T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/97 Esas
KARAR NO:2025/400
DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/02/2020
KARAR TARİHİ:28/05/2025
KANUN YOLU:İSTİNAF
...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... ve 06/10/2020 tarihli yetkisizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ... ... San Tic Ltd Şti arasında 02.02.2016 tarihli Danışma Hizmeti Sözleşmesi bulunduğunu, davalının Danışma Hizmet Sözleşmesi devam ederken
19.02.2019 tarihinde davacı şirket çalışanının işyerine gittiğinde asıl işveren konumundaki davalı şirket yetkililerince, müvekkilinin hiçbir rıza ve muvafakati olmadan çalışan personelin danışma hizmet sözleşmesinin feshedildiği ve artık işe gelmemesi gerektiğinin ifade edildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği 19.02.2019 tarihi ila 02.02.2020 tarihine kadar olan süre sözleşmenin devam edileceğini düşünerek sözleşme güvencesi dahilinde bir takım ticari planlamalar yaptığını, davalının haklı sebep olmaksızın sözleşmeyi feshetmesinin davacının
02.02.2020 tarihine kadar planladığı işleri aksattığını ve davacının kardan mahrum kaldığını, taraflar arasındaki danışma hizmeti sözleşmesi belirlenen koşullarında işçinin iş akdinin sonlandırılması hakkının davalı tarafa verilmediğini, işçinin iş akdini feshine sebep olacak bir ayıbı olması halinde bu durumu yüklenici durumda olan müvekkiline bildirilip işçinin hizmet yeri değiştirilmesi ve davalı bünyesine yeni bir eleman temin edilmesi kararlaştırıldığını, asıl işveren konumundaki davalının, işçinin iş sözleşmesini feshetmesi sonrasında işçi tüm haklarının bizzat ödenmesi için davacıya başvurduğunu, haklarının ödenmemesi halinde dava yoluna gideceğini beyan etmesi üzerine, davacının hiçbir fesih düşüncesi ve beyanı olmamasına rağmen kanunen asıl işverenin iş akdini sonlandırması dolayısıyla İşçi ...’ tüm haklarını Arabulucu huzurunda düzenlenen 2019/... Arb. dosya numaralı anlaşma belgesi gereği 13.555,51TL bedeli ödemek zorunda kaldığını, ayrıca davacının hiçbir kusuru yok iken 960 TL arabuluculuk ücretinin ödenmek zorunda kalındığını, taraflar arasındaki Danışma Hizmet Sözleşmesinin hem haksız olarak feshi hem de yetkisi olmamasına rağmen ve haklı bir gerekçe yok iken işçi ...’in iş akdinin haksız feshi ile müvekkilinin ciddi zararlara uğradığını, işbu zararların karşılanması için davalı tarafa ihtarname gönderildiğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalının, Danışma Hizmet Sözleşmesini haksız feshi dolayısıyla mahrum kalınan kar için şimdilik 500 TL'nin hakediş tarihlerine göre yasal faizi ile birlikte tahsili ile ödenmesine, davalının işçi ...’in iş akdini haksız fesih dolayısıyla işçiye ödenmek zorunda kalınan 13.555.51 TL bedelin ve arabulucuya ödenmek zorunda kalınan 960 TL’nın işleyecek yasal faizleri ile birlikte tahsili ile ödenmesine, işçi
...’in iş akdinin davalı tarafından haksız olarak feshi nedeniyle işçinin çalışmalarından istifade edemeyen davacı lehine şimdilik 250 TL'nin hakediş tarihlerine göre yasal faizi ile birlikte tahsiline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 02.02.2016 tarihinde Danışma Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, Sözleşmeye istinaden çalışan ...’in iş akdinin sona ermesi nedeniyle personele ödenen hakkedişlerine karşılık zarar uğranıldığı iddia edildiğini, personelin iş akdinin feshinde taraflar arasındaki sözleşmenin feshi dayanak gösterildiğini, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin haksız nedenle fesih edildiğini ispatlaması gerektiğini, sözleşmenin haksız feshinin ispatının davacıda olduğunu, davacının işçinin işçilik alacaklarını tazmin etmesi için müvekkili şirkete açmış olduğu davada hiçbir tazminat kalemini kabul etmemekle birlikte yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminat giderlerinden kaynaklanan maliyet ... Sos. Hiz. Ltd. Şti. tarafından karşılanacağına dair sözleşmede hüküm bulunduğunu, sözleşmenin 11.2
maddesinin açıklamaya yer bırakmayacak kadar açık ve net olduğunu, işçi ...’e ödemeleri davacı tarafından gerçekleştirildiğini ve müvekkilince aldığı hizmete ilişkin bedel davacı firmaya danışmanlık sözleşmesi uyarınca ödendiğini, işçi ile müvekkili arasındaki iş ilişkisinin müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmeden kaynaklandığını, işçinin davacı
taraf ile iş ilişkisi akdettiğini, bu durumda müvekkilinden bu meblağın rücu edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu,
taraflar arasındaki sözleşmenin 11.8 maddesinin açık olduğunu, davacı iddiasına dayanak olarak sunduğu arabuluculuk tutanağından görüleceği üzere
danışmanlık sözleşmesinin feshine ilişkin taraflarca imzalanmış mutabakat ile işçinin çıkış tarihi aynı olduğundan iş sözleşmesinin müvekkilince feshedilmediğini, iş
sözleşmesinin tarafı olan davacı tarafından feshedildiğini, kendi personeli dahi olmayan bir personeli müvekkilinin nasıl, neye dayanarak ve ne amaçla işten çıkartabileceğini, davacının personelini işten
çıkarmayıp işine devam etmesini sağlaması pek mümkün iken sırf taraflar arasındaki sözleşmenin feshi nedeni ile personel iş akdini feshetmek ve bu nedenle ödenen tazminatı talep etmek hukuka
uygun olmadığını, ödenen tazminat bedelinin hukuken ve sözleşmesel olarak müvekkili şirket ile ilgisi dahi olmadığını, işçinin iş sözleşmesinin feshi ile Danışmanlık Sözleşmesinin feshinin aynı tarihe dayandığını, taraflar arasında 02.02.2016 tarihinde akdedilen sözleşmenin 18.02.2019 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, davacının işçinin iş akdini sona erdirdiğini, işçinin iş sözleşmesi müvekkili tarafından feshedilmediğni, davacının işçiye ödediği tazminat miktarının müvekkile rücu etmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, sebepsiz zenginleşme amacını taşıdığını, haksız ikame edilen işbu davayı kabul etmemekle birlikte işçinin tazminat alacağı varsa ve bu müvekkile rücu edilecek ise dahi bu meblağın mahkemeler nezdinde hesaplanması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme karşılıklı feshedildiği, taraflar arasındaki işbu davaya konu sözleşme
karşılıklı olarak feshetme kararı aldıklarını, sözleşmenin feshi sadece müvekkili tarafından tek taraflı
alınan bir karar olmadığını, davacının müvekkili ile davaya konu sözleşmeyi özgür iradeye dayalı olarak hiçbir tazminat talep etmeksizin feshettiğini, davanın usulden reddine, akdi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Taraflar arasında imzalanın 02/02/2016 tarihli danışma hizmet sözleşmesi, talep açıklama ve somutlaştırma dilekçesi, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı, dava dışı işçiye yapılan ödemeleri gösterir dekont suretleri, tanık beyanları ve bilirkişi raporları celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, ticari hizmet alım sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan hak ediş bedeli, kar kaybı, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları ile bu kapsamda yargılama gideri olarak yapılan arabuluculuk ücretinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 02/02/2016 tarihli danışma hizmet sözleşmesi imzalanmıştır.
Yüklenici / davacı, sözleşme hükümleri gereğince danışma hizmetlerini yerine getirmeyi ve davalı nezdinde çalıştırılacak danışma personelini temin etmeyi üstlenmiştir.
Sözleşmenin 3.1. maddesinde yüklenici tarafından temin edilecek personelin görev yapacağı adres ile danışma hizmetinin kapsamı, sözleşmenin 4.maddesinde çalıştırılacak personel sayısı, sözleşmenin 7. maddesinde hizmetin ifasına ilişkin esaslar belirlenmiştir.
Bu hizmete karşılık olarak davalı, sözleşmenin 11.1.maddesi uyarınca kararlaştırılan aylık hizmet bedelini davacıya ödemeyi taahhüt etmiştir.
Hizmet alım sözleşmesi 02/02/2016 - 02/02/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere bir yıl süreli imzalanmış ise de; mezkur sözleşmenin 10.1. maddesi uyarınca sona erme tarihinden bir ay öncesinde taraflardan herhangi biri sözleşmenin feshedildiğini noter veya iadeli taahhütlü mektupla ihbar etmediğinden sözleşme takip eden her yıl kendiliğinden yenilenmiştir.
Davacı, danışma hizmet sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak ve haksız şekilde feshedildiği vakıasına dayanmaktadır.
Davalı, temin edilen personelin yüklenicinin işçisi olduğu ve davacı-yüklenici tarafça iş akdinin feshedildiğini, danışma hizmet sözleşmesinin ise tarafların karşılıklı olarak feshettiklerini savunmuştur.
Uyuşmazlığın temeli, sözleşmenin feshi noktasındadır.
Davacı temin edilen personelin iş akdinin davalı tarafça sonlandırıldığını beyan etmiş ise de; iş akdinin davalı tarafından sonlandırılmadığı, zaten temin edilen personelin davalının işçisi dahi olmadığı, hizmet alım sözleşmenin 3.3. maddesi uyarınca temin edilecek personelin - işçinin davacı tarafından seçileceği, işe alınacağı ve kendi yönetim kadrosu dahilinde çalıştırılacağının açıkça düzenlendiği, bu itibarla temin edilen personelin davacı yüklenici işçisi olduğundan iş akdinin davalı tarafça feshedildiği iddiasına sözleşme hükümleri karşısında itibar edilmemiştir. Kaldı ki, 6325 s. HUAK 18. maddesi uyarınca imzalanan 26/02/2019 tarihli ihtiyar arabuluculuk anlaşma belgesinde işçinin iş akdinin "... ile ... ... Ltd. Şti.nin karşılıklı olarak feshettiği" tutanağa açıkça şerh edilmiştir. Bu durum, temin edilen personelin davacı yüklenici - işçisi olduğu ve iş akdinin davacı tarafından işçi ile karşılıklı olarak feshedildiğini ispatlamaktadır. Esasen ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi, 6325 s. HUAK 18/4. maddesi uyarınca ilam niteliğinde belge olup, aksi durum aynı kuvvette başka bir belge yahut delille davacı tarafından da ispat edilememiştir.
Hizmet alım sözleşmenin 10.1.maddesi uyarınca sözleşmenin sona erme tarihinden bir ay öncesinde taraflardan herhangi biri sözleşmenin feshedildiğini noter veya iadeli taahhütlü mektupla ihbar etme hakkına sahip olup, somut olayda ise böyle bir feshi ihbar bulunmamaktadır.
Hizmet alım sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini gösteren protokol,belge, delil vs.yoktur.
Sözleşme çerçevesinde temin edilen personelin ... olduğu, tarafların talepleri uyarınca ...'in mahkememiz huzurunda tanık olarak yeminli beyanlarının alındığı, tanık anlatımları neticesinde davalı şirketin insan kaynakları sorumlusunun davacı şirket ile aralarındaki hizmet alım sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin işçiye bildirildiği ve işe gelmemesinin söylendiği, personelin güvenlik elemanı olarak çalıştığı ve işin ifası kapsamında ayıplı bir ediminin bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ise sözleşmedeki hizmet bedeline / fiyata yönelik yüksek maliyet olduğu sübuta ermiştir.
Hizmet alım sözleşmesinin 10.1.maddesinde fiyatın / hizmet bedelinin her sözleşme döneminde karşılıklı olarak belirleneceği kararlaştırılmıştır. Ancak, somut olayda fiyat / hizmet bedeli noktasında tarafların anlaşamadıkları, bu suretle temin edilen personelin davalı şirketteki görevinin sonlandırıldığı, hizmet alım sözleşmesi bakımından fiyatın / hizmet bedelinin sözleşmenin esaslı unsuru olduğu ve son yenileme döneminde bu hususta karşılıklı anlaşmazlık çıktığından mahkememizce sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği kabul edilmiştir.
Dava dışı işçi ... ile ... ... Ltd. Şti. arasında 6325 s. HUAK 18. maddesi uyarınca imzalanan26/02/2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesine göre işçinin iş sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiği, işçinin 04/05/2016 - 18/02/2019 tarihleri arasında ... ... Ltd. Şti.ndeki çalışmasına karşılık kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve resmi tatil ücret alacağı olarak 13.555,51 TL alacağı bulunduğu, bunun dışında işçinin yıllık izin ücreti, prim alacağı, ikramiye, hafta tatili alacağı, AGİ alacağı, ücret alacağı vs. başka bir alacağının ise bulunmadığı taraflarca kabul edilmiş, işçilik alacakları ile ihtiyari arabuluculuk ücreti ... ... Ltd. Şti. tarafından ödenmiştir. Davacı dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları ve bu kapsamda yargılama gideri olarak yapılan arabuluculuk ücretinin tahsili talep etmiş ise de; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmenin 11.2. maddesinde personelin kıdem ve ihbar tazminatı dahil işçilik alacaklarından davacı yüklenicinin sorumlu olacağı açıkça kararlaştırılmıştır. O halde, anılan sözleşme hükmü uyarınca davacı yüklenici kendi işçisi için karşılıklı fesih ve anlaşma doğrultusunda ödediği işçilik alacağı ile bu yolda 6325 s. HUAK uyarınca yargılama gideri olarak yapılan arabulculuk ücretinin tahsilini davalıdan talep edemez. Ahde vefa ilkesi uyarınca sözleşme hükümleri taraflar için bağlayıcı niteliktedir.
Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 7.6. maddesinde davacı şirket tarafından temin edilen personelin görevli bulunduğu işte yeteneksizliği veya ihmali ile yapılmadığının yahut aksatıldığının davalı tarafından tespit edilmesi halinde davacıdan bu personelin işine son verilmesini talep edebilir. Sözleşme hükmü uyarınca davalının, temin edilen personelin iş akdine direkt son verme yetkisi bulunmamaktadır. Böyle bir durumda davacının görev yapan personel yerine sözleşmenin 4., 7.3., ve 8.1.maddeleri uyarınca yeni bir personel temin etmesi ve hizmetin devamını sağlaması gerekmektedir. Nitekim, bu husus davacı tarafından dava dilekçesinde vakıa olarak beyan ve kabul edilmiştir. Davacının yeni bir personel temin edildiği ancak davalının bu personeli kabul etmediği ve bu suretle hizmet alım sözleşmesinin feshedildiği, (ki somut olayda böyle bir durum yoktur) takdirde davacının sözleşmesinin feshi haklı kabul edilebilecektir. Ancak, somut olayda davacı, davalı tarafından işe gelmemesi söylenen - işine son verilen eleman dışında davalı şirkete yeni bir personel tahsis etmemiştir. Yeni bir personel tahsis edildiğini ya da tahsis edilen yeni personelin davalı şirketçe kabul edilmediğini ispatlayamamıştır. Hatta, yeni bir personel tahsis edilmesi noktasında girişimlerde bulunduğunu dahi ispat edememiştir. Esasen, davalının, temin edilen personelin işe gelmemesini söylemesi sözleşmenin feshi nedeni değildir. Sözleşmede böyle bir fesih maddesi yoktur. Davalının işine son verdiği ve işe gelmemesini talep ettiği personelden hemen sonra davacının sözleşme gereği yeni bir eleman temin edilmesi noktasında harekete geçmesi gerekmektedir. Aksine hareket davacının sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmemektir.
Hizmet alım sözleşmesinin 11.11. maddesinde sözleşme şartlarından herhangi birine uyulmadığı takdirde 20 gün önceden noter yahut iadeli taahhütlü mektupla bildirmek sureti ile sözleşmenin karşılıklı olarak feshedilebileceği kararlaştırılmıştır. Davalının, hizmet alım sözleşmesi uyarınca temin edilen personelin iş akdine son verme yetkisi bulunmadığından dava dışı işçiye işe gelmemesini söylemesi sözleşme şartlarına aykırılık olarak kabul edilebilirse de, davacının sözleşme şartlarına uyulması noktasında karşı tarafa 20 gün öncesinde gönderdiği herhangi bir ihbar / ihtar bulunmamaktadır. Davacı tarafça hizmet alım sözleşmesi usulüne uygun olarak feshedilmediğinden (yukarıda kabul edildiği üzere kendiliğinden son bulduğundan) davacının mutlak suretle haklı feshe bağlı olan ve müspet zarar kapsamında olan kar kaybı (mahrum kalınan kar) davalıdan talep edemez. Zira, müspet zarar olan kar kaybının talep edilebilmesi için, davacının akdi ilişkiyi feshetmesi ve bu feshinde haklı olması gereklidir.
Öte yandan, davalı tarafından işe gelmemesi talep edilen personelin artık aynı iş yerinde çalışmaya devam etmesi mümkün olmadığından ve ayrıca işine son verilen personel yerine başka bir personel de temin edilmediğinden henüz ifa edilmemiş ve verilmemiş danışmanlık hizmeti için davacının devam eden aylar yönünden hak ediş bedelini talep etmesi de mümkün değildir. Verilmemiş bir hizmetin bedeli yahut hak edişi olmaz. Davacı temin edilen personelin farklı projeye yönlendirilerek yeniden kazanç sağlanabileceğini belirtmekle birlikte, aksine davranarak ...'in iş sözleşmesini işçi ile karşılıklı olarak feshetmiş işçiye yapılan anlaşma uyarınca işçilik alacaklarını ödediğinden bu yönden de beyanlarına itibar edilmemiştir.
Hizmet alım sözleşmesi kapsamında son döneme ilişkin hizmet bedeli / fiyat noktasında tarafların anlaşma sağlayamadıkları, sözleşmesinin 10.1.maddesi uyarınca fiyatın / hizmet bedelinin her sözleşme döneminde karşılıklı olarak belirleneceğinin kararlaştırıldığı, buna rağmen tarafların hizmet bedelinde anlaşamadıkları, hizmet alım sözleşmesi bakımından fiyatın sözleşmenin esaslı unsuru olduğu, son yenileme döneminde bu hususta anlaşmazlık çıktığından sözleşmenin yenilenmediği, süre bitiminde kendiliğinden sona erdiğinin kabulü gerektiği, davacının haklı feshe bağlı müspet zarar olan kar kaybını davalıdan talep edemeyeceği, kendiliğinden sona eren sözleşme akabinde yeni bir personel temin edilmediğinden ve mevcut personelin ise başka bir projede görevlendireceği beyan edilmekle birlikte tam aksine karşılıklı olarak iş akdi sona erdirildiğinden davacının verilmeyen bir hizmet için geriye talep edebileceği başkaca bir hak ediş bedelinin / alacağının da bulunmadığı, sözleşmenin 11.2. maddesi uyarınca personelin kıdem ve ihbar tazminatı dahil işçilik alacaklarının davacı tarafından karşılanacağı, dolayısıyla dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından ve bu kapsamda arabuluculuk sürecine girilmesi ile yapılan arabuluculuk ücretinden anılan sözleşme hükmü uyarınca davacı sorumlu olup, davacının bu tutarları davalıdan rücusunu da talep edemeyeceğinden açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından 260,70 TL peşin harç ve 71,20 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 283,50 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 19.434,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinlin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır