T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/757
KARAR NO: 2025/221
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 02/12/2024
KARAR TARİHİ: 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan şirketin ihyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesi ile; ... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... A.Ş'yi hasım göstererek ...E.sayılı dosya ile açtığı ipoteğin fekki davasında ... A.Ş.'nin ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce kaydının silinip resen terkin olduğunun anlaşılması üzerine taraf teşkilinin sağlanması açısından mahkemece iş bu davayı açmak için tarafına on beş gün süre verildiğini, ihyası istenilen ... A.Ş.'nin sicilinden terkin edilmeden önceki adresi ... olup şirketin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7.Maddesine göre 31.07.2013 tarihinde resen terkin edildiğini, mülkiyeti tarafına ait olan ...Mahallesi 3685 ada 13 parselde ... arsa paylı kat irtifakının, üzerindeki ... A.Ş lehine tesis edildiğini, ... tarihli ... yevmiye numaralı yolsuz ipotek şerhi kaldırılmadan şirket terkin edildiğini, söz konusu teminat ipoteğinin fekki için öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, 01/07/2013 tarihinde sicilinden resen terkin edilen ...A.Ş.’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sicil müdürlüğü vekili cevap dilekçesi ile; müvekkil Ticaret Sicil Müdürlüğüne ...ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...Şirketinin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu şirketin, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "vergi kaydının terkin edildiği" ve "sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31/07/2013 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşılmış olduğunu, müvekkili olan Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, re’sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı vekilince re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiş olduğunu, dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olan davacı tarafça re'sen terkin işleminin usule aykırı olduğu iddiasının ileri sürülmesi de mümkün olmadığını, TTK Geçici 7.Madde Fıkra 2 hükmüne de aykırı bir durum bulunmadığından nitekim bu yönde bir iddia da ileri sürülmediğinden müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluğun bulunmamakta olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık, ihyası talep olunan şirketin taraf olduğu ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ....sayılı dosyası yönünden adı geçen şirketin ihyasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İhyası talep olunan şirketin 31/07/2013 tarihinde ve resen TTK-Geçici 7 madde hükmüne göre resen terkininin gerçekleştiği, taraf teşkilinin tam ve eksiksiz sağlandığı tartışmasızdır.
Yukarıda açıklandığı üzere davacının talebi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7.maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirket aleyhine açılmış bulunan derdest dava dosyasının bulunması nedeniyle şirket tüzel kişiliğinin ihyasına ilişkindir.
Mahkememizin halihazırdaki başkanının AYM'ye başvurusu sonrası Anayasa Mahkemesi Başkanlığının... E.sayılı dosyasına istinaden TTK Geçici 7.madde hükmünde yer alan "beş yıl" ibarenin iptal olunduğu, iptale ilişkin Anayasa Mahkemesi Başkanlığının ...E.sayılı ... K.sayılı kararının 15/09/2023 tarihinde Resmi Gazetede yayınlandığı, bu çerçevede süre yönünden davanın esasına girilmesine engel halin olmadığı öncelikle kabul edilmiştir.
İhyası talep olunan şirketin, halihazırda ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E.sayılı dava dosyasında davalı konumunda olduğu, bu noktada davacının dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması açısından şirket ile ilgili ihya kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dava TTK'nın geçici 7.Madde hükmü çerçevesinde açılmış olup ihyası istenen şirketin merkez adresi karşısında ise mahkememiz yetkilidir.
"6102 Sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar şirketin münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle şirketler re'sen terkin edilebilirler. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler."
Somut uyuşmazlıkta davacının, ihyası talep olunan şirket aleyhine terkin sonrası dava açtığı, ihyası talep olunan şirket ile ilgili diğer Mahkemedeki yargılamanın devam edebilmesi açısından davacının ihya davası açmakta hukuki yararının olduğu, bu nedenle davacının aktif sıfat sahibi olduğu açıktır.
Esasen derdest davanın görülebilmesi açısından şirketin ihya olunması zorunludur. Aksi halde davacı tarafından açılan davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi, davanın hükme bağlanabilmesi, hatta hükmün infaz olunması imkansız hale gelecektir. Kaldı ki ihya kararının verilmemesi, Anayasa m.36 hükmü ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkının dahi ihlaline yola açacaktır.
Öte yandan davacının ihyasını istediği şirketin 31/07/2013 tarihi itibariyle terkin işleminin gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı gerçek kişinin ihyasını talep etmiş olduğu şirket hakkında ihya kararı verilmesi usulen artık zorunluluktur. Hal böyle olunca ihya kararı verilmesi açısından yasal şartlar gerçekleşmiştir. İhya ise somut olay açısından emsal olarak güncel Yargıtay uygulaması gereği derdest dava ile sınırlı gerçekleştirilmiştir. Zaten davacı asil 19/03/2025 tarihli duruşmada açıkça adı geçen dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması ve bu dosyanın kesinleştirilmesiyle ilgili iş ve işlemler yönünden ihya kararı verilmesini talep etmiştir. Zira bu noktada güncel hukuki yararın gözetilmesi asıldır. Ne var ki sadece davanın görülmesi değil ayrıca bu dava ile ilgili verilecek hükmün kesinleştirilmesi ve icra hukuku açısından infaz işlemlerini dahi kapsayacak şekilde hüküm takdir edilmiştir. Zira bir davada verilecek hüküm ancak infaz edildiği ölçüde hukuken vardır. Bu nedenle ihya kararı, derdest davada verilecek hükmün infazını dahi kapsamaktadır. Zaten Yargıtay 11.HD güncel kararlarında da, mutlak ihya talebi olsa dahi Mahkememizce oluşturan karar içeriğine uygun BAM ve İDM kararlarını onamaktadır. (Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı ve uyumlu olan İstanbul BAM 13.HD ...E. ...K.sayılı, Yargıtay 11.HD ...E. ... sayılı kararı)
Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz." denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir.
Dayanak hükmün yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren verilen ihya kararlarında ve en başta tasfiye memuru atanması gerektiği Yargıtay 11.HD tarafından benimsenmiştir.
TTK'nın geçici madde 7/1 hükmünde; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır." denilmek suretiyle madde kapsamına giren şirketlerle ilgili yapılacak tasfiye işlemlerinde başka bir yasal düzenlemenin kıyasen uygulanamayacağı kabul edilmiş olduğundan sicilden re'sen terkin edilen şirketler hakkında verilen ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı kabul edilmekte idi. Yargıtay'ın son uygulamalarıyla bu husus dahi yeniden değişmiştir. Yargıtay 11.HD ve Yargıtay HGK uygulamaları ile son yıllardan itibaren TTK geçici 7.madde uyarınca ihyasına karar verilen şirketlere tasfiye memuru atanmasının kanunun amacına uygun olacağı yönünde görüş değişikliği olmuştur. Buna bağlı olarak bölge adliye mahkemeleri kararları kaldırılmış, ilk derece mahkemelerinin kararları bozulmuştur. En son yargısal uygulama ise tasfiye memurunun atanması yönündedir. (Yargıtay 11.HD...E....K; yine ...E. ...K.sayılı vb kararları)
"Öte yandan, ihyası talep edilen şirketin, davalı Kurum tarafından sermayesini gerekli tutara artırmadığından bahisle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine dayalı olarak 26/03/2014 tarihinde resen ticaret sicilden terkin edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine dayalı olarak resen ticaret sicilden terkin edilen şirketlerin ihyası için açılan davalarda, ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup şirket ortaklarına ve yetkililerine husumet yöneltilemez. Bu anlamda, resen terkin edilen şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasının gerekmesi de şirket ortak ve yetkililerine husumet yöneltilmesini gerektirmez. (Yargıtay 11.HD...E. ...K.sayılı kararından hareket edilmiştir) şeklindeki Yargıtay uygulaması da bu noktada dikkate alınmıştır.
Bu çerçevede değişen ve gelişen Yargıtay uygulaması karşısında şirketin ihya olunması dışında ve ayrıca şirkete en son yetkilinin tasfiye memuru dahi atanması gerekmiştir. Esasen bu atamayı yapmaya yasal bir engel dahi yoktur.
Hal böyle olunca davalı sicil müdürlüğü aleyhine hüküm kurulmuş olup bu noktada yargılama gideri ve vekalet ücretinin kimin üzerinde kalması gerektiği ise ayrıca Mahkememizce değerlendirilmiştir.
Halihazırda Mahkememizce de somut dava açısından mevcut yasal düzenlemeler ve Yargıtay uygulaması gözetilmiştir.
29/05/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. Maddesi bu noktada dikkate alınmalıdır. İlgili hüküm şu şekildedir:
"MADDE 16 - 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.”
İlgili hükmün ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince farklı yorumlanması söz konusu ise de bu noktada madde gerekçesinin dikkate alınmasında da fayda bulunmaktadır. Nitekim madde gerekçesi: Uygulamada, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi uyarınca kaydı silinen şirket veya kooperatifler hakkında açılan ihya davalarında, yargılama sonucunda ihya karan ile birlikte davaya yasal hasım olarak iştiraki zorunlu olan ticaret sicili müdürlükleri aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilebilmektedir. Madde hükümlerini uygulamakla yükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicili müdürlükleri aleyhine bu yönde hüküm tesis edilmesi uygun olmadığından, uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadan kaldırmak adına ve yürürlüğünden sonra verilecek hükümlerde uygulanmak üzere on beşinci fıkraya son cümle eklenmektedir" şeklindedir. Kanun koyucu, ticaret sicil müdürlüklerinin yasal hasım olduğunu, bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir olunmamasını aslında amaçlamıştır. Bu kanun koyucunun bir tercihidir.
Bilindiği üzere önceki uygulamalarda ve mevcut düzenlemeler gereği, davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde Yargıtay kararları mevcuttur. Ne var ki ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 7515 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında TTK geçici 7.maddesinin 15.fıkrasına yapılan ekleme ve değişiklik çerçevesinde, bu maddede öngörülen usule uygun kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunmayacaktır.
Nitekim değişen ve güncel Yargıtay uygulamalarında dahi "temyiz inceleme tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanununun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasının son cümlesi uyarınca artık davalı ... müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olamayacağı" benimsenmiş, hatta bu nedenle ilgili BAM kararı dahi Yargıtay tarafından düzeltilerek onanmıştır. (Yargıtay 11.HD...E. ...K.sayılı kararı, Yargıtay 11.HD...E. ...K.sayılı kararı, bu uygulamayı benimseyen İstanbul BAM 13.HD ..E. ...K.sayılı kararı)
Esasen yukarıda anılan kanun koyucunun gerekçesi ile yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararı birbiriyle uyumludur. Böylelikle ilgili Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere kanun değişikliğinin olduğu tarihte derdest olan davalar açısından dahi bu değişiklik dikkate alınacaktır. Zaten bu değişiklik bir usul hükmüdür. Kanunda da aksine bir düzenleme olmadığı bu usul hükmünün, "hemen ve derhal uygulanması" ana ilkedir. Bu çerçevede sicil müdürlüğü aleyhine artık vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmeyecektir. Zaten davacı asil, duruşma sırasında açıkça herhangi bir yargılama gideri talebi olmadığını beyan etmiştir. HMK m.26 hükmü uyarınca bu talep ile bağlı kalınması esastır.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının 6102 TTK Geçici 7. Madde uyarınca davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numaralı dosyasında kayıtlı iken resen terkin edilen... ŞİRKETİ yönünden ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasındaki "tüm iş ve işlemler, taraf teşkilinin sağlanması, bu dosyanın kesinleştirilmesi ve infazı ile ilgili tüm iş ve işlemleri dahi kapsamak üzere "adı geçen ...nün ... sicil numarasında kayıtlı ...ŞİRKETİ'nin İHYASINA, tasfiye memuru olarak ... T.C.kimlik numaralı ...' ün atanmasına, şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin kararın kesinleştiğinde ticaret sicilde tescil ve ilanına, Mahkememiz kararının bir suretin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine, gerekli ilan ve müzekkere masraflarının davacı tarafça karşılanmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının, 6102 TTK Geçici 7. Madde uyarınca davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne,
...nün ... sicil numaralı dosyasında kayıtlı iken resen terkin edilen ...ŞİRKETİ yönünden ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasındaki "tüm iş ve işlemler, taraf teşkilinin sağlanması, bu dosyanın kesinleştirilmesi ve infazı ile ilgili tüm iş ve işlemleri dahi kapsamak üzere "adı geçen ...nün ... sicil numarasında kayıtlı ... ŞİRKETİ'nin İHYASINA,
2-Tasfiye memuru olarak ... T.C.kimlik numaralı ...' ün atanmasına,
3-Şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin kararın kesinleştiğinde ticaret siciline tescili ile ilânına,
4-Mahkememiz kararının bir suretinin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
5-Gerekli ilan ve müzekkere masraflarının davacı tarafça karşılanmasına,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, davacının peşin olarak yatırdığı 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından harcanan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Yasal düzenleme gereği davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesine,
9-Karar kesinleştiğinde ve kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere davacının yüzüne karşı, davalının yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...