T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/644 Esas
KARAR NO : 2024/852
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 02/10/2023
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ...'nin iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup, müvekkili şirketin davalı şirketlerden cenaze hizmetleri kapsamında hizmet aldığını, bu hizmet çerçevesinde davalılara ait işçinin açmış olduğu kıdem tazminatı talepli dava neticesinde ödeme yapmak mecburiyetinde kaldığını, (... 4. İş Mah. ... E.... K. - ... 13. İcra Müd...E.) işbu davanın hukuki niteliği itibari ile kendine has özellikleri olan bir sözleşme türü olması hasebiyle dava dilekçesi ekinde ibraz edilen Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere TBK 146. gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olup dava süresi içerisinde açıldığını, müvekkili şirket ile davalılar arasında akdedilen sözleşmelerden görüleceği üzere müvekkili şirketin kıdem tazminatı ödeme yükümlüsü olmamasına rağmen ödemeleri yapmış olması sebebiyle davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, davalıların yüklenici şirket konumunda olup müvekkili şirketin ödediği kıdem tazminatının tamamından sorumlu olduklarını, dava dışı işçilerin çalıştıkları döneme ilişkin hizmet alım sözleşmesinin idari ve teknik şartnamelerinde “yüklenici işçileri ile idarenin doğrudan ilişkisinin bulunmadığı bu nedenle yüklenicinin iş kolu sosyal sigorta mevzuatı, diğer kanun ve yönetmeliklerden doğan yükümlülükleri yerine getirmekle mükellef olduğunu, SGK, İK, İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Kanunu, 1593 S. Umumi Hıfzısıhha Kanunu ve ek tadilleri hükümleri ile bu kanunlarda ileride çıkabilecek mevzuatlar ile yapılacak değişikliklerde işveren sıfatıyla doğabilecek tüm hukuki sorumlulukların yükleniciye ait olduğu açıkça ve ayrıca düzenlendiğini, davalıların ödenen kıdem tazminatından sorumlu oldukları belirterek müvekkili şirket tarafından ödenen 35.456,06 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Dava dilekçesi ve ekleri davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde
Özetle; davacının müvekkilinden talep edebileceği hiçbir alacak olmadığını, müvekkili şirketin personel çalıştırmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı şirketin gerçekte İBB’nin kısa süreli ihale alıcısı olduğunu, ihaleyi kazanan firmalar farklı olsa da hizmetin aynı işçilerce yerine getirildiğini, ihaleyi alamasalarda ihaleyi alan firma nezdinde gösterilerek gerçek işvereni olan davacı yanında çalışmaya devam ettiklerini, bu halde davacının gerçekte davacının işçisi olduğunu, iş akdinin feshinde müvekkili şirketin hiçbir etkisi olmadığını, kıdem tazminatı tutarının hiçbir teklif fiyatına dahil edilmediğini, müvekkiline ödenmeyen bir tutarın davacıya ödenmesinin beklenemeyeceğini, kıdem tazminatının kamu kurumu tarafından ödenmesi gerektiğini, dava dışı işçinin müvekkili yanında sadece 01.02.2011 - 31.12.2012 tarihleri arasında 10 ay çalıştığını, kıdem tazminatı şartlarının oluşmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte davacının müvekkili yanında 950,59 TL ücret ile çalıştığını, müvekkili sorumlu tutulacak ise bu ücret ile sorumlu tutulması gerektiğini, teselsül hükümleri uyarınca tutarın yarısından sorumlu olacaklarını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılara dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar tarafından herhangi bir cevap dilekçesinin sunulmadığı görülmüştür.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 4. İş Mahkemesi ... Esas sayılı dava dosyası, ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler, ... Arabuluculuk Bürosunun ... Esas sayılı arabuluculuk dosyası ve bilirkişi raporu celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bilirkişi ... 'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 18/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Mahkemenizce davalı tarafların ödenen bedelden davalıların sorumluluk miktarları aşağıdaki şekildedir,
35.456,06 TL
Davalılar
100%
50%
1
...Tic A.Ş
2
... Tic. Ltdi Şti.
1.650,33 TL
825,16 TL
3
... Şti.
4
... Ltd. Şti.
815,65 TL
407,82 TL
5
... Ltd. Şti.
4.944,39 TL
2.472,20 TL
6
... Tic Ltd Şti.
7
... Ltd. Şti.
8
... Ltd Şti
3.827,41 TL
1.913,71 TL
9
...Tic Ltd. Şti.
2.465,98 TL
1.232,99 TL
10
...Tic Ltd Şti
3.066,84 TL
1.533,42 TL
Toplam
Ödeme Tarihi 07.12.2017
16.770,59 TL
8.385,30 TL
olabileceği,
Belirlenen tutarların ödeme 07.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesi hususu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. 1 Numaralı davalı yönünden “ tefrik kararı”, 3-6-7 numaralı davalılar yönünden ise dava dışı işçiyi çalıştırmadıkları, ... kayıtları alt işveren sıfatları tespit edilemediğinden hesaplama yapılmamış yine ... kayıtlarından 01.01.2014 tarihinden itibaren dava dışı işçinin asıl-alt işveren ilişkisi olmaksızın davacı asıl işveren işçisi olarak çalıştırılmaya başlatıldığı gözetilerek hesaplama yapılmıştır. Nihai takdir ve yorumu sayın mahkemeye ait olmak üzere işbu raporumu saygılarımla arz ederim ..." şeklinde mütalaada bulunulmuştur. Denetime açık ve gerekçeli bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalılardan (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ....Ltd. Şti.nin... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dava dosyası ile 22/06/2016 tarihinde iflasına karar verildiği, müflis davalı hakkındaki iflas işlemlerinin ...3. İflas Müdürlüğünün ... s. İflas dosyası üzerinden yürütüldüğü, adı geçen davalının işbu davadan evvel iflasına karar verildiğinden davacının alacak talebinin müflis davalı hakkında kayıt kabul istemiyle görülmesi gerektiği, nitekim davacı tarafından müflis davalının iflas masasına alacak kayıt kabul isteminde bulunulduğu, İİK 235.maddesi uyarınca kayıt kabul davalarında ise iflasa karar verilen yerdeki asliye ticaret mahkemesinin kesin yetkili olduğu, bu çerçevede davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ...Ltd. Şti. yönünden tefrik kararı verilerek dosya ... E. numarasını kaydedilmiş, Mahkememizin 2024/355 E. sayılı dosyada müflis davalının ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyası ile iflasına karar verildiğinden İİK 235.maddesi hükmü uyarınca adı geçen davalı hakkında İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine yetkisizlik kararı verilmiştir.
... 4. İş Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dava dosyası incelendiğinde, davacının ..., davalının ... A.Ş. olduğu, yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile davacının kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne karar verildiği, işbu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, ...'nin ... 13. İcra Müdürlüğünün .. E. sayılı dosyası üzerinden icra takibinde bulunduğu, ... A.Ş. tarafından icra dosyasına toplam 35.456,06 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalı ... Ltd. Şti. cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de; davacı ile davalı arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin bulunduğu, dava dışı işçiye yapılan ödemenin rücusunda 6098 s. TBK 167. maddesi hükmünün uygulanması gerektiği, anılan Yasal hükümlerde müteselsil sorumluluk hakkında özel bir zaman aşımı süresinin bulunmadığı, dava dışı işçiye ödemenin 12/12/2017 ve 04/01/2018 tarihlerinde yapıldığı,eldeki davanın ise 02/10/2023 tarihinde açıldığı, bu halde 6098 s. TBK 146.maddesi hükmü uyarınca 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı açık olduğundan davalının zaman aşımı itirazının reddine karar verilerek, davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalılar - yüklenicinin çalıştırdığı işçinin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli ... E. ... K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ...E. ...K., 11/05/2017 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ... E. ... K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ... E. ... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Taraflar arasında imzalanan tüm ihale alım sözleşmeleri ve Genel Şartnameler celp edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmelerinde, davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları nedeniyle davalı şirketler işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacakları nedeniyle sorumludur.
Meselenin halli teknik bilginin yanı sıra, nitelikli hesaplama (rücu alacağı) gerektirdiğinden mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Nitelikli hesaplamalar uzmanı olan bilirkişi 18/08/2024 tarihli raporunda, rücu alacağının dayanağını, müteselsil borçlu olan davalıların iç ilişkide sorumluluk hallerini yasal gerektirici nedenlerini göstererek açıklamış, bu hususta uygulanması gereken hükümlere yönelik ve ayrıca konuya dair yerleşik Yargıtay içtihatlarına rapor içeriğinde yer vermiş, diğer taraftan rücu alacağının hesabında taraflar arasında imzalanan ihale sözleşmeleri ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi incelenmiş, neticede dava dışı işçinin SGK kayıtları da kapsamlı olarak tartışılıp değerlendirildikten sonra dava dışı işçinin davalıların çalıştırdıkları süreye oranlanarak davalıların sorumlu oldukları miktarlar tespit edildiğinden; bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olup, mahkememizce de hükme esas alınmıştır.
Bilirkişi raporuna karşı davalıların herhangi bir itirazı bulunmamaktadır.
Davacı bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunarak ödenen tutarın eksiltilemeyeceğini beyan etmiş ise de; dava dışı işçinin SGK kayıtları esas alınarak bu suretle her bir alt işveren nezdinde çalıştığı süre tespit edildikten sonra tüm davalılar bakımından ayrı ayrı yapılan rücu alacağı hesabının doğru, isabetli ve denetime elverişli olduğu gibi, davalılar ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti. bakımından dava dışı işçinin bu şirketlerde çalışması bulunmadığından adı geçen davalılar yönünden hesaplama yapılmaması isabetlidir. (İstanbul BAM 17. HD. ... E. ... K)
Yapılan açıklamalar karşısında, mahkememizce hükme esas alınan 18/08/2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, rücu ilişkisi kapsamında dava dışı işçinin her bir alt işveren nezdinde çalıştığı dönem dikkate alınarak 1.650,33 TL'nin davalı... Ltd. Şti.'den; 815,65 TL'nin davalı ...Ltd. Şti.'den; 4.944,39 TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'den; 3.827,41 TL'nin davalı ...Ltd. Şti.'den; 2.465,98 TL' nin davalı ... Ltd. Şti.'den; 3.066,84 TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'den ödeme tarihi olan 07/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının, davalılar ... Ltd. Şti., ...Ltd. Şti. ve Keti İnşaat... Ltd. Şti 'ne karşı açılan davanın dava dışı işçinin adı geçen bu şirketlerde çalışması buluınmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1-Rücu ilişkisi kapsamında dava dışı işçinin her bir alt işveren nezdinde çalıştığı dönem dikkate alınarak 1.650,33 TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'den; 815,65 TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'den; 4.944,39 TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'den; 3.827,41 TL'nin davalı ...Ltd. Şti.'den; 2.465,98 TL' nin davalı ... Ltd. Şti.'den; 3.066,84 TL'nin davalı ...Ltd. Şti.'den ödeme tarihi olan 07/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
2-Davacının, davalılar ...Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. ve ...Ltd. Şti 'ne karşı açılan davanın REDDİNE,
3-Kabul edilen dava değeri (16.770,59 TL) üzerinden alınması gereken 1.145,59 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 605,51 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 540,08 TL harcın davalılardan (davalı .... ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 53,15 TL'sinden, ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 26,25 TL'sinden; davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 159,22 TL'sinden; davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 123,24 TL'sinden, davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 79,44 TL'sinden, davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 98,78 TL'sinden sınırlı ve sorumlu olmak kaydıyla) alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 605,51 TL peşin harç, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 2.589,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 8.195,26 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.876,32 TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 381,43 TL'sinden,... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 188,39 TL'sinden; davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 1.142,74 TL'sinden; davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 884,57 TL'sinden, davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 570,20 TL'sinden, davalı ... bu tutarın 708,99 TL'sinden sınırlı ve sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (16.770,59 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin kabul edilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 16.770,59 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 1.650,33 TL'sinden, ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 815,65 TL'sinden; davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 4.944,39 TL'sinden; davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 3.827,41 TL'sinden, davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 2.465,98 TL'sinden, davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 3.066,84 TL'sinden sınırlı ve sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı ... Ltd. Şti. yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (toplam ret miktarı 18.685,47 TL x %29,48 davalı ...Ltd. Şti. isabet eden = 5.508,47 TL sonuç davalı hissesine düşen ) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 5.508,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Ltd. Şti.'ne VERİLMESİNE,
7-6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.360,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre;
a) 1.589,28 TL'sinin davalılardan (davalı ... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 156,38 TL'sinden,... Ltd. Şti.'nin bu tutarın 77,24 TL'sinden; davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 468,52 TL'sinden; davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 362,67 TL'sinden, davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 233,78 TL'sinden, davalı ...Ltd. Şti.'nin bu tutarın 290,68 TL'sinden sınırlı ve sorumlu olmak kaydıyla) alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) 1.770,72 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-HMK'nın 333.maddeesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, bir kısım davalılar vekilinin ve diğer davalıların yokluğunda HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/11/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır