T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/295
KARAR NO : 2024/704
DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : 10/05/2024
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ..., babası ... (TCKN:...) ile birlikte ...’nin (VKN:...) ortağı olduğunu, müvekkilinin anılan şirkette yüzde 5 (beş) hisse sahibi olduğunu, 29/11/2010 tarihli ve 03/02/2022 tarihli şirket sermaye arttırımının tesciline ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarında, iki ortaklı davalı şirkette ortakların ortaya koydukları sermaye ve pay oranlarının görüldüğünü, 28/02/2017 tarihinden itibaren şirket müdürü olarak görevde bulunan ve şirketi temsil yetkisini kullanan ...'ın, şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatı başlarda gösterdiğini, hali hazırda gelinen süreçte şahsi menfaatlerini şirketin menfaatlerinden üstün tutmaya ve şirketi bir araç olarak kullanmaya başladığını, şirket müdürü ve temsilcisi olarak yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmeye başlayan ...' ın şirkete önemli zararlar verecek eylemlerde bulunarak hali hazırda asli görevlerini aksatmaya başladığını, anılan şirket müdürünün ve müvekkilin babası olan ...'ın, halihazırda müvekkilin annesi ... ile boşanma aşamasında olduğunu, müvekkilinin annesi ... tarafından açılan boşanma davasının ... 10. Aile Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile görüldüğünü, şirketin müdürü tarafından ... 40. Noterliği ile ... 34. Noterliğinde yapılan üçüncü bir kişiye taşınmaz satış vekaletnamesi verme işlemi ile bu malvarlıklarını kötüniyetli olarak ve 3.kişilere devretmek için hazırlık içerisinde bulunduğunu, şirket adına kayıtlı ''... ili, ... İlçesi, ... Mevkii Mimarsinan Köyü 35/1 pafta 3568 parselde yer alan 27 bağımsız bölüm numaralı'' taşınmazın satış işlemleri için emlak danışmanı ile anlaşıldığını, ... internet sitesinde verilen ilan ile şirket diğer ortağı müvekkil ...' ın haberi ve onayı dahi olmaksızın şirket adına kayıtlı taşınmazın satış için 6.200.000,00-TL bedel ile ilana çıkarıldığını, şirket adına kayıtlı taşınmazın, boşanma davası ile şirket hisselerinin 1/2' sine tedbir konulmasının hemen akabinde şirket müdürü tarafından satılığa çıkarıldığını, müdürün kendi menfaatine uygun hareket ettiğini ve şirketin menfaatini gerektirir hiçbir sebep ve gerekçe olmaksızın müdür tarafından taşınmazın satışına tek taraflı olarak karar verildiğini, ... tarafından şirket adına kayıtlı bulunan ... plakalı aracın şirket diğer ortağı müvekkil tarafından kullanılmasının engellenmesi ve aracın müvekkilden teslim alınarak acele bir şekilde satışının gerçekleştirilebilmesi amacı ile ... 9. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, aracın şirket yetkilisi ...' a teslim edilmesi, aksi durumda tüm zararın tazmini için hukuki işlem başlatılacağı ve müvekkili hakkında savcılık şikayetinde bulunulacağının ihtar olunduğunu, ... ili, ... İlçesi, ... Mevkii ... Köyü 35/1 pafta 3568 parselde yer alan 27 bağımsız bölüm numaralı taşınmaz, ... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Pafta 1095 Ada 16 parselde yer alan 50 bağımsız bölüm numaralı taşınmaz, ... plakalı ve ... plakalı araçlar üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir kaydı konulmasını, şirket müdürü ve temsilcisi olarak görevini kötüye kullanan ve buna yönelik eylemleri sürekli hale dönüşen şirket müdürü ...' ın yönetim ve temsil yetkisinin sınırlandırılması ve şirketin yönetim organından eksik kalmaması için şirkete kayyım atanmasını, müvekkilinin ve davalı şirketin herhangi bir hak kaybına uğramaması adına; şirket müdürünün mal kaçırma saiki ile şirkete ait malvarlıklarını 3. Kişilere satma/devretme ihtimalinin bir hayli yüksek olması sebebi ile; telafisi mümkün olmayacak zarar ve mağduriyetlerin önlenebilmesi için davalı şirket adına kayıtlı malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ... müdürü ve temsil yetkilisi ...' ın davalı şirketteki müdürlük görevine ilişkin yönetim ve temsil yetkisinin haklı sebeple sınırlandırılmasına, şirket tüzel kişiliğinin yönetim organından yoksun kalmaması ve şirket yönetiminin başka bir yoldan sağlanamayacak olması hususları göz önüne alınarak; dava süresince tedbir olarak, dava sonrasında da devam etmek üzere TMK m. 426 ve 427/4 uyarınca şirketin yönetimi ve temsili için kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile TTK m. 630/2'de davanın kime yöneltilmesi gerektiği belirtilmediğini, işbu boşluğun Yargıtay içtihatları ile doldurulduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarından birinde TTK m. 630/2 gereği ikame edilen davanın şirket müdürüne yöneltilmesi gerektiğinin belirtildiğini, husumet yokluğu nedeniyle işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın annesi ve davalı müvekkilin eşi olan ... tarafından evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle ... 10. Aile Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile boşanma davası ikame edildiğini, ancak somut olayda boşanma ve mal rejimi davası ile kanunen verilemeyen tedbir kararlarının TTK m. 630 kapsamında talep edilmesinin hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı müvekkil şirketin ekonomik olarak büyümesi planlanmakta ve bu vizyon çerçevesinde de düzenli olarak sermaye artırımları yapılmakta ve ödenmekte olduğunu, şirketin devralanmasından bu güne belirli aralıklarla sermaye artırımları yapılarak şirketin ekonomik büyüme içerisinde olduğu ve yapılan yatırım ve alınan kararların şirket menfaatine olduğu gözlenmekte olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dava dilekçe içeriğine göre dava konusunun" davalı limited şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin haklı sebeple sınırlandırılması talepli" olduğu, buna mukabil ve ayrıca talep kısmında, açıklama kısmında dava süresince "tedbir olarak ve dava sonunda da devam etmek üzere yönetim ve temsil kayyımı atanması talebinin bulunduğu" anlaşılmakla, yönetim ve temsil yetkisinin haklı sebeple sınırlandırılması noktasında bu talebin kabulü durumunda şirket lehine ve sadece tedbir amaçlı mı kayyım atanma talebi olduğu, bu çerçevede davadaki talebin sadece ve sadece dava dilekçesinin konu kısmında yazan talep olup olmadığı noktasında HMKm.31 hükmü uyarınca davacı vekilinden açıklama alınmıştır.
Davacı vekili ise, belirsizliği giderici yönde yapmış olduğu açıklamada talebinin "şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin sınırlandırılması" olarak açıklamış olmakla uyuşmazlığın usuli açıdan öncelikle bu çerçevede ele alınması gerekecektir.
6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden talep edebilecektir.
Ancak bu tip davalarda Yargıtay uygulaması uyarınca husumetin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması talep olunan şirket müdürüne yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Esasen yerleşik Yargıtay uygulamaları dahi bu doğrultudadır. (Yargıtay 11.Hd ...E....K.; ...E., ...K.sayılı ve benzeri kararları) Dikkat olunursa Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere bu tip davaların müdüre yöneltilmesi bir gerekliliktir. Bu gerekliliğin yerine getirilmemesi karşısında artık davacının açmış olduğu dava yönünden pasif sıfat yokluğu gündeme gelecektir.
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veye kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, defi değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın açılmasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece resen nazara alınmalıdır.(Kuru, Baki- Arslan, Ramazan - Yılmaz, Ejder : a.g.e.,s. 231-232; Üstündağ, Saim; Medeni Yargılama Hukuku, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 1997, s. 307)
Buna göre davalı olarak, şirket müdürünün gösterilmesi gerekirken şirket tüzel kişiliği aleyhine açılan davada şirket dava konusu hakkın yükümlüsü değildir. Davalı olarak gösterilen şirket aleyhine açılan davanın pasif sıfat nedeniyle reddolunması gerekmektedir.
Öte yandan davacı vekili yargılama sırasında ve cevap dilekçesinin sunulmasına müteakiben HMK m.124/f.3 hükmü uyarınca tarafın değiştirilmesi, husumetin şirket müdürüne yöneltilmesi yönünde talepte bulunmuştur.
6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinde;
"(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." düzenlemesi yer almaktadır.
(...)
Yerleşik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere bu tip davaların, şirket müdürüne açılması noktasında yerleşik uygulama da mevcut olduğu gibi söz konusu davada elde edilmek istenen hükmün doğrudan şirket müdürünün hak ve hukukun etkileyebileceği açıktır. Davacının dava dilekçesi içeriğinde belirtmiş olduğu vakıalar karşısında, çok basit bir araştırma ile bu durumu tespit edebileceği, esasen açık kaynaklarla dahi bu bilginin mevcut olduğu açıktır. Bu durumda davacının kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemleri göstermediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın yanlış kişiye bir başka deyişle tüzel kişiye yönetilmesinin kabul edilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilebilmesi mümkün bulunmamaktadır. Esasen gerek şirketler hukuku ve gerekse muhasebenin temel ilkeleri dikkate alındığında şirket tüzel kişiliği ile onu temsil edenlerin tamamen birbirinden farklı kişilikler olduğu tartışmasızdır.
6100 sayılı HMK m.124 hükmün gerekçesinden dahi anlaşılacağı üzere "davacının tüm özeni göstermiş, tüm araştırmayı yapmış olmasına rağmen dava açacağı kişiyi doğru tespit edememiş olması halinde elbette taraf değişikliği dürüstlük kuralına aykırı olmasa da açıklanan nedenlerle somut olayda taraf değişikliği mümkün bulunmamaktadır. Aksi düşünce pasif sıfat yokluğundan dolayı reddi gerektiren tüm davaların bu açıdan reddini fiilen imkansız hale getirdiği gibi getirir. İstisnai olarak getirilen bu düzenlemenin kaide olarak uygulanmasına ise yorum bilimi kurallarına dahi aykırıdır.
Bu çerçevede yargılama sırasında bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilerek yargılamaya son verilmiştir.
Davacı vekilinin tedbir talebi daha önce mahkememizce reddolunmuş, istinaf talebi ise reddedilmiştir. Esasen red nedeni karşısında davacının tedbir taleplerinin dahi reddolunmasına karar verilmesi usuli açıdan zorunludur.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davalı şirket aleyhine açmış olduğu davanın pasif sıfat yokluğundan reddine, red nedeni karşısında davacının tedbir taleplerinin dahi reddine dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı şirket aleyhine açmış olduğu davanın pasif sıfat yokluğundan reddine,
2-Red nedeni karşısında davacının tedbir taleplerinin dahi reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafından harcanan yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan tüm avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...