T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/301 Esas
KARAR NO : 2025/405
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 14/05/2024
KARAR TARİHİ : 03/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 9.10.2023 tarihinde saat 13:30 sıralarında ... ili ... mevkiinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile geri manevra yaptığı esnada kendi aracın sol yan kısımları ile park halinde bulunan ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracın sağ arka çamurluk kısmına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana olduğunu, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere karşı taraf sürücünün 94 100 kusurlu olduğunu ,bu kapsamda müvekkili aracındaki hasarın karşı taraf sigortası ... Sigorta A.Ş. tarafından karşılanmış olduğunu, ancak müvekkili aracının onarımda olduğu süre kullanılamamış olmasından kaynaklı illiyet bağı bulunduğu, bu nedenle müvekkili zararından davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarını, ancak davalı ... sigortası her ne kadar mevcut olsa da araç mahrumiyetinin poliçe kapsamında olmadığı bu nedenle zararın araç sürücüsü ... tarafından karşılanması gerektiği, bu vs. nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL araç mahrumiyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Toplanan Deliller:
... tarafından hazırlanan 02/01/2025 tarihli bilirkişi raporu,
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden poliçe ve hasar bilgisi, ekspertiz rapor bilgileri ve kaza tespit tutanağı bilgileri ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava; 29/10/2023 tarihli trafik kazasına ilişkin davacının maliki olduğu... plaka sayılı araca ilişkin ikame araç bedelinin davalılar araç maliki ve sürücüsünden tahsili isteminden ibarettir.
Dava Türüne İlişkin;
6100 sayılı HMK'nın 107. maddesinde ''(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir. '' hükmü düzenlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği araç mahrumiyeti bedeli olan maddi tazminatın varlığının ve miktarının belirlenebilmesinin ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani 6100 sayılı HMK'nın 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikattan sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla maddi tazminat talebine konu alacak miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu talebinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır. Nitekim bu doğrultuda davacı vekili tarafından sunulan 19/02/2025 tarihli dilekçenin dava değer artırım dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Haksız Eylem Unsurlarına ve Somut Olaya İlişkin;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesi yer almaktadır.
Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; fiil, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarar unsurlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Somut uyuşmazlıkta, 29/10/2023 tarihinde saat 13:30 sıralarında sürücü ...'un sevk ve idaresindeki, davalı ... Şirketi adına tescilli ... plaka sayılı araç ile geri manevra yaptığı esnada kendi aracın sol yan kısımları ile park halinde bulunan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki, davacı ... Şirketi adına tescilli... plaka sayılı aracın sağ arka çamurluk kısmına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.
Kusur Durumuna İlişkin;
Dava konusu olayda, tanzim edilen bilirkişi raporu ile, ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'un meskun mahalde seyir halinde iken trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uyması, ve geri manevra yapmak iş esnada gerisin bulunan araçların konumu ile kendi aracının teknik özellikleri, büyüklüğü, görüş durumu vb. etkenleri birlikte değerlendirerek gerekirse klavuz kullanmak suretiyle geri manevra yapması gerekirken dikkatsizlik ve tedbirsizlik onucu gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hatalı geri manevra ile sebebiyet vermiş olduğu kazada tam kusurlu olduğu; dava konusu kaza park halinde bulunan... plaka sayılı araca asli kusur sayılan hatalı geri manevra sonucu ... plaka sayılı araç sürücüsünün dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeni ile meydana gelmiş olduğundan... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiği, hadisenin meydana gelmesinde, dava konusu zararın doğmasında veya artmasında etkili başkaca faktör, kusurlu kişi, kurum, kuruluş bulunmadığı, bilirkişi raporunun kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağı ile aynı yönde olduğu, bu anlamda dosyada bir çelişki bulunmadığı ve raporun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu değerlendirilmiş ve davalı araç sürücüsü ve işleteninin meydana gelen zararının tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Davalıların Sorumluluğuna İlişkin;
Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, zarar gören zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar, ... Esas ... Karar).
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle ve sürücüyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup sorumluluk esasında aralarında bir öncelik ilişkisinin bulunmadığı, zarar görenin sorumluların herhangi birinden zararının tamamını talep edebileceği gibi müteselsil sorumluluk ilkesi uyarınca talepte de bulunabileceği, bu nedenle maddi tazminat talep edilen davalılar araç sürücüsü ve işleteni olduğundan meydana gelen maddi zararın tamamından sorumlulukları bulunduğu kabul edilmiştir.
Araç Mahrumiyet Bedeline İlişkin;
Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacıya ait aracın yerine başka bir taşıtın ikame edilmesi için yeterli olan yedi iş günü boyunca mahrumiyeti nedeniyle uğranacak zararın olay döneminde benzer aracın günlük kiralama bedeli olan 1.500,00-TL'den hesaplandığında toplam 10.500,00-TL olduğu, amortisman benzeri aracın kullanımından kaynaklanan bedelin tenzili gerektiği, 2.586,11-TL amortisman payı düşüldüğünde araç mahrumiyet bedelinin 7.913,89-TL olduğu, kazadan kaynaklanan davalının bu zarar kalemi yönünden davalıların sorumluluğu bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamına İlişkin;
Herhangi bir ihtara yahut ihbara gerek kalmaksızın haksız eylem failinin haksız eylem tarihi itibariyle temerrüde düşeceği anlaşıldığından davalılar yönünden haksız eylem tarihi olan 29/10/2023 tarihinden itibaren itibaren ve aracın şirket adına kayıtlı olup ticari araç olması sebebiyle avans faize hükmetmek gerektiği anlaşılmış, yukarıda izah olunan gerekçelerle, taraf iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu, taraflarca ibraz edilen ve mahkememizce celp edilen deliller ile tüm dosya kapsamı nazara alınmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
Davanın KABULÜ ile,
1-Araç mahrumiyet bedeli olan 7.913,89-TL'nin haksız eylem tarihi olan 29/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen dava değeri (7.913,89-TL) üzerinden alınması gereken 615,40-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 427,60-TL peşin harç ile 190,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 617,60-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 2,20-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı taraftan tahsil edilen 615,40-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 5.688,50-TL giderin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama yargılama gideri yapılmadığından bu hususta değerlendirmeye yer olmadığına,
7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 7.913,89-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalılardan müştereken ve müteselsilen 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'un yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 03/06/2025
Katip
Hakim