T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/49 Esas
KARAR NO: 2024/79
DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi
DAVA TARİHİ: 22/01/2024
KARAR TARİHİ: 31/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı dava dilekçesinde özetle; gezi olayları sırasında dükkanının yağmalandığını, belgelerinin ve eşyalarının kullanılamaz hale geldiğini, ...Tic. Ltd. Şti'ne ait defterinin kaybolduğunu, defterleri olmadığı için ...Ltd. Şti'ni kapatamadığını, bu nedenle zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Taraf ehliyeti hukuki ilişkinin sujesi olabilme ehliyetidir. 6100 sayılı HMK'nin 50. maddesinde "Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir." şeklinde açıklanmıştır. Davada taraf ehliyetinden maksat bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Bu kavram medeni hukuktaki hak ehliyetinin, medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur. (Tanrıver, S., Medeni Usul Hukuku, C.I, 2016, S.485). Kişinin taraf ehliyetinin bulunması, taraf olarak yer aldığı davasını yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir; kişinin dava ehliyetine de sahip olması gerekir. (Erişir, E., Medeni Usul Hukukunda Taraf Ehliyeti, 2007, S.57). Dava ehliyeti ise bir kişinin bizzat yada tayin edeceği temsilcisi aracılığı ile dava açabilmesi, davayla ilgili usul işlemleri yapabilmesi ve kendisine karşı dava açılması halinde hakkını koruyucu beyanlarda bulunabilme yani savunma yapabilme ehliyeti olarak tanımlanabilir ve HMK'nın 51. maddesinde "Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre medeni hakları kullanma ehliyetine yani fiil ehliyetine sahip olanlar dava ehliyetine de sahiptirler. Sıfat ise davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, S.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, S.612). Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) o hakkın sahibine aittir. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir. (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.I, S.332, 333, 334)
TTK'nın 82/7. maddesinde ise; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir." hükmü düzenlenmiştir.
Bu itibarla somut olaya bakıldığında; dava dışı şirkete ait ticari defter ve belgeler hakkında zayi belgesi verilmesi talep edilmesine rağmen, eldeki davanın davacı asil tarafından gerçek kişi olarak kendi adına açıldığı, dava dilekçesinde gerçek kişi ...'ın davacı olarak yer aldığı, dava dışı (...Ltd. Şti) şirketin dava dilekçesinde davacı olarak bulunmadığı, nihayetinde işbu dava bakımından davacı ...'ın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Nitekim, konuya ilişkin yargı uygulamasına bakıldığında:
İSTANBUL BAM 14. HUKUK DAİRESİ 2023/1270 E. 2023/1373 K. sayılı ilamında:
"...Davacı asil, dava dışı şirkete ait 2013-2023 yıllarına ilişkin tüm defterlerin ve faturaların çuval içinde iken kaybolup zayi olduğunu iddia etmektedir.
Davanın zayi belgesi verilmesi talebini içerdiği, davanın, davacının yetkilisi olduğu şirket tüzel kişiliği adına açılması gerekirken doğrudan şirket yetkilisi tarafından şahsı adına açılmış olduğu, şirket tüzel kişiliği adına açılan bir davanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı gerçek kişinin temsilcisi olduğu şirketin ticari defter ve belgelere ilişkin zayi belgesi talep etmikte somut olay açısından aktif dava ehliyeti olmadığı anlaşıldığından ..."
İSTANBUL BAM 14. HUKUK DAİRESİ 2021/1142 E. 2022/893 K. sayılı ilamında:
"...Dava dışı ...Ltd.Şti'nin 04.11.2019 tarihinde tasfiyesinin sona erdiği ve tasfiyenin sona erdiğinin 05.11.2019 tarihinde tescil edildiği, ...'ın tasfiye memuru olarak atandığı anlaşılmaktadır. Eldeki davanın 05.04.2022 tarihinde ... tarafından verilen vekaletnameye istinaden; terkin olunan şirket adına değil, ...'ın kendisi adına açıldığı görülmüştür. Dava dışı şirketin karar tarihinden önce ticaret sicilden terkin edildiği davacının, sözkonusu şirkete zayi belgesi verilmesi talebiyle kendi adına dava açamayacağı sebepleriyle, ilk derece mahkemesinin, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar vermesinde herhangi bir hukuka aykırılık yoktur...."
İSTANBUL BAM 14. HUKUK DAİRESİ 2018/1466 E. 2019/1486 K. sayılı ilamında:
"...Davanın zayi belgesi verilmesi talebini içerdiği, davanın, davacının yetkilisi olduğu şirket tüzel kişiliği adına açılması gerekirken doğrudan şirket yetkilisi tarafından açılmış olduğu, her ne kadar dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletnamenin şirket adına yetkilisi tarafından verildiği anlaşılmış olsa da şirket tüzel kişiliği adına açılan bir davanın bulunmadığı, ...'nın usulüne uygun şekilde kendi adına verdiği vekaletname ile temsilcisi olduğu şirketin ticari defter ve belgelere ilişkin zayi davası açmakla somut olay açısından aktif dava ehliyeti olmadığı anlaşıldığından, davanın esasına yönelik bir değerlendirme yapılmaksızın, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekir. ..." şeklindedir.
Yapılan açıklamalar ve emsal nitelikteki Bölge Adliye Mahkemesi kararları uyarınca, eldeki davanın ... tarafından açıldığı, dava dilekçesinde davacının ... olduğu, ancak dava dilekçesi içeriğinde ... Şirketine ait ticari defterler hakkında zayi belgesinin verilmesinin talep edildiği, bu halde davacının ... Şirketi olması gerektiği, şirket ortağı ve temsilcisi olan ...'ın doğrudan ve şahsı adına dava açmasının mümkün olmadığı, somut olayda zayi belgesi verilmesi talep edilen şirket bakımından açılmış bir dava bulunmadığı, bu itibarla davacı gerçek kişinin ortağı ve temsilcisi olduğu şirketin ticari defter ve belgelere ilişkin zayi belgesi talep etmekle aktif dava (husumet) ehliyeti olmadığı anlaşıldığından davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-HMK 333. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafından yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen davacıya İADESİNE,
Dair, davacının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 31/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır