olmadığı önem arz etmektedir.
Bu nedenle mahkememizce oluşturulan 04/07/2024 tarihli ara karar ile "kesin olan İstanbul 43.HD karar içeriğine göre"...davacı tarafından, bankadan 09/10/2001 tarihli sözleşme ile temlik alınan alacak için yeni bir takip yapılabileceği ve düşen takip dolayısıyla derdestliğin söz konusu olmadığı" kabul edilmekle ve ayrıca ... E.sayılı icra dosyasının ihya edilmiş olduğu bildirilmekle; a)... 4. İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı (dava dilekçesinde ekli alacak temliki sözleşmesinde belirtilmektedir) icra dosya numarasının bulunmadığı bildirilmekle dosya numarasında veya müdürlük adında hata olup olmadığını taraf vekillerinin bir aylık kesin süre içinde açıklamalarına, aksi halde bu dosya ile ilgili açıklama yapılmasından vazgeçilmiş sayılacağının taraf vekillerine bildirilmesine, ... 7. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyanın taraflarının, açılış tarihinin, alacak miktarının ve var ise ...'ya gönderiliş tarihinin esas defterinden tek tek araştırılması, adı geçen dosyanın 31/12/2002 tarihinde takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılıp kaldırılmadığının araştırılması ve iki ay içinde mahkememize bilgi verilmesi için İstanbul 7. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, c)... 4. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyanın taraflarının, açılış tarihinin, alacak miktarının ve var ise ...'ya gönderiliş tarihinin esas defterinden tek tek araştırılması, adı geçen dosyanın 01/12/2002 tarihinde takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılıp kaldırılmadığının araştırılması ve bir ay içinde mahkememize bilgi verilmesi için ... 4. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, d)... 14. İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyanın taraflarının, açılış tarihinin, alacak miktarının ve var ise ...'ya gönderiliş tarihinin esas defterinden tek tek araştırılması, adı geçen dosyanın işlemsizlikten dolayı arşive kaldırıldığı bildirilmekle, hangi tarihte işlemden kaldırıldığının araştırılması ve bir ay içinde mahkememize bilgi verilmesi için ... 14. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, 1(a) ve 1(b) maddesiyle ilgili açıklama yapmak üzere taraf vekillerine iki ay kesin süre verilmesine, aksi halde mevcut dosya kapsamına göre yargılamaya devam olunmasına, geçen duruşmanın 2 numaralı ara kararı ile ilgili açıklama yapmak üzere davacı vekiline iki ay süre ve imkan verilmesine, aksi halde mevcut dosya kapsamına göre yargılamaya devam olunmasına, aksi halde zamanaşını define yönelik itirazın,23/05/2024 tarihli duruşma ara kararı çerçevesinde yeniden takdir olunacağının bildirilmesine, BAM kararı öncesi davalı vekilinin dilekçesi doğrultusunda ve öncelikle mükerrer takip nedeniyle dava şartından davanın red olunmasına rağmen BAM tarafından kararın kaldırılmış olması karşısında, bu defa adı geçen BAM kararına göre dava şartları yönünden eksiklik olmadığı usulen kabulünün zorunluluğu karşısında, bu defa davalı vekilinin dava şartlarından sonra incelenmesi gereken zamanaşımı definin ele alınmasına, 1.maddede belirtilen ... 4. İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı (dava dilekçesinde ekli alacak temliki sözleşmesinde belirtilmektedir), ... 7.İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyalarının 2002 yılı Aralık ayı itibariyle ve takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı beyan olunmakla, adı geçen icra dosyalarında ve ayrıca ... 14. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasında zamanaşımını kesen veya durduran herhangi bir işlemin bu tarihten sonra yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılması, yapılmış ise hangi işlemin yapıldığının dayanaklar belgelerle açıklanması, dayanak belgelerin iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi için ... A.Ş (...l)müzekkere yazılmasına" dair ara karar oluşturulmuştur.
