T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/370
KARAR NO: 2024/399
DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ: 29/05/2023
KARAR TARİHİ: 22/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; geçici konkordato mühleti ile birlikte mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirlere karar vereceği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri atayacağı hükme bağlandığı, konkordatonun başarıya ulaşması ile kastedilen husus, konkordato talebinde bulunanın mali durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığı veya konkordato teklifinin tasdiki şartlarının yerine gelip gelemeyeceği noktasında, alacaklı sayısı ve alacak miktarı gerektiriyorsa, üç kişinin geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilebilmesine imkan tanındığı, maddenin birinci fıkrasında 297 nci maddeye yapılan atıf sınırlı şekilde anlaşılmaması gerektiği, mahkeme uygun gördüğü takdirde borçlu aleyhine başlatılmış veya talepten sonra başlatılacak icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına veya yasaklanmasına da karar verilebileceği, yalnız, buradaki yasaklamanın icra ve iflas takibinin başlatılamaması olarak değil, başlatılıp yürütülememesi, örneğin ödeme emri gönderilememesi olarak anlaşılması gerektiği, şirketlerin mallarının muhafazası için gerekli tedbirler zımnında, şirketlerin malvarlıklarının korunması amacı ile konkordato mühletinin sonuna kadar, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere şirketlere karşı icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine, işbu konkordato talebinden önce şirketlere karşı 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasına, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasına, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına, mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında, mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasına, şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine, alacaklı bankalardaki şirket hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasına, mühlet ve tedbir öncesinde gönderilen, müstakbel alacakların da haczi içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına, mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve şirketler lehine doğacak alacakların şirkete ödenmesine, geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine, mühlet boyunca şirket tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine; konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğinden, şirketlerin malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak şirkete yed-i emin olarak teslimine, 6183 sayılı Kanuna ilişkin alacak ve icra takipleri dahil olmak üzere, İİK md. 286, 287, 288, 289 vd. maddeleri uyarınca ve HMK md. 389 vd. maddeleri gereğince icra takiplerinin, ihtiyati haciz, haciz, tahliye, teslim, takas, blokaj, mahsup,temlik, protesto, hapis hakkına ilişkin satış ve muhafaza tedbirlerinin tensiben durdurulmasına ve yapılacak olanların tensiben yasaklanmasına, rehinin paraya çevrilmesine ilişkin haciz işlemlerinden dolayı satış ve muhafaza işlemlerinin tensiben durdurulmasına, alacaklılar tarafından yeterli çoğunlukla kabul edilmesi halinde konkordatonun tasdikine, İİK md. 297 gereğince müvekkil malvarlığının korunması ve muhafazası için gerekli olan tüm tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK m.286 vd.hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir.
İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir.
Mehil kararından itibaren borçlu,komiserin nezareti altındadır. Bu süre içinde borçlunun davranışları mühim olduğu gibi tahkik edilen mali durumu, bilanço ve hesapları itibariyle birçok kusurların meydana çıkması da mümkündür. Bazen, alacaklıların müracaat veya itirazda bulunmaları sayesinde borçlunun (bilinmeyen taraflarının) açığa çıkması ve komiserin aydınlatılması da ihtimali dahilindedir. İşte borçlu,bu süzgeçten geçip alacaklıların zararına olarak doğruluk haricinde,pek büyük hiffetle hiçbir iş yapmadığı takdirde hüsniyet bakımından konkordatoya ehil ve layık sayılır. (Enver Buruloğlu-Yuda Reyna,Konkordato Hukuku ve Tatbikat, İstanbul,1968,Sayfa 58)"
Mahkememizce davacı lehine 01/06/2023 tarihi itibariyle üç ay geçici mühlet kararı verildiği, 24/07/2023 günü itibariyle ek iki ay süre ile geçici mühletin uzatıldığı, akabinde 20/10/2023 tarihi itibariyle kesin mühlet aşamasına geçildiği, kesin mühletin devam ettiği aşamada komiser heyeti tarafından belli aralıklarla raporların sunulmaya devam edildiği tartışmasızdır.
Kesin mühlete geçildiği duruşmada ise;
"Mahkememizce hazırlanmış olan tensip tutanağınında aynen;
"İİK. 287. maddesi uyarınca geçici mühlet hakkında İİK. 291. maddesi ve İİK. 292. maddesi kıyasen uygulanacağından;
İİK. 291. maddesi gereğince geçici komiser heyeti tarafından, davacının konkordato talebi ile amaçladığı iyileşmenin gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde derhal ara rapor ile bu hususun mahkememize bildirilmesine,
İİK. 292. maddesi uyarınca, konkordato isteminde bulunan davacının malvarlığının korunması için iflasın açılmasının gerektiğinin tespit edilmesi halinde veya konkordatonun başarıya ulaşılamayacağının anlaşılması durumunda ya da davacının İİK. 297. maddesine aykırı davranması veya geçici komiser heyetince verilen talimatlara uymaması halinde bu hususların da rapor edilerek derhal mahkememize bildirilmesine,
Ayrıca sürenin başladığı tarihten itibaren bir aylık süre içinde ve takip eden bir aylık süre içinde faaliyetlerine ilişkin ara raporlarını dosyaya ibraz etmelerine, davacının faaliyetlerine nezaret etmek suretiyle İİK.'da verilen diğer görevleri yerine getirmelerine,
b)Konkordatonun başarıya ulaşması, davacının malvarlığının ve alacaklıların menfaatinin korunmasını teminen;
Davacının faaliyet konusu, iş hacmi ve işletmenin hal ve durumu dikkate alınarak davacıya geçici komiser heyetince verilen talimatların ilk ara rapor ile mahkememize sunulmasına" dair ara kararın mevcut bulunduğundan tensip tutanağındaki bu ara kararın dikkate alınması,
Geçen süre karşısında bu hususlarda olumlu veya olumsuz değerlendirmelerin kayda dayalı olarak yapılması,
Sunulacak bilirkişi kurulu raporunu incelemeleri,
Bu çerçevede tensip tutanağında açıklandığı üzere İİK m.292 hükmünde belirtilen hususların tek tek gerçekleşip gerçekleşmediği ile ilgili muhasebesel, işletmesel ve finansal incelemenin yapılması,
Ayrıca konkordato komiser heyetinin davanın açıldığı tarihten itibaren tahakkuk eden, muaccel hale gelmiş ve ancak ödenmemiş komiser ücretlerinin olup olmadığı, var ise hangi aya ilişkin ve hangi tutarda ödenmeyen komiser ücreti olduğunun açıklanması,
Amacıyla komiser heyetinin en geç iki ay içinde ek raporunu dahi sunmasına, şeklinde ara karar oluşturulmuştur.
Ayrıca aynı duruşmada;
" III-1)-Davacı şirket hakkında konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu 18/10/2023 tarihli raporun irdelenmesi,
Davacı vekilinin 18/10/2023 tarihli rapora yönelik beyanların incelenmesi,
"2-b maddesinde" tek tek belirtilen hususların tek tek irdelenmesi,
Özellikle yapılacak araştırmalarda davacı şirketin işletmesel, muhasebesel ve sektörel açıdan durumları irdelenmek suretiyle rapor sunulması,
Bu çerçevede yine davacı şirket yönünden İİK m.292 hükmünde belirtilen hallerin tek tek işletmesel, muhasebesel ve sektörel açıdan oluşup oluşmadığı hususunun araştırılması,
Amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına,
şeklinde dahi ara karar oluşturulmuş, bu çerçevede tahkikata yön verilmiştir.
Duruşma aşamasında davacı vekili ve davacı şirket temsilcisinin huzuruyla duruşmalar icra edilmiş, davacı şirketin eski ve yeni temsilcisi dinlenmiştir.
Uyuşmazlık, davacının konkordato projesinin tasdikinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Kesin mühlet aşamasında oluşturulan ve yukarıda açıklanan ara kararlar gereği davacı yönünden kesin mühletin kaldırılmasının gerekip gerekmediği ve davacı yönünden iflas kararının verilmesinin mümkün olup olmadığı yargılama aşamasında tartışılmıştır.
Bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu 18/01/2024 tarihli raporunda "borçlu şirketin 31.10.2023 tarihi itibariyle kaydi değerli özkaynakları (*) 7.705.634 TL olup kaydi değerlere göre borca batık durumda olmadığı, kıymet takdir raporlarının eksikliği nedeniyle rayiç yönden borca batıklığın tespit edilemediği, yapılan mali ve muhasebesel açıklamalar doğrultusunda; borçlu şirketin yapılan hedeflemiş olduğu satış ve karlılığı yakalayamamış olması, komiser heyeti raporuna dayanak olan 30.09.2023 ile raporumuza dayanak olan 31.10.2023 verileri arasında geçen 1 aylık süreçte de bu durumun devam ettiği ve ayrıca borçlu şirkete altı aylık süre içerisinde nezaret eden komiser heyetinin olumsuz görüşü birlikte değerlendirildiğinde, sunmuş olduğu revize projesinde yer alan kaynakların yetersiz kalma ihtimalinin yüksek bir ihtimal olup ve borçlu şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesinin kuvvetle muhtemel olmadığı, sektörel yönde altında yapılan açıklamalar doğrultusunda; davacı şirketin revize konkordato projesinde tahminlediği satışların büyük bir kısmını yapacağı ..., ..., ..., ... vd. Ulusal Zincir müşterileriyle Nisan 2023 ayından bu yana çalışmadığı, şirketin gelinen dönemdeki asıl sorunun satış geliri üretecek bu müşterilerini kaybetmiş olması olarak tespit edildiği, bu taktirde gelir yoksa proje nasıl başarılı olabilir konusuna davacı tarafın açıklama getirmesi gerektiği, davacı şirketin “Yurt İçi ve Yurt Dışı” satış tahminlerini gerçekleştirebilmek için beyan edilen bir “iş planlamaları”nın bulunmadığı, özellikle satış planlamalarının olmadığı, satış planlamasına bağlı olarak yürütecekleri ürün ve tedarikçi planlamalarının da bulunmadığı, ayrıca yukarıda 6.1.2. maddesinde incelenen ve 31/10/2023 mali tablolarındaki zararın büyük ölçekteki nedenlerinden biri olan “iade faturaları” hususuna davacı tarafın müşteri bazında detay açıklama getirmesi gerektiği" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Bunun üzerine konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu 26/02/2024 tarihli raporlarında "davacı şirketin ticari defter kayıt ve belgeleri ile faaliyet adresinde yapılan incelemelere göre konkordato sürecinde şirketin faaliyet adresinde ve sermayesinde herhangi bir değişiklik olmadığı, ancak şirket hisselerinin tamamının eşler arasında devredilmesi suretiyle ortaklık yapısının değiştiği, mevcut verilere göre sağlık gerekçeleriyle yapıldığı bildirilen hisse devrinin alacaklıları zarara uğratma kastı ile yapıldığında dair herhangi bir tespit yapılamadığı ancak rapor içerisinde açıklanan gerekçelerle hisse devrinin davacı şirketin konkordato projesi ve süreci açısından olumsuz olduğu, davacı şirkete ait bilgi ve belgelere göre halihazırda İstanbul'da işyerinin yanmış olması nedeniyle hiçbir faaliyetinin olmadığı, Niğde'de ise yok denebilecek kadar sınırlı bir faaliyetinin bulunduğu, şirketin İstanbul'daki merkezinde iki ...'deki şubesinde ise üç tane olmak üzere beş tane sigortalı çalışanın bulunduğu, Mahkemenin 10/02/2024 tarihli ara karar gereği borçlunun yangın olayı karşısında davacı vekilinin konkordato sürecinin yönetimi ve adı geçen kararın icra olunması açısından ara kararı icra etmesine engel bir halin oluşup oluşmadığı, bu nedenle belirtilen yangın olayı nedeniyle davacıya yeniden süre verilmesinin gerekip gerekmediği noktalarında yapılan araştırmalarda yangın öncesinde borçlunun faaliyetlerinin olumsuz yönde gittiğinin önceki raporlarda açıklandığı, konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı, bu sebeple yangın olmasının herhangi bir değişikliğe sebebiyet vermediğinden yeni bir süre verilmesine gerek olmadığı, davacı şirketin 31/12/2023 tarihli mali verilerine göre konkordato sürecinde varlıklarının zincir marketlere mühlet öncesi yapılmış olan satışlara ait iadelerden kaynaklı olarak alacakların azalması nedeniyle 30.665.412,77 TL tutarında azaldığı, borçlarının özellikle kamuya olan borçlardaki artışa bağlı olarak 6.699.889,09 TL arttığı, bunlara bağlı olarak da öz varlığının ise 37.265.301,86 TL azaldığı, 31/12/2023 tarihine kadar olan dönemde 3.689.739,03 TL brüt satış hasılatı elde ettiği ancak satış iadeleri ile katlandığı gider ve maliyetler nedeniyle 37.265.301,86 TL tutarında zarar ettiği, mali durumunun iyileşmediği bilakis kötüye gittiği, borca batıklık miktarı hesaplandığında ise şirketin 73.904.293,25 TL tutarında borca batık çıktığı, farklı hesaplama yöntemlerine göre miktarı değişmekle birlikte davacı şirketin güncel olarak her halde 50.000.000,00TL olan sermayesinin tamamını kaybettiği ve borca batık durumda bulunduğu, kesin mühlete geçmeden önce açıklandığı üzere davacı şirketin mali durumunun iyileşme ümidinin bulunmadığı, davacı şirketin gelinen bu aşamaya kadar somut hiçbir kaynak yaratamamış olması ve de mevcut mali verilerin ile faaliyet hacmine göre konkordato projesinde öngördüğü miktarda kaynağı yaratmasının da mümkün gözükmemesi nedeniyle konkordatonun tasdiki için gereken kaynak şartının sağlanamayacağının anlaşıldığı, enflasyonist ortamda davacı şirketin teklifinin -ilave faiz içermemesi ve ödemenin yedi yıl gibi uzun bir süreye yayılması nedeniyle- günün ekonomik koşullarına göre iflasa nazaran faydalı gözükmediği, mevcut verilere göre konkordatonun tasdiki için gereken diğer şartlarında sağlanamayacağının anlaşıldığı, sonuç olarak şirketin mali durumunun iyileşme ümidinin olmadığı ve konkordato teklifinin tasdik şartların da oluşmayacağı anlaşıldığından konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün gözükmediği, konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı, görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı, İİK'nun 292. maddesindeki şartlar yönünden bakıldığında davacı şirket açısından rapor içerisinde açıklanan gerekçelerle (a) ve (b) maddesindeki şartların gerçekleştiği, dolayısıyla konkordato mühletinin kaldırılması gerektiği ve borca batık durumda gözükmesi sebebiyle takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere iflas kararı da verilebileceği, (c) ve (d) maddesindeki şartların ise gerçekleşmediği, gelinen bu aşamaya kadar tahakkuk edip de davacı şirketçe ödenmemiş olan herhangi bir komiser ücretinin bulunmadığı" şeklinde görüş sunmuşlardır.
"Davacı vekilinin 21/03/2024 tarihli dilekçesi ve ekleri, bu tutanak çerçevesinde sunacağı dilekçe ve içeriği dikkate alındığında, davacı vekilinin dilekçelerinde açıklamış olduğu devir iradesinin, davacı borçlu şirketin mali durumunun iyileştirilmesine yönelik sonuç doğurup doğurmayacağı, borçlu şirketin faaliyetinin sonlanması sonucunu doğurup doğurmayacağı, bu işlemin alacaklıların menfaatinde olup olmayacağı, alacaklıların alacaklarını tahsil kabiliyetinin azalması noktasında bariz risk içerip içermediği, bu devre yönelik talebin ön projede veya revize projede doğrudan veya dolaylı olarak öngörülmüş bir tercih olup olmadığı, devre esas unsurlar ve kararlaştırılan bedelin daha önce yaptırılan rayiç değerlemelere dair rapor içerikleri dikkate alındığında kabul edilebilir bir bedel olup olmadığı, davacının teklif ettiği devrin projenin gerçekleşmesine hizmet eder nitelik taşıyıp taşımadığı, yapılacak devir işleminin ileride tasarrufun iptali davasına konu olma ihtimali dikkate alındığında devre engel hal olup olmadığı, sonuç olarak davacının dilekçesinde ve ek belgelerde (100 sayfa civarıdır) açıkladığı devre yönelik iradenin, alacaklıların zarara uğraması noktasında alacaklılar aleyhine bir hal yarattığının yaklaşık ispat seviyesinde anlaşılır durumda olup olmadığının muhasebesel, işletmesel, finansal ve hukuki yönden incelemesinin yapılarak bu noktada ve öncelikle komiser heyetinin gerekli raporunu hazırlamasına" dair ara karar oluşturulmuş, tahkikat genişletilmiştir.
Bu defa konkordato komiser heyeti 02/05/2024 tarihli raporunda "davacı şirkete ait bilgi ve belgelere göre halihazırda ...'da işyerinin yanmış olması nedeniyle hiçbir faaliyetinin olmadığı, ...'de ise herhangi bir faaliyetinin olmadığı, konkordato süreci içerisinde davacı şirketin herhangi bir kaynak yaratamadığı, mali durumunun iyileşmediği, bilakis oluşan zararlar nedeniyle kötüye gittiği, bir önceki raporunda ve Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacı borçlu şirketin güncel rayiç değerlerine göre borca batık durumda olduğu, faaliyetlerin devamı ile elde edeceği gelir ve kârlar ile mal durumunun iyileşme ümidinin ve borçlarını ödeyebilme ihtimalinin bulunmadığı, davacı borçlu şirket gelinen konkordato sürecinde gelinen bu aşamada borçlarını malvarlıklarının tamamını satarak ödeme isteğinin faaliyetlerin devamı esasına göre hazırlanmış olan ve başarısı tamamen faaliyet gelir ve karlarına bağlı olan konkordato projesinin kökten değiştirilmesi anlamını taşıdığı, davacı borçlu şirketin mevcut projesinde gerektiği takdirde sermaye artışı yapılabileceği, taşınır ve taşınmaz mal varlıklarının da satılabileceğini ifade etmiş ise projede bunların detaylarının açıklanmadığı, somutlaştırmadığı, halihazırda ortada değişen şartlarda yani borçların mal varlıklarının satışı ile ödenmesi durumunda alacaklıların alacaklarına hangi oranda kavuşacakları, alacaklılara ödenecek miktarın alacaklıların iflas halinde elde edebileceği muhtemel miktardan fazla olup olmadığı, alacaklıların alacaklarını hangi zaman aralığında tahsil edeceği gibi İ..K.'nun 286. maddesi gereğince projede yer alması gereken ve doğrudan alacaklıları ilgilendiren soruların cevaplarını içeren bir proje bulunmadığı, bu haliyle gelinen bu aşamadaki borçların mal varlıklarının satılarak ödenmesi teklifinin alacaklılar açısından belirsiz ve soyut olduğu, ayrıca eldeki mevcut verilere göre davacı borçlu şirketin mal varlıklarının konkordato sürecinde satılarak ödenmesi teklifinin rapor içerisinde ayrıntılı olarak arz edilen nedenlerle adi alacaklıların lehine olarak yorumlanmasının mümkün olmadığı, satılmak istenen malların satışına izin verilmesi halinde izah edildiği üzere somut olay bağlamında tasarrufun iptaline konu olsa bile davanın alacaklılar yönünden müspet sonuçlanmayacağı, davacı borlu şirketin mal varlıklarının konkordato sürecinde satılarak ödenmesi teklifinin alacaklıların lehine olarak yorumlanamayacağı, komiser heyetinin önceki raporlarında ve Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında ifade edildiği üzere konkordatonun başarı ihtimali bulunmadığından ve davacı borçlu şirket güncel rayiç değerlerine göre borca batık durumda olduğundan takdiri Mahkemeye ait olmak üzere İİK. m. 292. (a) ve (b) uyarınca konkordato mühletinin kaldırılarak iflas kararı verilebileceği" şeklinde görüş sunmuşlardır.
Bu arada yine mahkememizce oluşturulan 28/02/2024 tarihli ara kararda "Kıymet takdirine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesince atanan bilirkişi kurulunun en son sunmuş olduğu ek rapor ve özellikle bu ek raporu benimseyen konkordato komiser heyetinin 24/02/2024 tarihli raporu, konkordato komiser heyetinin borca batıklığa esas kıldığı rapor içerikleri, mahkememizce kıymet takdirine yönelik itirazların ise red olunmuş olması dikkate alındığında davacı şirketin borca batık olup olmadığının tespiti, borca batıklığa dair 26/02/2024 tarihli komiser heyeti raporuna iştirak edilip edilmediği, ayrıca borca batıklık dışında konkordato komiser heyetinin davacı vekilinin talepleriyle ilgili ve mahkememizin ara kararları çerçevesinde bu raporda hazırlamış olduğu görüşlere işletmesel, muhasebesel, sektörel ve teknik açıdan itibar edip etmediklerini, açıklamaları, özellikle bilirkişi kurulu raporunun 18/01/2024 tarihli raporlarında davacı şirketin rayiç yönden borca batıklığının kıymet takdir raporlarının eksikliği nedeniyle tespit olunamadığı yönündeki görüşlerini tamamlayıcı nitelikte kanaatlerini açıklamaları, bu suretle bu hususta dahi gerekçeli ve denetime elverişli rapor sunmaları hususunda görevlendirilmelerine, bu suretle özellikle davacı şirketin güncel ve fiilen borca batıklığı olup olmadığı, ayrıca davacı şirket vekilinin bir hafta içinde sunması muhtemel teklif mektubu içeriği ve sunacağı dayanak evrakların daha önce varılan görüşü muhasebesel, işletmesel ve sektörel anlamda değiştirici yönünün olup olmadığı konusunda dahi bilirkişi kurulunun ek raporunu hazırlamasına" dair ara karar oluşturulmuştur.
Bunun üzerine muhasebe, işletme ve makine mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu hazırlamış olduğu 04/04/2024 tarihli raporda "gerek .... ilinde yapılan incelemeler sonucunda tanzim edilen ek raporda ve gerekse İstanbul ilinde yapılan incelemeler sonucunda; şirketin makine, teçhizat, demirbaş ve taşıtlara ilişkin yapılan kıymet takdirinin alınan raporlar tarihi itibariyle kadri maruf olduğu, şirketin 31.12.2023 tarihli rayiç özkaynaklarının (-) 72.467.912,89 TL olarak hesaplandığı, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in Geçici 1. maddesi dikkate alınarak yapılan hesaplamalarda ise borçlu şirketin 31.12.2023 tarihli rayiç özkaynaklarının (-) 64.306.456,97 TL olarak tespit edildiği ve şirketin her iki durumda da borca batık durumda olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde somut olay açısından fayda bulunmaktadır.
İİK m.292 hükmüne göre;
"İflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi halinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar verir:
a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsaya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
İflasa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hallerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder."
297. maddesinde ise; "Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir.
Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi halde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır.
Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292 nci madde çerçevesinde karar verir."
Adı geçen düzenleme dikkate alındığında somut olay açısından İİK m.292 hükmünde yer alan somut koşul vakıaların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kesin mühlet aşamasına geçildikten sonra komiser heyetinin ve bilirkişilerin sunmuş oldukları kök ve ek raporlar dikkate alındığında özellikle 26/02/2024 tarihinden sonra davacı şirketin ... ilindeki faaliyetlerinin durduğu, ... ilinde ise çok sınırlı şekilde faaliyetinin devam ettiği, davacı şirketin kamuya ait borçlarının giderek attığı, öz varlığının ise azaldığı, şirketin iyileşme ümidinin kalmadığı, kaynak yaratmasının ise mümkün bulunmadığı, şirketin aktiflerinin ise başka bir kişiye devrinin konkordato kurumu açısından uygun olmadığı, esasen davacı şirketin aktif varlığının satılarak devri noktasındaki teklifin belirsiz ve soyut nitelik taşıdığı, konkordato teklifinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin borca batık olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Esasen bilirkişi kurulu raporu bu açıdan konkordato komiser heyeti raporları ile uyumludur. Bu durum İİK m.292/f.2 bend (1) hükmünde öngörülen şeklide konkordatonun başarıya ulaşamayacağı noktasında kanaat verici delil niteliğindedir. Gerek konkordato komiser heyetinin ve gerekse içinde makine mühendisinin dahi bulunduğu bilirkişi kurulu görüş ve raporları bu noktada açık, gerekçeli ve birbirleriyle uyum içerisindedir. Sadece bu hal dahi, tek başına kesin mühletin kaldırılması nedenidir.
Kesin mühletin devam ettiği aşamada davacı şirketin fabrikasında yangın olmuş ve çok ciddi düzeyde malvarlığı yanarak yok olmuştur. Davacı şirket yönünden bu durum bir mücbir sebep olsa dahi konkordato talep eden lehine kesin mühletin verildiği, mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırıldığı bir süreçte davacı tacirin alacaklıların alacağını temin eden bu malları sigorta ettirmemesi, bu noktada kayıtsız kalması kabul edilemez. Davacı tacirin konkordato kurumunun imkanlardan yararlandığı, bu sürecin devam etmesinde alacaklıların doğal olarak fedakarlık eden durumunda oldukları açık iken davacının, alacaklıların alacağını yüksek düzeyde karşılayabilecek 6.288.250,00 TL değerinde olduğu bildirilen malları sigorta ettirmemesi dürüstlük kurallarına aykırıdır. Davacının konkordato mühleti içinde iyi niyet kurallarına uygun hareket etmemesi durumunda konkordatoya ehil veya layık kabul edilebilmesi, yukarıda da açıklandığı üzere mümkün değildir. Bu hal dahi münhasıran kesin mühletin kaldırılması ve konkordato talebinin reddini gerektirmektedir.
Davacı olan şirketle ilgili hazırlanan gerek komiser görüşü ve gerek bilirkişi kurulu raporu dikkate alındığında özellikle kesin mühlet süresi içinde davacı şirketin zararının giderek arttığı, borçlunun mali durumunun iyileşme durumunun bulunmadığı, son aylarda faaliyetinin dahi bulunmadığı, bu durumun doğal olarak aktifin azalmasına yol açıcı etkiler doğurduğu açıktır. "Kesin mühletin verildiği tarihte alacaklıların alacaklarına ayrılmış olan aktifin daha fazla erimesine göz yumulamaz. Mühlet içinde alacaklıların zararı giderek artıyorsa, borçlunun mali durumunun iyileşme ihtimali olsa bile sürenin sonuna kadar beklenmesi gerekmez. Borçluya tanınan konkordato mühleti borçların ödenmesine tahsis edilen aktifi azaltmamalı; mümkün ise mühlet içinde elde edilebilecek uygun paraya çevirme fırsatları sayesinde, mevcut aktif artırılmalı veya en azından aynı kalmalıdır. Özetle alacaklılar konkordato mühleti sonunda iflas tasfiyesine nazaran daha fazla alacak elde edebilecek durumda olmalıdırlar. Bu şart sadece konkordato mühleti verilirken değil, kesin mühlet boyunca da yerine gelmelidir. Aksi durumda, mühlet kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilir." (Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ, Prof. Dr. Güray ERDÖNMEZ, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2018, Sayfa 66). Somut olayda borçlunun malvarlığının korunması açısından iflas açılmadığı takdirde artan zarar kalemleri karşısında borçlunun malvarlığının aynen korunması da mümkün olamayacaktır. O halde borçlunun malvarlığının korunması açısından dahi kesin mühletin kaldırılması gerekir.
Yine somut dava dosyası gözetildiğinde, davacı olan şirketin mali durumunun düzelmesinin mümkün bulunmadığı, gerek komiser heyeti görüşü gerek bilirkişi kurulu heyeti raporuyla açıkça ortaya çıktığı gibi şirketin aktiflerini devir etme iradesinde olan davacı şirketin mevcut haliyle konkordato teklifinin tasdik şartlarının yerine gelmesinin imkan dairesinde bulunmadığı, en azından kararın verildiği tarih itibariyle durumun bu şekilde olduğu, aksini düşünmeye yol açabilecek bir durumun varlığının iddia edilmediği ve ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Doktrinde de kabul olunduğu üzere "konkordato talebinde bulunanın mali durumunun düzelmesinin mümkün olmadığı ve ayrıca konkordato teklifinin tasdik şartlarının yerine gelmeyeceği açık ise, bir başka deyişle her iki ihtimalde davacı şirket açısından söz konusu değilse, kesin mühlet kaldırılarak iflasa tabi ise, borçlunun iflasına karar verilecektir." (Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ, Prof. Dr. Güray ERDÖNMEZ, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2018, Sayfa 67)
Bu haliyle davacı şirket, gerek konkordato komiser heyetinin kök ve ek raporları gerek bilirkişi kurulunun kök ve ek raporları dikkate alındığında rayiç değerlere göre borca batık durumdadır. Davacı olan şirketin borca batık olmadığını ispatlayabilmesi mümkündür. Zira ispat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir... Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 4, 64) Ne var ki davacının batık olmadığı noktasında ise somutlaştırabildiği bir vakıa ve delil yoktur.
O halde kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin ret olunması ve somut olayın açıklanan özellikleri karşısında "son çare" olarak borçlunun iflasına karar verilmesi zorunludur. Bir başka deyişle kâr elde edemeyen, zararı artan, istihdam dahi sağlayamayan, faaliyeti son aylarda tamamen duran, ciro hedeflerine uluşması imkânsızlaşan, dürüstlük kuralına aykırı hareket eden, batıklık durumu giderek ciddi anlamda artan, konkordato projesi de başarıya ulaşamayacağı anlaşılan bir şirket yönünden tüm bu haller ve diğer hususlar gözetildiğinde artık iflas "son çare"dir.
Nitekim Yargıtay uygulamasında borca batık olmasa dahi İİK m.292 hükmünde açıklanan birden fazla hali bünyesinde barındıran, sürekli zarar eden, faaliyeti durmuş bulunan, muhasebe kayıtlarını düzenli tutmayan, konkordato talebinin başarıya ulaşılmayacağı anlaşılan, mal varlığının korunması ihtiyacı doğan borçluya verilen kesin mühletin kaldırılması ve bu nedenle iflas kararı verilmesi hali bozma nedeni yapılmamaktadır. (Yargıtay 23. HD 2019/223E. 2020/4184K.sayılı ilâmı, Yargıtay 15.HD 2021/2971E. 2021/697K.sayılı ilâmı ve bu ilam ile uyumlu Sakarya Bam 17.HD 2020/1330E. 2020/1357K.sayılı, İstanbul BAM 17.HD 2017/1635E. 2020/421K.sayılı ilamları)
Nihayet İİK 287/5. maddesinin yollaması ile 292/son fıkrası gereğince “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” hükmünü içermektedir. Somut olayda, konkordato talep eden borçlu şirketin eski ve yeni yetkili temsilcisi yargılama sırasında mahkememizce çağrılmış, dinlenilmiş, kanunun amir hükümlerini yerine getirilmiş, ayrıca kesin mühlet aşamasında açılan duruşma günü ilan edildiği gibi duruşma açılmak suretiyle kesin mühlet kaldırılmış, iflas kararı verilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacı şirketin konkordato talebinin reddine, tüm mühlet kararlarının ve tedbir kararlarının 22/05/2024 günü saat 15:23'den itibaren geçerli olmasına, davacı olan şirketin iflasının açılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin konkordato talebinin reddine,
2-Adı geçen davacı şirket hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararlarının 22/05/2024 günü saat: 15:23'den geçerli olmak tümden kaldırılmasına,
3-22/05/2024 günü saat: 15:23'den itibaren konkordato komiserlerinin görevlerine son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine,
4-Konkordato komiserleri ..., ..., ...'nun görevlerine son verildiğinin ... Başkanlığına bildirilmesine,
5-Davacı ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin iflasına,
6-22/05/2024 günü saat: 15:23'den itibariyle...ticaret sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ 22/05/2024 günü saat: 15:23'den itibariyle iflasının açılmasına,
7-Adı geçen şirket hakkında verilen kararın derhal ... Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,
8-Adı geçen şirket hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına,
9-Davacı şirket tarafından ve davacı şirket adına depo edilen iflas avansının ... İflas Müdürlüğüne gönderilmesine,
10-... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin konkordato talebinin red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına,
11-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, davacıların peşin olarak yatırdığı 179,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
12-Davacı tarafından harcanan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
13-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine,
Dair, davacı vekillerinin ve hazır olan alacaklı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
Başkan
Üye
Üye
Katip