T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/623
KARAR NO: 2024/537
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 08/06/2015
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı ... A.Ş.'nin genel kredi sözleşmelerine istinaden ... T.A.Ş.'den nakit TL kredisi ve USD döviz kredisi kullandığını, diğer davalının ise müşterek borçlu müteselsil kefil imzası ile söz konusu krediden sorumlu olduğunu,kredinin geri ödenmemesi üzerine ... tarih ve ... nolu ve ...tarih ve ... nolu ihtarnamelerle ile kredi hesaplarının kesildiğini, mevcut borcun ödenmesi ihtar edilmişse de borcun ödenmediğini,söz konusu alacağın daha sonra ... T.A.Ş. tarafından eski Borçlar Kanunu 162. madde gereğince kurumlarına temlik edilmiş olup temlikten itibaren alacağın sahibinin müvekkili olduğunu,borç halen ödenmemiş olup temerrüdün devam ettiğini, bu nedenle söz konusu alacağın tahsilini teminen borçlular hakkında ... 8. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasından 5.985.530.33 TL toplam takip tutarı üzerinden takibe geçildiğini, ancak borçluların haksız ve hukuka aykırı sebeplerle takibe itiraz ettiklerini, söz konusu itirazın haksız ve hukuka aykırı olup itirazın iptalini,borçlunun yasal en yüksek orandan inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesini talep ettiğini,müvekkilinin ...'nin dava konusu alacağı, bedelini ...'a nakden ödeyerek temellük etmiş olup alacağın sahibi sıfatıyla her türlü talep, takip ve dava haklarına sahip olduğunu, bu nedenle borçlu tarafın müvekkil kurumun takip yetkisine ve alacak sıfatına yönelik iddia ve itirazlarının ne yasal dayanağı ne de ahlaki bir dayanağının olmadığını, 1998-2003 yılları arasında ... tarafından toplam 22 banka hisseleri ve yönetimlerinin ...'ye devredildiğini, ...'ın 22 bankadan biri olduğunu,Danıştay'ın ... T.A.Ş kararının ... hakkında değil, ... hakkında olduğunu,kurumlarının Danıştay'daki davanın ne tarafı, ne de konusu olduğunu, kararın hiçbir yerinde ... hakkında bir hüküm olmadığını,zaten olmasının da hukuken mümkün olmadığını, ...'ın Fon'a devri kararının Danıştay'ca iptalinin ancak ve ancak davacı (...'ın eski sahipleri) bakımından sonuç doğuracağını, aksi iddianın kabulünün, haksız ve hukuka aykırı olarak borçlunun himaye edilmesi, kamunun ise zarara uğraması sonucunu doğuracağını, uygulama imkansızlığı olan Danıştay kararına dayanarak borca itiraz edilmesinin kötüniyet ürünü olduğunu,borçlular vekilinin bahsettiği ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E., ... K. sayılı kararının, başka bir alacağa ilişkin olarak açılmış, alacaklısı farklı, borçluları farklı, müddeabihi farklı tamamen başka bir dava olduğunu,Anayasanın 138. maddesinin haksız ve dürüstlük kuralına aykırı taleplere dayanak yapılamayacağını, özel hukuka göre kazanılmış bir hakkın hiçbir sebeple yok sayılamayacağını,alacağı temlik edenin hukuki durumunun sonradan değişmesinin bedeli ödenerek hak sahibi olunan hakkı ortadan kaldıramayacağını, iki olay arasında neden-sonuç ilişkisinin olmadığını,alacak temlikinin sebepten mücerret bir hak devri işlemi olduğunu,bağımsız olarak sonuçlarını doğuracağını,mükerrerlik iddiasının gerçeği yansıtmadığını, TMSF alacaklarında zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu,borca ve ferilerine yönelik itirazların haksız olduğunu,iddia ederek borçlu davalının borca ve takibe yönelik haksız ve hukuka aykırı itirazlarının İİK. 67. md. gereğince kesin olarak iptaline, takibin devamına, haksız itirazı nedeniyle, azami orandan icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalılar cevap dilekçesinde özetle ; davanın haksız ve mesnetsiz olup, reddi gerektiğini,öncelikle, dava konusu edilen ... 8. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibinin ... 11. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından,...'nin takip yetkisi-alacaklı sıfatı bulunmadığı için iptal edildiğini,...'nin ne takip yetkisi-alacaklı sıfatı ne de işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın önceki davalar gibi "aktif husumet yokluğu" nedeniyle reddinin gerektiğini,... vekilinin belirttiğinin aksine, Danıştay da dahil, daha evvelki mahkeme kararlarının ...'nin işlem yapamayacağını açıkça ortaya koyduğunu,iddia edilenin aksine, Yargıtay kararında da açıkça belirtildiği üzere alacağın temlikinin sebebe bağlı bir işlem olduğunu, temel ilişki geçersiz veya sonradan ortadan kalkarsa, temlik gerçekleşmeyeceğini ya da sonradan geçerliliğini kaybedeceğini, ... tarafından, daha evvel de aynı kredi sözleşmelerine dayanılarak takip yapıldığını, mükerrirliğin söz konusu olduğunu, kaldı ki bu takiplerden ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazları üzerine açılan itirazın iptali davasında davacının aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verildiğini,kararın kesinleştiğini, açılan davanın bu nedenle reddini talep ettiklerini,genel zamanaşımı süresinin dolduğunu,müvekkillerinin hiçbir borcunun bulunmadığını,... T.A.Ş. ile kefil ...A.Ş., ... Tic. A.Ş., ...Tic. A.Ş., ... İşletmeleri San.ve Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... A.Ş: ve ... arasında borçlular lehine kullandırılan (ki bunlar;... Tic.A.Ş., ...Tic. A.Ş., ...Tic. A.Ş.'dir) kredilerin tasfiyesi amacıyla düzenlenen 08.04.1994 tarihli protokolde belirlendiğini,mutabık kalınan bu borcun nakit ödemeler ve borçtan mahsup edilmek üzere gerçekleştirilen gayrimenkul devirleri suretiyle ödendiğini savunarak dava konusu takibin iptal edilmiş olması nedeniyle reddini,...'nin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddini, müvekkillerinin borçlarının bulunmaması nedeniyle reddine,zamanaşımı dolmuş olması nedeniyle reddini,mükerrer takip nedeniyle reddine,takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı tarafın İİK hükümleri uyarınca tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur.
Birleşen davada ise davacı vekili dava dilekçesinde özetle;... A.Ş ile ... arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, banka alacağının müvekkiline temlik edildiğini, borcun halen ödenmediğini, icra takibine başlandığını, davalının borca itiraz ettiğini, daha önce itiraz eden borçlular hakkında ... 2 Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, müvekkilinin dava hakkında sahip olduğunu, Danıştay'ın ... ile ilgili kararının ... değil ... hakkında olduğunu, icra mahkemesi tarafından verilen iptal kararının henüz kesinleşmediğini, davanın zamanaşımına uğramadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ... 2 ATM nin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, takibin iptal edildiğini, davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, zamanaşımısı süresinin geçtiğini, ödemelerin dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Asıl ve birleşen dava dosyaları,İİK m.67 hükmüne dayalı itirazın iptali talebinden kaynaklanmaktadır.
Mahkememizce oluşturulan 2015/629E.sayılı asıl davanın gerekçesinde gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada davacının temlik konusu alacak üzerinde temlik tarihi itibariyle tasarruf yetkisinin bulunmaması, bir başka deyişle dava ehliyetinin bulunmaması gerekçesi ile asıl ve birleşen dava ret olunmuştur.
Asıl ve birleşen davada mahkememizce verilen kararın niteliği karşısında sadece ve sadece asıl ve birleşen davadaki davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen dava yönünden İstanbul BAM 14.HD 2020/1652E. 2023/1250K.sayılı dava dosyasında istinaf incelemesi yapmıştır.
İstinaf inceleme sonucunda oluşturulan gerekçede;
"(...)
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde, birleşen davadaki davalı ...'in yargılaması sırasında 13.07.2019 tarihinde öldüğü belirlenmiştir.
(...)
Davanın taraflarından birinin ölümü, onun taraf ehliyetini sona erdirir. HMK'nın 114/1-d maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartıdır. Dava sırasında ölen bir kişinin taraf ve dava ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişi hakkında yargılamaya devam edilerek karar verilemez. Mahkemece, HMK'nın 50 ve devamı maddelerindeki usul izlenerek davada taraf teşkilinin sağlanmasından sonra yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ölü kişi hakkında yargılamaya devam edilip karar verilmesi, dava şartlarına aykırı olmuştur.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince dava şartlarına aykırı karar verildiğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir."
şeklinde karar oluşturarak hem asıl dava hem birleşen davalar hakkındaki kararı kaldırmıştır.
Dikkat edildiğinde sadece ve sadece birleşen davadaki davalı ...'in mahkememizce verilen hükümden yaklaşık beş ay önce ölmüş olması nedeniyle ve bu yönden dava şartı yokluğu nedeniyle BAM kaldırma nedeni açıklanmıştır. Kesin olarak verilen BAM kararında hem asıl hem birleşen davaları kapsayacak şekilde Mahkememiz kararı kesin olarak kaldırılmıştır. Artık bu aşamadan sonra kararın mahkememizce tartışılabilmesi mümkün olmayıp usulen yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Mahkememizin 2023/623 E. sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edilmiş, bu arada birleşen dosyada davalı ...'in 19/12/2019 tarihinde verilen karardan beş ay önce öldüğü, halihazırda birleşen dosya davalısı ...'in terekesinin tasfiye işlemlerinin ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasına istinaden devam etmekte olduğu tespit edilmiş, ancak halihazırda birleşen dosyadaki taraf teşkili açısından tasfiye memurunun atanması ve en önemlisi ikinci alacaklılar toplantısının yapılması aşamaları tamamlanamamıştır.
Tüm bu haller gözetildiğinde asıl ve birleşen dosyadaki davalının zamanaşımı definin ayrıca ve yeniden takdirine usuli açıdan bir engel bulunmamaktadır. Ne var ki yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında birleşen dava ile ilgili yargılamanın uzaması ihtimali nedeniyle birleşen dava yönünden HMK m.167 hükmü gereği ayırma kararı verilmiştir.
Bu nedenle bu aşamadan sonra bu davanın konusu olan asıl dava ile ilgili yargısal değerlendirmeler yapılacak, asıl davadaki zamanışımı defi değerlendirilecektir.
Yargılama sırasında, değişen yargısal uygulamalar dahi gözetilerek yargılamaya yön verilmiş, bu çerçevede asıl davadaki zamanaşımı define dair ara karardan 06/06/2024 tarihli ara karar ile dönülmüş, zamanaşımı definin yeniden ele alınacağı açıklanmıştır.
Zaten davadaki cevap dilekçesinde davalı vekili öncelikle asıl davada davacının temlik konusu alacak üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle dava ehliyeti nedeniyle davanın reddolunmasını, bu nedenle davanın reddini, ayrıca ve akabinde zamanaşımı nedeniyle davanın reddolunmasını savunmuştur.
Şüphesiz ki asıl dava dosyasında davalının, davacının tasarruf yetkisinin bulunmaması nedeniyle dava ehliyeti yani husumetten dolayı davanın reddolunması savunması aslında asıl dosyadaki davacının hiçbir zaman hak sahibi olmadığına yöneliktir. Buna mukabil zamanışımı defi ise asıl dosyada davacının, hakkı bulunsa dahi bu hakkının zamanaşımı nedeniyle talep edilemeyeceğine dair bulunmaktadır. Hal böyle olunca Mahkememizce 19/12/2019 tarihli asıl dosyada vermiş olduğu hükmü istinafa getirmekte asıl dosya davalısının "korunmaya değer bir hukuki yararı" zaten yoktur. Asıl dava dosyasında, davalının istinaf kanun yoluna başvuruda hukuki yararı olmadığına göre kanun yoluna başvurmamış olması da asıl dosyadaki davalı aleyhine değerlendirilemez. Aksi durum gerek doktrin gerekse Yargıtay da kabul olunduğu üzere kötü niyet olarak kabul edilecektir. Zaten HMK m.368 hükmü "Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa Yargıtayca 329'uncu madde hükümleri uygulanır" şeklindedir.
Hal böyle olunca asıl dava dosyasındaki davalının aktif dava ehliyetine ilişkin itirazı dışında diğer zamanaşımı definin ayrıca değerlendirilmesine engel hal bulunmamaktadır. Aşağıda açıklanan İstanbul BAM 13. HD. kararı da içerik olarak aynı yöndedir.
Nitekim aynı davacının, yine dosyamızdaki aynı davalılar aleyhine, ... 1.ATM'nin ...E.sayılı dosyasına istinaden, yine davacı ...'ye devredilen ... A.Ş.ile davalılar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine dayalı itirazın iptali davasında, yine davalının aynı yöndeki savunmalarına rağmen davanın aktif husumet-dava şartı yokluğundan red olunduğu, yine inceleme yapan İstanbul BAM 13.HD 2020/1426E. 2020/1136K.sayılı kararda da yine "Somut davada birleşen dosyanın davalısı ...'in 13/07/2019 tarihinde vefat etmesi sebebiyle mahkemece HMK' nun 55. Maddesine göre taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle mahkeme kararının davacının esasa yönelik istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nın 355 ve 353/1-a-4 maddeleri gereğince kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur" gerekçesiyle yine dava dosyamızda olduğu üzere kaldırma kararı verdiği açıktır. Yine bu dosyayla ilgili, bu defa ilk derece mahkemesi tarafından asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair 2020/613E. 2022/817K.sayılı hüküm, asıl dosyadaki davacı tarafından yeniden istinaf konusu edilmiştir.
Yine emsal olarak alınan bu dosyada istinaf incelemesi yapan İstanbul BAM 13.HD 2023/1896E. 2023/1777K.sayılı kararında ise bu defa;
"(...)İlk derece mahkemesince işbu davaya ilişkin olarak 20/02/2020 tarih ve 2015/673 Esas - 2020/116 K sayılı kararı Dairemizin 2020/1426 Esas - 2020/1136 Karar sayılı kararımız ile, birleşen dosyada taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği gerekçesi ile ile esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeden kaldırıldığı, dairemiz kararından sonra mahkemece önceki karardan farklı yeni bir karar verilmesinde dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği yasal bir engel olmadığı, usuli kazanılmış bir hak oluşturmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
...'nın ... tarihli ve ... sayılı kararı ile, ... A.Ş'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi 4389 Sayılı Bankalar Kanunun 14/3. maddesine dayalı olarak ...'ye devredilmiştir. Fon yönetim kurulu 06.12.2000 tarihli kararıyla ... A.Ş hakkında 4389 Sayılı Yasanın 14/5-a-b uyarınca banka hisse senetlerinin tamamının banka zararının ödenmiş sermayeye tekabül eden 275.000 milyar TL tutarındaki kısmının ... A.Ş'ye aynı tutarda yapılacak ödeme karşılığında devralınmasına ve hisse senetlerinin banka pay defterine fon adına kaydedilmesine karar verildiğimiştir. ...'nin ... A.Ş ile akdettiği 26.10.2001 tarihli alacak temlik sözleşmesi yaptığı anlaşılmıştır.
4389 Sayılı Yasanın 14/3. maddesi uyarınca ... A.Ş'nin...'ye devredilmesine ilişkin karara dayanak ...'nın 06.12.2000 tarihli 123 sayılı kararına karşı bankanın hakim hissedarı ...A.Ş tarafından danıştayda dava açıldığı ve dava konusunun bankanın ...'ye devrine ilişkin 06.12.2000 tarihli ... kararının iptalini oluşturduğu, Danıştay 10. Dairesinin 2004/8038 E. 7170 K. sayılı 05.11.2004 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptal edildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 18.12.2003 tarih...E. - ... K. sayılı bozma kararına uyularak bu karar doğrultusunda işlemin iptali yoluna gidildiği ve kararın 15.12.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalılar vekilince yasal süresinde cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. ... A.Ş'nin ...'ye devredilmesine ilişkin karara dayanak ... kararına ilişkin idari işlemlerin kesinleşen idari yargı kararları ile iptal edilmesi karşısında, fon alacağı niteliğinde bulunmayan dava konusu itirazın iptali davası bakımından, fon alacaklarına ilişkin olarak düzenlenmiş olan 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün değildir. Somut olayda hesabın kat edildiği 16/10/2001 tarihinde alacağın muaccel hale geldiği, 818 yılı BK 125.maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, icra takip tarihi olan 18/03/2015 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Bu süre içinde 818 yılı BK.nun 132,133 ve 6098 Sayılı TBK'nın 153 ve 154 maddelerinde belirtilen zaman aşımının kesilmesi ve durması hallerinin somut olayda gerçekleştiği davacı tarafça ispatlanamamıştır.
Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur."
şeklinde gerekçe oluşturulmuştur.
Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere söz konusu dosyanın mahkememiz dosyası ile birebir emsal nitelik taşıdığı açıktır.
Gerçekten mahkememizdeki asıl davada da davalı vekilinin zamanaşımı defi söz konusudur. Mahkememiz dosyasına esas olan uyuşmazlıkta da ... A.Ş.'nin ...'ye devredilmesine ilişkin karara dayanak ... kararı idari yargı kararıyla iptal edilmiştir. Elbette bunun doğal sonucu olarak artık bu aşamadan sonra devre konu alacak fon alacağı niteliği taşıyamayacaktır. Emsal BAM kararı içeriği ile bu durum sabittir.
Alacağın fon alacağı olmamasının en önemli sonucu ise zamanaşımı süresinin tespitinde ortaya çıkaracaktır. Zira fon alacaklarına ilişkin olarak düzenlenmiş olan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin somut davada artık uygulanma imkanı kalmamıştır.
Buna göre asıl davadaki somut olayda, hesabın 05/06/2001 tarihinde ve 16/10/2001 tarihinde kat olunduğu, alacağın bu tarihten itibaren muaccel hale geldiği, dayanak kayıtlar ile açıktır. Bu tarih itibariyle yürürlükte olan 818 yılı BK 125.maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin işleyeceği, buna mukabil takip tarihinin ise 2015 tarihi olduğu, bu tarihe kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, buna göre bu süre içinde 818 yılı BK.nun 132,133 ve 6098 sayılı TBK'nın 153 ve 154 maddelerinde belirtilen zaman aşımının kesilmesi ve durması hallerinin somut olayda gerçekleştiğinin ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. O halde asıl davacının davalılar aleyhine açmış olduğu dava zamanaşımına uğramıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında asıl davada davacının, davalılar aleyhine açmış olduğu davanın zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı reddine; davacının, icra inkar tazminat talebinin şartları oluşmadığından ayrı ayrı reddine, davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından ayrı ayrı reddine, birleşen dava (2016/52) davacının, davalı aleyhine açmış olduğu davanın usul ekonomisi gereği ve HMK m.167 hükmü uyarınca asıl davadan ayrılmasına, ayırma kararının hükmün kesinleşmesi sonrası icrasına, akabinde mahkememizin esas defterinden yeni numara alınmasına dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I.ASIL DAVA
Davacının, davalılar aleyhine açmış olduğu davanın zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı reddine,
Davacının, icra inkar tazminat talebinin şartları oluşmadığından ayrı ayrı reddine,
Davalıların, kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından ayrı ayrı reddine,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalılar tarafından harcanan masraf olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre tek olarak takdir edilen 363.585,30-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
Artan avansın karar kesinleştiğinde iadesine,
II.BİRLEŞEN DAVA (2016/52)
Davacının, davalı aleyhine açmış olduğu davanın usul ekonomisi gereği ve HMK m.167 hükmü uyarınca asıl davadan ayrılmasına,
Ayırma kararının hükmün kesinleşmesi sonrası icrasına,
Akabinde mahkememizin esas defterinden yeni numara alınmasına,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi.11/07/2024
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...