T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/52 Esas
KARAR NO:2024/783
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/03/2022
KARAR TARİHİ:10/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, mahkememizin yetkisiz olduğunu, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, zira, işbu dava, .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına konu, 15.09.2020 tanzim, 15.10.2020 vade tarihli, 24.000,00 TL bedelli bonodan dolayı açılmış menfi tespit davası olduğunu. söz konusu bonoda yetki şartı mevcut olup, ihtilaf vukununda İstanbul Mahkemeleri yetkili kılındığını, tarafların her ikisi de tacir olduğundan yetki sözleşmesi geçerli olduğunu, davacı yanın arabuluculuğa başvuru yapmadığını, davacı ayrıca, dava konusu bononun taşeronluk hizmetinden kaynaklı cari hesap alacağına mahsuben verildiğini iddia ettiğini, iddiayı kabul etmediklerini, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, icra kasasındaki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki 29.03.2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına karşı yetki itirazlarının kabulü ile tedbirin kaldırılmasına, esas hakkındaki yetki itirazımızın kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine dosyanın yetkili İstanbul asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine ispat olunamayan haksız ve hukuka aykırı davanın esastan ve usulden reddine, davacının İİK'nın 72/4.maddesi gereğince alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine yargılama giderleri ile ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesi ve tensip zaptı, "..." adresine tebliğe çıkartıldığını, celp edilen İTO kaydından da görüleceği üzere müvekkili şirketin adresinin "..." olduğunu, müvekkili şirketin adresi, "..." iken 22 Eylül 2020 tarihinde yukarıda belirtilen son güncel adresine taşındığını, dava dilekçesi ve tensip zaptı, müvekkili şirketin eski ve yeni adresi karıştırılarak yanlış adrese gönderildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için söz konusu adresin müvekkile ait ve tebligatı alan kişinin de müvekkili şirket çalışanı olduğu kabul edildiğinde bile tebligat yine Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmelik'e aykırı olduğunu, ayrıca tebligatı alan Volkan Yıldız isimli kişinin ehil ve reşit olduğunun da mazbataya yazılmadığını, TK'nın 22. Maddesinde "Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır." hükmü, 23. Maddesinin 5 nolu bendinde ise "5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu, İhtiva etmesi lazımdır." hükmünün bulunduğunu, mazbatada tebligatı alan kişinin ehil ve reşit olduğunun yazılmamasının tebligatı usulsüz kılacağını, esas hakkında da .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisine itiraz ettiğini, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu davanın, 15.09.2020 tanzim, 15.10.2020 vade tarihli, 24.000,00 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti için açılmış dava olduğunu, dava konusu bonoda münhasır yetkiyi içeren yetki sözleşmesinin mevcut olduğunu, tarafların tacir olması nedeniyle yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu, münhasır yetki şartıyla genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin kalktığını, dolayısıyla işbu davanın yalnızca İstanbul Mahkemelerinde açılabileceği göz önüne alınarak yetki itirazlarının kabulünü, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, davacı yan, dava şartı arabuluculuğa başvurmadığını ve arabuluculuk son tutanağını ibraz etmemiş olduğunu dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı dava dilekçesinde, senedi ve borçlu olduğunu kabul ederek ödeme iddiasında bulunduğunu, bu halde ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı ayrıca, dava konusu bononun taşeronluk hizmetinden kaynaklı cari hesap alacağına mahsuben verildiğini iddia ettiğini, bu iddiayı kabul etmediklerini, söz konusu bono, hizmet bedeli veya cari hesap alacağına istinaden verilmediğini, bononun taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden bağımsız olarak müvekkilinin davacıya nakit olarak verdiği borç paranın karşılığı olarak verildiğini, öncelikle 30 Mart 2022 tarihli tebliğ işleminin usulsüz olduğunun tespiti ve kabulü ile tebliğ tarihinin 09.06.2022 olarak düzeltilmesini, buna bağlı olarak 29.03.2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazlarını ve cevap dilekçelerinin süresinde olduğunun kabulünü, icra kasasındaki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki 29.03.2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına karşı yetki itirazımızın kabulünü ile tedbirin kaldırılmasını, esas hakkındaki yetki itirazlarının kabulü ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisizliğine dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, ispat olunamayan haksız ve hukuka aykırı davanın esastan ve usulden reddine, davacının İİK'nın 72/4.maddesi gereğince alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması" kenar başlıklı 150.maddesi; "(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." hükmünü ihtiva etmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyanın 23/05/2023 tarihinde yapılan duruşmasına davacı tarafından katılan olmadığı, dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacı vekilince 24/05/2023 tarihli yenileme talepli dilekçesi ile mahkememizin 26/05/2023 tarihli yenileme tensip tutanağı ile davanın kaldığı yerden devamına karar verilerek yeni duruşma gün ve saatinin tayin edildiği, dosyanın 10/09/2024 tarihinde yapılan duruşmasına yeniden davacı tarafından katılan olmadığı, herhangi bir mazeret bildirimine de rastlanmadığı, davacının duruşma gününden usulüne uygun olarak haberdar olduğu, davayı takip eden taraf bulunmadığı, dava basit yargılama usulüne tabi olup dosyanın yalnızca bir defaya mahsus işlemden kaldırılabileceği, ikinci kez takipsiz bırakılması halinde 6100 sayılı HMK'nın 150.maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, iş bu dava bakımından davanın açılmamış sayılmasına, yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331/3.maddesi gereği davacı tarafa yüklenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davacı tarafından davanın takip edilmemesi, ve daha önceden de işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 150.maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 239,09-TL harçtan mahsubu ile eksik olan 188,51-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 11.863,39-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avansından artan kısmın ve yatırılan 4.135,00-TL teminatın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.10/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır