T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/667 Esas
KARAR NO : 2025/409
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 03/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davalı borçlu şirkete birtakım malzemeler (mıknatıslı bond çanta) satışları gerçekleştirildiğini, tüm satış/hizmetlerin faturalandırıldığını ve ticari defterlerine kaydedildiğini, davalı borçlu şirketin dava konusu faturaların bedelini ödememesi üzerine şifahen defaatle ödeme talebinde bulunulmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, borcun ödenmemesi üzerine ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibe davalının kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, icra takibine itiraz edildikten sonra müvekkili şirkete yapılan bir kısım ödemenin icra dosyasına bildirildiğini, tarafların ticari defterleri ve gerekli görülmesi halinde BA-BS formları celp edildiğinde davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunun anlaşılacağını, takibin asıl alacağın 31.152-TL'sine vaki itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren cari ticari faizleri ile birlikte tahsiline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla takibin devamına, davalı borçlunun dava konusu asıl alacağa yönelik tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirketin 1 yıl kadar ve yüksek cari hesaplı olmak üzere uzunca bir süre ticari iş yaptıklarını, ancak davacının teslim etmiş olduğu davaya konu fatura bedeline ilişkin ürünlerin ayıplı çıkmış olduğundan davacıdan mallarını iade almasını bildirerek, müvekkili tarafından iade faturası kesilerek davacı firmaya gönderildiğini, davacı şirket çalışanının Whatsapp yazışmalarında çok açık bir şekilde ürünlerin ayıplı olduğunu kabul ettiğini, davacının ayıplı malları almaya geleceklerini söylediklerini, ancak ayıplı mallarını almadıkları gibi, ayıplı malların müvekkili şirketin deposunda yer kapladığını ve müvekkilini zarara uğrattığını, davacının kötü niyetli olarak ayıplı ürünlerinden para kazanmaya çalıştığını, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı tarafın haksız çıkması halinde %20 den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
..., ... ve ... tarafından hazırlanan 25.09.2024 tarihli bilirkişi raporu,
..., ... ve ... tarafından hazırlanan 03.03.2025 tarihli bilirkişi raporu,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 2022 ve 2023 yıllarına ait BA,BS formları,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 2022 ve 2023 yıllarına ait BA,BS formları,
... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 23/08/2023 tarihinde, 85.337,60-TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 28/08/2023 tarihlerinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 28/08/2023 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından 06/09/2023 tarihinde 46.596,80-TL ödeme yapıldığının bildirildiği ve aynı zamanda borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, davacı tarafından bakiye 31.152,00-TL asıl alacağın tahsiline yönelik işbu davanın açıldığı, taraflara borca itiraza ilişkin tebligat yapılmadığı, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde olan 11/10/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında taraf iddia ve savunmalarına göre, tarafların ticari defter ve belgelerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen faturaların davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu malların davalı yana teslim edilip edilmediğine dair kaydın bulunup bulunmadığı, iade fatura olup olmadığı, malların ayıplı olduğu iddiasına ilişkin herhangi bir kayıt yer alıp almadığı, sözleşmeye konu ürün üzerinde ilk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen neviden olan ayıp yani açık ayıp olup olmadığı, öte yandan ürün üzerinde ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, bu şekilde sonradan kullanılmakla ortaya çıkan bir ayıp yani gizli ayıp olup olmadığı, buna göre ayıbın niteliğinin ne olduğu, takip tarihi itibarıyla davacı şirketin davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, dava ve takip konusu olan cari hesaptan kaynaklanan alacak bulunup bulunmadığı, savunmanın ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme seçimlik yetkisinin kullanılması mahiyetinde olduğunun kabulü halinde, tüm diğer şartların varlığı halinde dahi, ürünlerin onarılmasının mümkün olup olmadığı, semenden indirimin mümkün olup olmadığı, durumun sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasını haklı gösterip göstermediği, ürünlerin ayıplı haliyle ekonomik değerinin bulunup bulunmadığı, ayıp ihbarının yapıldığının kabulü varsayımında, durumun davalının sözleşmeden dönme hakkının kullanmasını haklı gösterip göstermediği, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğinden ilgili hükme göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıp nedeniyle iade edilecek bedel bulunup bulunmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali bilirkişi, tekstil yüksek mühendisi bilirkişi ve nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kök ve ek raporlar ile, tarafların ticari defter ve kayıtlarının lehine delil niteliğini haiz olduğu, sözleşmeye konu bond çantalar üzerinde ilk bakışta görülebilen ve basit muayene ile anlaşılan açık ayıplar mevcut olduğu, ayıp ihbarına ilişkin elektronik postada içeriklerinde yer alan alıcının davacı şirket yetkilisi olup olmadığının tespit edilemediği, davalının sözleşmeden dönme talep ettiği, TTK 18/3 te yer alan şeklin geçerlilik değil ispat şartı olduğu, davalının şekil şartına uygun dönme beyanında bulunmadığı, bedelde indirim yahut ücretsiz onarım hakkının da kullanılabileceği, ürünlerin hurda değerinin parça başına 4,00-TL olduğu, ürünlerdeki kusurun ancak kaplamanın sökülmesi ve yeniden kaplanması suretiyle onarılabileceği, ürünlerin ne zaman teslim edildiğinin net olmadığı, davalının ayıp iddiasına ve ürünlerin açık ayıplı olmasına karşın kanuni süre içerisinde gözden geçirme ve bildirim külfetinin yerine getirilmediği, davacının defterlerinde kayıtlı olan alacaktan herhangi bir mahsup yapılamayacağı kanaatinin bildirildiği, kök ve ek raporların dosya kapsamı ile uyumlu olup denetime elverişli olduğu değerlendirilmiştir.
Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. Somut uyuşmazlıkta ürünlerin ayıplı olduğuna ve ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığına dair ispat yükünün davalıda olduğu değerlendirilmiştir.
Taraf iddia ve savunmalarına, tanzim edilen bilirkişi kök ve ek raporlarına ve ibraz olunan delillere göre, davacının cari hesap alacağına ilişkin itirazın iptali istemiyle işbu davayı açtığı, davalı tarafından sözleşme konusu ürünlerin ayıplı olarak teslim edildiğinin ve sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığının savunulduğu ve bu nedenle bakiye bedelin ödenmediğinin iddia edildiği, ürünlerin ayıplı olduğuna ve ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığına dair ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından ürünlerde olağan gözden geçirme ile tespit edilebilecek açık ayıplara ilişkin belirlenen yasal süre içerisinde ayıp ihbarının davacıya yapıldığına dair iddianın ispat edilemediği, zira elektronik postanın davacı şirket yetkilisine ulaştığına dair delil bulunmadığı gibi 16/06/2023 tarihli fatura tanzim edilmesine karşın yeni ürün yapılmasına ilişkin yazışmaların 01/06/2023 tarihi itibariyle başladığı ancak yazışma içeriklerine göre söz konusu tarihte üretimin devam ettiği ve henüz davalıya teslimin sağlanmadığı, oysa elektronik postanın 02/06/2023 tarihli olup faturanın düzenlenmesinden evvel ve üretimin devam ettiği aşamada olduğu, iade fatura tarihinin de 23/08/2023 olduğu gözetildiğinde dava konusu ürünlere ilişkin ayıp ihbarının derhal yapıldığından bahsedilemeyeceği, bu durumda davacının teslim etmiş olduğu ürün bedellerinin tamamına hak kazandığı ve davanın kabulü gerektiği değerlendirilmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas,...Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ...Esas, ...Karar sayılı kararı).
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olan fatura alacaklarına dayanıyorsa da davalının ayıp iddiası yargılamayı gerektirdiğinden ve söz konusu hususta araştırma ve inceleme gerektiğinden, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 31.152,00-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Asıl alacak olan 31.152,00-TL'ye takip tarihi olan 23/08/2023 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden (31.152,00-TL) alınması gereken 2.127,99-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik olan 1.858,14-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 11.953,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan 500,00-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.03/06/2025
Katip
Hakim