Akabinde mahkememizce yeniden oluşturulan 26/09/2024 tarihli duruşmada ise bu defa "ayrıca adı geçen icra dosyasının mükerrer olduğu savunması reddedilmekle taraf, konu, miktar açısından mükerrerliği ortaya koyabileceği bilgi ve belgenin iki hafta kesin süre içinde taraf vekillerince sunulmaması durumunda mevcut dosya kapsamına göre bu durumun takdirine, ... 14. İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı icra dosyasının içinde olması ihtimaline binaen ... 11. İcra Hukuk Mahkemesinin ...E.sayılı dosyasının iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi için ... 11. İcra Hukuk Mahkemesine müzekkere yazılmasına, ayrıca ... 11. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dosyasının mahkememize 07/08/2018 tarihinde gönderildiğinin belirtilmesi karşısında halihazırda bu dosyanın mahkememiz kaleminde mevcut olup olmadığının mübaşir marifetiyle araştırılmasına ve var ise asıl dosyaya eklenmesine" dair ara karar oluşturulmuştur.
Bu çerçevede yapılan tüm araştırmalara göre, davalı şirket vekilinin 10/10/2024 tarihli dilekçesini ve ekinde niteliği tek tek belirtilen belge suretlerini sunduğu, ... 11.İcra Hukuk Mahkemesinden gelen cevabi yazıda dosyanın imha olunduğuna dair kayıtların gönderildiği, ... A.Ş ye yazılan yazının iade geldiği, kalemce yapılan araştırmada ... 11.İcra Hukuk Mahkemesinin ...E.sayılı dosyasının mahkememiz kaleminde mevcut olmadığının mübaşir tarafından bildirildiği, bu durumun ... 11.İcra Hukuk Mahkemesinden gelen cevabi yazı ile de uyum içerisinde olduğu, esasen yargılama içinde beyan sunan davacı vekilinin dahi mükerrer icra dosyası ve alacak olmadığı noktasında beyanda bulunduğu gibi davacının da önemli oranda varlık şirketinde pay sahibi olduğu, dayanak dosyalarla ilgili sunulan belge içerikleri dahi gözetildiğinde gerek taraf gerek miktar gerek dayanak yönünden derdestlik durumunun olmayacağı gibi aynı belgelere dayanıldığının dahi mevcut kayıtlardan anlaşılamadığı yargılama aşamasında tespit olunmuştur.
Sonuç olarak taraf, vakıa ve talep miktarları yönünden kayden mükerrer takip olduğu hususunun kesin olarak tespit olunamadığı, bu çerçevede bu unsurların tümünün ayniyet gösterdiğinin tespit edilemediği, bu çerçevede mahkememizce oluşturulan ve yukarıda anılan ara kararlar sonrası BAM kararının gereğinin tam ve eksiksiz olarak icra edildiği, icra dosyasının akıbetinin araştırıldığı, mükerrer takip olmadığının tespit edildiği, böylelikle mükerrerlik araştırmasının çok farklı şekillerde ve ayrıntılı olarak icra edildiği, ... 1. İcra Müdürlüğünün ...E. -... 4. İcra Müdürlüğünün ...E.- ... E.ve ... 14. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyalardaki gerek rakamlar gerek dayanak olan belgeler yönünden mükerrerlik durumunun tespit olunamadığı, sonuç olarak aynı kredi sözleşmesine dayalı ve aynı alacak miktarı ile ilgili daha önce takip yapıldığının ise kayden ve kesin olarak tespit olunamadığı ortaya çıkmıştır.
Ne var ki halihazırda, davalı vekilinin zamanaşımı definin mevcut yargısal gelişmeler gözetilerek takdir edilmesi gerekmiş, bu nedenle yargılama aşamasında zamanaşımının define dair ara karardan dönülmüş, birçok ara kararda ise zamanaşımı definin yeniden takdir olunacağı taraf vekillerine açıklanmıştır.
Tüm bu haller gözetildiğinde, davalının zamanaşımı definin ayrıca ve yeniden takdirine usuli açıdan bir engel bulunmamaktadır.
Mahkememizce oluşturulan ilk kararda mükerrer takip nedeniyle dava usulden reddedilmiştir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere ve bölge adliye mahkeme kararı çerçevesinde yapılan araştırmalar sonucunda ve açıklanan nedenlerle mükerrer takipler olduğu kesin olarak saptanamamıştır. Buna mukabil zamanışımı defi ise aslında davacının, hakkı bulunsa dahi bu hakkının zamanaşımı nedeniyle talep edilemeyeceğine dair bulunmaktadır. Hal böyle olunca Mahkememizce ilk verilen kararın içeriği zamanaşımı definin incelenmesine engel nitelik oluşturmamaktadır. Dava dosyasında mahkememizce verilen ilk karar içeriğine göre davalının kanun yoluna başvurmamış olması da dava dosyadaki davalı aleyhine değerlendirilemez. Aksi durum gerek doktrin gerekse Yargıtayca kabul olunduğu üzere kötü niyet olarak kabul edilecektir. Zaten HMK m.368 hükmü "Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa Yargıtayca 329'uncu madde hükümleri uygulanır" şeklindedir.
Hal böyle olunca mahkememizce oluşturulan ilk kararın reddine dair oluşturulan bölge adliye mahkeme kararı karşısında mahkememizce bu defa ve yeniden zamanaşımı definin ayrıca değerlendirilmesine engel hal bulunmamaktadır. Aşağıda açıklanan İstanbul BAM 13. HD. kararı da içerik olarak aynı yöndedir.
Nitekim aynı davacının, aynı dosyamızdaki aynı davalı aleyhine, ... 1.ATM'nin ...E.sayılı dosyasına istinaden, yine davacı ...'ye devredilen ... A.Ş.ile davalılar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine dayalı itirazın iptali davasında, yine davalının aynı yöndeki savunmalarına rağmen davanın aktif husumet-dava şartı yokluğundan red olunduğu, yine inceleme yapan İstanbul BAM 13.HD ...E. ...K.sayılı kararda da yine "Somut davada birleşen dosyanın davalısı ...'in 13/07/2019 tarihinde vefat etmesi sebebiyle mahkemece HMK' nun 55. Maddesine göre taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle mahkeme kararının davacının esasa yönelik istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nın 355 ve 353/1-a-4 maddeleri gereğince kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur" gerekçesiyle yine dava dosyamızda olduğu üzere kısmen benzer kaldırma kararı verdiği açıktır. Yine bu dosyayla ilgili, bu defa ilk derece mahkemesi tarafından asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair ...E. ...K.sayılı hüküm, asıl dosyadaki davacı tarafından yeniden istinaf konusu edilmiştir.
Yine emsal olarak alınan bu dosyada istinaf incelemesi yapan İstanbul BAM 13.HD ...E. ...K.sayılı kararında ise bu defa;
"(...)İlk derece mahkemesince işbu davaya ilişkin olarak 20/02/2020 tarih ve ... Esas -... K sayılı kararı Dairemizin... Esas - ... Karar sayılı kararımız ile, birleşen dosyada taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği gerekçesi ile ile esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeden kaldırıldığı, dairemiz kararından sonra mahkemece önceki karardan farklı yeni bir karar verilmesinde dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği yasal bir engel olmadığı, usuli kazanılmış bir hak oluşturmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
BDDK'nın 06.12.2000 tarihli ve 123 sayılı kararı ile, ... A.Ş'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi 4389 Sayılı Bankalar Kanunun 14/3. maddesine dayalı olarak ...'ye devredilmiştir. Fon yönetim kurulu 06.12.2000 tarihli kararıyla ... A.Ş hakkında 4389 Sayılı Yasanın 14/5-a-b uyarınca banka hisse senetlerinin tamamının banka zararının ödenmiş sermayeye tekabül eden 275.000 milyar TL tutarındaki kısmının ... A.Ş'ye aynı tutarda yapılacak ödeme karşılığında devralınmasına ve hisse senetlerinin banka pay defterine fon adına kaydedilmesine karar verildiğimiştir. ...'nin ... A.Ş ile akdettiği 26.10.2001 tarihli alacak temlik sözleşmesi yaptığı anlaşılmıştır.
4389 Sayılı Yasanın 14/3. maddesi uyarınca ... A.Ş'nin ...'ye devredilmesine ilişkin karara dayanak BDDK'nın 06.12.2000 tarihli 123 sayılı kararına karşı bankanın hakim hissedarı ... A.Ş tarafından danıştayda dava açıldığı ve dava konusunun bankanın ...'ye devrine ilişkin 06.12.2000 tarihli BDDK kararının iptalini oluşturduğu, Danıştay 10. Dairesinin ...E. ... K. sayılı 05.11.2004 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptal edildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 18.12.2003 tarih ...E. - ... K. sayılı bozma kararına uyularak bu karar doğrultusunda işlemin iptali yoluna gidildiği ve kararın 15.12.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalılar vekilince yasal süresinde cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. ... A.Ş'nin ...'ye devredilmesine ilişkin karara dayanak BDDK kararına ilişkin idari işlemlerin kesinleşen idari yargı kararları ile iptal edilmesi karşısında, fon alacağı niteliğinde bulunmayan dava konusu itirazın iptali davası bakımından, fon alacaklarına ilişkin olarak düzenlenmiş olan 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün değildir. Somut olayda hesabın kat edildiği 16/10/2001 tarihinde alacağın muaccel hale geldiği, 818 yılı BK 125.maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, icra takip tarihi olan 18/03/2015 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Bu süre içinde 818 yılı BK.nun 132,133 ve 6098 Sayılı TBK'nın 153 ve 154 maddelerinde belirtilen zaman aşımının kesilmesi ve durması hallerinin somut olayda gerçekleştiği davacı tarafça ispatlanamamıştır.
Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur."
şeklinde gerekçe oluşturulmuştur.
Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere söz konusu dosyanın mahkememiz dosyası yönünden emsal nitelik taşıdığı açıktır.
Gerçekten mahkememizde görülen dava dosyasında dahi davalı vekilinin süresi içinde sunmuş olduğu zamanaşımı defi söz konusudur. Mahkememiz dosyasına esas olan uyuşmazlıkta da ... A.Ş.'nin ...'ye devredilmesine ilişkin karara dayanak BDDK kararı, idari yargı kararıyla iptal edilmiştir. Elbette bunun doğal sonucu olarak artık bu aşamadan sonra devre konu alacak fon alacağı niteliği taşıyamayacaktır. Emsal BAM kararı içeriği ile bu durum sabittir.
Alacağın fon alacağı olmamasının en önemli sonucu ise Yargıtay 11.HD'nin kararlarında da belirtildiği üzere zamanaşımı süresinin tespitinde ortaya çıkaracaktır. Zira fon alacaklarına ilişkin olarak düzenlenmiş olan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin somut davada uygulanma imkanı artık kalmamıştır.
Buna göre asıl davadaki somut olayda, hesabın 29/03/2001 tarihinde kat olunduğu, alacağın bu tarihten itibaren muaccel hale geldiği dayanak kayıtlar ve bilirkişi rapor içeriği ile sabittir. Bu tarih itibariyle yürürlükte olan 818 yılı BK 125.maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin işleyeceği, buna mukabil takip tarihinin ise somut olayda 2015 tarihi olduğu, bu tarihe kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, buna göre bu süre içinde 818 yılı BK.nun 132,133 ve 6098 sayılı TBK'nın 153 ve 154 maddelerinde belirtilen zaman aşımının kesilmesi ve durması hallerinin somut olayda gerçekleştiğinin yapılan tüm araştırmalara göre ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. O halde davacının, davalı aleyhine açmış olduğu dava zamanaşımına uğramıştır.
Bilindiği üzere İİK.m.67/f.2 hükmüne göre itirazın iptali davalarında davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi karşısında borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli olması halinde ise alacaklı tazminata mahkum edilir. Ne var ki somut olayda davanın reddi karşısında davacının icra inkar tazminat talebinin ret olunması gerektiği gibi davacının kötü niyetli olarak takip yaptığı ispatlanamadığından davalının tazminat talebi dahi ret olunmuştur.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının, davalı aleyhine açmış olduğu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının, icra inkar tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, davalının, kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının, davalı aleyhine açmış olduğu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
Davacının, icra inkar tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,
Davalının, kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddine,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından harcanan masraf olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre nisbi olarak takdir edilen 478.806,35 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Artan avansın karar kesinleştiğinde iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...