T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2022/211
KARAR NO : 2025/847
DAVA : MENFİ TESPİT (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/03/2022
KARAR TARİHİ : 08/12/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen MENFİ TESPİT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı şirket arasında 20.08.2019 tarihli Acentecilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında da diğer müvekkili ...'nın maliki olduğu ... İli ... İlçesi ... Mh. 159 Pafta 472 ada 80 parselde bulunan 3 nolu taşınmaz üzerine; söz konusu sözleşme kapsamında teminat olarak ... tarih ... yev. Nolu 1 dereceden 200.000,00.-TL miktarlı ipoteğin davalı lehine tesis edildiğini, Mayıs 2020 tarihinde müvekkilin talebi ve davalı kabulü ile sözleşme karşılıklı rızayla sona erdirildiğini, şubenin de Haziran 2020 tarihinde davalı şirket tarafından teslim alındığını, sözleşme kapsamında gerekli olan kesintiler yapıldıktan sonra davalı şirket tarafından müvekkiline, hak edişleri uyarınca mevcut olan alacaklarının ödendiğini ancak daha sonra davalı şirket tarafından ... Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkiller aleyhine ipoteğin para çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, davalı şirketin müvekkili ...'ten hiç bir hak ve alacağı olmadığını, söz konusu alacak taleplerinin neye dayandığı, talebin neye ilişkin olduğu yönünde de hiç bir somut bilgi verilmediğini, takip dayanağında gösterilen ihtarnamede (28.12.2021 tarih ve ... yev. Nolu ihtarnamesi ile ticari ve cari ilişkiden kaynaklı bakiye 176.075,01 TL alacaklı olunduğu) de hiç bir şekilde alacak iddiasının neye dayandığının belli olmadığını, icra takibine konu taşınmazın diğer müvekkili ...' ya ait olduğunu, satış işlemlerinin yapılması halinde müvekkilinin dava sonunda haklı çıksa bile telafisi imkansız zararlara uğrayacağını, takibin teminatsız olarak yada uygun bir teminatla tedbiren durdurulmasına, aksi takdirde % 15 teminat karşılığında, ... Gayrimenkul İcra Müdürlüğü...E. Sayılı dosyasında bulunan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir karar verilmesini, yargılama sonunda da davalarının kabulü ile müvekkili ...'in davalı şirkete ... 39. Noterliği ...tarih ve ... yev. nolu ihtarnamesinde belirtildiği şekilde ticari/cari hesap ilişkisinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve ... Gayrimenkul İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyasının da müvekkili yönünden iptaline, % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, diğer müvekkili ... yönünden ise ipotek kapsamında borçlu olmadığının tespitine ve ipoteğin fekkine, bu kapsamda tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, takibinin iptaline, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevabında; taraflar arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirket tarafından işletilen (...) şubenin, acente olarak işletmesinin davacı Yeşim'e bırakıldığnı bırakılmıştır. taraflar arasında akdedilmiş olan Acentelik Sözleşmesinin 40. Maddesinin delil sözleşmesi olduğunu, madde uyarınca taraflar arasında çıkacak çekişmelerde "..." nun defter ve kayıtlarının geçerli olacağı ve kesin delil niteliğinde olduğunun kabul edildiğini, tarafların tacir olup HMK.nun 193. uyarınca delil sözleşmesinin, taraflar arasında kurulan acentalık sözleşmesinin taraflarını bağladığını, Acentelik Sözleşmesi gereği sözleşmenin bitiminden itibaren 2 yıl süre ile rekabet etmeme taahhüt süresinin henüz dolmamış olup acentenin müvekkiline bu konuda halen borcu bulunduğunu, yine davacının sorumluluğunda olan riskler bakımından (davacını acenteliği bağlı işçilere açılan ve/veya açılacak olan iş davalarından kaynaklanan talepler ve benzeri) acentenin sorumluluğunun devam ettiğini, aynı şekilde davacı tarafından ödenmesi gereken işçilik alacakları, kullanılan araçların bakım ve tamir giderleri veya bu araçlar nedeniyle kesilen idari para (trafik cezaları), sürücü maliyeti gibi giderlerin de acentenin sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu durumun açıklığa kavuşacağını, davacıların yaptığı tüm itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; acentelik sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile bu sözleşme nedeniyle teminat olarak ipotek verilen taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki ile takibin iptali talebine ilişkin menfi tespit davasıdır.
2004 sayılı İİK’nın 72.maddesi gereğince; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
Davalının ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile 23/02/2022 tarihinde, davacılar aleyhine, ipoteğe dayanarak, 176.075,01.-TL asıl alacak, 2.329,98.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.404,99.-TL üzerindenİpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlulara/davacılara tebliğ edilemediği, tebligatların iade döndüğü, borçluların 10/03/2022 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiklerini belirterek satışı durdurdukları, itiraz dilekçesinin davalı/alacaklı vekiline 15/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların da 21/03/2022 tarihinde huzurdaki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında dava dilekçesine ekli Acentalık Sözleşmesinin kurulduğu, sözleşme ve eklerinin tarafların rızası ile imzalanarak ticari ilişkinin kurulduğu, sözleşmenin teminatı olarak da ... İli ... İlçesi ... Mh. 159 Pafta 472 ada 80 parselde bulunan 3 nolu taşınmaz üzerine davalı şirket lehine ipotek verildiği, yine tarafların rızası ile bir süre sonra sözleşmenin sonlandırıldığı hususlarında tartışma bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, davalının söz konusu sözleşmeden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ... ile davalı arasında 20.08.2019 tarihinde "Acentelik Sözleşmesi" imzalanmıştır. Sözleşmenin teminatı olarak da diğer davacı ... tarafından...tarih ve ... yevmiye nolu Resmi Senet ile 200.000,00.-TL bedelle, ... İli ... İlçesi ... Mh. 159 Pafta 472 ada 80 parselde bulunan 3 nolu taşınmaz üzerine davalı şirket lehine ipotek verilmiştir.
Delil Sözleşmesi Yönünden;
Sözleşmenin "Acente ile ... Kargo Arasında Çıkacak Sorunlarda Dikkate Alınacak Hükümler" başlıklı 43/a. Maddesi gereiğince; Acente ile ... Kargo arasında çıkacak çekişmelerde ... Kargo'nun defter ve kayıtları geçerli ve kesin delil olacaktır, hükmü taraflarca kabul edilmiştir.
6100 sayılı HMK.nun "Delil sözleşmesi" başlıklı 193.maddesi gereğince; Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir. Diğer bir ifade ile bir tarafa üstünlük sağlayan delil sözleşmeleri veya delil sözleşmesi kayıtları geçersizdir (Emsal: Yargıtay 11.HD.nin 09.01.2023 tarih ve...E. ... K. İle 18.10.2017 tarih ve ... E. ...K.ile Yargıtay 23.HD.nin 20.02.2017 tarih ve ... E.... K.ile İstanbul BAM. 14.HD.nin ... E. ...K.ile 12.HD.nin 19.01.2023 tarih ve ... E. ...K.ile 13.HD.nin 09.06.2022 tarih ve ... E.... K.ile Ankara BAM 22. HD.nin 12.5.2022 tarih ve... E....K). Bu nedenle her iki tarafın da ticari defter kayıtları incelemeye alınmıştır.
Davalının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2019 -2020 -2021 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davalı şirketin incelenen ticari defterlerine göre, 31.12.2021 tarihi itibariyle davalının davacı ...'den 176.075,01 TL tutarınca alacağının raporlandığı ve bu tutarın Şüpheli alacaklar hesabına aktarıldığı ve davalının bu tutar üzerinden takip başlattığı bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Davacı ...'in ticari defter kayıtları talimat yoluyla incelenmiştir. Verilen bilirkişi raporun göre 2019 - 2020 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacı ...'in ticari defter kayıtlarına göre; davacı ... tarafından davalıya 2019-2020 yıllarında 479.884,83TL toplam tutarlı fatura düzenlendiği davalı tarafından davacıya 77.835,81TL hakediş ödemesi yapıldığı, 190.982,26TL toplam tutarlı davalı tarafından davacı ...'e fatura düzenlendiği ve 31.12.2020 itibari ile davacı ...'in davalıdan 211.066,76TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Davalı yanın ticari defterleri incelenerek hazırlanan bilirkişi raporunun incelenmesi neticesinde davalının ticari defterlerinde davacı ...'in borcuna kayıt edilmiş olan ancak davacı ...'in kayıtlarında olmayan bir çok kaydın olduğu bilirkişi tarafından tespit edilerek, raporda bu kayıtların dökümü tablo halinde gösterilmiştir. Tabloda yer alan kayıtlara ilişkin belge sunması gerektiği davalının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda yansıtılan bedellere ilişkin belge incelemesi yapılmadığı, yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekili sektör bilirkişisinden görüş alınmasını talep ederek, bilirkişi heyeti oluşturularak ek rapor alınmasını talep etmesi üzerine, talebi uygun görülerek Sektör Bilirkişisi Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı seçilerek ek rapor alınmıştır. Alınan ek raporda; Davacının ticari defter kayıt ve belgelerinde Ekim-2020 dönemine kadar akdi ilişki sürdüğü gözlenmesine karşın, davalı yanca düzenlenen 110.035,41 TL alacak kayıtlarının davacı yanca kayda alınmadığı, davacı yan ticari defter kayıtlarına göre 31.12.2020 itibarı ile davalı yanın 211.066,76 TL borçlu gözüktüğü, ancak taraflar arasında akdi ilişkiye göre, davacının davalıdan onay almadan alacak faturası tanzim edemeyeceği ve sözleşme gereği ihtilafların çözümünde davalı ticari defterlerinin kesin delil olarak kabul edilmesinin kararlaştırıldığı, bu nedenle davacının merfi tespit talepli davada ayrıca alacaklı olduğu değerlendirmesinin somut olay ve dosya kapsamı akdi ilişkiye uymadığı, davalının davacıdan 09.10.2020 itibarı ile sona erdiği gözlenen akdi ilişi sonucunda 31.12.2020 itibarı ile 176.075,01 TL asıl alacak tutarında alacaklı olduğunun davalı ticari defterleri ile uyumlu olduğu, öte yandan, davacının davalı ile olan akdi ilişkinin 31.05.2020 itibarı ile sona erdiğini ve işletmeyi Haziran 2020 itibarı ile davalıya teslim ettiğini ispat etmesi halinde davalının kendi ticari defterlerine göre 66.039,60 TL alacaklı olabileceği, davalı yanın kendi ticari defter kayıtlarına göre 176.075,01 TL asıl alacak kaydı ile alacaklı olduğu ve bu miktar asıl alacak üzerinden takibe girişmesinin dosya kapsamına uygun olduğunun değerlendirildiği, davalının takip öncesi 28.12.2021 tarihli “muacceliyet ve ödeme” ihtarı da gözetildiğinde, takipte işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce alınan 03.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; Taraflar arasında akdedilen “Acentelik” sözleşmesinin her iki tarafında kabulünde olduğu, dosyaya sunulan bilirkişi raporları çerçevesinde her iki tarafça incelemeye ibraz edilen yasal defterlerin usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği, hakediş ödemesi tamamlandıktan sonraki aylarda düzenlenen faturaların ne için olduğu ve ispatı gerekeceği, HMK m. 193/f.2 uyarınca genel işlem şartları içinde yer verilen bir delil sözleşmesi hükmünün, sözleşmeyi düzenleyenin karşısındaki tarafın delil gösterme ve bu bağlamda ispat hakkını elinden alan ifadeler içeriyorsa geçersiz niteliği haiz olduğu, zira, sadece taraflardan birine ait defter kayıtlarının veya onun düzenlediği belgelere delil olarak dayanılabileceğine ve karşı tarafın bu belge ve kayıtların içeriğini şimdiden kabul ettiğine dair hükümler geçersiz kabul edildiği, nihai takdir ve kanaatin tamamen mahkemeye ait olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin kesin delile ilişkin düzenlemesini ihtiva eden 43. maddesinin ilk cümlesinde yer alan hükmün geçerli olmadığının düşünüldüğü, hâl böyle olunca:
a.Mahkemece davalı yasal defter kayıtlarının taraflar arasında akdedilen sözleşme çerçevesinde kesin delil olarak kabul edilmesi durumunda davalının icra takip tarihi itibariyle davacıdan 176.075,01 TL alacaklı olduğunun ifade edilebileceği, davalı tarafça davacıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ şerhinin dosyada bulunmaması nedeniyle davalı tarafça başlatılan icra takip tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanamadığı,
b.Buna karşın mahkemece bahse konu hükmün geçerli olmadığı kanaatinde olunması durumunda ise davalı şirket yasal defter kayıtlarında yer alan ancak davacı yasal defter kayıtlarında yer alamayan tutarlarla ilgili dosyaya dayanak ve ispat edici bilgi ve belge sunulmaması nedeniyle söz konusu kayıtlardan bu aşamada davacının sorumlu olmayacağı ve bu durumda icra takip tarihi itibariyle davalının alacaklı değil aksine davacıya 211.066,76 TL borçlu olacağının tespit edildiği, ancak somut ihtilafta tarafların yasal defter kayıtlarının birbiri ile örtüşmediğinin tespit olunduğu, buna göre davacının yasal defter kayıtların göre davacı davalıdan 211.066,76 TL alacaklı olarak görünüyor iken buna karşılık davalı yasal defter kayıtlarında davalı davacıdan 176.075,03 TL olarak alacaklı göründüğü, bu kapsamda tarafların yasal defter kayıtlarının (211.066,76+176.075,03=) 387.141,79 TL tutarında örtüşmediği, tarafların ticari defterlerinin birbirlerini doğrulamadığı müşahede edildiğinden HMK m. 222/f.3 hükmü nazara alındığında ticari defterlerden hareketle sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağının takdirinin mahkemeye ait olduğu, şayet mahkemece tarafların ticari defterlerinin lehlerine delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığı (ve aynı zamanda sözleşmede yer alan “Kesin Delil” klozunun geçerli olmadığı) kanaatinde olunması ihtimalinde bu kez tarafların alacak iddialarını başka delillerle ispat etmeleri gerektiğinin ifade edilebileceği, bu yönde bir ispat vesikasının sunulmaması durumunda ise tarafların birbirlerinden alacaklı oldukları şüphe doğurduğundan davalının teminat olarak verilen ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunmasının da mümkün olamayacağının ifade edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
İtirazlar üzerine; Taraflar arasındaki "Acentalık Sözleşmesi"nin 43.maddesinin geçerli olup olmadığı yönündeki tartışmada nihai takdir ve kararın mahkemeye ait olduğu, bu konuda bilirkişi heyeti tarafından seçenekli rapor verildiği, aynı konuda tekrar görüş istenmesinin dava ve usul ekonomisine aykırı olduğu anlaşıldığından nihai karar mahkemeye ait olmak üzere bu yönüyle itirazların ve ek görüş alınması talebinin reddine, davalı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde bir takım belge fotokopileri sunduğu anlaşılmakla, bu belgeler doğrultusunda raporun gözden geçirilerek, incelemeye dahil edilmeyen veya gözden kaçan bir belge olup olmadığı, sunulan belgelerin incelemeye dahil edilip edilmediği, incelemeye dahil edilmeyen belge olup olmadığı, bu belgelerin cevap dilekçesinde sunulmayan ve dayanılmayan belgeler olup olmadığı ve davacının muvafakatının bulunmadığı yönündeki beyanı konusunda nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere görüş bildirilmek üzere kök raporda değişikliğe gitmek gerekip gerekmediği hususunda ek rapor istenmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce alınan 06.07.2025 tarihli bilirkişi heyet Ek-raporuna göre; Davalı yasal defter kayıtlarının taraflar arasında akdedilen sözleşme çerçevesinde kesin delil olarak kabul edilmesi durumunda davalının icra takip tarihi itibariyle davacıdan 176.075,01 TL alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı yasal defter kayıtlarının taraflar arasında akdedilen sözleşme çerçevesinde kesin delil olarak kabul edilmemesi durumunda ise, ... tarafından imzalanan ödeme belgelerinin mahkemece kabul edilip edilmeyeceği kanaatine göre tarafların borç-alacak durumu alternatifli olarak aşağıdaki şekilde hesaplandığı, (a) Mahkemece, ... tarafından imzalanan ödeme belgelerinin ...’e yapılmış olduğu kanaatine varılması durumunda, icra takip tarihi itibariyle davacının borçlu olmadığı, aksine davalıdan (211.066,76 TL - 201.830,94 TL =) 9.235,82 TL alacaklı olacağı, (b) Mahkemece, ... tarafından imzalanan ödeme belgelerinin ...’e yapılmamış olduğu kanaatine varılması durumunda, ... hesabına banka aracılığıyla yapılan ödemeler ve ... kaşe-imzası taşıyan ödemeler dikkate alındığında, icra takip tarihi itibariyle davacının borçlu olmadığı, aksine davalıdan (211.066,76 TL - 134.274,03 TL =) 76.792,73 TL alacaklı olacağı, HMK m. 141 uyarınca tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilme yahut değiştirebilme imkanının bulunduğu, ancak dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunmanın genişletilemeyeceği yahut değiştirilemeyeceği, bu hususun iki durumda istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin ıslah ikincisinin ise karşı tarafın muvafakati olduğu, somut ihtilafta davalı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunduğu bir takım belge fotokopileri ıslaha konu olmadığı gibi, davacının muvafakatine de rastlanılamadığından bu bilgiler ışığında davalı tarafça sunulan bu belgelerin hükme esas alınıp alınamayacağının takdirinin tamamen ve münhasıran mahkemeye ait olduğu, yönünde görüş bildirilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Bilirkişi heyet raporunda da anlaşıldığı üzere kargo firması ile acente arasındaki çalışma şeklinin; Fiili işleyiş yönünden, acentenin kargo şirketi adına bölgesindeki müşterilerden gönderileri toplayarak aktarma merkezine gönderdiği, aktarma merkezinden dağıtım için gelen bölgesindeki ürünlerin teslimatını yaptığı, acentenin finansal işleyişinin ise genel olarak; acentenin, bölgesindeki müşterilerden gönderi tahsilatlarını yaptığı, bu tahsilatlara bölgesine gönderilen ücret alıcıdan olan ve bölgesinde, kargo merkezi tarafından yapılan anlaşmalar neticesinde merkez tarafından düzenlenen fatura tahsilatlarını da yaptığı, yapılan bu tahsilatların sözleşmede de belirtildiği üzere günlük olarak kargo merkezinin hesabına aktardığı, hakediş işleyişi yönünden ise, acentenin çalıştığı tamamlanan aya ait hakediş faturasını bir sonraki ayın ilk haftası kargo şirketine ilettiği, kargo şirketinin hakediş faturasını aldıktan sonra gerekli kontrolleri yaparak, acente için yapılan o ayki masrafları (Poşet, kırtasiye, kıyafet vs.) hesapladığı ve acenteye fatura düzenlediği, kalan bakiyeyi acenteye hakediş olarak ödediği, kargo şirketleri arasında hakediş ödemelerinin vadesinin değişkenlik gösterebildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayımızda ise, davacılar tarafından Mayıs 2020 de sözleşme fesih işlemi yapıldığı ve Haziran 2020 tarihinde acentenin teslim alındığı ve hakediş hesaplamasından sonra hakediş ödemesinin de yapıldığı ancak hakediş ödemesi tamamlandıktan sonraki aylarda düzenlenen faturaların ne için olduğu ve ispatı gerekeceği yönünde bilirkişi görüşü üzerine davalı tarafından verilen itiraz dilekçesine ekli dayanak belgeler sunulmuştur. Bu belgelerin değerlendirmeye alınıp alınamayacağı, bu durumun yeni delil ileri sürme ve iddia-savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olup olmadığı yönündeki tartışma açısından ise; Taraflar ticari defterlerine delil olarak dayanmışlardır. Kaldı ki dayanmasalar bile HMK.nun 222/1.maddesi gereğince; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Taraf ticari defterleri asıl delil olduğundan, incelenmesi sırasında kayıtların doğruluğunu ispat bakımından bu kayıtlarla sınırlı olarak ve kaydın ispatı bakımımından alt (yan) delil sunabilirler. Bu deliller ve belgeler yeni delil kapsamında değildir. Zira tarafların davanın başında ticari defter kayıtlarını inceleyerek her bir kaydın dayandığı belgeyi sunması beklenemez. Davanın başında kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı dahi bilinmeden taraflara böyle bir sorumluluk yüklemek doğru olmadığı gibi dava ve usul ekonomisine de aykırıdır. Bu nedenle davalı vekilinin 03.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda işaret edilen husus doğrultusunda rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerin incelenmesinde bir sakınca yoktur. Bu durum savunmanın genişletilmesi ve yeni delil sunma yasağı kapsamında değildir. Bu nedenle sunulan belgeler yönünden itiraz incelenmiş ve 06.07.2025 tarihli bilirkişi heyet Ek-raporu alınmıştır.
Davalı vekilinin yukarıda açıklanan belgeler bilirkişi raporunun 3-4-5.sayfasında tablo halinde gösterilmiş olup toplam değerinin 401.660,18.-TL olduğu, bu miktarın 51.667,19 TL'sinin davalının ... hesabından davacı ...’in hesabına "Acente Hakediş Ödemesi" açıklamasıyla yapılan banka transferine ilişkin olduğu, 33.600,00.-TL'sinin davalı tarafça düzenlenen ve ... tarafından imzalanan tediye makbuzlarına dayandığı, 18.990,00.-TL'sinin davalı tarafça düzenlenen ve üzerinde ...’e ait kaşe ve imza bulunan tediye makbuzuna dayandığı, 33.956,91.-TL'sinin ... kaşesi üzerine ... imzası bulunan kasa açığı tutanaklarından kaynaklandığı, 63.616,84.-TL'sinin ...’e ait kaşe ve imza içeren kasa açığı tutanaklarından kaynaklandığı, 9.773,07.-TL'sinin üzerinde davacıya ait herhangi bir kaşe veya imza bulunmayan kasa açığı tutanaklarına dayandığı tespit edilmiştir.
Yine söz konusu toplam 401.660,18.-TL tutarındaki kaydın 211.604,01.-TL’sine ilişkin dayanak belgelerin ibraz edildiği, bu belgelerin 03.01.2025 tarihli bilirkişi heyet kök raporunda incelendiği, buna karşılık 190.056,17.-TL’lik kayda ilişkin olarak ise yine herhangi bir belge sunulmadığı, ayrıca, dayanak belgesi sunulan 211.604,01 TL tutarındaki ödeme kayıtlarından 9.773,07 TL tutarındaki kayıt için sunulan belgelerde davacı tarafa ait herhangi bir imza veya kaşe bulunmadığı bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmiştir.
Öte yandan yukarıda belirtilen ödeme belgelerinden bir kısmında, ... imzasının bulunduğu, örneğin tediye makbuzları ve kasa açığı tutanaklarında ...’in imzası yer almakta olup, bazı belgelerde ise yalnızca ...’e ait kaşe ya da hem kaşe hem imza bulunduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak;
A- ... tarafından imzalanan ödeme belgelerinin ...’e yapılmış olduğunun kabulü durumunda icra takip tarihi itibariyle davacının borçlu olmadığı, aksine davalıdan (211.066,76 TL - 201.830,94 TL =) 9.235,82.-TL alacaklı olacağı,
B- ... tarafından imzalanan ödeme belgelerinin ...’e yapılmamış olduğunun kabulü durumunda, ... hesabına banka aracılığıyla yapılan ödemeler ve ... kaşe-imzası taşıyan ödemeler dikkate alındığında, icra takip tarihi itibariyle davacının borçlu olmadığı, aksine davalıdan (211.066,76 TL - 134.274,03 TL =) 76.792,73.-TL alacaklı olacağı tespit edilmiştir.
Buna göre davanın konusu davacıların ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkin olup, bilirkişi raporu ile davacının davalıya borçlu olmadığı aksine alacaklı olduğu açığa çıkmıştır. Davacının davalıdan ne kadar alacaklı olduğu bu davanın konusu olmadığından yukarıda (A) ve (B) başlıkları altında verilen ihtimalin araştırılması, ...'in hukuki durumunun araştırılarak takdir edilmesi durumunun davamıza bir katkısı bulunmamaktadır. Zira ulaşılacak sonuç davacının davalıdan ne kadar alacağı bulunduğunu ispata yarayacaktır ki bu araştırma davamızı gereksiz yere uzatacaktır. Hangi sonuca ulaşılırsa ulaşılsın, her iki seçenekte de davacının davalıya borçlu olmadığı hususu değişmeyecektir. Bu nedenle sonuçta dava ve usul ekonomisi gözetilerek bu yönde bir araştırmaya girişilmemiştir.
Böylece davanın kabulüne, davacıların ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından dolayı davalı alacaklıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalı alacaklının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, takibin iptaline icra hukuk mahkemesi karar verebileceğinden bu yöndeki talep kabul edilmeyerek aşağıdaki aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE,
Davacıların ... Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası nedeniyle BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,
Davacı ...'nın maliki olduğu ... İli ... İlçesi ... Mh. ... Pafta ... ada ...parselde bulunan 3 nolu taşınmaz üzerinde davalı lehine kurulan 25.07.2019 tarih ... yevmiye nolu 1 dereceden 200.000,00.-TL miktarlı İPOTEĞİN FEKKİNE,
Karar kesinleştiğinde ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkere YAZILMASINA,
Davalı alacaklının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 13.662,00-TL olup, peşin alınan 3.415,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.246,50-TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 808,00-TL, bilirkişi ücreti 23.000,00-TL'den oluşan 23.808,00-TL yargılama gideri ile 80,70-TL başvuru harcı, 3.415,50-TL peşin harç toplamı 27.034,20-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,
4-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACILARA VERİLMESİNE,
5-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACILARA İADESİNE,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/12/2025
KATİP - HAKİM -
¸e-imzalıdır e-imzalıdır