T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/561 Esas
KARAR NO : 2025/193
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 18/09/2024
KARAR TARİHİ : 07/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkililerince 26/02/2024 tarihinde yapılan kontrollerde kaçak elektrik kullandığı tespit edildiğini, bu hususun ... numaralı kaçak elektrik tüketim tespit tutanağı ile kayıt altına alındığını, davalının bu güne kadar davaya konu borcunu ödemediğini, hakkında başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ve söz konusu başvuru sonunda görüşme sonunda anlaşamama ile sonuçlandığını, Kaçak Elektrik Tespit Tutanaklarının aksi ispatlanana kadar geçerli olan belgelerden olduğunu, davalının icra takibine bulunduğu itirazda, asıl alacağı işletilen faize itirazlarının da haksız olduğunu, borçlunun mal kaçırma ihtimaline karşın, alacaklarının sürüncemede kalmaması ve yapacakları icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK'da ihtiyati haciz için aranan koşulların bulunduğunu, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etme zorunlulukları doğduğunu, borçlu tarafın taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m.257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını, ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalının haksız ve yersiz itirazının iptali ile asıl alacağa uygulanacak %42 yıllık 6183 sayılı yasa gereği değişecek oranları üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme faizi tutarına işleyecek %18 Katma Değer Vergisi ile birlikte takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkiline karşı kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla önce ... 11. İcra Müdürlüğü'nün...E. Ve ...E.sayılı dosyalarında icra takibi başlattığını ve dosyada takibe itiraz edilmesi neticesinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğunu, süresi içerisinde cevaplarını sunma gereğinin hasıl olduğunu, kaçak elektrik tüketiminin neleri kapsadığının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m.42/1'de sayıldığını, bunun için elektrik kullanım yerine ilişkin olarak perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın, dağıtım sistemine, sayaçlara veya ölçü sistemine ya da yapı bina girişinden sayaca kadar olan tesisata müdahale edilmesi şartı arandığını, davacı tarafın söz konusu işletmede bu tür haksız bir kullanımın gerçekletiğini iddia etmesiyle birlikte bu müdahaleyi yapanın müvekkili olduğunu gösterir hiçbir delil sunmadığını, zira müvekkilinin söz konusu ... adresli işyerinin ne maliki ne de işletmecisi olduğunu, kendisine 26/02/2024 tarihinde ceza kesilmiş olmasının tek sebebinin o sırada söz konusu çay ocağında bulunması olduğunu, öte yandan davacı yanın davaya ve irca takibine konu tutarların hangi kriterlere göre tespit edildiği husunun şüpheli olduğunu, müvekkiline ... 11. İcra Dairesi'nde 20/03/2024 ve 22/04/2024 tarihlerinde sırasıyla ... sayılı ve ... sayılı dosyalarında takip başlatıldığını, ödeme emirlerinde belirtilen toplam takip alacak bedelinin 314.510,06 TL olduğunu, iki icra takibi açıldığını, devamında iki icra takibinden 25/04/2024 tarihinde feragat edildiğini, müvekkilinin konuyu kuruma ve Cimer'e başvurması üzerine alacak tutarının değiştirilerek 142 bin TL'ye indirildiğini, davacı tarafın rastgele ve gerçek dışı rakamlar ile ceza kestiğinin açık olduğunu, işbu davanın reddine, müvekkilinin malvarlığı üzerine konulmuş olan ihtiyati haczin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
.. 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının tüm UYAP kayıtları,
... Şirketi'nden ... seri numaralı zabıt sureti,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ...'e ait sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe:
Dava, kaçak elektrik tahakkukuna ilişkin alacağın tahsiline dair yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevi Kanunla belirlendiğinden görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen Mahkemece nazara alınması zorunludur. Bu sebeple Davanın esasına geçilmeden evvel, görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK'nın19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan davanın TTK'da belirtilen davalardan olmadığı, ayrıca özel Kanunlar uyarınca da ticari dava olarak gösterilmemesi karşısında işbu davanın, mutlak ticari dava olmadığı açıktır.
Nispi ticari dava bakımından, davalı gerçek kişinin tacir - esnaf sıfatının araştırılması kapsamında ilgili kurumlara müzekkerelerin yazıldığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı cevabı ile davalının tacir sıfatının olmadığı bildirilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret Siciline ya da Odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir ispatı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar).
Nispi ticari dava bakımından, davacının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davalının da tacir olması zorunludur. ... tarih ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davalının tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında VUK 177/1-3.madde hükümleri uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden de olmadığı, ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadığı, ticari işletmesinin de bulunmadığı, başka bir anlatımla tacir sıfatının bulunmadığı; esnaf kaydının dahi bulunmadığının sabit olduğu anlaşılmıştır.
Bu haliyle her ne kadar kaçak elektrik mahallinin ticarethane olduğu belirtilmişse de, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişmediği, davalının tacir sıfatı bulunmadığı açık olduğundan her iki tarafın tacir olmadığı eldeki dava dosyası bakımından Mahkememizin görevli olmadığı, davalının niteliği itibariyle tüketici vasfının da olmaması karşısında davalının tüketici olarak kabul edilemeyeceği ve Tüketici Mahkemelerinin de görevli olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Bu kapsamda benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda yüksek mahkemelerce verilen içtihatların tetkiki yoluna gidilerek yapılan incelemede; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında "...Dosya kapsamına ve ticaret mahkemesince yapılan araştırmalara göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı, elektrik aboneliğinin iş yeri olmasının davalıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı, uyuşmazlığın elektrik tüketim bedelinden kaynaklandığı, davalının tüketici ve tacir sıfatının bulunmaması nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir..." şeklindeki içtihadı uyarınca da mahkememiz görevli değildir. (Benzer yönde aboneliğin bulunduğu yerin dükkan olmasının tacir sıfatı için yeterli olmadığı hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar; ticaret sicil müdürlüğünün yazı cevabına göre davacının tacir sıfatının bulunmadığı, kaçak elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamları).
Yapılan açıklamalar karşısında; kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan davanın mutlak ticari dava olmadığı, ayrıca davalının tacir olmaması sebebiyle nispi ticari dava da söz konusu olmadığından somut uyuşmazlığın çözümünde eldeki dava ticari bir dava olmadığı için Asliye Ticaret Mahkemelerinin / Mahkememizin görevli olmadığı, işbu davada genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli mahkeme olduğu anlaşılmakla, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine,
Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine,
4-Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/03/2025
Katip
Hakim