T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/747
KARAR NO : 2025/572
DAVA : TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/11/2023
KARAR TARİHİ : 15/09/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... adresinde, davalı ... tarafından atık su ve yağmur suyu altyapı yenileme çalışması esnasında yeraltı güzergahı ve...kablosunun koparılarak hasarlamak suretiyle müvekkili şirket ... A.Ş.'nin kablolarının hasara uğratıldığını, hasar mahalli krokisi ve fotoğrafları ile hasarın ardından teknik elemanlarınca durumun tespitine ilişkin hasar tespit tutanağının dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkili şirketin malzeme gideri, işçilik gideri ve işletme zararı olmak üzere toplam 36.899,05 TL zarara uğratıldığını, hasar tespit tutanağında imzası bulunan ...'ın (Tekniker) tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek söz konusu hasar bedelinin hasar tarihinden (10.11.2021) itibaren T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için öngördüğü avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurda açılan dava gerek yargı yolu bakımından caiz olmaması, gerek huzurdaki dava ile müvekkil idareye husumet yöneltilemeyecek olması, gerekse taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle davanın reddini talep etiklerini, davada idari yargının görevli olduğunu (Emsal:Uyuşmazlık Mahkemesi, ...Esas, ... Karar sayılı, 29.11.2021), müvekkili idare ... Başkanlığı'na mezkur adreste müvekkili idare tarafından herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığının sorulduğunu, ... tarih ve...sayılı yazı ile cevap verildiğini, yazıda, ... adresinde 04.11.2023 ile ... tarihleri arasında ... nolu işemri ile yüklenici firma ...Tic. A.Ş. Ve ...A.Ş. firması tarafından "..." işi kapsamında kanal imalatı yapıldığının bildirildiği, ... Sokağın ekteki tutanakta belirtildiği gibi ...Sokak ile kesişmediği, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin Madde 9/10 ve 25/4. Gereği "İşyeri ve çevresindeki bölgede, yeterli güvenlik önleminin alınmaması sebebiyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden yüklenici sorumludur..." hükümleri yer aldığı, bu nedenle yüklenici ...San. ve Tic. A.Ş. Ve ...A.Ş.nin de haberdar edildiği, müvekkili idarenin işbu yazısından da anlaşılacağı üzere, müvekkili idarenin davacı şirketin kablolarında meydana gelen hasara sebep olacak herhangi bir eylemi söz konusu olmadığını, dava dışı ...Tic. A.Ş. Ve ...A.Ş isimli şirketlerin eylemlerinden dolayı müvekkili idareye sorumluluk izafe edilemeyeceğini, eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının davasını konu hasar dosyasına tek taraflı olarak düzenlediği hasar tutanağına dayanıdırmakta ise de söz konusu dayanak delillerin tamamının müvekkili idareye tebliğ etmediğini, davada personel veya eleman bedeli adı altında işçilik ücretleri ve araç bedellerinin hasar hesabına katılamayacağını, bu bedellerin davacının kendi işinde çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler, yakıt giderleri gibi genel işletme giderleri olduğunu, gerçek zarar ilkesi gereği hesaplamaya katılamayacağını (Emsal; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 tarih, ... E. ... K.ile Yargıtay 7. H.D. ... E -...K.), reeskont avans faizi istenemeyeceğini, davacı şirketin altyapı tesislerinin yürürlükteki mevzuat ve fen ve sanat kurallarına uygun olarak tesis edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; haksız fiilden kaynaklanan maddi zararların giderilmesi istemine ilişkin tazminat davasıdır.
Taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir husus bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, davaya konu hasarın bulunduğu mahalde bir çalışma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davalının sorumluluğu ve kusuru ile davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Görev İtirazı Yönünden;
Davalı vekili mahkememizin görevli olmadığını, idari yargının görevli olduğunu ileri sürmektedir. Her ne kadar davalı ... vekili mahkememizin davaya bakmaya görevli olmadığını, uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğunu savunmuş ve bu konuda uyuşmazlık mahkemesi kararlarına işaret etmiş ise de (Emsal; 05/02/2024 tarih ve... E....K.ile 27/11/2023 tarih ve ...E. ... K.ile 27/12/2021 tarih ve ... E. ... K.vb), İstanbul BAM 4.HD.ise farklı düşünmektedir. Yargıtay HGK’nın .. gün ve ... E. ... K. ile ... gün ve ... E. ... K. sayılı kararlarına atıf yaparak, ...'nin 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı, haksız eylem teşkil eden faaliyetten kaynaklanan uyuşmazlığın yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi doğru olduğu kabul edilerek ...'nin bu yöndeki istinaf sebeplerini, yine ilk derece mahkemelerince verilen "...Hizmet kusurundan kaynaklanan uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine.." yönelik kararları yerinde bulmamaktadır (Emsal: Dairenin 29/05/2024 tarih ve ... E. ... K.ile 17/04/2024 tarih ve... E.... K.ile 20/03/2024 tarih ve... E.... K.ile 25/10/2023 tarih ve... E. ... K.ile 20/09/2023 tarih ve ... E. ...K.ile 07/06/2023 tarih ve...E... K.ile 27/10/2022 tarih ve... E. ... K.ile 14/03/2022 tarih ve ... E.... K.vb). Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına direnmek usul hukuku açısından mümkün değildir. AHİM uygulamaları dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemeleri yargı çevresindeki emsal uyuşmazlıklar yönünden farklı ilk derece mahkeme kararlarının varlığı adil yargılanma hakkının ihlaline, hukuki istikrar ve güvenin bozulmasına yol açar. Bu nedenle aksine uygulama hukuki istikrar, güven ve adil yargılanma haklarına zarar vereceğinden İstanbul BAM 4.HD.nin yukarıdaki açıklanan görüşüne uymanın zorunlu olduğu düşünülmüş ve Uyuşmazlık Mahkemesinin içtihatlarında belirtilen hizmet kusurundan kaynaklanan uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddi yoluna gidilmemiş, yargılamaya devam edilmiştir.
Zamanaşımı İtirazı (Def'i) Yönünden;
Davalı vekili davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Hasar tarihinin 10.11.2021, arabuluculuğa 05.09.2022 tarihinde başvurulduğu, 6325 sayılı arabuluculuk kanununun 16/2.maddesi gereğince zamanaşımı süresinin durduğu, sürecin 14.10.2022 tarihinde sona erdiği, arabuluculukta geçen 1 ay 9 günlük sürenin ilavesi ile davanın TBK.nun 72.maddesi gereğince zamanaşımına uğrayacağı 14.12.2023 tarihinden önce 14.11.2023 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
Davacı vekili ... Sok. ile ... Sok. kesişimi adresinde, davalı ... tarafından atık su ve yağmur suyu altyapı yenileme çalışması esnasında yeraltı güzergahı ve.... kablosunun koparılarak hasarlamak suretiyle davacı şirketin yer altı kablolarına zarar verildiğini iddia etmektedir.
Davalı ise illiyet bağının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
... Başkanlığı Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü 07.05.2024 tarihli cevabi yazılarında "İlgi yazınızda belirtilen 10.11.2021 tarihinde ... İlçesi, ... Mahallesi,...Sokak ile... Sokak kesişimi adresinde herhangi bir gerçek ve tüzel kişilere Altyapı Kazı Ruhsat izni verilmemiştir" demiştir.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan ve Hukuk Müşavirliği'ne hitaben yazılmış 30.11.2023 tarihli yazı ise; "İlgi yazıda belirtilen ...adresinde ... ile ... tarihleri arasında ... nolu işemri ile yüklenici firmamız ... A.Ş. Ve ... A.Ş. firması tarafından "..." işi kapsamında kanal imalatı yapılmıştır. ...Sokak ekteki tutanakta belirtildiği gibi ... Sokak ile kesişmemektedir. Yüklenici firmamızın çalışmasına ait işemri yazımızın ekinde gönderilmektedir." denilmiştir.
Mahkememizce alınan 27.04.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
Dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen elektrik ve inşaat imalatları kepçe ya da başka bir iş makinası ile hasarlanmış kablonun hasarlı kısmının uygun saha dolap ya da menhollerden değiştirilmesi işine göre sokaklar boyunca yeni tesis yapım işini işaret ettiği, hasar tespit tutanağında hasarın ... tarafından yapıldığı belirtilmiş ise de, bu durumun tespit edilemediği, hasar ile ... Genel Müdürlüğü ya da dosyaya ihbar edilen yüklenicileri arasında uygun illiyet bağı kurulamadığı, bu nedenle 36.899,05.-TL Hasar bedelinden ...’nin sorumlu olamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Hasara ilişkin tutanak ve belgelerin incelenmesinde hasar tarihinin 10.11.2021 olduğu anlaşılmaktadır. Tutanakta hasarın meydana geldiği yer "...sokak ile ... Sokak kesişimi ..." olarak bildirilmiştir. Öncelikle bu sokakların kesişmediği krokilerden de anlaşılmaktadır.
Bilirkişi heyet raporunda da işaret edildiği üzere, hasar tutanağı ekinde bulunan fotoğraflarda (3 adet siyah beyaz fotoğraflar) hasar yeri olduğu belirtilen yerde herhangi bir iş makinasının olmadığı, üzerinde ... ve yüklenicilerinin isimleri ile yapılan işin yazılı olduğu tabelanın olmadığı, bir fotoğrafta kablo kanalının açılmış ve içinde bir adet kablonun bulunduğunun görüldüğü, bu kablonun fiber optik kablo olması durumunda ise zaten yölnetmeliğe aykırı şekilde boru içinden döşenmediği anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi heyeti, haberleşme kablolarında bir arıza/hasar meydana geldiğinde ilgili santrale anında arıza sinyali düştüğünü, ...’un sahada olan bir ekibine çok kısa sürede görev emri yazılarak hasar yerinin bulunmasının sağlandığını, bu durumda da söz konusu fotoğrafların hasar yerine ait olması durumunda ...’nin çalışmasının mutlaka görüntüleneceğini ancak bu durumun yapılamadığına dikkat çekmiştir. Aynı şekilde 10.11.2021 tarihli Hasar Tespit Tutanağına göre fiber optik kablonun hasarlanmasından herhangi bir abonenin etkilenmediği, saat 09:00 da meydana gelen hasarın aynı gün saat 15:00 da yüklenicilerinden ... firması tarafından onarılarak kablonun işletmeye alındığı, Hasar Keşif Tutarı formunda 14.096,63 TL. malzeme zararı ile 22.802,42 TL. işçilik masrafı olmak üzere toplamda 36.899,05 TL. ...’un zarar bildirdiği bu tutarın davalı ...’ye tebliğ edildiği belirtilen 11.05.200 tarihli 38.839,77 TL. fatura ile 27.05.2022 tarihli 3.246,19 TL. meblağlı faturanın toplamı ile uyuşmadığını, ... ekibinin hakedişe esas teşkil eden üç adet günlük şantiye defteri formlarına göre ... No’lu Saha Dolabından başka saha dolaplarına girdi çıktı yapılarak toplamda 150 metre kablo döşendiğinin görüldüğünü, hasar Keşif Tutar Formuna göre söz konusu kablo döşeme işi aynı gün 15:00 da bittiğine göre, şantiye defterlerinden 150 metre kablo için yapılan işler incelendiğinde; kablo için kanal açılması, kablonun ... boru içinden geçirilerek döşenmesi, kablonun korunması için menhol ve uygun kapak yapılması, adaptörler ile kabloların birbirine bağlanma işlerinin yapıldıktan sonra kanalın usulüne uygun şekilde kapatılması elektrik ve inşaat işlerinin yapıldığının görüldüğünü, bu işlere ilişkin bedeller malzeme ya da işçilik (metre / adet / çalışan sayısı) x (birim fiyat) şeklinde raporlanmadığından maliyet hesabı yapılamadığını, bu nedenle 36.899,05 TL. hasar bedelini hangi iş kalemlerinin oluşturduğunun tespit edilemediğini söylemektedir. Hasar tarihi olan 10.11.2021 tarihinde davalı tarafından verilmiş bir kazı çalışması izni bulunmamaktadır. Söz konusu yerde 04.11.2023 ile 19.11.2023 tarihleri arasında davalının taşeronlarına kazı çalışması izni verildiği anlaşıldığından davacının davasını ispatlayamadığı, dosyaya sunulan delillerin yeterli olmadığı düşünüldüğünden bilirkişi heyet raporundaki görüşe itibar edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava tarihi itibariyle kesinlik sınırının 17.830,00.-TL olması ve Anayasa Mahkemesi'nin ... tarih ve ... sayılı RG'de yayımlanan 04.12.2024 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararı ile HMK.nun Ek 1/2.Madde de yer alan “…341 inci, 362 nci ve…” ibaresinin iptal edildiği, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (30/10/2025) yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alınmıştır.
İptal kararından sonra, 04.06.2025 tarih ve 7550 sayılı yasanın 20.maddesi ile gerekli değişikliğin yapılarak 6100 sayılı HMK.nun geçici 2/2.maddesi "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde düzenlenmiştir. Yasada yürürlük konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Yasanın 21.maddesi gereğince kanunun yayımı tarihinde (04.06.2025) yürürlüğe gireceği kabul edilmiştir. Örneğin yasanın yürürlüğü girdiği tarihten önce açılan davalarda bu hükmün uygulanmayacağı vb. yönünde yürürlüğe ilişkin bir geçiş düzenlemesi (hükmü) yoktur. Usul yasaları derhal yürürlüğe gireceğinden ve iptal edilen hükmün usul hükmü olması nedeniyle yargılamanın çeşitli nedenlerle uzaması nedeniyle farklı tarihlerde çıkmasının hak kaybına neden olmaması bakımından takdir ve değerlendirmenin üst mahkemeye bırakılarak, istinaf yolu açık olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın REDDİNE,
1-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 630,15-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 14,75-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA,
5-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/09/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır