T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/142
KARAR NO : 2025/220
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 28/02/2024
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı idare tarafından düzenlenen 2. ek sıra cetveli ilânının 16.02.2024 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davacının talep ettiği alacak kalemlerinden 5.571,50-TL kira alacağı, 210.806,00-TL satış bedeli, 113.939,19-TL satış bedeline işleyen yasal faiz, kabul edilerek toplamda 730.316,69-TL’nin sıra cetvelinde 4.sıraya kaydı yapıldığını, davalı idare tarafından esas alınan kur, iflas tarihindeki kur olduğunu, davacının uğradığı mağduriyetin giderilmesi noktasında yapılan işbu hesaplamanın hatalı ve eksik olduğunu, bir an iflas tarihi itibariyle satış bedelinin hesaplanmasını kabul ettiklerinde iflas tarihi olan, 26.12.2019 tarihindeki T.C. Merkez Bankası’nın ilan ettiği Euro satış kuru olan 6.58-TL üzerinden satış bedeli hesaplandığında; yaklaşık olarak 6,58 x 73.967,01= 486.702,975-TL ettiğini, davacının ifa ettiği borcuna ilişkin uğradığı zarar göz önüne alındığında, satış sözleşmesinin imzalandığı tarihteki kur ile iflas tarihindeki kur arasındaki farkın bariz olduğu ve devre mülk bedelinin satış sözleşmesindeki kur üzerinden hesaplanmaması gerektiğini, davalı idarenin ilanda yer alan hesaplamasının eksik ve hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini, sıra cetvelinde 4. sırada yer alan ve davalı idare tarafından kabul edilen; 405.571,50-TL kira alacağı, 210.806,00-TL satış bedeli ve 113.939,19-TL tutarındaki satış bedeline işleyen yasal faize ilişkin olan tüm alacaklara dair hakların saklı tutularak ve herhangi bir feragat olmaksızın; alacak kayıt talebinde belirtlilen 3.019.683,31-TL'nin de davacının alacaklarından biri olduğunun kabulü ile, işbu meblağın fazla bulunması halinde satış sözleşmesi uyarınca ödenen satış bedelinin 486.702,975 TL olarak kabul edilerek sıra cetveline kaydının yapılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu süre içerisinde kayıt kabul davasını açmamış olduğunu, hak düşürücü süre sebebiyle işbu davanın reddi gerektiğini, davacının bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, alacak kayıt başvurusunda bulunan tarafların belirli bir alacak miktarına ilişkin başvuruda bulundukları için taleple bağlılık ilkesi gereğince iflas idaresince talep edilen miktardan daha fazla bir miktarın alacak kaydının yapılması mümkün olmadığını, davanın husumetten, dava şartı yokluğundan, hak düşürücü süre, zamanaşımı ve neticede esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alacak kalemleri ile ilgili iflas tarihindeki kur esas alındığında iflas tarihi itibariyle davacının talep edebileceği bedelin ne olması gerektiği, buna göre kayıt ve kabulü gereken miktarın ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davanın kayıt kabul davası olarak açıldığı, ek ikinci sıra cetvelinin tebliği için avansın depo olunduğunun kayıtlarda görüldüğü, ek iki sıra cetvelinin tebliğine dair avansın dosyada olmadığı, ikinci sıra cetvelinin ilanının 16/02/2024 tarihi itibariyle yapılmış olduğu, buna göre dahi davanın süresi içinde açılmış olduğu, yargılama sırasında bu hususun belirtildiği, dava şartlarının tamam olduğu tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki dava İİK m.235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.
İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".
Kayıt kabul aşamasında iflas dairesince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.
Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede somut olayda olduğu üzere iflas idaresi, basit tasfiyede ise iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması amacıyla mahkememiz tarafından atanan SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan 19/12/2024 tarihli raporda "iflas müdürlüğünün herhangi bir detay açıklama ya da hesaplamaya yer vermeksizin satış bedeli alacağı için 210.806,00 TL alacak kaydı yapılmış olduğunun görüldüğü, davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşmede satış bedelinin Avro olarak kararlaştırıldığını beyan etmesine karşın 24/12/2013 tarihli devre mülk satış sözleşmesinde satış bedellerinin gösterildiği şekilde Türk parası cinsinden 210.806 00 TL olarak belirtilmiş olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde satış bedelinin Avro olarak ifa edildiğini beyan etmesine karşın sözleşmede TL olarak kararlaştırılmış olan satış bedelinin bu şekilde ifa edildiğine dair dosyada herhangi bir ödeme belgesine rastlanmadığı, 24/12/2013 tarihli devre mülk satış sözleşmesine ve dosya içeriğine göre davacının satış bedeli için kaydını talep edebileceği, alacak miktarının 210.806.00 TL olarak hesap ve tespit edildiği, buna göre davacının satış bedeline ilişkin olarak kaydı gereken 210.806,00 TL alacağının tamamının kaydedildiği, satış bedeline ilişkin olarak kaydı gereken herhangi bir alacağın kalmadığı, satış bedeli alacağının işlemiş yasal faizi alacağı yönünden davacının her iki dilekçesinde de satış bedeli için ayrıca hesap edilip işlemiş faiz talep edilmediği, iflas müdürlüğü'nün davacı tarafça ayrıca talep edilmemesine karşın herhangi bir hesaplama yapmaksızın satış bedeli alacağının işlemiş yasal faizi için 113.939,19 TL alacak kaydı yapmış olduğu, buna göre davacının satış bedelinin işlemiş yasal faizine ilişkin olarak kaydı gereken 113.939,20 TL alacağının tamamının kaydedildiği, satış bedeline ilişkin olarak kaydı gereken herhangi bir alacağın kalmadığı, iflas müdürlüğünün herhangi bir detay açıklama ya da hesaplamaya yer vermeksizin kira alacağı için 405.571,50 TL alacak kaydı yapılmış olduğu, ismi ve miktarı zikredilerek herhangi bir talepte bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde somut bir itirazının bulunmadığı ve buna ilişkin bir hesaplama yaparak kayıt kabulünü talep etmediği görülmekle birlikte sözleşmeye göre kaydı gereken miktarın hesaplandığı, sonuç olarak 24/12/2013 tarihli devre mülk kiralama sözleşmesi hükümlerine göre davacının kira bedeli için kaydın talep edebileceği alacak miktarının 460.199,77 TL olarak hesap ve tespit edildiği, buna göre davacının kira bedeli için kaydını talep edebileceği alacağının 460.199.77 TL - 405.571,50) 54.628.27 TL'lik kısmının kaydedilmemiş olduğu, 24/12/2013 tarihli devre mülk satış sözleşmesine ve dosya içeriğine göre davacının satış bedeli için kaydını tale edebileceği alacak miktarının 210.806 00 TL olabileceği, bu alacağının tamamının kabul edilerek kayıt edilmiş olması nedeniyle satış bedeline ilişkin olarak kaydı gereken herhangi bir alacağın kalmadığı, davacının alacak kayıt talep dilekçelerinde satış bedeli için işlemiş faiz talep ederek kaydını talep etmediği görülmekle birlikte iflas tarihine kadar işlemiş faiz talep edebileceği ve iflas müdürlüğünce satış bedeline ilişkin işlemiş faiz hesap edilerek kaydının yapıldığı gözetilerek satış bedelinin işlemiş faiz alacağı için kaydı gereken alacağın tamamının kabul edilerek kayıt edilmiş olması nedeniyle satış bedeline ilişkin olarak kaydı gereken herhangi bir alacağın kalmadığı, davacının dava dilekçesinde İflas Müdürlüğünün 405.571,50 TL olarak hesaplayarak kaydettiğini bildirdiği alacağa ilişkin hiçbir itiraz ileri sürmediği, bu alacağa ilişkin ayrıca ismi ve miktar zikrederek herhangi bir talepte bulunmadığı görülmekle birlikte 24/12/2013 tarihli devre mülk kiralama sözleşmesi hükümlerine göre kira bedeli için kaydı talep edilebilir alacak miktarının 460.199.77 TL olabileceği, İflas Müdürlüğü tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak 405.571,50 TL tutarında alacak kaydı yapılmış olması nedeniyle mahkemece kabulü durumunda kira bedeli alacağı için 54.628,27 TL miktarında ilave alacak kaydı yapılmasının gerektiği" şeklinde görüş bildirmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının dayanmış olduğu yazılı sözleşmede satış bedeli TL olarak kararlaştırılmıştır. Buna rağmen davacı vekili satış bedelinin Avro olarak kararlaştırıldığı iddiası ile satış bedeli ve işlemiş faiz kalemi ile ilgili talepte bulunmuştur.
Davacı, davalı ile sözleşme akdettiği aşamada satış bedeli TL olarak kararlaştırılmıştır. Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında ve doktrinde kabul olunduğu üzere yenilik doğurucu nitelikteki bu hak kullanılmakla beraber sonuç doğurur. Artık bu hakkın kullanımından geri dönülemez.
"Yenilik doğuran haklar muteber şekilde kullanılmakla sona ererler. Çünkü hakkın kullanılması ile amaç sağlanmış olur. Yenilik doğuran hak kullanılıp sonuç meydana geldikten sonra bundan geri dönülemez. Ancak taraflar isterlerse sözleşme serbestisi sınırları içinde, yenilik doğuran hakkın kullanılmasının sonuçlarını ortadan kaldıran veya değiştiren sözleşme yapabilirler." (Prof.Dr.M.Kemal OĞUZMAN, Medeni Hukuk Dersleri, Fakülteler Matbaası, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, İstanbul, 1975, Sayfa 112)
Yargıtay uygulamasında da benimsendiği üzere, davacının davalı ile yapmış olduğu sözleşmede satış bedelinin TL olarak belirtmiş olması, davacının dahi bu sözleşmeye dayanması sonucunda artık davacının kayıt kabul aşamasında veya yargılama sırasında bu tercihinden dönerek yabancı para üzerinden kayıt ve kabul talebinde bulunabilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
Buna göre 24/12/2013 tarihli devre mülk satış sözleşmesine ve dosya kapsamına göre davacının satış bedeli olarak kaydını talep edebileceği miktar 210.806,00 TL'dir. Bu miktarın tamamının ise zaten iflas masasına kaydı yapılmıştır.
Yine İİK m.195/f.1 hükmü uyarınca iflasın açıldığı güne kadar olan işlemiş faiz talep olunabilir. Ne var ki somutlaştırılan sözleşme çerçevesinde yapılan hesaplamaya göre yukarıda belirtilen satış bedeli, sözleşme tarihi ve iflas tarihi, buna göre aradaki süre ile yasal faiz oranı dahi dikkate alındığında davacının talep edebileceği yasal faiz miktarı 113.939,20 TL'dir.
Bu hesaplama dosya kapsamına uygun olduğu gibi esasen matematiksel olarak herhangi bir itiraz zaten bulunmamaktadır. Öte yandan satış bedelinin TL olması karşısında ise 3095 sayılı Kanunun 4/A madde hükmü uyarınca faiz hesaplanması ise mümkün değildir.
İflas masası tarafından, davacının en fazla talep edebileceği satış bedeline ilişkin yasal faiz alacağının tamamının ise davacı lehine tam ve eksiksiz olarak kaydı yapılmıştır.
Hal böyle olunca satış bedeli ve faiz alacağı yönünden zaten masaya kaydı gereken bir miktarın bulunmadığı, davacının talebinin yasal açıdan kabul edilemeyeceği ortaya çıkmıştır.
Davacının kayıt ve kabul davasına konu yapmış olduğu diğer tutar ise kira alacağı olup bu kira alacağı 405.571,50 TL olarak dava konusu yapılmıştır.
Bilindiği üzere kayıt ve kabul davalarına konu olan alacak, iflas masası nezdinde kayıt ve kabul dilekçesine konu edilip ve ancak reddolunan miktarlara ilişkindir. Bir başka deyişle, kayıt kabul aşamasında sunulan talep dilekçesinde ileri sürülmeyen bir alacak kalemi ile miktarın daha sonradan bu dilekçe ile ilgili olarak açılan kayıt kabul davasına konu edilebilmesi mümkün bulunmamaktadır. Zaten davacı vekili dahi açıkça alacak kayıt talebinde belirtilen tutar ile ilgili dava açtığını açıkça belirtmiştir. Oysaki iflas masasına bu yönde bir talep sunulmamıştır.
Nitekim Yargıtay uygulamasında da kayıt kabul davalarının niteliği gereği masaya başvuru tarihindeki talep ile bağlı kalınarak talebin değerlendirilmesi, ıslah ile dahi talebin arttırılamayacağı benimsenmektedir. (BAM ve İDM kararının onanmasına dair Yargıtay 23.HD ...E....K.sayılı kararı) Şüphesiz bağlılık, başvuru tarihindeki dilekçe ile bağlılık olarak kabul edilmelidir. Aksi düşünce, iflas masasına yapılan başvuruyu usulen gereksiz bir talep haline de getirir.
Hal böyle olunca davacının, kayıt ve kabul davasına konu etmiş olduğu 405.571,50 TL tutarlı kira alacağı, kalem ve miktarının kayıt ve kabul davasında kabulü mümkün değildir.
Öte yandan davacının 405.571,50 TL üstünde kalan kira alacağı dışındaki miktar yönünden de dava dilekçesinde talebi bulunmamaktadır. Bir an için 405.571,50 TL bedelin kayıt edilmesi söz konusu olacak olsa dahi üstündeki miktarın yine kaydı mümkün olamayacağı gibi tüm miktarın ıslah edilmesi de davanın niteliği gereği mümkün olamayacaktır.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davalı aleyhine açmış olduğu kayıt kabul davasının tümden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı aleyhine açmış olduğu kayıt kabul davasının tümden reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde bakiye avansın iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip