T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/468 Esas
KARAR NO:2025/402
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/06/2017
KARAR TARİHİ:27/05/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2020 tarih ... Karar sayılı kararı ile "Davalı ... Sigorta A.Ş'ye yöneltilen Davanın kabulü ile 162.256,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... ... A.Ş'ye yöneltilen davanın reddine," karar verildiği, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 22/06/2023 tarih 2021/848 Esas 2023/1051 Karar sayılı ilamı ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verildiği ve Mahkememizce yargılamaya devam olunduğu anlaşılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı iki şirketle imzalamış olduğu 21/04/2009 tarihli acentelik sözleşmesi gereğince Ankara Bölgesinde acentelik faaliyetini yerine getirdiğini, müvekkili ile karşılıklı olarak imzalanmış olan 21/04/2009 tarihli acentelik sözleşmesinin davalılar tarafından ... 13.Noterliğinin 16/12/2016 tarihli ... yevmiye numaralı fesih ihbarı ile tek taraflı olarak feshedildiğini ve müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin davalı şirketlere müşteriler ve önemli menfaatler kazandırdığını ve işletmesine portföyün geliştirilmesi ile de davalı şirketlere değer artışı sağlayarak pozitif olay zincirini ortaya çıkardığını, sözleşme yılından bu yana davalılar adına özen ve titizlikle sürekliliğin sağlanarak portföyü geliştirmek için gereken çabayı gösteren bir acente olarak ani ve mesnetsiz gerekçelerin sözlü olarak bildirilmesinin hemen akabinde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin hukuki zeminde koruma alanı bulamayacağını, davalılar tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı uygulamanın düzeltilmesi için müvekkili adına, davalı şirketlere keşide edilen ... 17. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 02/01/2017 tarihli ihtarname ile haksız feshin ve bu fesihten kaynaklı haksızlıkların giderilmesi için süre verdiğini ancak herhangi bir değişikliğin olmadığını beyanla haksız fesih neticesinde TTK'nun 122.maddesi hükmüne göre dava tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte hesaplanacak denkleştirme tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, haksız fesih nedeniyle sona eren acentelik sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı şirketlerce tahsil edilen feshe ilişkin her türlü fesih bildirim, azilname, ihtarname ve ticaret siciline tescil masraflarının davalılardan alınarak ödeme tarihleri itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2016 yılı içinde kendilerine branş bazında verilen hedeflerin tamamına yakınını yapılan yazılı uyarılara rağmen gerçekleştirememiş olması nedeniyle, 21/04/2009 tarihli acentelik sözleşmesinin ... 13. Noterliğinin 16/12/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ve 31/01/2014 tarih ... yevmiye numaralı acentelik sözleşmesinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren geçecek 3 ayın sonunda feshedileceğinin bildirildiğini ve 27/03/2017 tarihinde feshedildiğini, davacı acentenin müvekkili şirket tarafından kendisine verilen hedefleri gerçekleştirememiş olması ve acentenin gerekli çabayı gösteremediğinin tespiti halinde davalının sözleşme feshinde haklı nedenler oluşturacağı nedeniyle davacının portföy tazminatı alacağı talebinin bir dayanağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın taleplerinin portföy tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle TTK'nın ilgili maddesinde sayılan şartların meydana gelip gelmediğinin tespit edilmesinin gerektiğini beyanla davanın usulden reddine, aksi halde haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... tarafından hazırlanan 24/02/2025 tarihli bilirkişi raporu,
..., ... ve ...tarafından hazırlanan 07/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca acentelik sözleşmesinin haksız şekilde feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı talebine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin, davalı yanca haksız şekilde feshedildiğini iddia ederek sözleşmenin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, davalı tarafın sözleşmenin 3 aylık fesih ihbar süresine uyularak ve davacının kendisine verilen üretim hedeflerinin altında kalması nedeniyle feshedildiğini, tazminat talep edilemeyeceğini, tazminatın diğer koşullarının da oluşmadığını beyan ederek davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır.
Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122.maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16.maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesinin, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir;
1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması,
2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi,
3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması,
4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması (Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle somut olayda bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmesi gerekmektedir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.
Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.
Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile (yani davalıya) devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.
Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır;
Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır. Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır ve acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.
Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir.
Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.
İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.
Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: ''Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır'' Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve brüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda ve kaldırma kararı sonrasında bankacılık ve sigortacılık alanında uzman öğretim görevlileri ve serbest muhasebeci mali müşavir heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporu ile, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra yenilenen poliçeler üzerinden davalı sigorta şirketinin %37,8 oranında kayda değer bir menfaat elde ettiğinin anlaşılması sebebiyle 6102 sayılı TTK'nın 122/1-c maddesinde yer alan kayda değer bir menfaat elde edildiği koşulunun gerçekleştiğinden bahsedilebileceği, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirlerin hesaplanmasında acentenin son sözleşme yılında elde ettiği komisyon primleri esas alındığında acentenin ... Sigorta A.Ş. den denkleştirme tazminatı tutarının 211.947,14-TL, denkleştirme tazminatı üst sınırı olan beş yıllık komisyon ve diğer ödemeler ortalamasının ise 182.963,60-TL olarak hesaplandığı, davalı ... ... A.Ş. den denkleştirme tazminat tutarı olarak 5 yıllık üretiminin komisyon karşılıkları ortalaması 10.746,39-TL olarak hesaplandığı kanaatinin bildirildiği, raporun açıklanan ilkelere uygun olup denetime elverişli olduğu ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi bakımından hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiği üzere davalılardan ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden talep edilebilir denkleştirme tazminatı üst limitinin 182.963,60-TL olduğu, davacı tarafından değer artırım dilekçesi ile talep edilen toplam tutarın 182.963,60-TL olduğu, öyleyse taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerektiği, yerleşik içtihatlara, bilimsel verilere uygun olarak tanzim edilen ve kaldırma kararı sonrası tanzim edilen bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınabileceği, öyleyse davalı sigorta şirketinin kayda değer bir menfaat elde ettiğinin anlaşılması sebebiyle davacının denkleştirme tazminatı isteminin yerinde olduğu anlaşılmakla söz konusu istemin davalı sigorta şirketi yönünden kabulü gerektiği değerlendirilmiştir.
Kaldırma kararı öncesi düzenlenen 03/04/2019 tarihli bilirkişi kök raporunda yer alan "Yıl Bazında Acentenin Sistemdeki Komisyonu" başlıklı tabloda acentenin düzenlemiş olduğu poliçelerin sınıflandırmasının yapıldığı, yapılan sınıflandırmaya ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgelere göre acente tarafından herhangi bir dönemde müşterilerine herhangi bir hayat ya da emeklilik poliçesi düzenlenmediği anlaşıldığından, ispat yükü üzerinde olan acentenin davalı ... ... yönünden bu hususları ispat edememesi karşısında, faaliyet alanı bireysel emeklilik ve hayat sigortası olan davalı ... ... A.Ş hakkında davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : İzah olunan nedenlerle;
1-Davalı ... Şirketi aleyhine açılan davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından davalı ... Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın KABULÜ ile,
Toplam 182.963,60-TL tazminatın, 162.256,00-TL'lik kısmının dava tarihi olan 12/06/2017 tarihinden, 20.707,60-TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 17/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
3-Kabul edilen dava değeri (182.963,60-TL) üzerinden alınması gereken 12.498,24-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 768,49-TL peşin harç, 3.302,50-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.070,99-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.427,25-TL harcın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 768,49-TL peşin harç, 3.302,50-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.070,99-TL harcın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 10.213,00-TL yargılama giderinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından yargılama nedeniyle yapılan 71,50-TL yargılama giderinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı ... Şirketi dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 10.746,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, E-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip ...
Hakim ...