T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/175 Esas
KARAR NO: 2023/973
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/03/2023
KARAR TARİHİ: 20/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle fatura karşılığı mal sattığını, fatura konusu malların davacının deposunda davalı tarafa teslim edildiğini, davalı şirketin cari hesap ve fatura alacağından kaynaklanan bakiye borcunu ödemediğinden aleyhine ... 33.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalının takibe itiraz ettiğinden takibin durduğunu ifade ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davaya konu ticari işin tarafı olmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, davacının sunduğu faturaların taraflar arasındaki davaya konu hukuki ilişkiyi ispata yeterli nitelikte olmadığını, müvekkili şirkete teslim edilmiş herhangi bir malın olmadığını, davacının mal teslimi hususunu ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı taraftan herhangi bir mal ve hizmet almadığını ifade ederek, davan reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 33. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası, ürün teslim belgesi, banka hesap dökümleri, cari ve açık hesap dökümleri, e-fatura dökümleri, BA ve BS formları, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ...sayılı arabuluculuk son tutanağı celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla Mali Müşavir ...'Ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Davacı şirketin tarafıma ibraz ettiği, elektronik fatura fotokopileri ile yevmiye defteri muavin hesap dökümünde takip tarihi ile davalı şirketten 39.005,01 TL alacağının işli olduğu, Davacı şirketin elektronik defter kullandığı ve davalıya kestiği dava konu edilen faturayı temel fatura senaryosu ile davalıya tebliğ ettiği, Sayın mahkeme tarafından tarafların bağlı olduğu vergi dairelerine müzekkere yazılarak BA-BS formları talep edilmiştir.Bu anlamda celp edilen ... Vergi Dairesi ... vergi kimlik numaralı ... A.Ş. mal/ hizmet alımlarına göre 2022 Yılında mal alış listesinde yer alan ... vergi kimlik numaralı ...Ltd.Şti den 1 adet fatura ile KDV hariç 50.003,74 TL mal/hizmet alışı yaptığını bildirmiştir. Sayın mahkemece celp edilen ... Vergi Dairesi ... vergi kimlik numaralı ... A.Ş. beyan ettiği mal/ hizmet alımlarına göre 2022 Yılında mal alış listesinde yer alan ... vergi kimlik numaralı ...Şti den 1 adet fatura ile KDV hariç 50.003,74 TL mal/hizmet alışı yaptığını bildirmiştir. Yargıtay karalarında BA-BS beyannameleri ile verilen bir içtihatta; “…BA BS Davalının BA formunda davacıdan satın aldığı mal/hizmet faturalarını vergi olarak bildirmiş olması karşısında davacı tarafça da faturaya konu alacağın varlığının ispat edilmiş olduğunun kabulü gerekir.(Yargıtay 19.HD.'nin 10/04/2017 tarihli 2016/7490 E., 2017/2932 K.sayılı emsal kararı). Bu durumda BA-BS beyannameleri gereği dava konusu 1 adet faturanın, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının da bu faturayı BA beyannamesi ile vergi dairesine bildirdiği, davacı ve davalının BA-BS beyannamelerinin birbirini teyit ettiği, davaya konu faturaların borçlu ve alacaklı tarafça bilinebilir olduğu, davalının faturaları tebliğ almış olduğu değerlendirildiği, Davacının, davalıdan ... 33. İcra Müdürlüğü ...E Sayılı Dosyası ile başlattığı ilamsız takipte, 39.005,01 TL asıl alacak 2.410,03 TL takip öncesi işlemiş faiz 41.415,04 TL alacak talep ettiği, Yapılan incelemede davacının 0,60 TL asıl alacak, 2.410,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.410,63 TL fazla ve yersiz talep olduğu ve reddinin gerekeceği, Davacının, davalıdan yine tarafların vergi dairesine beyanları ve Yargıtay 19.HD.'nin 10/04/2017 tarihli 2016/7490 E., 2017/2932 K.sayılı emsal kararı doğrultusunda 39.004,41 TL alacaklı olabileceği ve bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık %10,75 oranından başlayacak değişen oranlarda avans faiz işletilmesi gerekeceği mütalaa edilmiştir ...'' şeklinde tespit edilmiştir. Denetime açık ve gerekçeli bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Dava, ticari satıma dayalı ve faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında satıma dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davacının faturaya konu malları davalı tarafa teslim ettiği halde, davalının fatura bedellerinden kaynaklanan bakiye tutarı ödemediği, bu amaçla davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının davacı tarafa borcu olmadığını bildirerek itirazda bulunduğu, ödeme emrine itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve duran takibe devam edilmesi amacıyla davacı tarafından işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığından davacının alacaklı olamayacağını ileri sürmüş ise de; taraflar arasında ticari satıma dayalı açık hesap usulü işleyen cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davaya ve icra takibine konu alacağın faturadan kaynaklandığı, davaya konu faturanın davalı tarafından BA formu düzenlenerek Vergi Dairesi Başkanlığına bildirildiği, ayrıca fatura konusu malların dava dilekçesi ekinde sunulan sevkıyat belgesinden de görüleceği üzere davalı tarafa teslim edildiği sabit olmakla, davalının ticari ilişki olmadığına yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davalı savunmalarının temelini; salt fatura tanzim edilmesinin alacağı ispat etmeye yeterli olmayacağından davacının faturaya konu malları teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğine dayandırmıştır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/7819 Esas 2017/2738 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, fatura içeriği malların teslim edildiğini ispat külfeti davacıya aittir. Takibe ve davaya konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. H.D. 2018/2293 Esas, 2019/4962 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir." Aynı yönde başkaca karalar için bakınız. Yargıtay 19. H.D. 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve Y. 19. H.D. 2014/11846 E., 2014/15110 K. sayılı kararları da bu yöndedir.).
Bu amaçla, davacı tarafından düzenlenen ve davaya konu edilen ... numaralı 19/07/2022 tarihli ve KDV dahil 59.004,41 TL (KDV hariç 50.003,74 TL) tutarlı faturanın davalı tarafından Vergi Dairesi Başkanlığına bildirilip bildirilmediği yönünde müzekkere yazılarak araştırma yapılmış, BA form kayıtları dosya arasına celp edilmiş ve bilirkişi incelemesine gönderilerek rapor alınmıştır. Davalı şirketin ... Vergi Dairesi Başkanlığından temin edilen BA formlarında davacı tarafından düzenlenen eldeki davaya konu faturanın kayıtlara alınması için Vergi Dairesine bildirdiği / beyan edildiği belirlenmiştir. Davalının, davacı tarafından düzenlenen faturalara karşı yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, tam aksine bu faturaları kabul ederek ticari defter ve kayıtlarına işlenmesi için Vergi Dairesi Başkanlığına BA formu olarak bildirmesi karşısında; davacı tarafından dava konusu faturadaki malların davalıya teslim edildiğinin kabulü zorunludur. Başka bir anlatımla, davaya konu fatura hakkında BA formu düzenleyen davalının, fatura konusu malları teslim aldığının kabulü gerekmiştir.
Öte yandan, dava konusu faturadaki malların dilekçe ekinde sunulan sevkıyat belgesinde de sabit olduğu üzere (davacının deposundan teslim alınarak) davalı tarafa teslim edildiği noktasında duraksama yoktur. Açıklanan nedenler ve yukarıda değinilen emsal ilamlar gözetilerek, davalının malın teslim edilmediği yönündeki savunmaları yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, aynı hususlar mali bilirkişinin 06/11/2023 tarihli tarihli raporunda bilimsel olarak ve kapsamlı şekilde açıklanmıştır.
Alacak miktarının tespiti, takip tarihi itibariyle tarafların alacaklı - borçlu durumlarının araştırılması amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, HMK 222. maddesi hükmü uyarınca tayin edilen inceleme günü için ticari defterler ibraz edilmediği ya da bu konuda mazerete yönelik açıklamada bulunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceğinin taraflara ihtaratla bildirilmiştir. Bu hususta ticari defterlerin ibrazına yönelik meşruhatlı davetiye davalı vekiline e-tebligat yoluyla 18/09/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Ancak, davalıya yeterli süre ve imkanın tanınması ve meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği gibi inceleme gününde herhangi bir mazeret beyanında dahi bulunmadığı, açıklanan nedenlerle HMK' nın 222. maddesi gözetilerek davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu fatura sebebiyle davacının davalı taraftan 59.004,41 TL alacaklı olduğu, ancak davalının 30/09/2022 tarihinde 10.000 TL ve 16/12/2022 tarihinde 10.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL ödeme yaptığı davacı defterlerinde kayıtlı olup, nihayetinde davacının ticari defter ve belgeleri uyarınca, davacının takip tarihi itibariyle davalı taraftan 39.004,41 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4).
22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2020/1170 Esas, 2020/1325 Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur.
Davalı tarafa ticari defter ve belgelerini sunması, bu kayıtların incelenmesi noktasında gerekli uyarıların eksiksiz yapıldığı, meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun tebliğ edildiği, davalının incelemeden ve yasal sonuçlardan haberdar olmasına rağmen inceleme gününde hiçbir şekilde ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, bu noktada Mahkememizce eksik tahkikat yapılmamasına azami derecede özen gösterildiği ve davalıya yeterli süre ve imkan sunulduğu halde ticari defter ve belgelerini ibrazdan kaçındığı, ibraz edilememe noktasında hiçbir mazeret ve hatta açıklamada dahi bulunulmadığından mevcut ihtar, uyarı ve yasal düzenlemeler uyarınca davacı tarafından ibraz edilen ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının, dava konusu fatura sebebiyle icra takip tarihi itibariyle davalı taraftan 39.004,41 TL alacaklı olduğu sübuta ermiştir.
Mali bilirkişinin 06/11/2023 tarihli raporu gerekçeli, ayrıntılı, tarafların ve mahkemenin denetimine açık olup, muhasebe bilimi yönünden yapılan incelemelerin, açıklamaların ve hesaplamanın isabetli tespit ve değerlendirmeler içermesi sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Esasen, tarafların, özellikle de davalının bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyanı ve itirazı bulunmamaktadır.
Davacı ise yalnızca icra takibindeki işlemiş faiz tutarı yönünden rapora itirazda bulunmuş, TTK 1530. maddesi uyarınca takip öncesi temerrüt oluştuğundan ek rapor talepleri bulunmamakla birlikte mahkemece bu durumun nazara alınmasını ve işlemiş faize de karar verilmesini talep etmiştir. Bilindiği üzere, davacının icra takibinde davalıdan işlemiş faiz talebinde bulunması için davalının takip öncesinde temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Ancak, mali bilirkişinin de ifade ettiği üzere takip öncesinde davalının temerrüte düşürüldüğü noktasında dosya kapsamında hiç bir delil (ihtarname vs..) bulunmamaktadır / sunulmamıştır. Dolayısıyla, davalı borçlu bakımından temerrüt, icra takibiyle birlikte gerçekleşmiştir. O halde, davalı icra takibiyle birlikte temerrüte düştüğünden, icra takibinde davalı borçludan işlemiş faiz talebinde bulunulması mümkün görülmemiştir. Davacı takip öncesi işlemiş faiz yönünden TTK 1530. maddesi uyarınca temerrüt oluştuğunu iddia ederek rapora karşı itirazda bulunmuş ise de; İSTANBUL BAM 12. HD. 2019/680 E., 2021/701 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere takip öncesi işlemiş faiz bakımından "..Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmesi taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemez. Somut olayda, faturaya dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Bu nedenle davacının takip öncesi işlemiş faize ilişkin talebi yerinde değildir." şeklinde durum açıklanmıştır. Bu itibarla, Mahkememizce yapılan yargısal yorum ve takdir ile; az önce belirtilen emsal istinaf ilamı uyarınca, davalının icra takibi öncesinde temerrüte düşürüldüğü davacı tarafından ispatlanamadığından , dosya kapsamında takip öncesi temerrütü ispatlayan bilgi, belge ve delil bulunmadığından davalının takiple birlikte temerrüte düştüğü anlaşılmakla, davacının takip öncesi işlemiş faize yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında: gerekçeli ve denetime elverişli olması, ayrıca taraflarca da itiraza uğramaması sebebiyle mahkememizce hükme esas alınan 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitler neticesinde, davacının takip tarihi itibariyle davalı taraftan 39.004,41 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddine, ayrıca icra inkar tazminatı talebi bakımından, alacağın likit ve muayyen olduğu, İİK 67/2. maddesindeki yasal koşulların oluştuğu görüldüğünden davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
1-Davalının ... 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 39.004,41 TL Asıl Alacak üzerinden ve takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın ( 39.004,41 TL ) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Kabul edilen dava değeri ( 39.004,41 TL ) üzerinden alınması gereken 2.664,39 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 707,27 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 1.957,12 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 707,27 TL peşin harç, 1.750,00 TL bilirkişi ücreti ile 80,00 TL posta masrafı ve 400,00 TL bilirkişi yol masrafı olmak üzere toplam 2.937,27 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.766,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 2.410,63 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre;
a) 2.938,39 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) 181,61 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK'nın 333.maddeesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/12/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır