T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/640 Esas
KARAR NO : 2025/199
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/09/2023
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari alım-satım ilişkisi olduğunu, ekte sunulan faturalardan anlaşılacağı üzere müvekkilinin toplam 115.894,00-TL bedelli satış yaptığını, davalı şirketin bu bedeli ödememesi üzerine .. 27.İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, faturalardaki mal ve hizmetlerin borçlu tarafa tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, gerek faturaya gerekse teslim edilen mallara ilişkin davalının herhangi bir itirazı ve iadesi olmadığını, alacağın likit fatura alacağı olduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle takibin devamına, dava konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Toplanan Deliller:
... tarafından hazırlanan 20/09/2024 tarihli bilirkişi raporu,
... 27. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının tüm UYAP kayıtları,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ...'ne ait 2018-2019 ve 2020 yıllarına ait BA/BS formaları,
.. Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ...'ne ait 2019 ve 2020 yıllarına ait BA/BS formları celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe:
Dava, ödenmeyen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... 27.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine davalıların itirazı üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 27.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 05/04/2022 tarihinde, 41.779,00-TL 021807 sayılı fatura alacağı bakiye kısmı, 74.115,00-TL fatura alacağı, 11.362,74-TL bakiye fatura alacağının işlemiş faizi ve 15.041,79-TL fatura alacağının işlemiş faizi toplam olan 142.298,53-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 27/10/2019 tarihli, ... seri, ... sıra numaralı fatura ile ... tarihli ... numaralı iki adet fatura alacağı olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 12/04/2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 18/04/2022 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, buna ilişkin taraflara tebliğ yapılmadığı ve bu sebeple süre henüz işlemeye başlamayacağından eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 29/09/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Kural olarak takip dayanağı faturaya itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerekir. Ayrıca taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura sayılmaz ve bu belgeye itiraz edilmemesi de bir sonuç doğurmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ...Tarih ...; ...). Bir sözleşmeye dayanarak açılan davada fatura düzenleyen kimsenin sözleşmenin varlığını kanıtlaması gerekir. Akdi ilişki davalı tarafından inkar edildiğine göre, davalı akdin varlığını 6100 sayılı HMK'nın 200 ve sonraki maddeleri uyarınca yöntemine uygun kanıtlamalıdır (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi ... Tarih ..., ... Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar). Zira fatura sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.Hukuk Dairesi... Esas ... Karar) ve usulünce ispatlanması gerekir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında tarafların incelenen ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen faturaların davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu hizmetin gerçekleştirildiğine dair kaydın bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten faturalara dayalı alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği gibi hususlarda bilirkişi raporu alınması amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, tanzim edilen bilirkişi raporu ile, sunulan 2019-2020 yıllarına ait davacı tarafın ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, takibe konu edilen 27/10/2019 tarihli 57.267,00-TL tutarlı ve 31/05/2020 tarihli 74.115,00-TL tutarlı faturaların davacı defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, davacı tarafça sunulan 2020 yılı defterlerinde davalı taraftan olan alacağın 31/12/2020 tarih 905 yevmiye numaralı fiş ile kapatıldığı, davacı tarafça sonradan sunulan 2021 yılı ve 2022 yılı yevmiye defterlerinde ise davalıdan olan 115.864,48-TL'lik alacağın tekrardan davalı hesabına aktarıldığı, davacının sunulan defterlere göre takip tarihi itibariyle davaya konu faturalardan dolayı 115.864,48-TL davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafından ise ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, davalı tarafça beyan edilmeyen 31/05/2020 tarihli 74.115,00-TL tutarlı faturanın e-arşiv faturası olarak tanzim edildiği, e-arşiv faturası içeriği ürünlerin davalı tarafa teslimine ilişkin dosya kapsamında vesaik bulunmadığı gibi söz konusu faturanın taraflarca BA/BS formlarında bildirilmediği, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair kayıt bulunmadığı, teslimi ispat edilemeyen fatura tasnif dışı tutulduğunda davacı alacağının 41.779,00-TL olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamı ile uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4).
Açıklanan bilgiler kapsamında somut dosya kapsamında, davalı tarafça ticari defterleri ibraz edilmediğinden incelenemediği, davalı şirketin limited şirket olması sebebiyle defter tutmakla yükümlü olduğunun açıkça tespit edildiği, 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi uyarınca gerekli ihtarat yapılmasına rağmen davalı tarafça defter sunulmayarak davalı defterlerinin denetimin engellendiği, davacı tarafça 27/10/2019 tarihli, ... seri, ... sıra numaralı faturaya istinaden bakiye kısım yönünden alacaklı olduğunun kanıtlandığı, ancak 31/05/2020 tarihli ... numaralı faturaya ilişkin teslim olgusunun ispat edilemediği, bu haliyle davacının dava konusu dayanak işbu faturaya konu edimi gerçekleştirdiğinin kabul edilemeyeceği, tüm bunlarla birlikte davacı tarafından davalının takip tarihinden evvel temerrüde düşürüldüğüne dair delil sunulmadığı, temerrüt ve muacceliyet kavramlarının farklılık arz ettiği, bu sebeple faiz istemlerinin de yerinde olmadığı anlaşılmakla takip dosyasına yönelik davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 41.779,00-TL yönünden kaldığı yerden aynı koşullar altında devamına karar vermek gerekmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olan fatura alacağı olup likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin dahi kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 27.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 41.779,00-TL 27/10/2019 tarihli, ... seri, ... sıra numaralı fatura alacağının bakiye kısmı üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (41.779,00-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 8.355,80-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Asıl alacak olan 41.779,00-TL'ye takip tarihi olan 05/04/2022 tarihinden itibaren reeskont faiz uygulanmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (41.779,00TL) üzerinden alınması gereken 2.853,92-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.443,03-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 410,89-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 2.443,03-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 5.333,50-TL yargılama giderinin (her ne kadar bilirkişi ücreti için yatırılan 4.000,00-TL gider avansı davalı taraf adına yatırılmış görünse dahi ispat yükü ve Mahkeme ara kararları gereği davacı vekili tarafından yatırıldığının anlaşılması göz önünde bulundurularak) davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak hesaplanan 1.206,32-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin,
a)Davanın kabul oranına isabet eden 705,67-TL'sinin davalıdan,
b)Davanın red oranına isabet eden 2.414,33-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,,
Dair, davacının yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2025
Katip ...
Hakim ...