T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/768 Esas
KARAR NO: 2025/73
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/12/2024
KARAR TARİHİ: 29/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı borçlu şirket sahibi ve yetkilisi ...'ın sahibi olduğu ... bünyesinde bulunan ... bahçesine davalıya ve mimarı ...'a sunulan teklif üzerinden iskontu yapılarak anlaşma üzerine, 388.799,93-TL bedelle mekanik sistemi ile birlikte Haziran 2024-Temmuz 2024 sonu Biyolojik şelale yapıldığını, iş bu şelalenin çalışır vaziyette eksiksiz olarak karşı tarafa teslim edildiğini, aradaki anlaşma gereği 170.000-TL'nin davalı tarafından banka üzerinden yapılmış olup, iş bitiminde bu şelale yapımından kaynaklı alacak dolayısıyla 06.08.2024 tarihinde kullanılan malzemeleri kapsayacak şekilde faturası kesilerek karşı tarafa 06.08.2024 tarihinde 388.799,93-TL'lik fatura gönderildiğini, kalan bakiye olan 218,799,93-TL'nin davalı tarafça ödenmediğini, faturaya süresinde itiraz olmamasına yapılan işin eksiksiz yapılıp, çalışır vaziyette teslim edilmiş olmasına ve bu konuda herhangi bir itirazları söz konusu olmamasına rağmen,yasal mevzuat gereği 8 gün içerisinde faturanın içeriğine itiraz etmeleri yada iade etmeleri gerekirken faturanın gönderiminden 2 ay sonra 11.10.2024 tarihinde 218.799,94-TL'lik iade faturası gönderilmesi ve bakiyenin ödemesinin yapılmaması yasal mevzuat ve yerleşik uygulama ile maddi gerçekler karşısından hukuken kabul göremeyeceğinden kalan bakiyenin tahsili amacıyla, ... 11.İcra Müdürlüğü'nün... E.sayılı dosya ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının iş bu takibe haksız itiraz ettiğini, kalan bakiye alacağı olan 218.799,94-TL 'nin işlemiş faizi,yapılan masraf, icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti ile ödenmesi konusunda ticari konu olmasından dolayı zorunlu arabulucuğa müracaat edilmiş olmasına rağmen,anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasındaki yapılan işin mahiyetinin eser sözleşmesi olduğunu belirterek, davalının ... 11.İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak miktarı olan 218.799,94-TL üzerinden iptali ile icra takibinin takip tarihinden itibaren ödeme gününe kadar işleyecek yıllık yasal faiz ile devamına karar verilmesini, davalının borca kötüniyetle itiraz etmiş olmakla %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olmasının zorunlu olduğunu, vergi dairesi kayıtları uyarınca davacının 1.sınıf tacir olmadığını, davacı tacir olmadığı için Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, öncelikle usule ilişkin olarak davacının ticari faaliyetinin esnaflık sınırları içinde kaldığından tacir olarak kabul edilemeyeceğini, bu itibarla davanın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak davacı tarafından yapılan eserin ayıplı olduğunu, müvekkili şirket tarafından, ... bahçesine, biyolojik havuz inşa edilmek istenilmiş, bu kapsamda davacıyla anlaşma sağlanmış ve 13/05/2024 tarihinde davacıya 170.000 TL de avans ödemesi yapıldığını, ancak davacı tarafından, müvekkiline örnekleri gösterilerek yapılacağı vaat edilen biçim ve kalitede bir şelale ve havuz yapılmadığı gibi, söz konusu eserin tamamen ayıplı şekilde imal edilmiş olduğundan müvekkilinin zarara uğramasına da sebebiyet verildiğini, davacı tarafından yapılan şelale ve havuzun tesisat işlerinin tamamıyla ayıplı olarak yapıldığını, tesisatın bağlantı noktalarının işin gerektirdiği gibi yapılmadığından su kaçırmakta olduğunu, hatta tesisattan sızan su, motorların olduğu kontrol dairesinde su baskınına sebebiyet verdiğini, bu su baskını sebebiyle otele ait birçok malzemenin zayi olduğunu, durumun davacıya telefonla ihbar edildiğini ancak davacı tarafından ayıpların tamiriyle ilgili hiçbir adım atılmadığını belirterek öncelikle davanın görevli mahkemede açılmamış bulunduğundan mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik kararı verilmeyecek ise bu durumda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın esastan reddine ve davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Davacının gerçek kişi tacir sıfatının araştırılması kapsamında ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtları, ... Vergi Dairesi kayıtları ve... Başkanlığı yazı cevapları dosyaya celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi, bu çerçevede Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi zorunludur.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi Hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. TTK gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, eldeki itirazın iptali davasının eser sözleşmesinden kaynaklandığı, eser sözleşmesinin TTK'da bentler halinde sayılan (TTK m.4/1) ya da bu Kanunda (6102 s. TTK) gösterilen yahut diğer Kanunlarda özel olarak belirtilen mutlak ticari davalardan olmadığından işbu davanın, mutlak ticari dava olmadığı açıktır.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
Nispi ticari dava bakımından, davalı ticari şirket olduğundan tacir olmakla birlikte; davacının gerçek kişi olması sebebiyle tacir sıfatının bulunup bulunmadığının araştırılması zorunludur.
Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile İŞLETME HESABINA GÖRE DEFTER TUTAN VE BİRİNCİ MADDE DE BELİRTİLENLERİN DIŞINDA KALANLARIN tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarihli ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 213 Sayılı VUK 177. maddesinde belirtilen hallerden 1. ve 3.bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda belirlenen sınırların yarısını, 2.benddeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
Davacı ...'ın gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, ... tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ... sayılı BKK. uyarınca esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından ise bu yıllarda verdiği Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 171/1 ve 3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 171/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılmış, nihayetinde dava tarihi itibariyle davacı ...'ın 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davacının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, davacının ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadığı ve ticari işletmesinin de olmadığı belirlenmiştir. Diğer taraftan; ...'ın işletme hesabına göre defter tuttuğu, ancak celp edilen gelir beyannameleri ve eki performans tabloları incelendiğinde Bakanlar Kurulu kararı uyarınca esnaf - tacir ayırımına göre faaliyetinin esnaf sınırını (limit hadlerini) yine aşmadığı görülmüştür. (Yıllık alış, satış ve gayri safi hasılat miktarları / limit hadleri ayrıca incelenmiş ve denetlenmiştir.). Hasılı, davacının gerçek kişi tacir sıfatının bulunmadığı belirlenmiştir.
Bu halde, davacının tacir sıfatının bulunmadığı ve nispi ticari dava da söz konusu olmadığından Asliye Ticaret Mahkemesi olarak işbu davada Mahkememizin görevli olmadığı, davaya konu uyuşmazlık bakımından genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Nitekim, konuya ilişkin özel daire emsal kararlar da aynı mahiyettedir.
İSTANBUL BAM 15. HUKUK DAİRESİ ...E. ... K. sayılı ilamında:
"...O halde toplanan delillerden somut olayda, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davacının iş sahibi , davalının ise yüklenici olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından eser sözleşmesine dayalı alacak talebinin TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari olmadığı açıktır. Davanın nispi ticari dava olması için ise her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur. Bu durumda davacının sermaye şirketi olup tacir olduğu, davalının ise gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda gerçek kişi olan davalının tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmalıdır. Nitekim dosya içerisinde davalının tacir olup olmadığına yönelik getirtilen kayıtlarda, herhangi bir ticaret sicil kaydının bulunmadığı, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalının tacir olmadığı ve davanın, nispi ticari dava da sayılamayacağından iş bu davaya bakma görevinin HMK’nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu gözetilerek verilen karar yerindedir...."
İSTANBUL BAM 15. HUKUK DAİRESİ ...E. ... K. sayılı ilamında:
"...Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu ve davacı tacir ise de davalının tacir olmadığı, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava ve işlerden olmadığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan dava ve işlere asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılacağına dair özel bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle, davayı görüp sonuçlandırma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan..." şeklindedir.
Yapılan açıklamalar karşısında; eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsiline yönelik açılan işbu itirazın iptali davasının TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava bakımından her iki tarafın tacir olmasının zorunlu olduğu, ancak davacı ...'ın yapılan araştırmalar sonucunda tacir sıfatının bulunmadığı, nihayetinde mutlak veya nispi ticari dava bulunmadığından TTK 4. maddesi uyarınca Mahkememizin görevli olmadığı, aksine davaya bakmakla görevli mahkemenin genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tespit edilmiş, açıklanan nedenlerle 6100 s. HMK 114/1-c ve HMK 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere);
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.29/01/2025
Katip
E- İmza
Hakim
E- İmza