T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/70 Esas
KARAR NO : 2025/321
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2017
KARAR TARİHİ : 29/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacının, davalı işveren nezdinde resmi olarak 01.02.2003 tarihinde İstanbul bölge satış müdürü olarak çalışmaya başladığını, ancak asıl çalışmaya başladığı tarihin 2002 yılı Aralık ayı olduğunu, 1475 Sayılı İş Kanunu 14.maddesinin 1.fıkrasına göre feshin kıdem tazminatının doğumuna yol açtığını, davacının 1475 Sayılı İş Kanunun ilgili maddesi gereğince SGK ... İl Müdürlüğüne durumun tespiti için 06.03.2017 tarihli şikayet numarası ile başvurduğunu, yapılan inceleme neticesinde 06.03.2017 tarihi itibari ile 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme gün sayısını tamamlayarak 1475 Sayılı İş Kanununun 14.maddesi 5.numaralı bendi gereği kıdem tazminatı almaya hak kazandığının tespit edildiğini, ... 17.Noterliğinin ...tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarını keşide ederek iş sözleşmesini feshederek davalıdan kıdem tazminatı ile diğer alacaklarını talep ettiğini, davalının ise bu talebe karşılık ... 23.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarını keşide ederek davacının haklı ve hukuki taleplerini gayri hukuki ve mesnetsiz gerekçe ve iddialarla reddettiğini, davalının ihtarnamede davacının şirket kurma amacı ile işten kendi isteği ile ayrıldığını, bu sebeple maaş ödemesi yapılmadığını, haksız para koparma ve şantaj nedeni ile ... Cumhuriyet Başsavcılığının...sayılı soruşturma dosyası ile şikayette bulunulduğunu beyan ettiğini, davacının davalı işyerinde 8 sene boyunca sigortalı görünmesinin maddi hata olduğunu somut gerçekten ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde bildirdiğini, 2009 yılında davacının davalı şirket sahibi ...’un talimatı ile aslen davalı şirket adına faaliyet gösteren ... firmasını kurduğunu, davacının bu şirket ile piyasadan çay alımı yaparak davalı şirkete satışının yapıldığını, buradaki amacın davalı şirketin yetiştiremediği işlerin ... firması tarafından yapılması ve yetiştirilmesi olduğunu, davalı şirket ile aslen davalı adına faaliyet gösteren ve fakat davacı adına olan ... firması arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu durumun ticari kayıtların incelenmesinden anlaşılacağını, davalı şirket sahibi ...’un talimatı ile kurulan ve davalı şirket ile davalı şirket sahibi ...’un kontrol ve idaresinde olan ... kurulum finansmanının tamamen davacı tarafından kendi evi arabalarını ve babasının evini satmak sureti ile sağlandığını, davalı şirket sahibi ... ile olan güven ilişkisi ... tarafından satılan ev bedelinin daha sonra ... tarafından finanse edileceğine inancı ve kendisi tarafından iş desteği verileceğinin taahhüt edilmesi nedeni ile davacının maddi olarak risk alarak bu talimatı yerine getirdiğini, davalı şirketin yetiştiremediği çay paketleme işlerini bu şirket üzerinden yaptığını, bu şirketin tamamen davalı şirketin faaliyeti için tesis edildiğini, ancak davacının tüm çalışmasının aslen davalı şirketin nam ve hesabına olmakla davacının davalı şirket çalışanı olduğunu, davacı ile davalı arasında bulunan ilişki nedeni ile davacının 2012 yılından bu yana maaş ödemesi almadığını, davalı şirket sahibinin talimatları doğrultusunda faaliyet gösteren ... firmasının yaptığı işlerden prim ödemesi aldığını, davacının davalı işverene ait şube ya da farklı işyerlerine sürekli olarak kaydının taşındığının açık olduğunu, davalı şirket faaliyeti olan çay üretimi ve paketleme konusunda nereden teşvik aldı ise davacının sigorta girişini de o işyerinden yapmış olup bu durumu maddi hata ile açıklamanın hayatın olağan akışına aykırı ve abesle iştigal olduğunu, davalı şirketin 2010 yılında ...’de açmış olduğu paketleme fabrikası ile ilgili tüm işlemlerin davacı tarafından yapılmış olup 2014 yılına kadar ki tüm resmi evraklarda davacının imzası bulunduğunu, özellikle ... İlçe Tarım Müdürlüğü nezdinde bulunan davalı şirkete ait resmi belgelerin celbi ile bu durumun anlaşılacağını, davacının davalı şirket adına piyasada çay satışı yapılan firmalardan alınan çekler karşılığı bu firmalara tahsilat makbuzları vermiş olup bu durumun davacının davalı işverende çalıştığının ispatı olduğunu, 2011 yılında davalı şirket adına... A.Ş’den kiralanarak şirket faaliyetinde kullanılmak üzere davacıya teslim edilen ve yaklaşık 3 yıl davacının kullanımında olan ...plakalı araca hırsız girmesi nedeni ile davacının şikayetçi olduğunu ve ifade verdiğini, ayrıca davalı şirketçe kiralanan araca ilişkin tüm trafik cezalarının da davacı tarafından ödendiğini, bu durumun davacının o tarih itibari ile davalı şirkette çalışmış olduğunun ispatı olduğunu, davalı şirkete ait ... plakalı aracın 2011 yılında trafik memurlarınca bağlanması ve devamında aracın otoparkta geçirdiği sürelere karşılık olan bedelin ödenmemesi üzerine aracın ... Defterdarlığı ... Müdürlüğünce yapılan satış işleminde davalı şirket yetkilisi olarak temsil ettiğini ve düzenlenen evrakları imzaladığını, bu olayın da davacının davalı şirkette çalıştığının ispatı olduğunu, davacının 2012 yılında davalı işverenden maaş yazısı alarak ... Kadıköy şubesine ve ... şubesine verdiğini, 2014 yılında davalı şirket ile ilgili vergi kaçakçılığından dolayı yürütülen kovuşturma kapsamında davalı şirket sahibi ...’un ... 3.Asliye Ceza Mahkemesinin .. Esas sayılı dosyası ile ifadesinin alındığını ve bu dosyada verdiği ifadesinde davacının davalı şirket personeli olduğunu beyan ettiğini, aynı zamanda bu dosya kapsamında tanık sıfatı ile davacının da ifadesi alınmış olup davacının da davalı şirket personeli olduğunu beyan ettiğini, davalı şirket sahibi ...’un talimatı ile 3 ortaklı olarak ...Ltd.Şti’nin kurulduğunu, bu şirketin ortaklarının davacı ile birlikte ... ve ...olduklarını, bu iki şahsın ...’un hem arkadaşı hem de iş yaptığı kişiler olduklarını, fabrika binasının mülkünün davalı şirkete ait olduğunu, ...’un talimatı ile kurulan bu firmanın 40.000,00 TL vergi ve SGK borcu olup bu borçların da davacının üzerine kaldığını, bu firmanın halen mevcut ve faal olup davacının üzerine kalan vergi ve SGK borcu ile ilgili olarak ayrıca dava tesis edileceğini, yine davalı şirket sahibi ... ile davacının ortak olarak gözüktüğü ...Ltd.Şti bulunduğunu, 2016 yılının Ekim ayında davacının davalı şirket sahibi olan ... ile görüşerek şirketten olan alacaklarını talep ettiğini, fakat olumlu cevap almadığı gibi davacıya ait olan ... plakalı ... marka 2006 model aracı da davacıya teslim etmediğini ve alıkoyduğunu, davacının bunun üzerine 10.10.2016 tarihinde davalı şirket sahibi ...’dan şikayetçi olduğunu ve devamla aracın davacıya iade edildiğini, tüm bu şirket ortaklıkların davacı tarafından uzun vadede kazanç sağlamak ve davalı şirket sahibi ...’un destek olacağı düşüncesi ile iş sahibi olmak düşüncesi ile kabul edildiğini ve kurulduğunu, ancak davalı şirket ve şirket sahibine olan güven ilişkisi nedeniyle davacının kullanıldığını, maddi kayıplar yaşadığı gibi çalışmasına karşılık olan alacaklarını dahi tahsil edemediğini, davacının İstanbul bölge müdürü olarak çalışmaya başladığını, ilerleyen dönemde davalı şirketin yaptığı yatırım ve faaliyetini genişletmesine göre müdür pozisyonunda farklı bölgelerde de çalıştığını, işe girdiğinde maaş ve %8 prim karşılığında çalışmaya başladığını, ancak maaş karşılığı yapılan tüm ödemelerin asgari ücret kadarının bankadan, üstünün ise elden yapıldığını, davacının en son olarak 2011 yılında 800,00 TL maaş ödemesi aldığını, bu tarihten sonra da maaş ödemesi altında herhangi bir ödeme almadığını, davacının davalı işyerinden 2012 yılında 3.000,00 TL maaş ödemesi almakta olup buna dair resmi yazı olduğunu, maaş ödemesi alsaydı yıllık maaş artışları gözetildiğinde güncel olarak 4.500,00 TL-5.000,00 TL arası maaş ödemesi alması gerekeceğini, davacı ile davalı şirket ve şirket sahibi arasında mevcut bulunan güven ve ticari ilişki gereği son dönemde maaş ödemesi almamasına ses çıkarmadığını, çay satışından almış olduğu primler ile geçindiğini ve ekonomik olarak sorun yaşadığın, ev ve arabalarını satarak geçimini sağladığını, davacının davalıdan almış olduğu prim ve masraf ödemelerine dair banka kayıtları dilekçe ekinde olup somut durumun anlaşılacağını, müdür olarak çalışmasının da verdiği sorumluluk ile saat mefhumu olmaksızın çalıştığını, davacının davalı şirketçe üretimi yapılan çayların satışı için müşteri dolaşarak çalıştığını, bunun dışında kalan zamanını ofiste geçirdiğini, normal şartlarda sabah 08:00 ile akşam 19:00 saatleri arasında olan çalışmasının seyahat ve müşteri ziyaretleri sebebi ile hafta içi 2-3 gün gece 22:00-23:00 sularına kadar devam ettiğini, ayrıca hafta sonu cumartesi günleri de sabah 10:00 ile akşam 18:00’e kadar çalıştığını, davacının kıdem tazminatına hak kazandığını beyanla, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkını saklı tutarak; 5.000,00 TL kıdem tazminatı, 5.000,00 TL ücret alacağı, 500,00 TL fazla çalışma, 500,00 TL yıllık izin alacaklarının, kıdem tazminatı için akdin fesih tarihi olan 06.03.2017 tarihinden diğer alacaklar için ise dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilli 25/02/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini kıdem tazminatının 62.395,72 TL, ücret alacağının 135.000,00 TL, fazla çalışma alacağının 7.250,00 TL, yıllık izin alacağının 55.368,25 TL olarak ıslah ettiğini belirtmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının güveni kötüye kullanma yönünde eylemleri davalı tarafça yazılı belgeler ile tespit edildiğinden ahlak ve iyi niyet kurallarına riayet etmeyen davacının davasının kabul görmemesi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi 2003-2009 yılları arasında davalının... şubesinde çalıştığını, ...’nde personel olmadığını, davacının ...’nde çalıştığını gösteren yazılı tek bir evrak somut belge ve bilgi sunulmadığını, davalı şirketin 2014 yılında ...’ne taşındığını, en son 2009 tarihine kadar davalının ...şubesinde çalışan davacının davasını yetkisiz mahkemede açtığını, 8 yıl sonra talep edilen fazla çalışma-maaş ve izin ücretlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının pazarlama satış elemanı olarak çalıştığını, maaşlı çalışmanın kendisine yetmeyeceğini kendi işini kuracağını belirterek davalı şirketten ayrıldığını, dava dilekçesinde ikrar edildiği gibi ... gibi değişik firmalar kurarak 8 yıldır kendi ticari şirketlerini kurup işleten tacir sıfatında bir kimse olduğunu, bu nedenle kendisine maaş ödemesi yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağını, sigorta prim kaydının maddi hata kaynaklı olduğunu ve Yargıtay’ın sadece SGK kaydını işçinin fiilen çalıştığını göstermeye yeterli delil saymadığını, davacının dava dilekçesinde en son 2011 yılında 800,00 TL maaş ödemesi aldığını belirttiğini, süre mefhumunu kabul etmemekle birlikte davacının bu beyanı ile 6 yıldır çalışmadığını ikrar ettiğini, Yargıtay’ın uzun süre maaş alamama iddiasını hayatın olağan akışına aykırı bulduğunu, davacının taleplerini kabul etmemekle birlikte maaş-fazla mesai ve izin alacağının zamanaşımına uğradığını, dava tarihinden önce davacının güveni kötüye kullanma eylemlerinin Savcılık şikayetleri ve noter kanalı ile tebliğ ettikleri ihtarnameler neticesi tespit olunduğunu, davacının davalının işçisi olduğu dönemleri kendisine hukuki dayanak göstererek davalı şirket adına vekaleten aldığı ... da bulunan gayrimenkulü dava dilekçesinde ikrar edilen ve yine davalı adına vekaleten aldığı 2006 model ... plakalı aracın devrini davalı şirkete sağlamadığını, davalının maliki olduğu daireyi 6 yıldır işgal ederek davalının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, aralarında hukuki ve fiili bağlantı olmasından ötürü eldeki davanın HMK 165/1 gereği bekletici mesele sayılmasını talep ettiklerini, davacının davalı firmadan ayrıldıktan sonra şirketin mallarını iade etmediği gibi kendi ticari firmalarını yürütüp kazanç sağlayamayınca yıllar sonra davalıya karşı bu davayı haksız olarak açtığını, hesaba yatan maaşının hükmedilecek tazminattan mahsubu gerekeceğinden eldeki davanın bekletici mesele sayılması gerektiğini, davacının işçilik sıfatını 8 yıl önce yitirdiğini, 8 yıl sonra maaş talebinde bulunmanın abesle iştigal olduğunu, davacı kişi tacir olmasına rağmen kendi şirketlerini davalının talimatı ile kurduğunu iddia ettiğini, Türk Ticaret Kanununda böyle bir yasa maddesi ya da uygulamaya yer olmadığını, tacirin basiretli bir iş adamı olmak zorunda olduğunu, zira Ticaret Kanununa göre şirketler arası yazışmaların noter marifeti ile tebliğ edilmesi gerektiğini, davalının tacir olan davacıya böyle bir ihtarnamesi olmadığını, davacının bu yönde bir açıklaması olmadığını, davacının kurduğu şirketlerin talimatını davalıdan hangi tarihte nasıl ve hangi yazı bildirimi ile aldığını açıklamadığını, davalıya isnat edilen şirket kurmada talimat eylemi iddiasının sadece soyut beyanlardan oluştuğunu, davacının bağımsız ticaret adamı olduğunun ... ve ... firmalarının ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağını, kuruluş tarihi ve kurucularını gösterir sicil belge evrakları davacıya ait vergi kaydı belgelerinin celbini talep etiklerini, maddi hata kaynaklı prim olgusuna dayalı davanın haksız yere menfaat sağlama amacı ile açıldığını, davacının davalı yanında 2009 yılından sonra çalıştığı iddiasını ispat etmek için davalı şirketten aldığı ancak iadesini yapmadığı araçları halen kullandığını ikrar edecek ilgili anlatımlarda bulunduğunu, araçlardan 2006 model ... plakalı olanın iadesi için kendisine ... Noterliğinin ... yevmiye no’lu ... tarihli ihtarnameyi tebliğ etseler de davacının aracı iadeden ziyade haksız yere davalıyı şikayet ettiğini, eldeki davada ise ilgili araçların kendisi uhdesinde olduğunu ve trafik cezalarını ödediğini anlatarak halen şirketin işçisi olduğunu ispatta delil olarak kullanmaya çalıştığını, davacının kendi beyan ve eylemleri ile güveni kötüye kullandığını açıkça ikrar ettiğini, 2012 yılına ait bankaya kredi çekmek için kendi düzenlediği evrakı sunduğunu, davalı ile davacının dostane ayrıldıklarını, davacının davalının güvenini kazandığından işten ayrıldıktan 3 yıl sonra kredi çekmek amacı ile düzenlediği evrakı davalıya ricaen imzalattığını, huzurda ise bu evrakı haksız menfaat temini için kullandığını, kredi çekmek için davacı tarafça düzenlenen bu yazı belgesinin adi bir evrak olduğunu, evrakı destekleyen 2012 yılına ait maaş ödemesi kaydı olmadığını, davada sadece 6 yıllık kıdem tazminatının tartışılıp diğer ücret alacaklarının zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, davacının bugün çalışsa idi alacağını iddia ettiği 4.500,00 TL-5.000,00 TL arası maaş miktarının tamamen soyut anlatım olduğunu, davacının eğitim bilgisi düzeyi, mesleki sertifika ve eğitimi olmaması hali dikkate alındığında pazarlamacı olarak dava tarihi ile alabileceği maaş bedelinin en fazla 1.750,00 TL olabileceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Dosya Safahati:
... 2.İş Mahkemesi'nde açılan dava neticesinde, 12/06/2017 tarihli ... Esas ... Karar sayılı karar ile, münhasıran sosyal güvenlik davalarına bakmakla görevlendirilen mahkemelerde görülmesine karar verildiğinden tevzi bürosuna geri gönderildiği ve dosyanın ... 4.İş Mahkemesi'ne tevzi edildiği,
... 4.İş Mahkemesi'nin 26/06/2020 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve ücret alacağı istemlerinin kabulüne karar verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu,
... Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin 09/06/2022 tarih... Esas ..Karar sayılı kararı ile, kurulan işyerinin finansmanının davacının kendisi tarafından finanse edildiği ve davacı tarafından işletildiğinin anlaşılması karşısında 05/11/2009 sonrası için mahkemenin görevli olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmemesi sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı,
... 4.İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada, 05/11/2009 tarihinden önceki alacaklar yönünden açılan davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği ve 05/11/2009 tarihinden sonraki alacaklar için 09/12/2022 tarihli ... Esas ... Karar sayılı karar ile İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine görevsizlik kararı verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu,
... Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin 31/10/2023 tarihli ... Esas...Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Dosyanın bu suretle Mahkememize tevzi edildiği ve ... Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında, ... ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazılarından davacının 05/11/2009-31/12/2016 tarihleri arasında çay toptan ticareti, kırtasiye ürünleri toptan ticareti, temizlik malzemeleri toptan ticareti faaliyeti yaptığına dair kayıtlı mükellefiyeti bulunduğu, dava dilekçesinde ''...2009 yılında davacının davalı şirket sahibi ...’un talimatı ile aslen davalı şirket adına faaliyet gösteren ... firmasını kurduğunu, davacının bu şirket ile piyasadan çay alımı yaparak davalı şirkete satışının yapıldığını, buradaki amacın davalı şirketin yetiştiremediği işlerin ... firması tarafından yapılması ve yetiştirilmesi olduğunu, davalı şirket ile aslen davalı adına faaliyet gösteren ve fakat davacı adına olan ... firması arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu durumun ticari kayıtların incelenmesinden anlaşılacağını, davalı şirket sahibi ...’un talimatı ile kurulan ve davalı şirket ile davalı şirket sahibi ...’un kontrol ve idaresinde olan ... kurulum finansmanının tamamen davacı tarafından kendi evi arabalarını ve babasının evini satmak sureti ile sağlandığını, davalı şirket sahibi ... ile olan güven ilişkisi ... tarafından satılan ev bedelinin daha sonra ... tarafından finanse edileceğine inancı ve kendisi tarafından iş desteği verileceğinin taahhüt edilmesi nedeni ile davacının maddi olarak risk alarak bu talimatı yerine getirdiğini...'' beyan edildiği gözetildiğinde kurulan işyerinin finansmanının davacının kendisi tarafından finanse edildiği ve davacı tarafından işletildiğinin anlaşılması karşısında 05/11/2009 sonrası için taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığı ve Mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı konusu 4721 sayılı TMK'nın “İspat yükü” başlıklı 6.maddesinde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190.maddesine göre de "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”.
Dosya kapsamında mali bilirkişi vasıtasıyla davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, kaldırma kararında yer alan hususlar ve 14/06/2024 tarihli beyan dilekçesi içeriği nazara alınarak uyuşmazlık konuları çerçevesinde, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, kayıtların muhasebe usul ve esaslarına uygun yapılıp yapılmadığı, HMK. 222. md. kapsamında sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen alacağın tarafların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, bu alacağa konu malın/hizmetin davalı yana verildiğine dair kaydın bulunup bulunmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa tutarının ne olduğu, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, davalının borç ödemede temerrüdü olup olmadığı, varsa temerrüt tarihinin ne olduğu, her iki taraf ticari defterleri karşılaştırıldığında defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, taraf defterleri arasında mutabakatsızlık varsa sebebinin ne olduğu hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor tanzim edilmesi amacıyla bilirkişi raporu aldırılmasına karar verildiği; buna dair 05/07/2024 tarihli ara kararın taraflara tebliğ edildiği, yasal ihtarat içerecek şekilde ve ispat külfeti hükümlerine uygun olarak bilirkişi ücretinin davacı yanca karşılanması için ara kararlar kurulduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafa verilen sürenin ve yapılan ihtaratın mahiyeti 6100 sayılı HMK'nın 324 delil ikamesi için yatırılması gerekli avans miktarı için verilen kesin süredir. Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde, bu delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı kabul edilerek dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle ihtaratın geçerli olması için, taraflarca tamamlanması gereken işlemin açıkça belirtilmesi ve ihtarata uygun hareket edilmemesi halinde hangi hukuki sonuçla karşılaşılacağının açıklanması şarttır. Dosya kapsamı itibariyle de davacı taraf vekiline 6100 sayılı HMK'nın 324/2 maddesi gereğince bilirkişi ücretinin karşılanmaması durumunda talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının davacıya ihtarına karar verilmiştir. Bu yönüyle de usul hukuku tekniği itibariyle davacıya yönelik delil avansı ihtaratı geçerli bir ihtarat niteliğindedir. Davacı vekilince delil avansının yatırılmadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı halde ise eldeki uyuşmazlığın mevcut delil durumuna göre çözülmesi gereklidir.
6100 sayılı HMK'nın 324.maddesine göre, taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorundadır. HMK 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin HMK 324. maddede ki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısıyla delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrılması delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunlu olup; bilirkişi raporu alınması, keşif gibi delil ikamesine yönelik giderler gider avansı içinde HMK 324. madde gözetildiğinde değerlendirilemeyecektir. Bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ilamında; "...HMK 324. maddesine bakıldığında; " taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi mevcuttur. Maddede, delil avansının yatırılmaması halinde, tarafın o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı belirtilmiştir. Delil avansı yatırılmadığında mahkemenin mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapmak suretiyle dava ile ilgili karar vermesi gerekir. Bu durumda dava diğer deliller ile kanıtlanamamışsa, delil avansının kesin süreye rağmen yatırılmamasının sonucu davanın usulden değil, esastan reddine karar verilecektir...." şeklindeki yüksek mahkeme tespitinin hatırlatılması gerekir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 05/11/2009 sonrası için taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmaması sebebiyle ticari alacak olduğu, ticari defterler üzerinde ilgili teknik incelemenin zorunlu olduğu, bu hususta ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, gerekli bilirkişi ücretinin ikame edilmediği, davacı tarafça bilirkişi deliline dayanılması karşısında, bilirkişi raporu alınması delil ikamesine yönelik giderler gider avansı içinde HMK 324. madde gözetildiğinden talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayıldığı, somut dosya kapsamı itibariyle davacı davasını ispatlayamadığından sübut bulmayan davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan peşin alınan 187,86-TL peşin harç ve 4.300,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.487,86-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 3.872,46-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.084,85-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 239,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tazminat istemi bakımından hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine
Dair, E-duruşma ile katılan davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025
Katip
Hakim