T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2021/64
KARAR NO : 2025/672
DAVA : TAZMİNAT (Ayıplı Araç Satışından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/01/2021
KARAR TARİHİ : 13/10/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili taratfından 18.03.2020 tarihinde ... A.Ş’den bir adet ...motor numaralı, ... şase numaralı araç satın alındığını, aracı aldıktan sonra 06.06.2020 tarihinde araç normal yolda seyir halinde iken motor arızası verdiğini, hareket etmemesi üzerine çekici çağırılarak yetkili servis olan ...A.Ş’ye getirildiğini, yetkili servisin araçta gerekli incelemeleri yaptığını, yağ pompası arızası ile komple motor değişimi yapılmasını öngördüğünü, ayrıca kendilerine herhangi bir ikame araç verilmediğini, aracın uzun süre yetkili serviste bekletildiğini, hatta en son aracın yetkili servisten alınması aksi taktirde otopark ücreti alınacağının kendilerine bildirildiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 123/1. Maddesi yollamasıyla TBK 219. Maddesi gereğince, satıcının, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olduğu, satıcının, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olduğunu, satılan aracın ayıplı bir araç olup bu ayıbın teslim anında hemen fark edilebilecek bir ayıp olmadığını, gizli bir ayıp olduğunu, motor arızası olduğu anda hemen yetkili servis olan ...A.Ş.ne haber verildiğini, aracın yetkili servise çekildiğini, satıcı ve yetkili servisin aracın ayıplı olmasından müştereken sorumlu olduğu hususunda tereddüt bulunmadığını, aracın motorunun değişmesinin ikinci el satış değerini önemli ölçüde etkileyeceğini, aracın değerini oldukça düşürecek bir etken olduğunu, TBK’nın 227. Maddesi gereğince, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının maddede belirtilen seçimlik haklardan birini kullanabileceğini, hakları saklı kalmak kaydıyla seçimlik haklardan şimdilik TBK 227/4 maddesinde düzenlenen "satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" hakkını kullandıklarını, ayrıca müvekkiline ikame bir araç verilmemesi sebebiyle 06.06.2020 tarihinden itibaren müvekkilinin kullanacağı bir araç bulunmadığı için araç kiralamak zorunda kalındığını, bu nedenlerle müvekkilin ticari işlerinin aksadığını, müvekkilinin zarara uğradığını, taraflara taleplerinin karşılanması istemiyle ihtar çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, araçta çıkan gizli ayıp nedeniyle (diğer hakları saklı kalmak kaydıyla) aracın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini, aracı kullanamadıkları günler için uğramış oldukları ikame araç kira bedeli (100 TL) işlerin aksaması sebebiyle (100 TL) (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 200 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin ön inceleme duruşmasının (6) nolu ara kararı gereğince davacı vekili 21.06.2021 tarihli beyan dilekçesinde özetle; misliyle değişim talebinin satıcı bayi olan ... Şirketi 'ne yönelik olduğunu, her iki davalıya yönelik müştereken ve müteselsilen olmadığını, araç 06.06.2020 tarihinde satıcı bayi olan ... A.Ş 'ye verildiğini, bu tarihten itibaren 7 ay boyunca müvekkilinin aracı olmadığı için araç kiralandığını, kiralama faturasında görüldüğü üzere 7 aylık süre için araç bedel zararı talep edildiğini, davada 200 TL dava değeri belirtildiğini, belirsiz alacak davası olduğunu söylemiştir.
