T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/858 Esas
KARAR NO : 2025/52
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/12/2022
KARAR TARİHİ : 21/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tek ortağı ve yetkilisi ... olan müvekkili şirket ... Aş (Yeni Unvan: ... A.Ş.), mimarlık alanında hizmet verdiğini, inşaat/dekorasyon faaliyetini ifa eden davalı şirket ile mimarlık alanında gerçekleştirilen iş başına bedel almak üzere hizmet vermek hususunda anlaştıklarını, taraflar arasındaki bu iş ilişkisi 2016 yılında başladığını ve uzun yıllar devam ettiğini, taraflar arasında bu iş ilişkisine ilişkin yazılı bir sözleşme olmasa dahi işbu dilekçe ekinde yer alan gerek Whatsapp konuşmaları gerekse de davalı şirket tarafından müvekkili şirkete değişik tarihlerde yapılan ödemeler taraflar arasındaki iş ilişkisinin varlığını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirket adına gerçekleştirilen işlerle ilgili olarak 478.262,32TL tutarlı 4 adet fatura düzenlendiğini ve müvekkili şirket tarafından düzenlenen bu faturalar davalı şirketin Ticaret Sicilinde kayıtlı adresine iadeli/taahhütlü posta yolu ile 07.03.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, anılan faturaların davalı şirkete tebliği akabinde davalı şirket tarafından müvekkili şirkete 241.102,00TL ödeme yapıldığını, ancak 4 adet fatura bedeli 478.262,32TL olduğundan davalı şirket tarafından halen ödenmeyen 237.160,32TL bulunduğunu, söz konusu tutarın tahsili için icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini, davalı şirket kendisine tebliğ edilen faturalara yasal süre içerisinde itiraz etmediğinden faturanın içeriğini aynen kabul etmiş sayıldığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmaması müvekkili şirketin davalı şirket adına gerçekleştirdiği iş ve işlemleri ortadan kaldırmayacağını, müvekkili şirketin mimarlık faaliyetleri TBK kapsamında eser sözleşmesi olarak nitelendirilecek olup eser sözleşmesinin varlığı yazılı bir sözleşmeye bağlı olmadığını, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı durumda sözleşme kapsamının tanık beyanları da dahil olmak üzere her türlü delil ile ispatlanabileceği yönünde olduğunu, davaya konu her bir faturada müvekkili şirket tarafından yerine getirilen işlerin tek tek yazıldığını, söz konusu işlemlere ilişkin detaylar da müvekkili şirketin tek ortağı olan Mimar ... ile davalı şirket yetkilileri arasında gerçekleşen Whatsapp konuşmaları/e-posta yazışmalarında yer aldığını, davanın kabulü ile şimdilik 5.000,00TL'nın davalı şirketin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında önceye dayalı ticari ilişki mevcut olmakla birlikte davacının bu işlerden kaynaklı bir alacağı söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıya bazı render çalışmaları ve üretim çizimleri yaptırıldığını bunların ücretleri ise eksiksiz olarak ödendiğini, dava dilekçesinde belirtilen faturalara ve işlere ilişkin davacının hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, huzurdaki dava 07.03.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ileri sürülen faturalara istinaden açıldığını, mevcut durumda dosya içerisinde fatura örnekleri ve tebliğ evrakları yer almadığından faturaların gerekli unsurları taşıyıp taşımadığı ve usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı tarafça değerlendirilemediğini, davacı 04.03.2019 tarihli 4 adet faturanın müvekkili şirkete 07.03.2019 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ettiğini, bununla birlikte 22.08.2019 tarihinde Müvekkili şirkete çektiği ihtarname ile kendisine ait bir çok mimari iş ve tasarımın ilgili rızası dışında kullanıldığını beyan ettiğini ve bu durumun sonlandırılmasını istediğini, ihtarname incelendiğinde davacının kullanımının sonlandırılmasını istediği işlerin faturalarda yer alan işler ile aynı olduğunun görüleceğini, ihtarmamede ve dava dilekçesinde görüleceği üzere hem fatura ile bedeli talep edilen hem de kullanımının sonlandırılması istenen projelerin; “.... Malzemeli Uygulama Bedeli, Müşkülpesent Malzemeli Uygulama Bedeli, ...Uygulama Bedeli, ... Konsept proje bedeli, ... proje bedeli, Eftelya Restoran Kuruçeşme proje bedeli, ...Spor Salonu proje bedeli, ..., ... ve ... proje bedelleri,... proje bedeli. ... proje bedeli, ... Proje Bedeli ... Konakları Hazine Restoran ...Restoran Proje Bedeli ... Restoran (...) Proje Bedeli, ... Ofis Proje Bedeli" olduğunu, müvekkili şirket tarafından söz konusu 22.08.2019 tarihli ihtarnameye itiraz edildiğini, belirtilen projelere ilişkin hukuka aykırı bir kullanımın olmadığı ihtarnamenin mesnetsiz olduğunun ifade edildiğini, davacı şirket tarafından önce projelere ilişkin fatura kesilerek bedelleri talep edildiğini daha sonra ise ihtarname gönderilmek suretiyle kullanımının sona erdirilmesinin istenildiğini, söz konusu projeler müvekkili şirket tarafından uygulanmadığını, davacının bunların dışında kalan ve onaylanıp uygulanan projelerine ilişkin ödemelerin yapılmış olduğunu başkaca hak ve alacağının da olmadığını, aynı faturalara istinaden başlatılan icra takibine de müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, huzurdaki davanın ikamesine kadar uzun süre boyunca davacı tarafından davaya konu faturalara ilişkin başkaca bir işlem yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle üzere; davalının davaya konu faturalara itiraz etmemiş olması mal veya hizmetin teslim alındığına ve faturaların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun düzenlendiğine karine teşkil etmemekte dolayısıyla davalının borçlu olduğu anlamına gelmediğini, süresi içinde faturaya itiraz edilmemekle birlikte, uyuşmazlık söz konusu ise, sözleşmenin varlığını ve kural olarak, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü, diğer bir deyişle menfaatin sağlandığını ispat yükü, faturayı düzenleyip gönderen taraf üzerinde olduğunu, faturaya itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu adi karinesi doğar; yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de gereği gibi yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımadığını, faturalar taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini, yazılı bir eser sözleşmesi de bulunmadığından davacı taraf söz konusu sözleşmeyi, sözleşmenin içeriğinin gereği gibi yerine getirildiğini (malın teslim edildiğini, hizmetin veya eserin eksiksiz yapılmış olduğunu) ve faturaların sözleşmeye uygun düzenlendiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı taraf sözleşmeden doğan borcunu gereği gibi ifa etmediğini, müvekkili sözleşmeden kaynaklı borç altına girmediğinden faturaların dayanaksız olduğunu, geçerli bir sözleşme İlişkisinin bulunmadığı durumlarda fatura olarak gönderilen belgenin de faturanın hüküm ve sonuçlarını doğurması beklenmeyeceğini, müvekkili şirket tarafından davacıya bazı render ve çizim çalışmaları yaptırıldığını, bazı proje bazlı çalışmalarda davacının yardımına başvurulduğunu, ancak davacının yaptığı projelerin onaylanmadığı ve uygulanmadığını, ayrıca davacı onaylanan ve yapımı gerçekleşen projelerde yaptığı çizimler için ödemelerini aldığını, bunların dışında kendi talebi ile ihtiyaçlarını karşılaması için ödemeler yapıldığını, kendisinin şahsi borçları alacağından mahsup edilmek üzere müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bununla birlikte davacının ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, yapılan son 4 projede davalının müşterileri/işverenleri davacının sorumsuz ve çalışma ahlakına aykırı davranışlarını sebep göstererek ödemelerini yapmadıklarını, müvekkili şirket ise kendi ödemelerini yapabilmek için banka kredisi çekmek zorunda kaldığını, benzer şekilde birçok müşterinin davacıdan şikayette bulunduğunu, kendisiyle proje bazı da olsa çalışmaya devam edilmesi durumunda müvekkili şirketle, ilişkilerini keseceklerini belirttiklerini, dava dosyasında yer alan BA-BS formları incelendiğinde müvekkili şirkete ait BA formlarında davaya konu ticari işin yer almadığının görüleceğini, söz konusu işlem sadece davacının 2019 yılına ait BS formlarında yer almakta olduğunu karşılık BA verilmediği hususunun da belirtildiğini, ayrıca davaya konu ticari iş davalıya ait ticari defter kayıtlarında da yer almadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte faturalar sözleşmeye aykırı düzenlendiğini, faturalarda belirtilen miktarların fahiş olduğunu, 2019yılı mimarlık hizmet bedellerini rayiçleri incelendiğinde faturalarda belirtilen miktarların çok fazla olduğunun görüleceğini, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesinin talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... tarafından hazırlanan 18/01/2024 tarihli bilirkişi raporu,
... tarafından hazırlanan 03/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporu,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ...'nin 2022 yılına ait mal veya hizmet satımı-alımı ile ilgili BA / BS formları,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ...'nin 2019-2020-2021-2022 yıllarına ait BA / BS formları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, taraflar arasındaki eser ilişkisi uyarınca faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalıya mimarlık alanında hizmet verilmesi hususunda sözlü olarak anlaşıldığının, iş başına bedel almak üzere anlaşılan iş ilişkisinin 2016 yılından bu yana devam ettiğinin, 478.262,32-TL tutarlı fatura bedeline ilişkin 241.102,00-TL'lik ödeme mahsup edildiğinde bakiye 237.160,32-TL fatura alacağı bulunduğunun iddia edildiği, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmayarak iddiaların inkarı cihetine gidildiği, 20/09/2023 tarihli beyan dilekçesi ile ticari ilişki kabul edilmişse de tüm bedellerin eksiksiz olarak ödendiğinin savunulduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, 6100 sayılı HMK'nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK'nın 220/3.maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK'nın 222/5.maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 27/01/2022 tarih ... Esas...Karar)
Taraf iddia ve savunmaları, tarafların ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre tanzim edilen bilirkişi kök ve ek raporları ile, davalı tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı tarafın ibraz edilen yasal defterlerin 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi uyarınca sahibi olan davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı tarafın defter kayıtlarına göre dava tarihi olan 05/12/2022 tarihi itibariyle davalıdan 237.160,27-TL alacaklı olduğu, bu alacağın toplam 478.262,32-TL tutarlı dört adet faturanın bakiyesinden kaynaklandığı, davalının BA formuna göre alacak iddiasına konu faturanın beyan edilmediği, davacının alacaklı olduğuna kanaat getirilmesi halinde ... 27.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası içeriğine göre temerrüt oluşacağı, asıl alacağa değişen oranlarda avans faiz işletilebileceği kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dava dayanağı faturaya itiraz edilmemesi kural olarak akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerekir. Ayrıca taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura sayılmaz ve bu belgeye itiraz edilmemesi de bir sonuç doğurmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/09/2018 Tarih 2017/19-915; 1338). Zira fatura sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir.
Dosya kapsamında, davacı tarafından dava konusu olan faturaya itiraz edilmediğinden bahisle kendi ticari defter ve kayıtlarına göre dört adet fatura bedelinden kaynaklı davalı taraftan alacaklı olduğunun iddia edildiği, dava konusu olan faturalara konu hizmetlerin davalı tarafa verildiğine ilişkin kayıt sunulmadığı, davalının BA formuna göre alacak iddiasına konu faturaların beyan edilmediği, ancak mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı tarafın ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunmadığı, delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporu uyarınca davacının dava tarihi itibarıyla fatura bedeli bakiyesinden kaynaklanan alacak miktarının 237.160,27-TL olarak belirlendiği, davalının dava konusu olan fatura bedelini ödediğine dair herhangi bir delil sunulmadığı, öyleyse 6100 sayılı HMK'nın 222/5.maddesi de göz önünde bulundurularak davacının dava konusu yapmış olduğu bakiye fatura alacağını, ticari defter ve dayanak kayıtları ile birlikte, esas olan faturalar ve taraflara ait BA/BS formları ile ispat etmiş olduğundan davacının alacaklı olduğuna kanaat getirilmiştir.
Yargılama sırasında dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edilip edilmediği ve hizmetin verilip verilmediği hususlarındaki belirsizliği gidermek amacıyla davalının ticarî defterlerinin ibrazı istenmiş olmakla birlikte davalı tarafından ticarî defterler ibraz edilmediği gibi buna ilişkin herhangi bir mazeret de ileri sürülmemiştir. Mevcut durum itibariyle verilen hizmetlere ilişkin faturaların davalının ticarî defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunun, taraflar arasında çekişme konusu vakıalar ve davanın aydınlatılması kapsamında belirlenmesi zorunludur. Dolayısıyla 6100 sayılı HMK'nın 220/1.maddesi çerçevesinde davalının ticarî defterlerinin, davacı tarafça ileri sürülen hususların ispatına elverişli olduğu ve ibrazına ilişkin talebin kanuna uygun olduğu açıktır.
Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delil niteliğindedir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de, ancak 6100 sayılı HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bu durumda her iki tarafın ticari defterlerinin de incelenmesi zorunludur. Ancak karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defteri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden, verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde mahkeme karşı taraf defterindeki kayıtların doğru olduğunu kabul edebilir. Anlatılan bu nedenlerle, davacı tarafından karşı tarafın da ticari defter kayıtlarına dayanılmasına ve mahkememizce ticari defterlerini sunmayan davalı ... Ltd. Şti.'nin sözleşme ilişkisini ikrar etmekle ödeme iddiasında bulunmasına rağmen, ticari defterlerini sunmamasına göre dava konusu faturalara ilişkin alacaktan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 149/1.maddesi uyarınca zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. O halde zamanaşımı, sözleşmenin yapıldığı tarihten başlamaz. Zamanaşımı ancak alacağın muaccel hale geldiği tarihten başlayacaktır. Buna göre her ne kadar davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış ve zamanaşımı def'i ileri sürülmemişse de ıslaha karşı beyan dilekçesi ile zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü, davacının, davaya konu etmiş olduğu bakiye fatura tarihlerinin 04/03/2019 olduğu, o halde bu tarih ile ıslah tarihi olan 15/10/2024 arasında genel alacak zamanaşımı süresi olan on yılın dolmadığı açık olmakla zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 107/1 maddesi gereğince; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi, belirsiz alacak davası ile mümkündür. Söz konusu hüküm ile alacak miktarının belirsiz olduğu halde davacıya dilerse belirsiz alacak davası, dilerse de kısmi dava açabilme imkanı getirilmiştir. Eldeki davada ki talep hesaplanabilir nitelikte olup, belirsiz alacak davası koşullarını taşımamaktadır. Kaldı ki davacı vekili de 03/10/2023 tarihli beyan dilekçesi ile davanın kısmi dava olarak açıldığını beyan ettiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, bu itibarla talep artırımına konu olamayacağı, ancak ıslah yapılabileceği gözetildiğinde davacı vekilinin 15/10/2024 tarihli dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları, davacı tarafın ticari defter ve kayıt içerikleri, BA/BS formları, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ıslah yoluyla artırılan kısmi davaya konu edilen bakiye fatura alacağı sebebiyle davalının sorumluluğunun bulunduğu, dava tarihi itibarıyla davacının fatura bedeli bakiyesinden kaynaklanan alacak miktarının 237.160,27-TL olduğu, bilirkişi kök ve ek raporlarının dosya kapsamı ile uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporlara itibar edilmemesini gerektirir herhangi bir sebep bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
Davanın KABULÜ ile,
1-Fatura alacağı olan 5.000,00-TL'nin temerrüt (takip) tarihi olan 11/04/2019 tarihinden itibaren, 232.150,27-TL alacağın ise ıslah tarihi olan 15/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen dava değeri (237.160,27-TL) üzerinden alınması gereken 16.200,42-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 85,39-TL peşin harç ile 3.965,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.050,39-TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 12.150,03-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 85,39-TL peşin harç ile 3.965,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.050,39-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 4.125,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama yargılama gideri yapılmadığından bu hususta değerlendirmeye yer olmadığına,
6-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 37.945,64-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, davacının ve E-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/01/2025
Katip ...
Hakim ...
TASHİH ŞERHİ
6100 sayılı HMK m.304 "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." hükmünü içermektedir.
HÜKÜM:
Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı dosyasından verilen 21/01/2025 tarihli hüküm fıkrasında sehven bir rakam yanlış yazılarak (6 yerine 5 yazılarak) 232.150,27-TL şeklinde yazıldığı anlaşıldığından ve davanın tam kabulüne karar verilmesi sebebiyle bu hususun maddi hata olarak kabulü gerektiği açık olduğundan;
''Fatura alacağı olan 5.000,00-TL'nin temerrüt (takip) tarihi olan 11/04/2019 tarihinden itibaren, 232.150,27-TL alacağın ise ıslah tarihi olan 15/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine.'' yazıldığı anlaşılmakla mahkememiz dosyası HMK m.304 gereği resen ele alınmakla hükmün 1 numaralı bendinin,
''Fatura alacağı olan 5.000,00-TL'nin temerrüt (takip) tarihi olan 11/04/2019 tarihinden itibaren, 232.160,27-TL alacağın ise ıslah tarihi olan 15/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine.''
şeklinde TASHİHİNE,
Mahkememiz kararının bu şekilde tashihine, tashih şerhinin gerekçeli ek karar arkasına yazılmasına, HMK m. 304 hükümlerine göre karar verildi.
Katip ...
Hakim ...