T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/641 Esas
KARAR NO: 2024/186
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/09/2022
KARAR TARİHİ: 06/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... merkezli bir fuarcılık şirketi olduğunu, 2015 yılından bu yana hem kendi ülkesi içinde hem de uluslararası düzeyde faaliyetlerine devam ettiğini, davalı ile 17-19 Kasım 2020 tarihinde düzenlenmesi planlanan... isimli gelinlik ve tekstil fuarı etkinliğinde yer almak üzere fuar alanının etkinlik boyunca müvekkile tahsis edileceği alan için 19.12.2019 tarihinde Özel Satış Acentesi Sözleşmesi imzalandığını, fuar alanının ücretinin vergileri ile birlikte 35.002,50 Euro olarak belirlendiğini, buna ilişkin faturanın davalı tarafından kesildiğini ve müvekkiline iletildiğini, ödemeyi kabul eden müvekkili ve davalı arasında bir ödeme plan düzenlendiğini, ücretin 9.735 Euro'luk kısmı'nın 08.01.2020'de, 15.000 Euro'luk kısmının 08.06.2020'de, 10.267,50 Euro'luk kısmının 15.10.2020 de ödeneceğini, müvekkilinin ödeme planına istinaden 07.01.2020 tarihinde ilk taksit olan 9.735 Euroyu davalı şirkete ödediğini, 2020 yılının bahar aylarında başta ... olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sebebiyle müvekkilinin maddi olarak zor durumda kaldığını ve ödeme planına göre belirlenen ikinci taksiti Haziran ayında
ödeyemeyeceğini bildirdiğini ve erteleme istediğini, davalının bu talebi kabul ettiğini ve taksitin Ağustos 2020 ayında ödenmesini beklediğine ilişkin müvekkiline bir mail gönderdiğini, davalı şirketin genel müdürü tarafından müvekkiline bir mail daha gönderildiğini, mailde pandeminin etkisinin birkaç ay içinde ortadan kalkacağına ve etkinliğin belirlenen tarihte yapılacağına ilişkin dileklerini ilettiğini, uluslararası düzeyde bir etkinlik olması sebebiyle, ...'den gelecek olan katılımcıların belirlenen sebeplerle etkinliğe gelememesi durumunda firmaların yaptığı tüm ödemelerin yeni fuar tarihine aktarılacağını belirttiğini, fuarın zamanında yapılamaması ...`den Türkiye'ye uçuşların iptal edilmesi Türkiye sınırında kısıtlamaların uygulanması ve ... hükümetinin kısıtlamaları sebebiyle katılımcıların fuara katılamaması şeklinde olduğunu, Temmuz 2020'ye gelindiğinde salgının gitgide kötü bir hal alması sebebiyle müvekkilinin ödemelerin bir sonraki fuar etkinliğine aktarılması talebiyle davalıyla iletişime geçtiğini, 10.08.2020 tarihinde davalı şirketin uluslararası satış yöneticisinin müvekkile gönderdiği mailde kesin olmamakla birlikte etkinliğin sonraki yıla ertelenebileceğini, böyle bir durumda müvekkiline yeni tarihlere ilişkin bilgi verileceğinin açıklandığını, aradan bir ay geçmesine ve etkinliğin planlanan tarihine iki ay süre kalmasına rağmen davalının hala durumun akıbetini müvekkiline bildirmediğini, bunun üzerine müvekkili ödemelerin bir sonraki fuar etkinliğine aktarılması için yeni bir sözleşme yapılmasına ilişkin davalıya teklif ilettiğini, bu teklife de yanıt vermeyen davalının, etkinlik tarihlerine dair bilgi vermemeye devam ettiğini, Kasım 2020'de müvekkilinin, davalı şirketin eski çalışanlarından artık etkinliğin organizatörünün davalı şirket olmadığını, organizasyon haklarının ... isimli bir başka şirkete devredildiğini öğrendiğini, konuyu teyit etmek üzere davalı ile iletişime geçen müvekkilinin durumunın doğrulandığını ve bunun akabinde 11.12.2020 tarihinde etkinliğin belirsiz bir tarihe, belki 2 yıl sonraya ertelenmesinin getireceği yükü kaldıramayacakları gerekçesiyle davalı şirketten ödediği tutar olan 9.735 Euro`ya ilişkin iade talebinde bulunduklarını, davalılardan bu talebe ilişkin resmi bir dönüş olmadığını, Kasım 2020`den sonra sayısız e-mail ve telefon araması sonucu davalıdan hiçbir şekilde dönüş yapılmaması üzerine davalıya iadeli taahhütlü posta yoluyla ihtarname gönderildiğini, ihtarnamelerin 10.05.2022 tarihinde ulaştığını, bu ihtarnamelere de davalı şirketlerce dönüş yapılmadığını, müvekkilinin ile talebi üzerine uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmek amacıyla ihtarnameler e-mail kanalıyla da şirketin sayısız çalışanına gönderildiğini, konuya ilişkin yetkili kişilere ulaşılmaya çalışıldığı esnada 06.06.2022 tarihinde davalı şirketin satış müdürü tarafından müvekkiline bir mail iletildiğini, iade taleplerinin alındığı ve parayı iade etmek yerine kendilerine katılabilecekleri iki farklı fuar etkinliği önerildiğini, müvekkiline teklif edilen fuarların ... pazar için uygun olmadığını, daha öncede tekrar tekrar belirtiklerini ve tek taleplerinin ödemiş olduğu paranın iadesi olduğunu söyleyerek maile yanıt verdiğini, bunun akabinde davalının yine hiçbir oldukları tutarın iadesi şekilde dönüş yapmadığı ve sessiz kaldığını, davalı şirkete taraflarınca sayısız kez ulaşılmaya çalışıldığını, telefon, e-mail vb. kanallar ile herhangi bir dönüş alınamamasının akabinde fiziken şirket binasına dahi gidildiğini, ancak davalı şirketten herhangi bir dönüş alınamadığını, davalının sulh görüşmelerimize yanıt vermesi için kendilerine son bir fırsat tanındığını, sonuçsuz kaldığını, tüm bu sebeplerle müvekkilinin iadesine hak kazanmış olduğu 9.735 Euro'luk ücreti tahsil edebilmek amacıyla cebri icra yoluna gittiğini ve ... 36. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe 17.08.2022 tarihinde davalı şirketler tarafından itiraz edildiğini, takibin haksız yere durdurulmasına yol açtığını, itirazın haksız olduğunun açık olduğunu, fuarın ertelendiği ilk tarihten itibaren müvekkiline gönderilen maillerden ve son olarak ihtarnamelerin ulaşmasının ardından davalının açıkça iade talebini aldığından ve iade yerine alternatif bir çözüm sunma çabasından alacağın davalı taraflarca kabul edildiğini, müvekkilinin ücret iadesine hak kazandığı su götürmez bir gerçek olduğunu, işbu sebeple davalının itirazı tamamen gerçek dışı olup kötü niyetli bir şekilde borcu inkar ettiğini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere hakkında icra inkar tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... A.Ş. ve ... A.Ş. yurt içi ve yurt dışında, dünya çapınca çeşitli fuarlar düzenleyen organizatör şirketler olduklarını, davalı şirket ile müvekkil ... A.Ş. arasında acente sözleşmesi
akdedildiğini, işbu sözleşme gereğince müvekkilleri şirket üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, davacı tarafın kendisinden kaynaklı olarak oluşan zararı müvekkiline yükleme saikiyle davayı ikame ettiğini, müvekkili ... A.Ş.'nin davada taraf sıfatına haiz olmadığını, ikame edilen davanın müvekkili ... A.Ş. yönünden usulden reddi yönünde karar verilmesi gerektiğini, söz konusu acente sözleşmesi incelendiğinde de açıkça görüleceği üzere diğer müvekkili şirket ... A.Ş. ile akdedildiğini, müvekkili ... A.Ş.'nin hiçbir şekilde işbu davada taraf sıfatına haiz olmadığını, davacı ile müvekkili ...A.Ş. arasında akdedilen sözleşme gereğince ödemelerin hangi tarih aralığında ve nereye yapılacağının kararlaştırıldığını, ödeme tarihlerinde davacının sorumluluğu gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini ve ödemelerini zamanında gerçekleştirmediğini, iş bu durumun ihtilaf konusu olmadığını ve zamanında gerçekleştirilmeyen ödemelere ilişkin davacının dilekçesi ile durumunu ikrar ettiğini, davacının talebi ile söz konusu fuarın bir sonraki dönem olan 2022 yılında gerçekleştirilmesi için anlaşma sağlandığını, 11 Mart 2020 tarihinde Ülkemizde görülen Covid-19 vakaları ile birlikte başlayan süreçte sokağa çıkma yasakları nedeniyle ülke genelinde tüm toplantı, gösteri, konser vb. organizasyonların yasaklanmasıyla fuar ve
benzeri organizasyonlar da müvekkili tarafından yapılamadığını, bir çok etkinliğin ileri tarihine ertelendiğini, müvekkili şirketin bu durumları ve davacının ileri tarihe dönük erteleme talebini kabul ettiğini, her ne kadar zamanında ödemeleri yapılmasa dahi müvekkili anlaşma gereği davacının iyi niyetli olduğu kanaatiyle sözleşmenin devamını sağlamak adına ileri tarihe ilişkin talebi kabul ettiğini, davacının ileri tarihe yönelik yapılan anlaşma sonrasında müvekkiline ödemelerinin iadesi ve sözleşmenin feshine ilişkin bildirim gönderdiğini, davacı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmede davacının belirtmiş olduğu sebeplerle feshine ilişkin hak tanınmadığını, davacının dava dilekçesi ile iddia etmiş olduğu söz konusu hakların başka bir şirkete devredildiğine ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, söz konusu iddiaların davacının mesnetsiz davasını mesnetlendirmeye yönelik olup dikkate alınmaması gerektiğini, dava dilekçesinde bulunan soyut iddialar
dışında söz konusu iddialara ilişkin hiçbir somut delil sunamadığını, davacı ile akdedilen acente sözleşmesi tarafların tacir olması ve acenteciliğe ilişkin hususların ticari olması nedeniyle TTK'ya tabi olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19.maddesinde ve 23.maddesinde açık hususlar olduğunu, feshe ilişkin maddelerde de hiçbir şekilde davacının keyfi olarak fesih etmesine ilişkin husus bulunmadığını, davacı tarafın söz konusu fuar organizasyonunu gerçekleştirmekten keyfi olarak vazgeçmiş olduğunu, sunmuş olduğu fesih iradesinde haksız olduğunu, hiçbir şekilde davacıya sözleşmeyi keyfi ve tek taraflı olarak fesih hakkı tanınmadığını, müvekkilinin de söz konusu fuarları yapabilmek için fuar alanını en az 1 yıl önceden kiraladığını, reklam ajanslarıyla anlaşmalar yaptığını, personel alımı gerçekleştirildiğini, ses ve görüntü sistemleri için anlaşmalar yapıldığını, fuarın organize edilme bedelinin milyon liraları bulduğunu, haksız ve mesnetsiz olarak keyfe keder ortaya koyulan, ödemelerini dahi zamanında ve gereği gibi yapmamış olan davacının sözleşmeyi fesih iradesi haksız ve geçersiz olduğunu, sözleşmesel yükümlülüklerinin devam ettiğini, müvekkilinin, davacıdan gelen talepler nedeniyle ileri tarihe organizasyonun zamanını ertelendiğini, ileri tarihe ertelenmesi nedeniyle oluşan bu durum bir fesih sebebi de olmayacağını, davacı şirketin acente sözleşmesini feshetme ve yapmış olduğu ödemeleri talep hakkı bulunmadığını, anılan tüm bu nedenlerle; davacının tüm iddia ve beyanları haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, 19/12/2019 tarihli fuar Katılım Sözleşmesi, 19/12/2019 tarihli Münhasır Satış Acenteliği Sözleşmesi, fatura sureti, ödeme dekontu, mail yazışmaları, ihtarname örnekleri ve tebliğ suretleri celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, ekonomi ticaret ve borçlar hukuku alanında uzman öğretim görevlisi ... ile fuarcılık alanında uzman sektör bilirkişisi ...'dan oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş, bilirkişi kurulu tarafından dosyaya sunulan 20/01/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle ve sonuç olarak; "... a) Sektörel yönden, firmaların fuarlara katılım kararlarını (fuara katılıp katılmayacakları, hangi pazarlarda fuara katılacakları vb.) yıl bazında değerlendirmeler sonucunda sonuca bağladıkları, bu hususlara yönelik stratejik olarak hangi pazarlara açılacakları, yıldan yıla farklılık da gösterebildiğinden fuar katılımı konusunda birkaç yıl sonrasına ilişkin öngörüde bulunmaları ve bu hususa yönelik yatırım yapmaları da hayatın olağan akışına ve sektörel teamüle aykırı olduğu, zira fuara katılım için yapılacak harcamalar hatırı sayılır meblağlar olduğundan, aynı zamanda iş gücü gerektirdiğinden söz konusu yatırımlarından maksimum karlılık bekledikleri, b) Salgın nedeniyle fuarın yapılmasının devlet tarafından engellenmesinin bir mücbir sebep olduğu, bu bakımdan davacının sözleşmenin feshedilmesi ve ödenen bedelin iadesi yönündeki dava konusu talebinin yerinde olduğu, c) icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu, Sonuç ve kanaatine varmış bulunmaktadır
..." şeklinde tespit edilmiştir.
Dava, münhasır satış acenteliği sözleşmesi ile fuar katılım sözleşmesi kapsamında ödenen fuar katılım bedelinin ilk taksit tutarının fuarın pandemi sebebiyle yapılamaması ve ertelenmesi sebebiyle iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 19/12/2019 tarihli münhasır satış acenteliği sözleşmesi akdedilmiştir.
Bahsi geçen sözleşmenin 1. maddesinde sözleşmeye davacı ... Ltd., davalı ... A.Ş. ve davalı ... A.Ş.nin taraf olduğu vurgulandığından, davalılar vekilinin ... A.Ş. yönünden husumet itirazları yerinde görülmemiştir. Münhasır satış acenteliği sözleşmesi kapsamında ve bu sözleşmenin 7/a. maddesi uyarınca, ayrıca davacı ile davalı ...A.Ş. arasında aynı gün 19/12/2019 tarihli fuar katılım sözleşmesi imzalanmıştır.
Bu itibarla, 17-19 Kasım 2020 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan ... fuarı için davacıya tahsis edilecek 150 m2 lik alan karşılığında anlaşma (fuar katılım ve münhasır satış acenteliği sözleşmesi) sağlanmış, fuar katılım sözleşmesinde boş alan fiyatı, tasarlanmış stand fiyatı, kayıt ücreti, reklam ücretleri vs. davacının toplam 35.002,50 Euro ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Fuar katılım sözleşmesinde, katılım bedeli olarak ödenecek toplam 35.002,50 Euro tutarın üç taksit halinde ödenmesi taraflarca kabul edilmiş, davacının 08/01/2020 tarihinde 9.735 Euro, 08/06/2020 tarihinde 15.000 Euro ve 15/10/2020 tarihinde 10.267,50 Euro ödeyeceği sözleşmede yazılmıştır / belirtilmiştir.
Nitekim, münhasır satış acenteliği ve fuar katılım sözleşmesi uyarınca kesilen fatura davacı tarafından kabul edilmiş, dahi faturanın kabul edildiği davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça beyan edilmiş ve 07/01/2020 tarihinde ilk taksit tutarı 9.735,00 Euro davalı ... AŞ.' ye ödenmiştir
Buraya kadar anlatılan hususlar hakkında taraflar arasında ihtilaf yoktur.
Davacı, fuarın pandemi sebebiyle ertelendiğini, ne zaman yapılacağının ise belirsiz olduğunu, bu hususta davalılar tarafından bir açıklama yapılmadığını söyleyerek sözleşme kapsamında ödemiş olduğu ilk taksit tutarı 9.735 Euro paranın (takipte işleyen faizi ile birlikte) iadesini talep etmektedir.
Davalı, davacının sözleşmeden dönmediği için sözleşme kapsamında ödediği bedelin iadesini isteyemeyeceğini, fuarın pandemi sebebiyle ertelenmesi konusunda anlaşma sağlandığını, ayrıca katılım bedeli tümüyle ödenmediğinden kendi edimini yerine getirmeyen davacının karşı edimin ifasını talep hakkının bulunmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlığın temeli, sözleşme kapsamında ödenen paranın iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce, talepler doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi kurulu 20/01/2024 tarihli raporunda; fuarın pandemi sebebiyle ertelendiğini, ülkemizde ve tüm dünyada meydana gelen salgın hastalığın dava konusu sözleşme ve fuar bakımından mücbir sebep olduğunu, bu nedenle davacının ödenen bedelin iadesini isteyebileceği mütalaasında bulunmuşlardır.
Mahkememizce bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmış ve rapor alınmış ise de; raporda belirtilen mütalaa mahkememiz için bağlayıcı nitelikte değildir. Bilirkişi raporundan ayrılmayı gerektirir nedenler gösterilerek ve gerekçesi açıklanarak pekala aksine karar verilmesi mümkündür.
Nitekim, bilirkişi raporu takdiri bir delil olup, kesin delil mahiyetinde de değildir. Ayrıca, dava konusu edime yönelik değerlendirme mahkememizin takdirinde ve mahkememize aittir.
Bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, fuarın yapılamamasının salgın hastalık sebebiyle olduğu, bu noktada edimin yerine getirilememesine ilişkin olarak tarafların herhangi bir kusurlarının bulunmadığı mahkememizce de kabul edilmektedir.
Ancak, fuarın bu sebeple yapılamaması halinde ödenen paranın iadesi noktasında öncelikle sözleşme hükümlerine bakılması zorunludur. Ne var ki, bilirkişi raporunda sözleşmeye ilişkin hükümler yeterince incelenmemiş ve tartışılmamıştır. Halbuki, taraflar arasında akdedilen ve varlığı tartışmasız olan 19/12/2019 tarihli münhasır satış acenteliği sözleşmesi, taraflar için geçerli ve bağlayıcı niteliktedir. Bu nedenle, uyuşmazlık hakkında sözleme maddeleri hüküm ve sonuç doğuracaktır. Kaldı ki, sözleşme taraflarca feshedilmemiş, başka bir söyleyişle sözleşme halen ayakta ve geçerlidir.
Sözleşmenin 14/a. maddesinde davacının sözleşme süresi boyunca her zaman davalıların tüm yasal talimatlarına uymak ve herhangi bir çıkar çatışmasından kaçınmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin 16. maddesinin (a) bendinde önel süresine uygun fesih, (b) bendinde önel süresi olmaksızın derhal fesih durumları düzenlenmiş, ancak anılan sözleşme hükmünde bu fesih hakkının yalnızca davalılara ait olduğu kabul edilmiştir. Başka bir anlatımla, sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davacının sözleşmeyi fesih hakkı bulunmamaktadır.
Sözleşmenin 18/a. maddesinde grev, lokavt, kaza veya doğal afetler, savaş veya terörist faaliyetler, isyan, yangın, sel, fırtına dahil ve bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla tarafların makul ve kontrolü dışındaki eylemler, olaylar veya taraflardan birinin yükümlülüklerinden herhangi birini veya tamamını yerine getirmesini engelleyen her türlü sebebin mücbir sebep olarak kabul edildiği, bu bağlamda salgın hastalıkların anılan sözleşme hükmü uyarınca mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği, pandeminin mücbir sebepler tanımı ve kapsamı içinde kaldığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, hemen devam eden sözleşmenin 18. maddesinin (b) bendinde, taraflardan birinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirememesinin mücbir sebeple engellenmesi veya gecikmesi halinde ilgili taraf mücbir sebebe yol açan koşulların niteliğini ve kapsamını belirterek diğer tarafa yazılı bildirimde bulunacak ve mücbir sebepler nedeniyle engellenen yükümlülüklerin ifasına ilişkin olarak bu tür olayların devam ettiği süre boyunca ve olayların sona ermesinden sonra ilgili tarafın yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için tüm makul çabayı göstererek faaliyetlerini yeniden başlatması dışında başkaca bir yükümlülüğü olmayacağı kararlaştırılmıştır (m.18/b). Bu itibarla, salgın hastalık sebebiyle mücbir sebebin varlığı tarafların kabulünde olup, ayrıca yazılı bildirim yapılması gerekmese de, dosyaya sunulan mail yazışmalarından bu durumun karşılıklı olarak bildirildiği çekişmesizdir. Ayrıca, salgın hastalığın devamı boyunca ya da bitmesinden sonra, davalıların fuarın yeniden başlatılması noktasında makul çaba göstermekten başka herhangi bir yükümlülüğünün olmadığı kararlaştırılmıştır. Başka bir söyleyişle, sözleşme hükmüne göre tanımlanan mücbir sebep hallerinde, ister mücbir sebebin devam ettiği dönemde, ister sona erdikten sonra olsun, fuara katılım sağlayan kişilerin / somut olay bakımından davacının, sözleşmeyi fesih hakkı yoktur. O halde, davacının sözleşmeyi bu madde hükmüne dayanarak feshetmesi de mümkün değildir.
Görüleceği üzere, taraflar kabul ve imza ettikleri sözleşmede; yalnızca davacı tarafa tek taraflı fesih hakkı tanımıştır. Karşılıklı ve ortaklaşa bir protokolle de fesih mümkündür. Ancak, bunun dışında fuara katılım sağlayan kişilere / davacıya tek taraflı sözleşmeyi fesih etmek hakkı bulunmamaktadır.
Nitekim, sözleşmenin 7/a. maddesinde sözleşme feshedilmediği takdirde gösterinin ... edisyonunun sona ereceği tarihe kadar yürürlükte kalmaya devam edeceği vurgulanmıştır.
O halde, sözleşmenin halen ayakta ve geçerli olduğu, hüküm ve sonuçlarını doğurmaya devam ettiği, tarafların sözleşme hükümleri ile bağlı olduğundan ahde vefa ilkesi de gözetilerek davacının fuar için ödediği bedelin iadesini isteyemeyeceği sonucuna varılmakla, açıklanan gerekçe ile, mahkememizce rapordaki görüşten ayrılınmış, rapordaki mütaalaya itibar edilmemiştir.
Diğer taraftan, davacı, sözleşmeyi feshetmemiştir. Bu hususta herhangi bir irade beyanı da yoktur. Aksine, davacı taraf yargılama öncesinde davalılara 21/04/2022 tarihli yazılı ihtarname göndermiş, ancak bu ihtarnamede TBK 112. maddesi uyarınca müspet zarar olarak 9.375 Euronun iadesini talep etmiştir. Sözleşmenin geçerli ve ayakta olduğu tartışmasızdır. Davalılar iadeli taahhütlü mektuplu yazılı ödeme talebini aldıklarını, ancak önceki mazeretler sebebiyle fuarın yapılamadığını söyleyip, 06/06/2022 tarihli mail yazışmasında iki adet başka katılım sağlanabilecek fuar önermiştir. Davacı, karşı cevabında önerilen fuarların ... pazarı için uygun olmadığından kabul etmediklerini ve paranın iadesi taleplerini sürdürmüştür. Bu durumda, davalıların hazır giyim konusunda başka fuarlar önerdiğinden sözleşmenin 18/b. maddesi kapsamında makul çabayı da göstermeye gayret ettikleri anlaşılmaktadır.
Davacının (TBK 112. maddesi kapsamında) fuar katılım bedelini / yani edimini müspet zarar olarak iadesini talep etmesi mümkün değildir. Davacı fuarın yapılmaması sebebiyle TBK 112. maddesi kapsamında dava dilekçesinde herhangi bir müspet zarar (kar kaybı vs..) iddiasında da bulunmamıştır. Somut olay bakımından sözleşmenin 18/a-b. maddeleri uyarınca salgın hastalık mücbir sebebi için davalıların makul çaba göstermek dışında başkaca bir yükümlülüğü yoktur. Davacı müspet zarar iddiasını ileri sürse de, müspet zararını ispatlayamamıştır. Kaldı ki, fuarın yapılamamasında / davalıların edimini yerine getirememesinde davalıların herhangi bir kusuru da bulunmamaktadır. Sözleşme geçerli ve ayakta olduğu için ahde vefa ilkesi uyarınca davacının ertelenen fuarın yapılması dışında sözleşmesel olarak davalılardan talep edebileceği bir hak bulunmamaktadır. Öte yandan, davalıların makul çaba göstermediği, ertelenen fuara yönelik olarak fuarın yapılması noktasında gereken yükümlülüklerin yerine getirilmediği belirtilerek sözleşme açıkça feshedilmediğinden bu yönden inceleme yapılması da mümkün değildir. Zira, davacının fesih iradesi ve beyanı yoktur. o halde, sözleşme ile bağlı olup, ahde vefa ilkesi uyarınca sözleşemeye uymak zorunda olup sözleşme gereği ödemiş olduğu edimi / tutarın iadesini isteyemeyeceğinden davasının reddine, ayrıca davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu davalılar tarafından ispat edilemediğinden davalıların kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulların oluşmaması sebebiyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalıların kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulların oluşmaması sebebiyle REDDİNE,
3-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 2.187,97 TL ile 1.008,26 TL tamamlama harcının mahsubu ile fazladan alınan 2.768,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya veya vekiline İADESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalılar yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (187.160,61 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. ve 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 29.945,70 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/03/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır