T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/668 Esas
KARAR NO : 2025/342
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili sınırları içerisinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmekle görevli olduğunu, davalının müvekkili idarenin çeşitli ihaleleri alan yüklenici firma olduğunu, davalı şirketin bu ihaleler kapsamında müvekkili idarenin iş yerlerinde hizmet alımı suretiyle işçi çalıştırdığını, davalı şirketin çalışanı olan (dava dışı) ...'in iş akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla müvekkili idare aleyhine ... 9. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açtığını, mahkemenin ... Karar sayılı kararı ile ...'ın alacaklarının müvekkili idare tarafından ödenmesine hükmettiğini, iş mahkemesi kararının kesinleşmesi üzerine ...'ın vekili tarafından ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili idare aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra dosyasına 146.253,27 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili idare ile davalı şirket arasında akdedilen ihale sözleşmeleri ve ekleri 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, davalı şirketin çalıştırdığı işçilerin işçilik alacaklarından asıl işveren sıfatıyla müvekkili idare ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ancak bu sorumluluğun, işçiye karşı olduğunu, idare ile yüklenici arasındaki iç ilişkide nihai sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında hizmet alım sözleşmelerinde yüklenicinin kendi işçilerinin ücret ve diğer sosyal haklarından sorumlu olduğunu, asıl işverenin ödemek zorunda kaldığı bedelleri yükleniciden rücuen talep edebileceğini açıkça ortaya koyduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile 146.253,27 TL"nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından yasal süre içinde herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 20.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası, ... 9.İş Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi...E. ... K. sayılı kararı, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri, ihale şartnameleri, genel şartname, ödeme belgeleri ve bilirkişi raporu celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, ticari mevzuattan kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanı ..., ticari sözleşmeler uzmanı ... ile icra hesaplamaları konusunda uzman emekli icra müdürü ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 24/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "...
• Davalı ... A.Ş.'nin, 18.08.2014 tarihli sözleşmenin 29. maddesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 34/5. maddesi uyarınca, çalıştırdığı işçi ...'ın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi ... E ... K sayılı kararıyla hüküm altına alınan ve ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası üzerinden tahsil edilen ücret ve ücrete bağlı alınan yargılama giderleri, vekalet ücreti ve işlemiş faizler dahil davacı İSKİ'ye karşı tamamen sorumlu olduğu, • Davacı ...'nin, ... 20. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasına yaptığı 10.03.2022 tarihli 12.059,14 TL, 08.02.2022 tarihli 103.360,20 TL ve 04.01.2022 tarihli 25.136,20 TL olmak üzere toplam 140.555,54 TL ödemenin tamamını, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...A.Ş.'den rücuen talep etme hakkına sahip olduğu, kanaat ve sonucuna varılmıştır ..." şeklinde düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi gereğince dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
... 9. İş Mahkemesinin ... E. ...K. sayılı dava dosyası incelendiğinde, davacının ..., davalıların ... Ltd. Şti. olduğu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, tarafların kararı ayrı ayrı istinaf ettikleri, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi ... E. .. K. sayılı kararı ile davalılardan ...Ltd. Şti.nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ancak davalı ...'nin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra Bölge Adliye Mahkemesince yenden hüküm kurularak davanın kısmen kabul kısmen reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine ...'ın ... 20. İcra Müdürlüğü ...sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduğu, ... Müdürlüğünce icra dosyasına 04.01.2022 tarihinde 25.136,20 TL, 08.02.2022 tarihinde 103.360,20 TL, 10.03.2022 tarihinde 12.059,14 TL olmak üzere toplam 140.555,54 TL ve ayrıca ... Vergi Dairesine 20/12/2021 tarihinde 5.697,73 TL Vergi Tevfikatı olmak üzere toplam 146.253,27 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Bahsi geçen hususlar hakkında çekişme yoktur.
Davacı, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve ihale şartnameleri uyarınca davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin her türlü işçilik alacaklarından ve bu kapsamda dava dışı işçiye ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Uyuşmazlığın temeli, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından hangi tarafın neden sorumlu olduğu noktasında toplanmaktadır.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli ... E.... K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ... E. ... K., 11/05/2017 tarihli ... E.... K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ... E. ...K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ...E. ... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde davacı / asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Taraflar arasında imzalanan tüm ihale alım sözleşmeleri ve Genel Şartnameler celp edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 18/05/2015 tarihli Hizmet Alım Sözleşmesinin 29. maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ve buna ilişkin şartlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır." denilmiştir. Ayrıca, Hizmet Alım Sözleşmesinin 8.1.maddesinde ihale dokümanının hizmet alım sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olarak tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, ihale dokümanı oluşturan belge sıralamasında 8.2.1.maddede ise Yapım İşleri Genel Şartnamesi ile 8.2.2. maddesinde İdari Şartname olduğu vurgulanmıştır.
O halde, sorumluluğun tayininde taraflar arasında imzalanan 18/05/2015 tarihli hizmet alım sözleşmesinin 29., 8.1. ve 8.2. maddeler uyarınca Yapım İşleri Genel Şartnamesi bakılması zorunludur.
Yapım İşleri Genel Şartnamesi 34/5. madde "Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır" şeklinde düzenlenmiştir.
Bu suretle, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi uyarınca dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından davalı - yüklenici şirketin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. .
Ayrıca, meselenin halli, teknik bilgi ve nitelikli hesaplama (rücu alacağı) gerektirdiğinden mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi kurulu raporunda, rücu alacağının dayanağı ile müteselsil borçlu olan davalıların iç ilişkide sorumluluk hallerini yasal gerektirici nedenlerini göstererek açıklamış, bu hususta uygulanması gereken hükümlere yönelik ve ayrıca konuya dair yerleşik Yargıtay içtihatlarına rapor içeriğinde yer vermiş, diğer taraftan rücu alacağının hesabında taraflar arasında imzalanan hizmet alım, ihale sözleşmeleri ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi incelenmiş, neticede dava dışı işçinin SGK kayıtları da kapsamlı olarak tartışılıp değerlendirildikten sonra dava dışı işçinin çalışmasının tamamının davalı şirkette sigortalı olarak geçmesi ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen mahkeme ilamı ile icra takibindeki alacak miktarlarının uyumlu olduğu vurgulanarak davalının rücu alacağının tamamından sorumlu olduğu tespit edilmiş, bu suretle davacının 140.555,54 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır.
Bilirkişi raporuna karşı davalı tarafça itirazda bulunulmamıştır.
Mahkememizce ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olan bilirkişi raporuna, icra dosyasına yapılan ödeme tutarları yönünden itibar edilmiş ve hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde Gaziosmanpaşa Vergi Dairesine ödenen 5.697,73 TL Vergi Tevfikatının da ayrıca hesaplamaya dahil edilmesini istemiştir.
Bu beyan ve talep mahkememizce ayrıca incelenmiş, değerlendirilmiştir. Şöyle ki;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesine 05.12.2019 tarihinde eklenen (Ek fıkra : 5/12/2019-7194/16 md.) fıkra " ... tarihli ve ... sayılı İcra ve İflas Kanunu ile ... tarihli ve ... sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır." şeklindedir.
... tarihli ... Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu Uyarınca Karşı Tarafa Yükletilen Vekalet Ücretinin Vergilendirilmesi ve Gelir Vergisi Tevkifat Uygulaması başlıklı sekizinci bölümünde 23. maddede ''7194 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi ile 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.“... tarihli ve ... sayılı İcra ve İflas Kanunu ile ...tarihli ve ... sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü mevcuttur.
Aynı tebliğin Vekalet ücretlerinde Vergi Tevkifatı Uygulaması başlıklı MADDE 25 – (1) 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında gelir vergisi tevkifatı yapmaya mecbur olan kişi ve kurumlar belirtilmiş ve aynı maddenin birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde hizmet erbabına ödenen ücretlerden 103 üncü ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı bendinin (b) alt bendinde ise yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır. (2) 7194 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek kazancına dahil edilmesi gereken vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık kazandırılmıştır. Buna göre, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar tarafından 2004 sayılı Kanun ile 1136 sayılı Kanun uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin;
a) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,
b) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,
c) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması esnasında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.'' şeklinde düzenleme mevcuttur.
Yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler karşısında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 194. maddesine 05/12/2019 tarihinde yapılan değişiklik ile fatura kapsamında ödemenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ... tarihli ... Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 25/2-b. uyarınca davacı borçlu tarafından alacaklı vekili olarak dava dışı işçi vekili (Av. ...) tarafından tanzim edilen fatura kapsamında ödenen icra vekalet ücretinden stopaj kesintisi yapması gerekirken kesinti dahil olmak üzere davacının ödeme yaptığı görülmekle, davacı tarafça ödenen stopaj ve KDV vergi tevfikatını davalı taraftan ayrıca tahsilini talep edebileceği, hasılı davacının bu yöndeki isteminin anılan mevzuat hükümleri uyarınca haklı ve yerinde olduğu kabul edilmiştir.
Dava dışı işçinin çalışmasının tamamı davalı şirkette (sigortalı olarak) geçtiğinden davalının rücu alacağının tamamından sorumlu olduğu, ayrıca her iki tarafın ticari şirket / tacir olması ve uyuşmazlığın aralarındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca ticari işletmelerini ilgilendirmesi sebebiyle davacının dava dışı işçiye ödeme yaptığı tarihten itibaren davalıdan avans faiz isteminde bulunabileceği kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile 146.253,27 TL alacağın davalıdan tahsiline, bu miktarın 5.697,73 TL'sine 20/12/2021, 25.136,20 TL'sine 04.01.2022, 103.360,20 TL'sine 08.02.2022, 12.059,14 TL'sine 10.03.2022 ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KABULÜ ile,
1- 146.253,27 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Bu miktarın 5.697,73 TL'sine 20/12/2021, 25.136,20 TL'sine 04.01.2022, 103.360,20 TL'sine 08.02.2022, 12.059,14 TL'sine 10.03.2022 tarihinden itibaren avans faizi UYGULANMASINA,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 9.990,56 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 2.497,65 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 7.492,91 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 2.497,65 TL peşin harç, 550,50 TL posta ve tebligat masrafı ve 10.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.548,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/05/2025
Katip
*e-imza*
Hakim
*e-imza*