T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/364
KARAR NO : 2025/561
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 10/06/2024
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı hakkında ... 3. ATM ... Esas sayılı dosyada 26/12/2019 tarihi itibariyle iflas kararının verildiğini, ... 2. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyası ile iflas işlemlerinin sürdüğünü iflas tarihi itibariyle 1.918.397,64 TL kayıt kabul tarihi itibariyle iflas tarihinden kayıt kabul tarihine kadar oluşan 6.726.653,85 TL olmak üzere toplam 8.645.051,49 TL alacağı olduğu halde iflas idaresi tarafından sadece 944.520,00 TL'lik kısmının kabul edildiğini, 6.094.834,81 TL'lik kısmının reddedildiğini, bu nedenlerle kabul edilen kısımda dahil olmak üzere toplam 8.645.051,49 TL'nin sıra cetveline iflas masasına davacı alacağı olarak kaydının yapılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının ilandan itibaren 15 günlük hak düşürücü sürede dava açmadığını, davalının 26/12/2019 tarihi saat 16:37 itibariyle iflasına karar verildiğini, o gün itibariyle 1 Euronun Efektif Satış Kurunun 6,5973 TL olduğunu, buna göre hesaplanan davacının alacağının kayıt kabulü yapıldığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, iflas tarihinden sonraki alacağın kayıt kabulünün mümkün olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın konusu iflas eden davalıda olan alacağının bir kısmının kayıt kabul edilmemesi nedeniyle davacının açtığı iflas masasına kayıt kabul davasıdır.
İflas Dairesine yazılan yazıya verilen cevapta davacının ... iflas sayılı dosyadaki iflas masasına 7.039.358,81 TL için kayıt kabul talebinde bulunduğunu, ... sırada 944.520,00 TL'lik kısmın kabul edilirken fazlaya ilişkin 6.094.838,81 TL'lik kısmın reddedildiğini, alacaklı vekiline 31/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği cevabı verilmiştir.
Davacı vekiline red edilen kısma ilişkin tebligat 05/06/2024 tarihinden yapılmış olup davacı davasını 15 günlük hak düşürücü süre içinde 10/06/2024 tarihinde açtığından dava şartı yerine getirilmiş olup davalının bu yöndeki itirazı kabul edilmemiştir.
Davacı vekili 09/12/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile ödenmeyen alacağının fiili ödeme günündeki Merkez bankası Efektif Satış Kuru üzerinden bulunacak TL karşılığının ödenmesi şeklinde ıslah ettiğini bildirmiştir.
Dosyamız 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş alınan bilirkişi raporunda : "Maliyet Bedeli Talebi Yönünden: Mahkemenizce davacının tapuda düzenlenen resmi senede dayalı olarak yapılan tescil işlemi ile devre mülk hakkı kurulan kat irtifaklı taşınmaz paylarını iktisap ettiği, bu bakımdan gerçek taraf iradeleri ile görünüşteki iradelerinin örtüştüğü görüşü benimsenirse, yapılan tescil işleminin hukuki sebebini teşkil eden sözleşme bakımından şekle aykırılık ya da muvazaa söz konusu olmayacağından, davacının devre mülk maliyet bedeli ve bunun işlemiş faizi noktasındaki taleplerinin reddi gerekeceği, Bu ihtimalde dosyaya sunulan sözleşmelerin H-1 maddesi uyarınca davalı yanın projeye uygun olarak yapıyı tamamlayıp kullanıma hazır hale getirme ve iskân izninin alınmasını müteakip devre mülk tapusunu davacıya verme yükümlülüğünün resmi şeklin kapsamında yer almadığından hüküm doğurmayacağı, dolayısıyla, somut olayda projenin tamamlanmadığı anlaşılmakla birlikte, davacının buna dayalı olarak tescilin hukuki sebebini teşkil eden resmi