T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/249
KARAR NO : 2025/219
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ : 19/04/2024
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile .. 18. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyası kararının, davalı borçlu aleyhine ... 21. İcra Müdürlüğü ...E sayılı dosyası ile ilamlı takibe koyulduğunu, davalıya icra emri tebliğ edildiğini, takibin kesinleşmiş olmasına ve dosyada tehiri icra kararı olmamasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, yapılan haciz işlemlerinde de malvarlığı tespit edilemediğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda alacaklı tarafından doğrudan iflas talep edilebilecek hallerin düzenlendiğini, sayılan nedenlerden birininde "ilama müstenit alacağın icra emriyle istenildiği halde ödenmemiş olması" olduğunu, doğrudan iflas nedeninin gerçekleştiğini, davalının iflasına karar verilmesi için işbu davanın açılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının ,davalıya milyonlarca TL borçlu iken davalının iflasını istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, faturaların hiçbir gideri ödemediğini, bu konuda kontratı ihlal ettiği için ek zarar ziyan dışında 100 Bin Amerikan Doları cezai şart ödemesi gerektiğini, bu konuda karşı davalar açıldığını ve ayrıca açılacağını, verdiği şahıs çekini de ödemediğini, ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile taraflarını haklı bulduğunu, davacının istediği toplamı 600 bin TL talebin sadece 138.966,54 TL ve yasal faizini aleyhlerine geçerli bulmuşsa ise de iş bu davanın kesinleşmediğini, istinaf aşamasında olduğunu, yasal olamayan ve istinafta incelenen bu mesnetsiz alacağı bahane edip, kendisinin milyonlarca lira şirketlerine borcunu göz ardı edip,takas mahsup olsa bile kat ve kat alacaklı çıkacakları bu hesaplaşmadan kaçıp iflaslarını istemesini red ettiklerini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ilamlı icra takibine geçilmesi sonrası borcun herhangi bir aşamada ödenip ödenmediği, bu sebebe dayalı olarak ve doğrudan iflas şartlarının davalılar hakkında oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı,
Davacının ilamlı takip yaptığı, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, icra emrinin tebliğinin gerçekleştiği, davacının İİK m.177/f.1 bent 4 hükmü çerçevesinde ve bu sebebe dayalı olarak iflas davası açtığı tartışmasızdır.
Davacı vekilinin 17/03/2025 tarihli ve e imzalı dilekçesini sunduğu, dilekçe ekinde iflas dosyasına taraf olan şirketlerin isim, kaşe ve imzanın yer aldığı, 17/03/2025 tarihinde düzenlendiği anlaşılan "sulh protokolü ve uzlaşma belgesi" başlığını taşıyan imzalı belge suretinin sunulduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde sulhe ilişkin açık yetkinin mevcut olduğu gibi davalı vekilinin dahi sulhe ilişkin vekaletnamesinde yetkisinin mevcut olduğu, sunulmuş olan bu protokol çerçevesinde bu davada sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettiği, tarafların birbirinden herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri bulunmadığı, tarafların yapmış oldukları masrafları üzerilerinde kalacağını, iflas avansının iade olunmasını talep ettiği, davalı vekili ise sunulmuş olan bu protokol çerçevesinde bu davada sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettiği, tarafların birbirinden herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı, tarafların yapmış oldukları masrafları üzerilerinde kalacağı, iflas avansının iade olunmasına muvafakat edildiği noktalarında müşterek beyanların sunulduğu sabittir.
Bilindiği üzere davanın konusuz kalması durumunda, HMK m.331 hükmü uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumunun araştırılması gerekir. Esasen haklılık durumunun araştırılması sonrası tarafların lehine veya aleyhine kısmen veya tamamen yargılama gideri takdir edilecektir. Ne var taraflar birbirlerinden yargılama giderleri ve vekalet ücretlerini talep etmediklerini açıkça belirtmişler ve tarafların yaptıkları yargılama giderlerinin taraflar üzerinde kalması konusunda uyuşmuşlardır. Bir başka deyişle taraflar bu konuda sulh olmuşlardır.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK m.315 hükmüne göre, taraflar aralarındaki uyuşmazlık hakkında konusuz kalma nedeniyle karar verilmesini talep etmedikleri takdirde taraflar arasındaki uyuşmazlık ile ilgili sadece karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekir. Esasen 6100 sayılı HMK m.26 hükmü gereği tarafların talepleriyle bağlılık kural olarak esastır.
Hal böyle olunca taraf vekillerinin müşterek beyanları dikkate alınarak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin müşterek beyanları dikkate alınarak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Duruşmalı ön inceleme sonrası sulh olmakla alınması gereken ve 2/3 oranına isabet eden 410,26TL harcın peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 17,34 TL harcın davacıya iadesine,
3-Taraf vekillerinin beyanları karşısında taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderleri hükmedilmemesine,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
5-İflas avansının mevcut beyanlar karşısında derhal davacıya iadesine,
6-Artan avansın hükmün kesinleşmesi sonrası iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip