T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/733 Esas
KARAR NO: 2025/610
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 21/11/2024
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...Ltd. Şti. tarafından davalı .... Ltd. Şti'ne kargo hizmeti verildiğini, müvekkili şirketin davalıdan 1.029.274,11 TL tutarında alacağının bulunduğunu, davalının borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine ... 29. İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının arabuluculuk görüşmesine icabet etmemesi sebebiyle huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığını belirterek dava ve talep haklarının saklı kalması kaydı ile davalının ... 29. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, davalının kötü niyetli itirazda bulunması nedeniyle %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap : Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafından herhangi bir cevap dilekçesinin sunulmadığı görülmüştür
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 29. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası, taraflar arasında akdedilen taşıma kargo sözleşmesi, faturalar, hesap ekstresi, ticari defter ve belgeler celp edilmiş ve incelenmiştir.
Dosya, Mali Bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan ... tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Tüm dosya kapsamı ve Davacı ...A. Ş.'nin sunmuş olduğu yasal ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede; Davacı ...'in davalıdan 01.08.2024 icra takip tarihi itibariyle 1.029.274,11 TL alacağının bulunduğu, Davacının kargo taşıma hizmeti sebebiyle açık hesap usulü işleyen cari hesap çerçevesinde davalıdan alacaklı olduğu, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenmediği ..." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Dava, kargo taşıma sözleşmesi uyarınca taşıma hizmetine karşılık açık hesap usulü işleyen cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
... 29. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası celp edilip incelendiğinde, takip alacaklısının davacı takip borçlusunun davalı olduğu, davacının 1.029.274,11 TL alacak için davalı hakkında ilamsız icra takibinde bulunduğu, davalının borca itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, duran takibe devam edilmesi amacıyla işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı, kargo taşıma sözleşmesi uyarınca taşıma hizmetine karşılık açık hesap usulü işleyen cari hesap alacağı kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmektedir.
Davalı, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığından yasal olarak ileri sürülen bu vakıayı inkar eden konumundadır. (HMK 128)
Kargo taşıma hizmeti kapsamında davacının taşıma edimine yönelik olarak faturalar düzenlendiği, dosya kapsamında bulunan ve dava dilekçesi ekinde ibraz edilen faturalar incelendiğinde faturaların tamamının "e-fatura" şeklinde tanzim edildiği, dolayısıyla davalıya tebliğ edildiği hususunda duraksama bulunmadığı, davalının faturaları tebliğ almasına rağmen yasal süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu faturaları davacı tarafa iade de etmediği, öte yandan düzenlenen faturalara ilişkin taşıma evraklarının ibraz edildiği çekişmesiz olup, bu itibarla taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı, davacının edimini yerine getirdiği ve faturalara konu kargo taşıma hizmetinin verildiği sabittir.
Uyuşmazlık, açık hesap usulü işleyen cari hesap uyarınca davacının alacaklı olup olmadığı ve varsa alacağının miktarı noktasında toplanmaktadır.
Davacı delil olarak, tarafların ticari defter ve belgelerine dayanmıştır.
Mahkememizce, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Alacak miktarının tespiti ve takip tarihi itibariyle tarafların alacaklı - borçlu durumlarının araştırılması amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, HMK 222. maddesi hükmü uyarınca tayin edilen inceleme günü için ticari defterler ibraz edilmediği ya da bu konuda mazerete yönelik açıklamada bulunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceğinin taraflara ihtaratla bildirilmiştir. Bu hususta ticari defterlerin ibrazına yönelik meşruhatlı davetiye davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Ancak, davalıya yeterli süre ve imkanın tanınması ve meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği gibi inceleme gününde herhangi bir mazeret beyanında dahi bulunmadığından HMK' nın 222. maddesi gözetilerek davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. (Aynı yönde bakınız. İSTANBUL BAM 43. HD. ... E.... K.; İSTANBUL BAM 12. HD...E. ...K.)
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4).
... tarihli ve ... sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69. ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur.
Nitekim, mali bilirkişi tarafından sunulan 27/06/2025 tarihli raporda belirtildiği üzere, davacının ticari defter ve belgelerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı lehine delil olma niteliğini taşıdığı, ticari defter ve belgeler uyarınca davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 1.029.274,11 TL alacaklı olduğu, ayrıca davacı defterlerinde alacağın davalı tarafça kısmen veya tamamen ödendiğine yönelik muhasebesel yönden davalı lehine herhangi bir kaydın da bulunmadığı, hasılı davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 1.029.274,11 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Mali bilirkişinin 27/06/2025 tarihli bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olup, muhasebesel yönden sunulan bilimsel mütalaanın isabetli ve dosya kapsamındaki belge ve delillerle uyumlu olduğu tespit edilmiş, mahkememizce raporun içeriği de denetlenerek hükme esas alınmıştır.
Esasen, rapora karşı taraflarca herhangi bir itirazda da bulunulmamıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında, mahkememizce hükme esas alınan 27/06/2025 tarihli mali bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, ayrıca alacağın faturalara ve cari hesaba dayanması, likit bir alacak olması ve 2004 s. İİK 67/2. maddesi uyarınca yasal koşulları oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KABULÜ ile,
1-Davalının ... 29. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında ve aynen devamına,
2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen alacağın (1.029.274,11 TL ) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 70.309,71 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 12.431,06 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 57.878,65 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 12.431,06 TL peşin harç, 1.040,00 TL posta ve tebligat masrafı ve 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 21.471,06 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 156.098,38 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/09/2025
Katip
Hakim