CEVAP:
Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevabında; Davacının ... plakalı aracı müvekkilden satın aldığını, davacının tacir olduğu dikkate alındığında dava konusu aracın farklı kişiler ve farklı kullanım alışkanlıklarınca kullanıldığının sabit olduğunu, davacının satıştan sonra 06.06.2020 tarihinde aracı çalışmadığı şikayeti ile aracı müvekkiline teslim ettiğini, yapılan kontrolde ve diğer davalıdan alınan onay üzerine aracın nasıl ve ne şekilde onarılacağı bilgisinin davacıya verildiğini, alınacak onay ile araçtaki arızanın giderileceğinin belirtildiğini ancak davacının aracın onarımına izin vermediğini, davacıya ait araçta yapılacak onarıma onay verilmemesi üzerine davacı yana aracını geri almasını istediklerin ancak davacı tarafın anlaşılamaz tutumu ile karşılaşıldığını, davacının aracında yapılacak onarımlara onay verilmiş olsaydı ancak kendisine ikame araç verileceğini, aracının onarımına onay vermeksizin ikame araç talep edilemeyeceğini, bunun usul, yasa ve hukuka aykırı olduğu gibi dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, davacıya müvekkili tarafından tüm kolaylık ve yardım sağlansa da davacının hakkaniyete aykırı talepleri karşısında taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, davacının araç kiralama bedellerine ve iş aksama taleplerine ilişkin arabuluculuk başvurusunda bulunmadığını, aracın ayıplı çıkması nedeniyle ayıpsız yenisi ile değiştirilmesi) talebiyle başvurduğunu, bu taleplerin usulden reddi gerektiğini, davacının aracında yaşanan sorunların kullanıcı hatasından kaynaklandığını, dava konusu araçtaki şikayetlerin tamamı basit ve kolayca giderilebilecek nitelikte olduğunu, araç değişimini gerektirecek sürekli kullanıma engel önemli bir ayıp bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevabında; müvekkil şirketin merkezinin "..." adresinde olup, davada görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin aracın üreticisi, satıcısı veya hizmet veren tarafı olmadığını, sadece distribütörü olan müvekkil şirket aleyhine dava açılamayacağını, dağıtıcıya husumet yöneltilemeyeceğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğini, aracın 18.03.2020 tarihinde satın alındığını fakat davanın 25.12.2020 tarihinde açıldığını, TTK m.23/c gereğince 8 gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ile yükümlü olduğunun düzenlendiğini, malın teslim alınmasından sonra alıcının 8 günlük süre içerisinde malı detaylı incelemek veya ilgili kişilere yahut servis nitelikteki yerlere götürerek malı inceletmesi gerektiğini, araçtaki ayıp gizli ayıp olarak kabul edilse bile bu tür ayıbın varlığı halinde alıcının, TTK Madde 23’ün TBK Madde 223’ e yaptığı atıfla ayıp ortaya çıkar çıkmaz ayıbı hemen satıcıya ihbar etmek zorunda olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının TTK.nun 21/2.maddesi gereğince faturaya süresi içinde itiraz etmediğini, fatura bedelini “ihtirazi kayıtsız” ödediğini, kullanım hatası kaynaklı arızalar, garanti kapsamında değerlendirilmeyeceğini, dava konusu araçta üretim kaynaklı ve servis hizmeti kaynaklı teknik bir arıza bulunmadığını, olayda misliyle değişim koşullarının oluşmadığını, hak talep edebilmek için, maldaki eksikliğin (ayıbın) önemli olması gerektiğini, davacının misliyle değişim talebinin Yargıtay’ın son içtihatları gereğince hak ve menfaatler dengesine aykırı olduğunu, araç ayıplı olsa bile aracın ücretsiz onarımına karar verilmesi gerektiğini (Emsal; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2013 tarih, ... E. ... K.ile ..., ... ile 03.12.2014 tarih, ... E. ... K.). Aracın ayıplı olmadığını ama olsaydı bile mekanik onarımın araca değer kaybettireceği iddiasının hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı gibi karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ekinde yer alan teminat dışı hallere de açık bir şekilde uymadığını, davacı maddi tazminat talebini kanıtlayamadığını, dosyaya sunulan araç kirasına ait fahiş faturanın delil olarak kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Uyuşmazlık; davalıdan satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiası ile misli ile değişim ve uğranılan zararların (ikame araç kira bedeli ve işlerin aksaması sebebiyle oluşan zarar) tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı yani aracın satışı ve teslimi ile 06.06.2020 tarihinde çalışmadığı şikayeti ile davalı Acar servisine teslimi hususları tartışma konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken sorun, satışa konu aracın ayıplı olup olmadığı, öyle ise aracın misli ile değişim koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının ayrıca ikame araç kira bedelini talep edip edemeyeceği, yine işlerin aksaması sebebiyle oluşan bir zarar bulunup bulunmadığı, var ise bu zararı talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Davalılardan ... A.Ş.nin yerleşim yeri itibariyle mahkememizin yetkili olduğu, davacının diğer davalıyı İstanbul Adliyesinde dava takibine zorlama kastıyla davayı mahkememizde açtığına dair bir delil dosyada bulunmadığından, davalılardan Mais.. A.Ş. vekilinin yetki ilk itirazının HMK m.7 uyarınca reddine karar verilmiştir.
Davalılardan ... A.Ş. Vekili her ne kadar arabuluculuk dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş ise de davacının misliyle değişim talebi yönünden dava şartı arabuluculuk görüşmesi sonrası dava açıldığı, bu talep dava şartı arabuluculuğa tabi olmamakla birlikte söz konusu taleple birlikte açılan ikame araç bedeli ve işlerin aksaması sebebiyle oluşan zarar yönünden de dava şartı arabuluculuk zorunluluğu uygulanamayacağından reddine karar verilmiştir
Yine davalı ... vekilince müvekkilinin distribütör olması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceği ileri sürülmüşse de, ... modellerinde 3 yıl süresince ücretsiz garanti kapsamında bulunduğu (...) anlaşıldığından, dava konusu aracın davalı Mais garantisi altında satışının yapıldığı dikkate alındığında, davalının garanti veren sıfatıyla ayıptan sorumluluğu bulunmakta olup, husumet itirazı yerinde görülmemiştir (Emsal: İstanbul BAM 12.HD.nin 14.11.2024 tarih ve ...E.... K.)
Mahkememizce alınan 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Dosyada mevcut ara karar ve sunulan Ön Rapor kapsamında davaya konu taşıtın ...Üniversitesi, Makina Fakültesi, Motorlar taşıtlar laboratuvarına getirilmediği, taşıt ve hasarlı parçalar üzerinde inceleme yapılamadığı, yargılamanın gecikmemesi açısından mevcut halde rapor hazırlanma zaruretinin hasıl olduğu, dosya muhteviyatında yalnızca taşıtın motor arızasının yağ pompasından kaynaklandığına dair davacı ifadesi ve problemin kullanım hatasından doğduğuna dair davalı ifadelerinin bulunduğu, hasar sonrası yetkili servis tarafından taşıta ait kontrol ünitelerinden alınması gereken dökümlerin dosyaya sunulmadığı, bu belgeler olmadan taşıtın kullanım hatasından mı ya da imalat hatsından mı arızalandığının tespitinin mümkün olmadığı, ayrıca taşıt ve hasarlı parçalar laboratuvara getirilerek üzerinde inceleme yapılmadan hasar nedeninin somut şekilde belirlenmesine de imkan bulunmadığı, açıklanan nedenler ile her iki taraf iddiasının da ispata muhtaç kaldığı, sonuç olarak: Davaya konu taşıt ve parçalarının laboratuvar incelemesi için laboratuvara getirilmemesi sonucu inceleme gerçekleştirilemediği, yargılamanın gecikmesine mahal vermemek açısından mevcut belgeler üzerinden değerlendirme yapma zaruretinin hasıl olduğu, motor hasarının nedeninin anlaşılması için gerekli olan evrakın eksik/yetersiz olması, taşıtın incelememesi ve neticede dosyada mevcut belgelerin her iki tarafın iddialarını kanıtlayacak nitelikte olmaması nedeni ile tarafların iddialarının ispata muhtaç bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce alınan 10.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Önceki raporlarda da belirtildiği ve Yargıtay içtihatlarına da geçtiği üzere taşıtın getirilmesi talep edilen Laboratuvar ülkenin motor ve taşıt konusunda donanım ve eğitimli personel açısından en gelişmiş akredite laboratuvarı konumunda olmakla birlikte davalı firmaların dağıtıcı ve servisi olan marka da dahil olmak üzere birçok marka taşıtın trafiğe çıkabilmesi için gerekli sertifikasyonunun da gerçekleştirildiği, motor imalatçılarının testlerini gerçekleştirdiği, bilirkişi heyetinin de içinde bulunduğu Laboratuvarda faaliyet gösteren hocaların imalatçı firmalar ve bilimsel kuruluşlar ile motor ve taşıt geliştirme projelerinde çalıştıkları, danışmanlık yaptıkları, projeler tamamladığı, incelemenin yapılacağı laboratuvarın Ülkenin her yerinden Mahkemeler, Savcılıklar ve Emniyet Müdürlükleri tarafından gönderilen taşıtları da inceleyerek raporladığı, Türkiye'nin her ilinden taşıtlar çalışmasa ve hatta komple yanmış olsa da çekici marifeti ile Laboratuvara sevkin sağlanabildiği, açıklanan nedenlerden kaynaklı şekilde akademik personelin yoğunluğu nedeni ile keşif marifeti ile inceleme yapma imkanı bulunmadığı gibi davaya konu taşıtın incelenmesi sırasında Makina Fakültesi yanında diğer Fakültelerde de örneğin malzeme analizi yapma zarureti doğması durumunda döner sermaye kapsamında bu işlemlerin de gerçekleştirilmesi gerekebileceği, dersler ve akademik yükler de söz konusu olduğunda her üç akademisyenin aynı anda incelemeye katılmasının da güçlük arz ettiği, ayrıca heyetteki hocaların geçmiş tecrübelerine istinaden birçok davada davalı veya davacı taraf işyerlerinde ve kendi ekipmanları kullanılarak yapılan incelemelerin itiraza konu oldukları, tekrarlayan inceleme ve ek raporlara konu olabildikleri, tüm bu sebepler göz önüne alındığında prensip olarak incelemelerin laboratuvarda yapılmasının tercih edildiği, mahkemenin taşıtın bulunduğu servis ortamında inceleme kararı alması halinde akademisyenlerin ortak uygun günü belirlenmeye çalışılarak ancak serviste mevcut imkanlar dahilinde çalışmaların tamamlanabileceği, sonuç olarak; Ayrıntılı açıklandığı üzere teknik ve hukuki yönden birçok nedenden ve gerekçeden kaynaklı şekilde incelemelerin Laboratuvarda yapılmasının uygun olduğu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ancak her üç bilirkişi'nin de uygun olacağı bir zamanda taşıtın yerinde incelenebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Dava konusu aracın üniversite labaratuvarına götürülmesinin sağlanması için aradan geçen süre boyunca ara kararlar oluşturulmuş ama taraflarca bu hususun yerine getirilmesi mümkün olmamıştır. Bilirkişilerin verdikleri ön raporlar ve talep dilekçeleri sonrası aracın kendisinin götürülmesinin üniversite labaratuvarınca kabul edilmeyeceği zira aracın motorunun sökülmesi için imkanlarının olmadığı, sadece motorun sökülerek labaratuvara gönderilmesinin istendiği anlaşılmıştır. Motorun sökülmesinin de teknik olarak zorluğu ve söküm esnasında oluşabilecek risklerden doğabilecek sorumluluğun taraflarca kabullenilmediği gözlenmiştir. Bu arada bilirkişi heyetinin 19.03.2024 tarihli dilekçesi ile "Bilirkişi Heyetimizin en deneyimli İçten Yanmalı Motor uzmanı bilirkişi..., Aralık 2023'de maalesef hayatını kaybetmiştir." denilerek beyanda bulunulması üzerine esas labaratuvar analizini yapacak hocanın vefat etmesi nedeniyle ve heyetin 14.05.2024 tarihli dilekçesiyle "Diğer taraftan araçların üzerinde teşhis ve diyagnoz için kullanılan ölçüm cihazları firma ve araçlara özel olup, bu cihazlar ancak firmaların yetkili servislerinde bulunmaktadır. Bu nedenle farklı marka ve tipteki tüm araçlara özel servis cihazlarının laboratuvarımızda bulunması mümkün değildir. Açıklanan nedenden dolayı söz konusu aracın/motorun sökülerek veya ilgili diyagnoz cihazları ile incelenmesi (aracın da daha garanti süresi içinde olabileceği durumlar da dikkate alındığında) teknik ve hukuki açıdan problemler yaratmaması için yetkili servis koşullarında yapılması uygun olacaktır." yönünde görüş bildirilmesi üzerine aracın serviste, yerinde incelenmesinin dava ve usul ekonomisi açısından daha uygun olacağı düşünülmüş ve inceleme bu şekilde yaptırılmıştır.
Mahkememizce alınan 12.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Hasarın yağ pompasının milinin kırılmasından dolayı motorda yeterli yağ basıncı oluşmaması ve yeterli yük taşıyıcı film tabakası oluşmamasından kaynaklandığı, oluşan arıza ve hasarın kullanıcı hatasına bağlı bir durum olmadığı, davaya konu arızanın imalat kaynaklı olduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, arıza onarılmadığı sürece aracın kullanımını sürekli engeller durumda olduğu, arıza onarılabilir veya motor değişimi ile giderilebilir nitelikte olduğu, makul onarım süresinin yedek parça olması halinde 1 hafta olacağı, sandık motor ile değişim yapılacak ise parça tedarikine göre bu sürenin 1 aya kadar da uzayabileceği, onarım bedelinin motorun onarımı / sandık motor değişimine göre değişeceği, kesin onarım bedeli için davalı yetkili servis ve imalatçı/distribütör firmaya sorularak öğrenilebileceği, araç garanti süresi içinde olduğu için onarımın garanti kapsamında ücretsiz yapılması gerektiği, aracın mislinin bulunmadığı, misliyle değişiminin mümkün olmadığı, dava konusu araca benzer sayılabilecek en yakın aracın benzin motorlu ... ileri ... olduğu, makul onarım süresinde ve sonrasında davacıya ikame araç verilmediği, davacının talep edebileceği döneminin emsal araç kira bedelinin 7 günlük onarım olması halinde 1.540,00 TL, 30 günlük onarım süresi olması halinde 6.000,00 TL, nispi metoda göre yapılan değer kaybı hesabına göre satın alma tarihinde satış bedelinden %3 civarında yapılması gereken indirimmiktarının = 90.424,39 TL – 87.711,60 TL = 2.712,73 TL değer kaybı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Dava, 6098 Sayılı TBK'nun 219 ve devamı maddeleri kapsamında ayıplı mkalın yenisi ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Huzurdaki davanın tarafları tacir oldukları ve davanın nispi ticari dava mahiyetinde bulunduğu, bu nedenle uyuşmazlığın 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında olmadığı, uyuşmazlığın bu kanun hükümleri uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulamayacağı açıktır.
6098 Sayılı TBK.nun "Ayıpkan Sorumluluk" ile ilgili "Genel Olarak" 219 maddesi gereğince; Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur."
6102 Sayılı TTK'nun "Fatura ve Teyit Mektubu" başlıklı 21/1-c.meddesi gereğince; "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
6098 Sayılı TBK'un 223/2 fıkrası; gizli ayıplarda ihbara ilişkin düzenlemeyi içermektedir. Buna göre gizli ayıp mahiyetinde ayıpları ortaya çıkması halinde alıcı derhal ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğü altındadır. Aksi halde satılanı ayıplı olarak kabul etmiş sayılır.
6098 Sayılı TBK'nun 227. Maddesinde ise ayıp halinde alıcının seçimlik hakları şu şekilde düzenlenmiştir: "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir."
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davalılardan ... A.Ş. vekili zamanaşımı talebinde bulunmuş ise de araç satış ve dava tarihi dikkate alındığında bu talep yerinde olmadığı gibi ayıp ihbar süresinin de aracın arızası ile birlikte servise çekilerek durumun davacıya çeşitli iletişim yolları ile bildirilerek ihbar edildiği anlaşıldığından bu itiraz da yerinde görülmemiştir. Kaldı ki araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu bilirkişi heyetince de teknik olarak tespit edilmiştir.
Davacı taraf TBK.nun 227.maddesi gereğince sözleşmeden dönmemiştir. Bu nedenle TBK.nun 229.maddesi uygulanamayacağı gibi TBK.nun 227/1,3.maddesinde belirtilen ücretsiz onarıma da hükmedilemez.
Ayrıca, alınan bilirkişi heyet raporunda davaya konu araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının gizli ayıplı bir aracı kullanmaya zorlanamayacağı, aracın sıfır kilometre olarak alımından yaklaşık 2,5-3 ay kadar sonra gizli ayıptan kaynaklanan zararın ve hasarın ortaya çıktığı göz önüne alındığında davacı tarafın davaya konu arıcını ayıpsız misli ile değiştirilmesi yönündeki talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir (Emsal; Yargıtay 11.HD.nin 24.06.2026 tarih ve ... E. ... K.).
Davacının diğer talepleri ise HMK.nun 107 maddesi gereğince şimdilik kaydıyla, 100,00.-TL ikame araç bedeli, 100,00.-TL de işlerin aksaması nedeniyle tazminat istemine iliştindir.
Davacının işlerin aksaması nedeniyle tazminat talebine ilişkin dosyaya hiç bir delil sunulmadığı anlaşıldığından bu talebi ispatlanamamış durumdadır. Bu nedenle söz konusu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
İkame araç bedeli yönünden ise; davacı vekili 21.06.2021 tarihli beyan dilekçesinde 7 ay boyunca aracı kullanamadıklarını ve araç kiralamak zorunda olduklarını belirterek 10.02.2021 tarihli ve 33.250,00.-TL bedelli (01.11.2020 - 01.06.2020 arası 7 ay araç araç kiralama bedeli açıklamalı) e-fatura sunmuştur.
Bilindiği üzere ikame araçlar; aracımızın kaza, arıza veya bakım gibi sebeplerle kullanılamaz hale geldiği durumlarda, kısa süreli olarak faydalanabileceğimiz alternatif araçlardır. Geçici araç olarak da adlandırılan bu hizmet sigorta şirketleri tarafından sigorta poliçesi hükümlerine göre veya aracın garanti kapsamında ve sözleşmeye dayalı olarak satıcı-distrübütör firmalar tarafından sunulmaktadır. Davalı satıcının ücretsiz onarım ve motor değişimi tekliflerine rağmen davacı taraf ücretsiz onarım (veya motor değişimi) kabul etmemiştir. Bu nedenle sözleşmenin bu yöndeki hükümleri de uygulanamaz. Zira ücretsiz onarım halinde aracın serviste onarım için kalacağı süre zarfında araç sahibine sözleşme hükümlerine göre verilmesi gereken ikame araç verilmemiş olsa idi o zaman davacının ikame araca hak kazandığı ve tazminat hakkı doğabileceği kabul edilebilirdi. Bu nedenle ikame araç talebi de yerinde görülmemiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Dava konusu ... motor numaralı, ... şase numaralı Kamyonet Kapalı Kasa 2019 model (...) aracın eskisinin davalılara iadesi koşuluyla sıfır kilometre ayıpsız yenisi ile DEĞİŞTİRİLMESİNE,
Misli ile değişimin mümkün olmaması halinde infaz aşamasında İİK.nun 24.maddesi gereğince İŞLEM YAPILMASINA,
Sair taleplerin (İkame araç bedeli ve İşlerin aksaması nedeniyle tazminat) taleplerin REDDİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 9.452,64-TL olup, peşin alınan 54,40-TL ve 2.308,76-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 7.089,48-TL karar ve ilâm harcının DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan posta ve tebligat masrafı 649,60-TL, bilirkişi ücreti 21.000,00-TL toplamı 21.649,60-TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 21.618,30-TL'sinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, BAKİYESİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
İlk dava açma gideri (başvuru harcı, peşin harç ve ıslah harcı toplamı) 2.417,56-TL'nin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 30.000,00-TL vekâlet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (reddolan dava değeri üzerinden) 200,00-TL vekâlet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul/red oranına göre 1.318,09-TL'sinin davalıdan, 1,91-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı ve davalı ... vekillerinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/10/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır