T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/584
KARAR NO: 2024/228
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 16/08/2022
KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde; müflis şirketten, ekli cari hesap özetinde 181.299,55 Euro (25.11.2021 iflas tarihi itibariyle vekâlet ücreti dahil dosya hesabı 2.748.958,32-TL) alacaklı olduğunu, söz konusu cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile borçlu müflis şirket aleyhine ... Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi bulunmakta olduğunu, 05.08.2022 tarihinde ilan edilen sıra cetvelinde, kaydını talep ettiği alacağının tamamının, alacağın cari hesap sözleşmesine dayandığını ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile reddedilmiş olduğunu, müflis şirket kayıtlarında müvekkil şirketin bakiye alacağı kayıtlı bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın ve borçlunun usulüne uygun bir itirazı bulunmadığından takip konusu alacağın kesinleştiği gözetilmeden ve yeterli inceleme yapılmadan alacağın iflas masasına kaydı hakkında red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, takip ve dava hakkı saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... 3. İflas Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında, müflis ...A.Ş.’den olan ve fakat tamamı reddedilen alacağın 2.574.290,35 TL asıl alacak (181.299,55 Euro asıl alacağın iflas tarihi olan 25.11.2021 tarihi itibariyle efektif satış kuru 14,20 üzerinden karşılığı) takip tarihinden iflas tarihine kadar işlemiş 64.413,64 faizi ve 110.162,23 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 2.748.958,32-TL olarak tespiti ile alacağın kabulüne ve masaya kaydına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... idaresinin cevap dilekçesi sunmadığı açık olup davayı inkar eden konumdadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, cari hesap yani açık hesap ilişkisi çerçevesinde ve davaya esas kılınan icra takibi nedeniyle ve iflas tarihi itibariyle davacının davalı müflis şirketten alacaklı olup olmadığı, davacının dayanmış olduğu hesap ekstresinde belirtilen faturaların taraf şirketlerin 2015,2016,2017,2018,2019,2020,2021 yılı cari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, ne şekilde kayıt olduğu, açık hesap ilişkisinden dolayı davacının müflis şirketten alacak hakkının devam edip etmediği, bu suretle iflas tarihi itibari ile davacının iflas idaresinin red kararı içeriği de dikkate alındığında, davacının takip talebinde belirtilen ve iflas müdürlüğüne sunduğu, dayanaklar dahi dikkate alındığında, masaya kaydı gereken alacağının olup olmadığı, yabancı para üzerinden alacak talep olunduğundan iflas tarihi itibariyle Merkez Bankasının efektif satış kurları dikkate alınmak suretiyle kaydı gereken miktarın ne olduğu, tahsil harcı hariç tutulduğunda iflas tarihi itibariyle ana para ve diğer takip masrafları dahi ve varsa işlemiş faiz eklendiğinde masaya kaydı gereken miktarın ne olduğu, yine bu konuda hesaplama yapılarak icra vekalet ücreti dahil edilerek ve dahil edilmeyerek ayrı ayrı kaydı gereken miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davanın açılış tarihinin 16/08/2022, buna mukabil ilan tarihinin 02/08/2022 tarihi olarak bildirilmiş olması karşısında kayıt kabul davasının süresi içinde açılmış olduğu tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki dava İİK m.235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.
İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".
Kayıt kabul aşamasında, davacının talep ettiği 2.449.084,97 TL miktar oranında alacaklı olduğu iddiası yargılamayı gerektirdiğinden alacağın reddedildiği açıktır.
Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen reddedilen alacaklı tarafından iflas masasına karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise somut olayda olduğu gibi iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması için öncelikle davalı şirketin uyuşmazlık konularına ait ticari defter ve kayıtlarının talimat mahkemesince atanan SMMM bilirkişi marifetince incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Akabinde müflis şirket defter ve kayıtlarının dahi incelenmesi suretiyle birleştirici nitelikte rapor alınmıştır.
Birleştirici nitelikteki raporu hazırlayan SMMM bilirkişinin 07/02/2024 tarihli rapor içeriğine göre "davacı yana ait ticari defterler istinabe yolu ile incelenmiş olup, 19/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının 2015 — 2021 dönemi arasındaki son dönem dışında usulüne uygun tutulmuş olan ticari defter kayıtlarına göre yaptığı ödemeler karşılığında alamadığı hizmetler nedeniyle icra takibi başlatılan 08/10/2020 tarihi itibariyle 1.653.760,11 TL karşılığı 181.299.555 Avro alacaklı durumda olduğunun belirlendiği, davacının iflas tarihi itibariyle alacağının ise 181.299,55 Avro asıl alacak ve 2.957,91 Avro işlemiş faiz olmak üzere 184.257,46 Avro (2.480.842,44 TL karşılığı) olarak hesaplandığı, müflis şirketin 2015-2021 dönemi arasındaki ticari defterler üzerinde yapılan incelemelerde ise müflis defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, müflisin defterlerine göre davacı ile arasında ticari bir ilişki bulunduğu, davacı ile olan ilişkisini avans hesapları altında açık hesap şeklinde takip ettiği, müflisin davacıdan avans olarak aldığı ödemeler nedeniyle iflas tarihi itibariyle davacıya 1.990.673,41 TL tutarında borçlu olarak gözüktüğü, taraf kayıtlarına göre ilişkinin büyük bir kısmının yabancı para üzerinden yürütülmüş olması ve hem davacı defterlerinde gözüken alacağın hem de müflis defterlerinde gözüken borcun Avro cinsinden yapılan avans ödemelerinden kaynaklandığı anlaşıldığından nihai borç/alacak durumunun Avro cinsinden belirlenmesi gerektiği, davacı şirketin istinabe yolu ile incelenmiş olan ticari defter kayıtları ile belgelerine ve incelenen müflis defterlerine göre davacının avans olarak yapmış olduğu ödemelerden kaynaklı cari hesap bakiyesinden dolayı müflisten 25/11/2021 iflas tarihi itibariyle 181.299.585 Avro tutarında alacaklı olduğu, davacının alacak kayıt talebinde cari hesaba dayalı olarak 181.299,55 Avro alacağın kaydını talep ettiği dikkate alındığında 25/11/2021 iflas tarihi itibariyle kaydı gereken alacak miktarı TCMB Avro efektif satış kuru olan 14,1991 referans alındığında (181.299,55 x 14,1991) 2.574.290,44 TL olarak hesap ve tespit edildiği" davacı şirketin istinabe yolu ile incelenmiş olan ticari defter kayıtları ile belgelerine ve incelenen müflis defterlerine göre davacının avans olarak yapmış olduğu ödemelerden kaynaklı cari hesap bakiyesinden dolayı müflisten 25/11/2021 iflas tarihi itibariyle 181.299,55 Avro tutarında alacaklı durumda olduğu, davacının İflas Müdürlüğü'ne sunduğu alacak kayıt talep dilekçesinde cari hesap ekstresine dayalı olarak 181.299,55 Avro asıl alacağının kaydıpı talep ettiği dikkate alındığında 25/11/2021 iflas tarihi itibariyle kaydı gereken alacak miktarından TCMB Avro efektif satış kuru olan 14,1991 referans alındığında (181.299,55 x 14,1991) 2.5744290,44/TL olduğu; bununla birlikte davacının alacak kayıt talep dilekçesinde fazlaya, faize ve olası hesap hatalarına ilişkin haklarını şaklı tuttuğunu belirterek Euro kurunu 13,5085 dikkate almak suretiyle 181.299,55 Avro alacağı TL karşılığını 2.449.084,97 TL olarak hesapladığı, bu miktarın kaydını talep ettiği, bu yönden takdir ve değerlendirmenin ayın Mahkemeye ait olduğu, diğer yandan, davacının dava dilekçesinde alacak kayıt dilek inin (aksine icra dosyasından alınmış olan kapak hesabına dayalı olarak asıl alacak ile birlikt& 64.413,64 TL işlemiş faiz ve 110.162,23 TL vekalet ücretinin de kaydını talep ettiği görülmekle alacak kayıt dilekçesindeki talebi değiştirir mahiyetteki bu talep yönünden takdir ve değerlendirme Mahkemeye ait olmak üzere iflas tarihi itibariyle asıl alacağa ilişkin hesaplanan feri alacakların aşağıdaki şekilde olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki müflis şirketin iflas tarihi 25/11/2021 yılı olduğu halde taraflar arasındaki takip tarihinin 08/10/2020 olduğu, iflas kararı öncesi takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ticari ilişkinin başlangıcı tarafların ticari defter ve kayıtları dikkate alındığında iflas tarihi öncesine dayanmaktadır. Müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre ticari hayatın olağan akışı içinde alacak talebine esas olan kayıtların fiktif olmadığı kabul olunmalıdır. Her ne kadar sadece müflis şirketin kayıtları tek başına davacı lehine delil teşkil etmese de gerek davacının sunmuş olduğu kayıt içeriklerinin gerek müflis şirketin defter içeriklerinin iflastan çok önceki tarihleri taşıması karşısında ve daha önemlisi bu davadaki alacak miktarları ile ilgili takibin iflâs tarihi öncesi şeklen kesinleşmiş olması nedeniyle bu kayıtların gerçek bir alacağın varlığını gösterdiği ilk bakışta kabul edilmiştir. (Yargıtay 23.HD 2013/4737E. 2013/6127K.sayılı kararından hareket edilmiştir) O halde kesinleşen icra takibine konu olan miktarın, iflas kararı öncesi kesinleşmesi durumunda kayıt ve kabule esas alınabileceği Yargıtayca dahi benimsenmektedir.
Zaten gerek davacı şirketin gerek müflis şirketin ticari defter ve kayıtları gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap şeklinde yürütüldüğü, müflis şirketin davacı şirket ile mal alım satımı ve para alış verişi içinde olduğu, böylelikle alacağın doğumuna esas olan temel ilişkinin var olduğu muhasebesel incelemeden dahi anlaşılmaktadır. Bu haliyle müflis şirketin ticari defter ve kayıtları dahi mutlak anlamda davacı lehine delil niteliğindedir. Müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarının HMK m.220, m.222 hükümleri dikkate alındığında müflis şirket aleyhine ve ancak davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu, müflis şirketi bağlayacağı dahi yine Mahkememizce benimsenmiştir.
Genel ispat kuralları çerçevesinde hiçbir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı esastır. Buna göre müflis şirketin iflasından çok önceki yıllarda davacı lehine ve müflis şirket aleyhine oluşturulmuş olan kayıtların kural olarak davalı ... bağlayacağı kural olarak göz ardı edilemez. Her ne kadar kayıt kabul davalarında sadece müflisin defter ve kayıtlarının önem arz etmediği bir an için kabul olunsa dahi, taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının birbiriyle uyuşması durumunda ve somut olayın açıklanan özellikleri de dikkate alındığında bu kayıtlarla müflisin bağlı olunmadığının ileri sürülmesi bir anlamda çelişkili davranış yasağına (venire contra factum proprium) aykırı hareket edilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu çerçevede davacının, tarafların defter ve kayıtlarına göre avans ödemelerinden kaynaklı olması 181.299,55 Avro alacaklı olduğuna dair bilirkişi raporunun göz ardı edilebilmesi ise mümkün değildir.
Ne var ki dava açılmadan önce iflas masasına başvuru yapan davacı vekili adı geçen icra takibine konu olan 181.299,55 Avro'nun iflas tarihi itibariyle satış kuru karşılığı olarak açıkladığı, 2.449.084,97TL'nin masaya kaydını talep etmiştir. Ayrıca başkaca belirtilen, kaydı talep olunan bir miktar ise bulunmamaktadır.
Öte yandan bilirkişinin hazırlamış olduğu kök raporun iflas masasına tebliğ edildiği halde davalının herhangi bir itirazı yoktur. Bu hususunda ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 6.HD'nin 2021/4525E. 2021/1793K.sayılı kararında belirtildiği üzere;
"Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753).
(...)
Fakat Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği ama bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir. (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih, 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamı, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarih, 2016/14455E. 2017/7655K.sayılı ilamı)"
Somut olayda davalı müflis şirketi temsil eden iflas müdürlüğü rapora hiçbir şekilde itiraz etmemiş, bu suretle ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan yeni rapor alınmasını talep etmemiştir. Bu durumda kök bilirkişi raporuna yönelik olarak davalının herhangi bir itirazı mevcut bulunmadığından ve rapor içerikleri dikkate alındığında raporda belirtilen ve Mahkememizce itibar edilen miktarlardan daha düşük bir miktara hükmedilebilmesi mümkün değildir. Bir başka deyişle davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi durumunda davacı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, bir anlamda raporun davacı lehine ve davalı aleyhine kesinleştiği, zaten davacının da rapora karşı sunmuş olduğu 04/03/2024 tarihli beyanda davacı şirketin alacaklı olduğu yönündeki raporlara bir itiraz olmadığı dahi açıklanmıştır.
Ancak ifade etmek gerekir ki davacının kayıt kabul davası aşamasında kaydını talep etmiş olduğu kalemler ve TL cinsine göre açıklamış olduğu rakamlar sabittir. Gerek kayıt kabul aşamasında ve gerekse dava dilekçesinde, davacının kayıt ve kabul olunmasını talep etmiş olduğu rakam ise 2.449.084,97TL'dir. Böylelikle davacı bu davaya konu etmiş olduğu rakamı bu şekilde açıklamış olmakla HMK m.26 hükmü uyarınca bu talep ile bağlıdır. Kaldı ki davanın niteliği gereği hak düşürücü sürenin geçmesi sonrası ıslah yoluyla dahi dava dilekçesinde belirtilen tutarın üstünde başkaca bir rakama hükmedilebilmesi de mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay 23.HD 2015/6884E. 732K.sayılı kararı) O halde ancak kayıt aşamasında talep olunan 2.449.084,97TL'nin tamamı kabul edilebilir. Bu rakam ise raporda da hesaplanan 2.449.084,97TL'dir.
Zaten bu nedenle bilirkişi raporunda seçenekli olarak belirtilmiş olan 2.449.084,97 TL miktara itibar olunmuştur. Bir başka deyişle müdürlükteki kayıt kabul aşamasında icra vekalet ücreti ve icra takibinden iflas tarihine kadar işleyecek faiz alacaklarının gerek miktarları gerekse kalemlerinin ayrı ayrı belirtilerek kaydının talep olunmadığı gerçeği karşısında bu miktarların kayıt ve kabul davasında kabul edilebilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 6.HD 2022/2837E. 2023/1730K.sayılı kararı)
Kaldı ki irdelenen durum karşısında bilirkişi raporu gerekçeli, ara karar içeriklerine uygun ve denetime elverişli olup itibar edilmesine engel herhangi bir durum mevcut değildir.
Yargıtay 23. HD'nin yerleşik uygulamalarında kabul olunduğu üzere "Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir. (Kuru B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sayfa 1244) İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukuku'nun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207.maddesine aykırılık teşkil eder. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08.05.1997 tarih ve 2756 E., 4683 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 11.03.2014 tarih ve 2013/7176E., 2014/1802 K.sayılı ilamı bu yöndedir". (Yargıtay 23. HD'nin 2014/5224E. 2015/3582K.sayılı ilamı) O halde bilirkişinin, müflis, defterlerinde davacı lehine gözüken borç tutarının iflas tarihi itibariyle efektif satış kur karşılığının esas alınması kural olarak Yargıtay uygulamasına dahi uygundur.
Bununla birlikte yukarıda açıklandığı üzere davacı vekili iflas tarihi itibariyle yabancı paranın TL karşılığını daha yüksek olarak talep edebilme hak ve imkânı varken 2.449.084,97TL olarak talep etmiştir. Davacı vekilinin tercihini miktar olarak açıklamış olması karşısında bu talep ile bağlı kalınması gerekeceği ise Mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının kısmen kabulüne, 2.449.084,97-TL alacağın, ... 3. İflas Dairesinin ...iflas sayılı dosyasına istinaden açılan masaya 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının kısmen kabulüne,
2.449.084,97-TL alacağın, ... 3. İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan masaya 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne,
Davacının fazlaya ilişkin diğer tüm taleplerinin reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70TL harcın mahsup edilerek 346,90TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından harcanan 260,00TL tebligat posta masrafı, 80,70 TL başvuru harcı, 5.250,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.590,70 TL yargılama giderinden davanın kabul nispetine göre (%89) 4.975,723 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Dava kısmen kabul edildiğinden ve davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalının yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...