sözleşmeden dönme imkânı bulunmadığı, kaldı ki, Sayın Mahkemenizce bu imkânın mevcut olduğu kabul edilse dahi, bunun için TBK m. 123 vd.”nda öngörülen gerekli prosedür işletilmediğinden dönme hakkının kullanılamayacağı; dolayısıyla dönmenin geçmişe etkili sonuç doğurması üzerine istenebilecek devre mülk maliyet bedeli ve bunun işlemiş faizi noktasındaki taleplerin reddi gerektiği, Mahkemenizce davacı tarafından iddia olunan ödemelerin resmi şekle aykırı olarak akdedilen hükümsüz sözleşmeler çerçevesinde gerçekleştirildiği kabul edilirse, bu kapsamda maliyet bedeli ve bunun işlemiş faizi noktasındaki taleplerin sebepsiz zenginleşme hukuki temeline dayalı olarak kabul edilebileceği, davacının talebi bu yönde ise, lehine devre mülk hakkı kurulan kat irtifaklı taşınmaz paylarını davalı iflas idaresine iade etmesi gerektiği, Mahkemenizce bu görüş kabul edilirse davacının 6 adet taşınmazın satış bedeli olan toplam (125.274 TL + 100.830) 226.104.-TL'nin iadesini ve bu tutara sözleşmeler tarihinden ... iflas tarihi itibarıyla toplam ... sözleşme için 79.540,41 TL ve ... sözleşme için 64.915,18 TL olmak üzere toplam 144.455,59 TL faiz alacağını talep edebileceği, bu yönü ile davacının talep edebileceği nihai bedelin 370.559,59 TL olduğunun düşünüldüğü,
Kira Bedeli Talebi Yönünden: Her ne kadar davacı yan dava dilekçesinde söz konusu talebini kira tazminatı olarak adlandırmışsa da, bu talebin taraflar arasındaki kira sözleşmelerinden doğan kira bedelleri borçlarının ifasına ilişkin olduğu, nitekim dava dilekçesinde kullanılan ifadelerden de bunun anlaşılabildiği, Kira tazminatının, Yargıtay’ın cezai şarttan farklı bir alacak olarak varlığını benimsediği, hukukî mahiyeti itibariyle götürü tazminat olarak nitelendirilebilecek bir kavram olduğu, götürü tazminat anlaşmasıyla tarafların, borçlunun sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü ihlâl etmesi durumunda alacaklıya ödeyeceği tazminatın miktarını önceden belirlediklerini, dolayısıyla, Yargıtay’ın kira tazminatı olarak adlandırdığı müessese ile davacının eldeki uyuşmazlıkta kira tazminatı adı altında talep ettiği alacağın, birbirinden tamamen farklı iki ayrı kavrama ilişkin olduğu, kira sözleşmesinin geçerliliği için bir şekil şartı öngörülmediği ve kiralananın kiraya verenin mülkiyetinde olması da gerekmediğinden, dava dilekçesi ekindeki devremülk kiralama sözleşmelerinin geçerli olduğu, bir önceki başlıkta yaptığımız açıklamalar çerçevesinde Mahkemenizin hangi görüşü benimsediğinin de neticeye etkisi olmayacağı, davalı iflas idaresinin de kira alacağının mevcudiyetini kabul ettiği, Sayın Mahkemenizce tevdi edilen görev kapsamında davalının iflas tarihine kadar geçen süre zarfı için talep edilebilecek miktar yönünden heyetimiz mali müşavir üyelerince yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde taraflar arasında imzalanan Devremülk Kiralama Sözleşmeleri ile belirlenen kira bedellerine göre; 849.610,85 TL kira bedeli hesaplandığı,
Cezai Şart Talebi Yönünden: taraflar arasındaki Devremülk Satış Sözleşmelerinin H- 1-d maddelerinde ifaya eklenen sözleşme cezası kararlaştırıldığı, Taraflar arasında geçerli bir asıl borcun mevcudiyetinin, ceza koşulunun unsurlarının başında geldiği, TBK m. 182/f. I uyarınca, asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise, ceza koşulunun da kesin hükümsüz olacağı, Devre Mülk Satış Sözleşmelerinin şekle aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz olduğu Sayın Mahkemenizce kabul edilirse, ceza koşulunun da kesin hükümsüz olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Sayın Mahkemenizce davacının tapuda düzenlenen resmî senede dayalı olarak yapılan tescil işlemi ile devre mülk hakkı kurulan kat irtifaklı taşınmaz paylarını iktisap ettiği, yapılan tescil işleminin hukukî sebebini teşkil eden sözleşme bakımından şekle aykırılık ya da muvazaa söz konusu olmayacağı kabul edilse dahi, bu ihtimalde dosyaya sunulan sözleşmelerin ... maddesi uyarınca davalı yanın projeye uygun olarak yapıyı tamamlayıp kullanıma hazır hale getirme ve iskân izninin alınmasını müteakip devre mülk tapusunu davacıya verme yükümlülüğünün resmî şeklin kapsamında yer almadığından hüküm doğurmayacağı ve yine buna bağlanan ceza koşulunun da hükümsüz olacağı, Bu ihtimalde bir biçimde şekil şartının sağlandığı kabul edilse dahi, ceza koşulunun kendisinin, asıl borcu doğuran sözleşmenin hüküm ifade etmesi için öngörülen aynı şekle riayet edilerek akdedilmiş olmadığından, ceza koşulu bakımından yine kesin hükümsüzlüğün söz konusu olacağı, Mahkemenizce aksi kanaate varılarak devre mülk maliyet bedeli ve bunun işlemiş faizi noktasındaki taleplerin dönme hakkına dayandırılması durumunda, bu hakkın kullanılması geçmişe etkili olduğundan, aradaki süreçte muaccel olmuş olsa dahi ceza alacağının da sona ereceği, tüm bu açıklamalara karşın Mahkemenizce aksi kanaatte olunması ihtimalinde, Mahkemenizce tevdi edilen görev kapsamında davalının iflas tarihine kadar geçen süre zarfı için talep edilebilecek miktar yönünden Devremülk Satış Sözleşmeleri ile belirlenen ceza koşullarına göre hesaplama yapıldığı, yabancı para cinsinden belirlenen bu alacağın 26/12/2019 iflas tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının (128.781,60 x 6,5973) 849.610,85 TL olarak hesaplandığı" denilmiştir.
Bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere davacının talep ettiği devremülk maliyet bedeli ve bunun işlemiş faizinin talep hakkının olmadığı dolayısıyla bu kısma yönelik talebinin reddi gerektiğine ilişkin bilirkişi raporuna mahkememizde iştirak etmektedir. Davacının talep ettiği bir diğer kalem olan kira alacağının iflas tarihi itibariyle miktarı bilirkişilerce 849.610,85 TL olarak hesaplanmıştır. Davacınını bu miktardaki kira bedeline ilişkin davasının kabulü gerekir. Her ne kadar davacı taraf iflas tarihinden kayıt kabul tarihine kadar olan süre içinde işlemiş yeni kira alacağı talep etmiş ise de bilindiği gibi kayıt kabul davalarında iflas tarihi itibariyle oluşmuş alacak ve faizleri talep edilebilir. İflas tarihinden sonra gerçekleşecek alacakların iflas masasına kaydı mümkün değildir. Davacının bir diğer talebi olan cezai şart bedeli alacağına ilişkin bilirkişi raporundaki görüşe mahkememizde iştirak ettiğinden davacının bu dosyada iflas tarihi itibariyle gerçekleşen cezai şart alacağı yoktur. Sonuç olarak davacı tarafın iflas masasına kayıt yapabileceği tek kalem bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere kira bedelidir. Bilirkişilerin yaptığı hesaplamaya göre iflas tarihi itibariyle bunun miktarı 849.610,85 TL'dir. Davacının iflas masasına kayıt yapılan alacağı ise bu miktardan fazla olup kayıt yapılan miktarı aşan bir alacak bulunmadığından davanın reddi yoluna gitmek gerekmiştir.
HÜKÜM;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 30.000 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip