T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/291 Esas
KARAR NO : 2025/496
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 25/04/2023
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/03/2014tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilmeyen faili meçhul aracın seyir halinde iken yaya halinde olan ...'ye çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkili ...'nin yaralandığını, taraflarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, müvekkilinin haksız olarak mağdur edilmeye devam edildiğini, müvekkilinin bu mağduriyetinin ve malumiyet zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak ödenmesi için dava açma mecburiyeti doğduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş göremezlik, 250,00 TL bakıcı gideri, 250,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 2.000,00 TL kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: 10.02.2021 tarihli ...Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adlı Tıp Anabilim Dalı Tarafından düzenlenen raporda meslekten kazanma gücü kaybı %11,20 oranında belirtilmesine rağmen müvekkili kurumunun medikal danışmanlık firması tarafından yapılan inceleme sonucunda meslekte kazanma gücü kaybı olmayacağının tespit edildiğini, rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, davaya konu kazadan dolayı tazminat talebi zamanaşımına uğradığnıdan davanın reddi gerektiğini, davayı ... tarafından itiraz hakem heyeti gereğince...-K-... ve...başvuruları kesin hüküm teşkil etmesine rağmen davacı kötü niyetle haksız kazanç sağlamak amacıyla dava açıldığını, müvekkili kurumun geçici bakıcı ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, davacının maluliyet ile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için davacının öncelikle maluliyet oranı ve malul kaldığını hastane raporu ile belgelendirmesi gerektiğini, sonuç olarak maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik kapsamında düzenlenmediğinden hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, kusur oranının bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, sosyal güvenlik kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, ... Hesabı'nın sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebin esastan reddine, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... tarih,... numaralı Adli Tıp Kurumu müzekkeresi,
... Hastanesi'nden hasta epikrizi,
... Üniversitesi Rektörlüğü Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği'nden adli kurul raporu,
... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği'nden CD, muayene belgeleri, tıbbi belgeler,
... Hesabı'ndan hasar dosyası,
... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden İPC ve Rücu dosyası,
... Polis Merkezi Amirliği'nden araştırma tutanağı, ... numaralı belge,
... Cumhuriyet Başsavcılığı Zamanaşımı Bürosu'nun ... sayılı soruşturma dosyasının tüm UYAP kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, 19/03/2014 tarihli trafik kazasına ilişkin davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri isteminden ibarettir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Aynı Kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Öte yandan, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 19/03/2014 tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, Mahkememizce tüm tedavi evraklarının celbi akabinde dosyanın ilgili yönetmelik hükümleri dikkate alınarak rapor tanzim edilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu ...İhtisas Kurulu'nun10/07/2024 tarihli ve...sayılı ön raporu doğrultusunda davacı hakkında "Yeni çekilecek, kırık/yaralanma alanını içine alan iki yönlü direk grafilerin mümkün olduğu takdirde dijital ortamda (DICOM), bu incelemelerin düzenlenecek raporları ile birlikte teminen gönderilmesi" amacıyla rapor düzenlenebilmesi için Mahkememiz kalemine başvurmak ve elden takip yetkisi almak üzere öncelikle süre ve imkan verildiği, akabinde gerek davacı vekili gerekse davacı asil adına ayrı ayrı tebligat çıkartılarak kesin süre verildiği, kesin süreye riayet edilmemesinin sonuçlarının açıkça ihtar edildiği, buna karşın eksikliklerin giderilmesine yönelik başvuru yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu sebeple, tedavilere dair eksik tüm belgeler de dosyaya konularak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması amacıyla davacı asil ve davacı vekili adına ayrı ayrı usulüne uygun tebligat çıkartılmış olmasına karşın, belirlenen kesin sürelerde başvuru yapılmadığından ve davanın reddine karar verileceği hususu açıkça ihtar edildiğinden, ayrıca eldeki celp edilen delillere göre ATK tarafından dosya üzerinden rapor düzenlenmesi mümkün olmadığından ve bu sebeple ön rapor düzenlendiğinden ve güncel durumun tespiti talep edildiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar) ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın başlangıçta peşin alınan 179,90-TL peşin harçtan mahsubu ile, eksik olan 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 2.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2025
Katip
Hakim