T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/537 Esas
KARAR NO : 2025/14
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 06/09/2024
KARAR TARİHİ : 08/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil şirket ile davalı arasında 10.06.2022 tarihli "sponsorluk sözleşmesi" yapıldığını, sözleşme ile ...'ün; profesyonel ... takımının asil ve yedek tüm futbolcularının, 2023-2024 sezonunda Süper Ligde oynanacak gerek iç gerekse dış sahalardaki tüm resmi ile ..., ... , bu liglerin eleme müsabakaları ve özel müsabakalara, katılacağı özel ve resmi turnuvalara formaların arka yüzünde "..." adıyla basılı olduğu reklam ile çıkmayı ve bu formalarla müsabakayı tamamlamayı, ... forma sırt reklam sponsoru olmasını, ...'ün sponsora verdiği hakları sözleşme bitiminden önce kaldıramayacağını, değiştiremeyeceğini, kesinlikle başka takım forması reklamı anlaşması yapamayacağını, Yukatel tarafından da ...'e 2023-2024 futbol sezonunu için garanti sponsorluk bedeli olarak toplam KDV dahil 150.000 EURO (Yüzellibin Euro) ödeyeceğini, sözleşmenin 7. Maddesi ile de Sözleşme'nin başlama tarihi ve süresinin 2023-2024 futbol sezonunu kapsayan bir yıl olduğunun kararlaştırıldığını, davacının Sponsor Sözleşmesinin 5. maddesi ile üstlendiği asli edimi olan ödemeyi 13.06.2022 tarihinde davalı ...'e banka havalesi yolu ile ödemek suretiyle yerine getirdiğini, davalı ...'ün; sözleşme ile üstlendiği 2023-2024 sezonunda oynanan hiçbir maçta futbol takımının formaların arka yüzünde ... adıyla basılı olduğu reklam ile çıkmayarak asli yükümlülüğüne ve sözleşmeye aykırı davrandığının öğrenilmesi üzerine sözleşmenin 10.1.maddesi uyarınca davalı ...'e ... 3. Noterliği'nin ... gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile yükümlülüklerini yerine getirmesi ihtar edildiğini, ihtara rağmen davalı ...'e yükümlülüklerini yerine getirmekte direngen olması nedeniyle ... 3. Noterliği'nin ... gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Sözleşme'nin haklı nedenle feshedildiği bildirilerek, davalı ...'e ödenen sözleşme bedeli, davacı sponsorun uğradığı menfi ve müspet zararlar ile marka değerine verilen zarar miktarının ticari avans faizi ile birlikte 3 gün içinde ödenmesi davalıya ihtar edildiğini, davalının ihtarlara cevap vermediğini, davacıya hiçbir ödeme de yapmadığını, dönemin ... Başkanı ...davacı şirket yetkilileri ile bizzat iletişime geçerek davacı ... uzunca bir süre geri ödeme yapılacağını söyleyerek kandırdığını, oyaladığını ve davacının ticari itibarıyla oynayarak mağduriyetinin katlanarak artmasına sebep olduğunu, işbu davada ,davacının sözleşme ve yasadan doğan fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere Sözleşme'nin 10.1. Maddesi uyarınca davacı tarafından davalıya ödenen 150.000,00-AURO'nun 13.06.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi, yine Sözleşme'nin 10.1. Maddesi uyarınca davacının marka değerine verilen zarar nedeniyle 5.000,00-AURO maddi tazminat ile 5.000,00-AURO manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; anılan madde hükmü ışığında, yabancı tüzel kişi olan davacı şirketten mahkemenin belirleyeceği bir teminatın alınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, davacı ... ile müvekkili şirket arasında 2023-2024 sezonuna ilişkin yeni bir sponsorluk sözleşmesi yapılmadığını, sponsorluk ilişkisi ölçeği küçültüldüğünü, davacı ... şirketinin, müvekkili şirket ile yaptığı sözleşme neticesinde kamuoyu hafızasına yerleşen bir tanıtım gerçekleştiğini ve müvekkili şirketin alışılagelmişten ve emsallerinden farklı olarak isim sponsoru ile özdeşleşen biçimde ... olarak anılmaya başlandığını, davacı şirket ile müvekkili davalı arasında 2023-2024 sezonuna ilişkin olarak forma sırt alanına dair yapılan sponsorluk anlaşmasının yürürlüğe girmesi ile birlikte, 2023-2024 futbol sezonu için davacı ..., isim sponsorluğu konusunda müvekkili ile aynı ligde yer alan bir başka takımla sözleşme imzaladığını, bu anlaşma neticesinde, müvekkili ile aynı ligde yer alan dava dışı ...A.Ş takımının ismi, ... olarak anılmaya başlandığını, yapılan bu değişiklik neticesinde müvekkilinin marka değeri açısından ciddi birtakım sorunlar meydana geldiğini, öyle ki uzun süredir anılarak kamuoyu belleğinde yer eden davacı şirketin adı ve müvekkilinin bir arada anılma süreci sona erdiğini ve fakat aynı ligde mücadele eden bir başka takım davacı şirketin ismi ile anılmaya başlandığını, bu durumun müvekkilinin marka değeri ve potansiyel reklam ve tanıtım anlaşmalarına maddi açıdan zarar verecek nitelik kazanmaya haiz olduğundan müvekkilinin yönetim kurulu tarafından birtakım önlemler alınması zorunlu hale geldiğini, sponsorluk anlaşmalarında sponsor sıfatı ile yer alan ve reklam/tanıtım faaliyetlerini gerçekleştiren şirketlerin sağlamış oldukları fayda ile eşdeğer bir ücretin kararlaştırılması da son derece önemli olduğunu, gönderilen kargo ve faks içeriklerinde, davacı ... Şirketi ile müvekkili davalı arasında gerçekleşmiş tüm sponsorluk ilişkileri için teşekkür edildiğini, fakat 2023-2024 sezonuna ilişkin olarak yapılan sponsorluk anlaşmasının barındırdığı mali riskler açıkça ihtar edildiğini ve sponsorluk anlaşmasının gabin kurumu içerisinde değerlendirilecek derecede tek taraflı fayda sağlayacak biçimde akdedildiğinin bildirildiğini, aynı bildirim içeriğinde, davalı müvekkil şirket tarafından, 2023-2024 sezonu için anlaşılan sponsorluk bedeli nispetinde bir ticari alanın kullanımı önerisi sunulduğunu, bu öneriye üç iş günü içerisinde cevap verilmesi, aksi halde sözleşmenin haklı nedenle tek taraflı olarak feshedileceğinin ihtar edildiğini, bu noktada, sözleşmesel yükümlülüklerine karşı azami dikkat gösteren müvekkilinin, formanın sırt alanı yerine formaların yan alanlarında davacı şirketin adına yer verilmesi talebine, davacı şirket tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, neticesinde, müvekkilinin şirket tarafından ihtarda da bahsedildiği üzere, sözleşme tarafların ortak iradesi ile feshedildiğini, davanın her halükarda reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Objektif dava yığılmasına konu olan maddi ve manevi tazminat davasında, davacının açıkça marka değerine verilen zarar nedeniyle maddi tazminat ve ayrıca manevi tazminat dahi talep etmiş olduğu açıktır.
Görev hususunun, teminata dair dava şartından önce ele alınması HMK m.114 hükmündeki sistematiğin açık gereğidir. Zira teminat eksikliği olup olmadığı ancak görevli mahkemece takdir edilir.
Öncelikle görev hususu irdelenmelidir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1. maddesinde tanımlaması yapılan eserlerin yorumlanması ve kullanılmasından kaynaklanan mali ve manevi uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin, aynı kanunun 76. maddesi gereğince dava konusunun miktarına ve kanunda gösterilen cezanın derecesine bakılmaksızın ihtisas mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Buna göre ihtisas mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olup, somut olayda davacının açıkça marka değerine verilen zarar nedeniyle dahi ayrıca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu ise anlaşılmaktadır.
Davada ileri sürülen bu talepler, 556 sayılı KHK'da düzenlenen marka hakkına dayandırılan maddi ve manevi tazminata ilişkindir. 554 sayılı KHK'nin m.45, m.2, m.58 ile 551 sayılı KHK'nın m.16 hükmünün yollanması ile aynı KHK'nın m.131, m.2, m.146 hükümleri uyarınca, bu tip davalarda ise ihtisas mahkemeleri olarak FSHHM görevlidir.
Bu çerçevede dava konusu edilen maddi ve manevi tazminat talebinin red veya kabulü aslında marka değerine zarar verilip verilmediği, hangi ölçüde zarar verildiği hususlarının Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince tartışılması gerekir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK m.114 hükmü uyarınca görev hususu dava şartı olup HMK m.115 hükmü uyarınca her zaman ve her aşamada dikkate alınması gereken usuli bir meseledir. Bu şartlarda somut olay yönünden görevli mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan davacının davalıya ödemiş olduğu miktarı dahi talep ettiği görülmektedir. Aynı davacının aynı davalı aleyhine açılmış bu talep yönünden bir an için Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu düşünülebilir ise de Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin daha özel nitelikte bir mahkeme olduğu açıktır. Buna göre uyuşmazlığın daha özel nitelikteki Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına daha uygun düşecektir. (Yargıtay HGK'nın 14.02.2019 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı)
Görev hususu dava şartı olup HMK m.115 gereği her zaman ve her aşamada ele alınabilecektir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının, davasının HMK m.114/f.1 hükmü karşısında ve Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle HMK m.115/f.2 hükmü gereğince usulden reddine, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesinin talep edilmesine, bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, karardan sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerinin o mahkemece hükmedilmesine; karardan sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise davanın açıldığı Mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılamaya giderlerine mahkum olunmasına dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının HMK m.114/f.1 hükmü karşısında ve Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle HMK m.115/f.2 hükmü gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesinin talep edilmesine,
3-Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Karardan sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerinin o mahkemece hükmedilmesine; karardan sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise davanın açıldığı Mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılamaya giderlerine mahkum olunmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal sürede İstanbul BAM nezdinde istinaf başvuru hakları olduğu hatırlatılarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 08/01/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...