T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/687
KARAR NO : 2025/56
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ : 30/09/2022
KARAR TARİHİ : 23/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... sayılı ilam ile 417.765,66 TL ve 2.874,00 TL nin dava tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar avans faizi ile birlikte davacı tarafından müvekkili kuruma ödenmesine, 6.134,60 TL ve 2.914,20 TL masraf ve 26.395,58 TL vekalet ücretinin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkili kuruma ödenmesine karar verildiğini, mahkemenin 12.12.2011 tarih ve... sayılı ilamı müvekkili kuruma 02.02.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, bu sırada alacağın dayanağı ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.12.2011 tarih ve ... sayılı ilamı 13.02.2012 tarihinde ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden icraya konulduğunu, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.12.2011 tarih ve... sayılı ilam ile 417.765,66 TL ve 2.874,00 TL nin dava tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar avans faizi ile birlikte davalı tarafından müvekkili kuruma ödenmesine, 6.134,60 TL ve 2.914,20 TL masraf ve 26.395,58 TL vekalet ücretinin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkil Kuruma ödenmesine karar verildiğini, Mahkemenin 12.12.2011 tarih ve ... sayılı ilamı Müvekkil Kuruma 02.02.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, bu sırada alacağın dayanağı ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.12.2011 tarih ve ... sayılı ilamı 13.02.2012 tarihinde ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası üzerinden icraya konulduğunu, iflas ödeme emrinin ticaret sicil gazetesinde tasfiye memurluğunun resmi adresi olarak ilan edilen adresine tebliği üzerine açılan iflas davasında; ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/10/2018 tarihli ve ... sayılı kararı ile; "Ticaret sicilinde ilan edilen hususların herkese karşı ifade olunduğunu, borçlu şirketin tasfiye memuru ... tarafından temsil edilmesi nedeni ile icra dosyasındaki tüm tebligatların tasfiye memuru ...'a tebliğinin gerektiğini, somut olayda icra-iflas ödeme emri tasfiye memuru ...'a tebliğ edilemediğini, icra-iflas ödeme emri kesinleşmemiş olduğundan davacının İİK 177 maddesi uyarınca açmış olduğu iş bu davanın usulden reddine" karar verildiğini, yukarıda belirtilen tüm olaylar kapsamında; tasfiye memurunun alacaklıların alacaklarını alabilmesi için Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen adrese yapılan tebligatlarını bilinçli olarak iade ettirerek sanki bu alacak yokmuş gibi davrandığından ve üstüne düşen hiç bir sorumluluğu yerine getirmediğinden haciz yolu ile yapılan ilamlı takip İİK'nun 43 üncü maddesi uyarınca iflas yolu ile takibe çevrildiğini, iflas ödeme emri borçlu şirketin tasfiye memurunun memis adresine Tebligat Kanununun 21.maddesi kapsamında tebliğ edildiğini, ödeme olmadığını, ayrıca ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyasında görülen dava konusu alacak ilama bağlanmış ve ... 19. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasında ilamlı icra takibi başlatıldığını, bu itibarla İİK. m. 177 hükümleri gereğince borcunu ödemeyen borçlu şirketin iflasına karar verilmesi amacıyla iş bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, 5809 sayılı Kanunun 62 nci maddesindeki özel hüküm nedeniyle teminatsız olarak iflas talebinin kabulü ile, Tasfiye Halinde ...Ltd.'nin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket adına tasfiye memuruna tebligat yapıldığı, cevap dilekçesi sunulmadığı, davayı inkar eden konumunda olduğu ise açıktır.
Dava dilekçesinin belirsiz olduğu anlaşılmakla HMK m.31 hükmü çerçevesinde ve yargılama sırasında bu belirsizlik giderilmeye çalışılmıştır. Nitekim davacı vekilinin bu çerçevede sunduğu 02/01/2025 tarihli dilekçe, ayrıca ve yine 02/01/2025 tarihli duruşmadaki beyanları ile belirsizlik giderilmiştir.
Mevcut belirsizliğin giderilmesi sonrası taraflar arasındaki davanın terditli olarak açılmış iflas davası olduğu, bu çerçevede asli ve feri talebin belirtilmiş olduğu, davacının 13/10/2012 tarihinde iflas yoluyla takibe mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirdiği, ... 3.ATM'nin dava dosyasındaki yargılama aşamaları nedeniyle yeniden hazırlanan 03/06/2022 tarihli talep üzerine bu defa UYAP ortamındaki kayıtlara göre 24/06/2022 tarihinde iflas yolu ile adi takiplere mahsus ödeme emrinin yeniden düzenlendiği, tasfiye memuru "adına" tebliğ işleminin gerçekleştiği, davanın yenilenmeden önceki hali olan ....sayılı dosyasında ise yine aynı davacının, yine aynı ilama dayalı olarak ve daha önce icra emrinin düzenlenmesi için talepte bulunduğu, bu çerçevede icra emrinin düzenlendiği, icra emrinin tebliğ işleminin gerçekleştiği, hatta 25/02/2019 tarihli talep uyarınca söz konusu icra emrine mahsus takip talebi sonrası borçlunun hisselerine haciz konulması için talepte bulunulduğu, bu noktada icra müdürlüğünce dahi haciz konulmasına dair kararın oluşturulduğu tartışmasızdır.
Davacının asli talebine konu olan hususun İİK m.155,156 maddesinden kaynaklanan ve iflas ödeme emrinin kesinleşmesine dayalı iflas kararı verilip verilemeyeceği, bu açıdan iflas davasının kabulü mümkün olmayacak ise bu defa davacının fer'i talebine konu olan husus İİK m.177/4 hükmünden kaynaklanan ve ilama müstenit alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesine dayalı iflas davasının kabulünün gerekip gerekmediğidir.
6100 sayılı Kanun'un “Terditli dava” başlıklı m.111 hükmüne göre, “Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilikferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.'' hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca öncelikle davacının asli talebiyle ilgili, akabinde davacının feri talebiyle ilgili iki başlık altında ayrı ayrı değerlendirmeler yapılacaktır.
1)Davacının ilk talebi İİK m.155, m.156 hükümlerine dayalı ve iflas ödeme emrinin kesinleşmesine dayalı iflas davasının kabulünün gerekip gerekmediği noktasındadır.
Buna göre;
a)Davacının talebi üzerine düzenlenen ve UYAP kayıtlarına göre 24/06/2022 tarihli iflas yoluyla adi takipte ödeme emri ... 5.İcra Dairesinin ...E.sayılı dosyasına istinaden hazırlanmış ve ...'a tebliğe gönderilmiştir. Davacı vekilinin icra dosyasındaki 03/06/2022 tarihli talebi aslında takip yolunun değiştirilmesine ilişkin değildir. Sadece iflas ödeme emrinin bizzat tasfiye memuruna tebliğ edilmesine dairdir. Ne var ki adı geçen icra dosyasının yenilenme öncesi numarası ise ... 19.İcra Dairesinin ...E.sayılı dosyası olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememize gönderilen, ayrıca sureti dosyada mevcut bulunan ... 5.İcra Dairesinin ...E.sayılı dosyasının içindeki kayıtlardan anlaşılacağı üzere aynı davacının dava dilekçesinde bahsi geçen ... 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. ...ilamına istinaden borçlu şirket hakkında icra emrine mahsus takip başlattığı, hatta daha önce açıklandığı üzere bu çerçevede borçlu şirket aleyhine dahi haciz uygulanmasını talep ettiği, haciz kararının müdürlükçe verildiği, gerekli yazının yazıldığı açıktır.
Oysaki davacının 25/10/2018 tarihli icra emrinin düzenlenmesi sonrası ve bu defa yeniden 24/06/2022 tarihi itibariyle iflas yoluyla adi takibe mahsus olan ödeme emrine göre takip yapması için haciz yoluyla takipten vazgeçtiğini icra müdürlüğüne bildirerek İİK'nın m.43/2 hükmü uyarınca işlem yaptığını bildirmesi, akabinde borçlu aleyhine iflas ödeme emrinin tebliği sonrası iflas istemesi mümkündür. Henüz davacının yukarıda açıklandığı üzere "davalı şirket aleyhine uygulamış olduğu hacizlerden vazgeçildiğini açıkça bildirilmeksizin söz konusu iflas ödeme emrine dayalı olarak açtığı iflas davasının kabulü mümkün değildir. (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
Hal böyle olunca davacının iflas ödeme emrinin kesinleşmesine dayalı olarak iflas talebinin ortaya çıktığı an itibariyle diğer yandan haciz işlemlerinin baki kalması bir anlamda çelişkili davranış yasağına ve açıklanan kanun hükümlerine aykırıdır. Zira iflasa tabi olan davalı borçlu şirket hakkında haciz yolu ile takip yapmış, karar verilmesini sağlamış olan "davacı alacaklı bu defa takipten vazgeçmeden, daha önemlisi karar verilen hacizlerden vazgeçmeden" borçluyu iflas yolu ile takip edemez. (Yargıtay 11.HD 09/12/1990 T...K.vb kararları)
Bu halde iflas yolu ile takip kesinleşse dahi bu takibe dayalı iflas davası kabul olunamaz.
b)Diğer yandan davacı, İİK m.43 hükmüne dayalı olarak haciz yoluyla takibini 13/12/2012 tarihi itibariyle iflas yoluyla takibe çevirmiştir. 03/06/2022 tarihli talep üzerine ve yeniden iflas ödeme emrinin gönderilmesi söz konusu olmuştur. 2012 tarihli ilk icra emrinde belirtilen rakamlar, davacı vekilinin 03/06/2022 tarihli talebi sonrası düzenlenen 24/06/2022 tarihli iflas yoluyla adi takipte ödeme emrinde belirtilen rakamlar ile karşılaştırıldığında tür ve miktar açısından birbirinden farklıdır.
Aynı davacının, aynı davalı şirkete, aynı ilişki nedeniyle, aynı sebebe dayalı yapmış olduğu takiplerde iflas ödeme emrindeki rakamların birbirinden farklı olması durumunda Yargıtay'ın genel uygulaması bu ödeme emri kesinleşmiş olsa dahi iflas kararı verilmemesine dönüktür.
Nitekim Yargıtay uygulamasında benimsendiği üzere "İİK’nun 43'üncü maddesinde gösterilen usulle takip yolunun değiştirilmesi, takibin aynı olmasına bağlıdır. Somut olayda davacı yanın 03/06/2022 tarihli talebi üzerine gönderilen iflas ödeme emrinde takip tutarı değiştirildiği gibi, takip dayanağı ise ilam ve ayrıca alacak kalemleri olarak açıklanmak suretiyle değiştirilmiştir. Yeni bir takip konusu olabilecek dayanak ve miktarların değiştirilmesi suretiyle takip yolunun değiştirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle 03/06/2022 tarihli talep üzerine gönderilen iflas ödeme emrinin kesinleştiği iddiasıyla açılan iflas davasının kabulü mümkün değildir. Zira bu noktada usul ve yasaya uygun olarak bir takip bulunmamaktadır. (Yargıtay 23.HD ...E. ..K.sayılı kararından hareket ediltir)
Yine Yargıtay'ın başka bir uygulamasında "İİK’nun 43'üncü maddesinde gösterilen usulle takip yolunun değiştirilmesi, takibin aynı olmasına bağlıdır. Somut olayda davacı yanın talebi üzerine gönderilen iflas ödeme emrinde takip tutarı değiştirildiği gibi, takip dayanağı da değiştirilmiş ve dosyada bulunmayan bir çek, dayanak olarak gösterilmiştir. Yeni bir takip konusu olabilecek alacakların eklenmesi ile oluşturulan ödeme emrinin gönderilmesi suretiyle takip yolunun değiştirilmesi mümkün olmadığından, davanın usul ve yasaya uygun geçerli bir iflas takibi bulunmaması nedeniyle reddi gerekirken, hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.01.2013 gün ve ... E., ... K. sayılı onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." (Yargıtay 23.HD ...E. ...K.sayılı kararı) şeklindedir.
Yine diğer bir Yargıtay kararında "Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İİK'nun 43.maddesinde gösterilen usulle takip yolunun değiştirilmesi, takibin aynı olmasına bağlı olduğu, somut olayda; davacı yanın talebi üzerine gönderilen iflas ödeme emrinde takip tutarı değiştirildiği gibi, takip dayanağı olarak kesinleşen mahkeme ilamındaki icra inkar tazminatı, vekalet ücreti, yargılama giderinden oluşan alacak kalemlerinin eklendiği, yeni bir takip konusu olabilecek alacakların eklenmesi ile oluşturulan ödeme emrinin gönderilmesi suretiyle takip yolunun değiştirilmesi mümkün olmadığı, usul ve yasaya uygun geçerli bir iflas takibinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına" şeklinde açıklanmıştır. (Yargıtay 23.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
Mevcut taleplerde yer alan rakamlardaki tür ve miktar faklılığı nedeniyle dahi iflasa dayalı dava kabul edilemez.
c)... 19.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı şirket aleyhine ... 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E....K.sayılı ilamı dayanak kılınarak yine alacak kalem ve türleri belirterek toplam 636.782,39 TL üzerinden icra emrinin düzenlendiği, devamında 25/10/2018 tarihli icra emrinin düzenlendiği, buna rağmen ve daha sonra davacı vekilinin talebi üzerine 03/06/2022 tarihli talep sonrası 24/06/2022 tarihli iflas yoluyla adi takipte ödeme emrinin talep üzerine düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Davacının adı geçen icra emrinden sonra iflas ödeme emri düzenlenmesini tebliğ olunmasını talep etmesi durumunda icra müdürünün önceki takip talebi ve icra emrine uygun bir ödeme emri düzenleyip borçluya göndermesi gerekir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2013 tarih ... E. ... K. sayılı ilamı; "İİK’nin 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir. Somut olayda davacı, takip yolunu değiştirmişse de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki ödeme emrindeki borç miktarı ile iflas ödeme emrindeki borç miktarı aynı değildir. Bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindedir.
Bu nedenle dahi iflâs davası kabul edilemez.
d)Kesinleşen ... 3.ATM dosyasında da vurgulandığı üzere tebligatın, tasfiye halindeki ortaklıklarda tasfiye memuruna tebliğ olunması TTK m.539 hükmünün gereğidir. Fakat burada tasfiye memurunun "bir taraf olmayıp" ancak ve sadece tüzel kişiliğin temsilcisi olduğu gerçeği dikkate alınmalıdır.
Buna göre 7201 sayılı Tebligat Kanununun m.10 hüküm gereği muhatap ancak ve sadece adına davetiye hazırlanacak kişi olabilir. Bu kişi gerçek kişi veya tüzel kişi de olabilecektir. Tebligat Kanununun m.12 ve Yönetmelik m.10 hükmü uyarınca ise tüzel kişinin yetkilisine tebligat yapılacak olsa dahi bu durum yetkiliyi "muhatap" haline getirmez. Oysaki somut olayda, iflas ödeme emrini içeren tebligat mazbatasında "muhatap" şirket tüzel kişiliği olarak yazılmamıştır. Muhatap olarak, yetkili gözüken ...'ın ismi davetiyeye yazılmıştır.
Gerek 7201 sayılı Tebligat Kanununun bilgilendirici ve belgelendirici olma özelliği ve gerekse iflas hukukunun şekli koşullara tabi olan bir hukuk dalı olması karşısında mevcut mazbatanın iflas takibinin kesinleşmesi için elverişli olamayacağı sonucuna varılmalıdır. Her ne kadar ... 3.ATM'nin ilgili dava dosyası içinde yer alan BAM kararında tasfiye halindeki tüzel kişilerde tebligatın tasfiye memuruna yapılması gereğine Yargıtay uygulaması çerçevesinde ve haklı olarak işaret edilmiş ise de bu karar mazbatanın sadece kime tebliğ edilmesi noktasında önem arz eder. Bir başka deyişle, mazbatanın tasfiye memuru adına düzenlenmesi yasal açıdan mümkün olmadığı gibi BAM kararı da zaten bu yönde değildir.
Sonuç olarak halihazırda şirket aleyhine usule uygun olarak yapılmış ve kesinleşmiş bir iflas takibinin varlığından bu açıdan dahi bahsedilemez. Bilindiği üzere iflas takibinin usulü uygun şekilde kesinleşmiş olup olmadığı Yargıtay uygulaması gereği re'sen ele alınması gereken bir konudur.
Hal böyle olunca, davacının asli talebine konu olan ve İİK m.155,156 maddesinden kaynaklanan, iflas ödeme emrinin kesinleşmesine dayalı iflas davasının şartları açıklanan gerekçeler karşısında oluşmadığından asli talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Bu durumda davacının diğer sebebe dayalı iflas davasının dahi irdelenmesi gerekir.
Davacı, İİK m.177/4 hükmüne istinaden ve ilama müsnet alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesine dayalı olarak terditli iflas davası dahi açtığını açıklamıştır.
a)Aynı davacının, aynı şirket aleyhine açmış olduğu ... 3.ATM'nin ...E.sayılı dava dosyasında davacı taraf ilama bağlı alacağın icra emriyle istediği halde ödenmediğini belirterek iflas kararı verilmesi gerektiğini iddia etmiş, İİK m.177/4 hükmüne dayanmıştır.
Ne var ki ilk derece mahkemesinin davayı reddetmesi sonrası istinaf talebi üzerine inceleme yapan İstanbul BAM 17.HD 2021/27E. 2021/50K.sayılı ilamında "Davacı, ilamlı icra yoluna ilişkin takibi, iflas yolu ile takibe çevirdiğine göre, İİK'nın 177.maddesi uyarınca takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını isteme hakkından vazgeçmiş olup, Yargıtay 19. HD'nin 03.02.2000 tarih ve ... sayılı kararı bu doğrultudadır. Bu durumda borçluya iflas ödeme emri tebliğ edilmeden iflasına karar verilmesi isabetli olmayacaktır. Her ne kadar iflas ödeme emri, tasfiye halindeki şirketin alacaklı ve borçluların başvurmaları için ilanen bildirilen adresine, TK'nın 35 maddesi uyarınca tebliğ edilmişse de, belirtilen adres şirketin sicile kayıtlı adresi ve tasfiye işlemlerinde alacaklı ve borçluların başvurması gereken adres olup, tasfiye halindeki tüzel kişilere tebligatın tasfiye memuruna yapılması gerekmektedir. Bu durumda iflas ödeme emri şirketin tasfiye memuruna tebliğ edilmeden iflasa karar verilemeyeceğinden mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir." şeklindedir.
O halde artık davacı en son iflâs yolu ile takip yönünde iradesini ortaya koymakla İİK m.177 hükmüne dayalı iflas talep edemez.
Buna göre BAM kararında atıf yapılan Yargıtay uygulaması dikkate alındığında, davacının takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını isteme hakkından vazgeçtiği açıktır. Buna rağmen, davacının artık İİK m.1777/4 hükmüne göre icra emrine konu edilip ödeme yapılmaması nedeniyle iflas kararı verilmesini talep edebilmesi usulen mümkün değildir.
b)Kaldı ki davacı alacaklının, ilamın icrası için yaptığı takip talebi 25/10/2018 tarihlidir. Alacaklı, bu ilamlı icra için takip sonrası ise 25/02/2019 tarihinde ise haciz istediğini beyan etmiştir. Zaten bu beyan sonrası ise davalı aleyhine haciz kararı verilmiştir. Buna göre borçlunun hisselerine borç miktarı kadar haciz konulması söz konusu olmuştur.
Buna göre Yargıtay uygulaması da gözetildiğinde alacaklının, ilamlı icra için yaptığı takip talebinde haciz istediğini beyan etmesi, haciz konulması sonrası artık davacının İİK m.177/4 hükmünde yer alan hakkını kullanmak istemediği, ilamlı icra takibine devam etme iradesi olduğu ortaya çıkmıştır.
Davacının bu iradesinin ortaya çıkması sonrası artık İİK m.177/4 hükmüne dayalı olarak iflas davasının kabulü kanun koyucunun amacına aykırı olduğu gibi çelişkili davranış yasağının dahi ihlali olarak kabul edilmelidir.
c)Son olarak ve ayrıca ifade etmek gerekir ki icra emri, ... 3.ATM ...E. ...K.sayılı dosyasındaki İDM, BAM kararında da vurgulandığı üzere borçlu şirket adresine tebliğ edilmiştir.
Oysaki adı geçen dosyadaki BAM ve Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere tebligatın mutlaka tasfiye memuruna yapılması zorunludur. Bir başka deyişle tasfiye memuru adresine değil şirket adresine icra emrinin tebliğ olunması halinde usulüne uygun bir tebligatın varlığından bahsedilemez. Bu durumda ise İİK m.177/4 hükmünde belirtildiği üzere ilama dayalı alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesi şartı gerçekleşmiş olamayacaktır.
Bu şartlarda İİK m.177/4 hükmüne dayalı iflâs davasının bu açıdan dahi kabulü mümkün değildir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının terditli olarak açmış olduğu iflas davasında, davacının asli talebine konu olan, İİK m.155, m.156 maddesinden kaynaklanan ve iflas ödeme emrinin kesinleşmesine dayalı iflas davasının şartları oluşmadığından esastan reddine, davacının asli talebinin esastan reddi karşısında davacının fer'i talebine konu olan, İİK m.177/4 hükmünden kaynaklanan ve ilama müstenit alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesine dayalı iflas davasının dahi reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının terditli olarak açmış olduğu iflas davasında,
a)Davacının asli talebine konu olan, İİK m.155,156 maddesinden kaynaklanan ve iflas ödeme emrinin kesinleşmesine dayalı iflas davasının şartları oluşmadığından esastan reddine,
b)Davacının asli talebinin esastan reddi karşısında davacının fer'i talebine konu olan, İİK m.177/4 hükmünden kaynaklanan ve ilama müstenit alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesine dayalı iflas davasının dahi reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalının yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...